# Uyuşmazlık mahkemesinin kuruluş ve işleyişi hakkında kanun ile hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:225)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim
- **Tarih:** 23 Temmuz 2008
- **Gündem:** UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN İLE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:225)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-07-23-uyusmazlik-mahkemesinin-kurulus-ve-isleyisi-hakkinda-kanun-ile-hakimle-3

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 23 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN İLE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:225)); konuşma 924 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Komisyon Raporu’nun 3’üncü maddesi hakkında söz almış bulunuyorum.

Sayın Başkan, değerli üyeler; getirilen tasarının 3’üncü maddesi mevcut yasanın 4’üncü maddesinde değişiklik öngörmektedir. Mevcut yasanın 4’üncü maddesi, başkan ve üyelerin görev süresidir. 4’üncü madde Uyuşmazlık Mahkemesinin Başkan ve üyelerinin mevcut durumda dört yıllık bir dönem için seçilmesini öngörmüştür. Yine dönem içinde açılacak başkanlık ve üyeliklere aynı usullerle yenilerinin seçilmesini öngörmüştür. Bir de görev süresi biten başkanın bir dönem daha seçilmesini öngörmüştür.

Şimdi bizim getirdiğimiz şu anda görüşmekte olduğumuz 3’üncü çerçeve madde ile mevcut yasanın 4’üncü maddesindeki değişiklik ise yine görev süresi bitenlerle ilgili. Şimdi burada değerli arkadaşlarım, başkan ve üyelerin dört yıl için seçilmesi öngörülmüş, bu, mevcut yasayla aynı, ancak, buradaki değişiklik, görev süresi bitenlerin yeniden seçilebilmesine ilişkin bir düzenleme getirilmiş. Hâlihazırdaki yasada bu, iki dönem için getirilmiştir. Her şeyden önce bu sınırsız bir seçilme hakkının getirilmiş olmasını biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak burada doğru bulmuyoruz. Aslında bu, AKP Hükûmetinin kendi içerisinde de düştüğü bir çelişkidir. Bundan önce gerek 22’nci Dönem Parlamentosunda gerekse odalarla, kamu kurum ve kuruluşlarındaki başkan ve yönetiminin seçilme hakkı sınırlandı ve Anayasa Mahkemesinden döndürüldü. Şimdi orada onlara sınırlama getiren siyasi irade, bu tasarıda Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanına sınırsız seçilme hakkı tanıyor. Bunun biz doğru olmadığını düşünüyoruz.

Şimdi Komisyondaki görüşmeler sırasında da bu endişemizi dile getirdik. Sayın Komisyon Başkanımız Ahmet İyimaya “Görev süresi bitenler yeniden seçilebilir.” hükmünün madde metninden çıkarılmasını söylediğimizde -bu konuşmayı ben yapmışım- Sayın Başkanımız “Yoksa iki dönemle mi sınırlayalım?” demiş. Yani biz tümden bu hükmün kaldırılmasını isterken iki dönemle sınırlamanın mevcut durumda daha uygun olabileceği düşünülmüş, Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında bu hususun yeniden düzenlenebileceğini görüşmüştük biz.

Değerli arkadaşlarım, bu seçim, yeniden görevlendirme olayının, yani seçilen bir kişinin özellikle mahkemelerde arka arkasına seçilmesinin sakıncalarını çok fazla uzun uzadıya anlatmak istemiyorum. Şimdi bunu hepimiz biliyoruz. Yani bir daire başkanlığı seçimlerinin haftalarca, günlerce uzadığını ve bu seçimlerde yaşanan tartışmaları, çıkan şeyleri biliyoruz. O nedenle, özellikle böylesine önemli konularda kişilerin bir daha seçilebilme umudu uğruna mevcut görevinde aykırılıklar yaşatabileceği, yapabileceği şüpheleri vardır. Bu kuşku ve duraksamaları ortadan kaldırmak için bu hükmün kaldırılması, başkanın bir kez bu göreve getirilmesi, eğer bu değilse, mevcut yasadaki hükmün kalmasının daha doğru olduğunu düşünmekteyiz.

Yine burada seçimden bahsediliyor. Oysa, Anayasa’mızın 158’inci maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemelerinin kuruluşuyla ilgili yasada seçim değil görevlendirme kavramları kullanılmıştır. Bu görevlendirmeyi Anayasa Mahkemesi elbette kurul kararıyla yapacaktır, sonucunda bir karar alacaktır ve Anayasa Mahkemesinin kararlarıysa Anayasa’mızın 153’üncü maddesinin son fıkrası uyarınca bağlayıcıdır. Bu nedenle, görevlendirilen üyeyi dahi Anayasa Mahkemesinin bu kararı bağlayacaktır. Yani Anayasa Mahkemesi 1 üye görevlendiriyor, bu görevlendirme kararı o üyeyi de bağlıyor. O üyenin bunu reddetme, kabul etmeme hakkı yok. Oysa, seçimde ise bir adaylık söz konusu, seçilip seçilmemeyi istemek o kişinin kendi özgür iradesine bağlıdır. Bizim sistemimizde görevlendirme öngörülmüştür, seçim öngörülmemiştir. O nedenle, bu “seçim” kelimesinin de oradan çıkarılmasını istiyoruz.

Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; şimdi, hukukla ilgili tartışmalar yapıldığında, özellikle “Ergenekon” adı verilen soruşturmayla ilgili hukuk dışı endişeler, hukuk dışı kuşkular dile getirildiğinde, başta soruşturmayı yürüten Sayın Cumhuriyet Savcısının hukuka uygun davranması istenildiğinde çok anlamsız bir şekilde suçlamalar yapılıyor, deniliyor ki: “Bunları söylemekle darbecileri savunuyorsunuz.”

Değerli arkadaşlarım, hiç kimse, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında görev yapan hiçbir milletvekilimiz, millî iradenin devrilmesi sonucunu doğuracak eylem ve işlemlerin içerisinde olamaz. Hiç kimse ama hiç kimse, hangi siyasi partiden olursa olsun, bu demokratik, laik cumhuriyeti yıkmaya yönelik eylem ve hareketlere hoşgörüyle bakamaz. O nedenle, darbeye karşı çıkmak ayrı şeydir, darbecilerin, çetecilerin yargılanması başka bir şeydir. Ancak, insanlar suçlu bile olsa hukuka uygun bir şekilde yargılama sürecinin işletilmemesi başka bir şeydir.

Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri arasında, 12 Eylül, 12 Mart faşist darbelerinin mağduru olmuş, zindanlarda işkencelerden geçmiş pek çok arkadaşımız vardır. Bizim üstünde özenle durduğumuz şey, soruşturmanın hukuka uygun olarak yapılmamasıdır. Şimdi, bu kürsüden defalarca konuşmacılar konuştu. Nasıl oluyor da üstünde gizlilik kararı alınan bir soruşturma, ertesi gün şüpheli avukatları dahi bilmez iken, onlardan dahi esirgenirken birtakım basın ve yayın organlarında noktasına, virgülüne kadar aynen yayınlanabiliyor? Şimdi bu yanlışlığı söylemek, buna itiraz etmek darbecileri ve darbeyi savunmak mı oluyor değerli arkadaşlarım? Bu, hukuku savunmaktır; bu, hukuka saygıdır. Sayın Başbakan, geçenlerde -iki üç gün önce- verdiği bir demeçte “Hukuka saygıda herkes bizi örnek alsın. Anayasa Mahkemesine açılan davada benim ve partimin gösterdiği davranışı herkes örnek alsın.” diyor. Biz ve tüm Türkiye halkı, Sayın Başbakanın ve Sayın AKP Grubunun açılan bu dava, yürütülen soruşturma konusunda hangi saygıyı gösterdiğini çok iyi biliyor. Bu ülkede her kim suç işlerse işlesin, ister gerçek kişi olsun ister tüzel kişi olsun, o suç mutlaka bir ceza ile karşılanmalıdır. Bu, demokratik hukuk devleti olmanın gereğidir. Ancak her konuda olduğu gibi hukuku uygulayanlar, yargılama sürecini işletenler başta hukuka uygun davranmak durumundadırlar. Kendi aldıkları kararı görmemezlikten gelemezler. Sayın Başsavcı, torba niteliğindeki iddianamenin açıklandığı gün Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda olmayacak bir şekilde iddianame açıklanması... İddianame açıklanması diye bir yöntem yok.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yargıya müdahale.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Açıklandığı gün “Birtakım beyanların basında çıktığı doğrudur.” diyor. Doğruysa bunlar hakkında nasıl bir işlem yapılmıştır? Bu, yargıyı etkilemek değil midir? Önceden birtakım medya organlarında yayınlar yaparak bu medyayı etkilemek, davayı etkilemek değil midir değerli arkadaşlarım?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Şu anda yaptığın nedir?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Şimdi benim yaptığım, hukuka saygının gereğidir. Ben hukukçuyum, ben biliyorum neyi ne yaptığımı; ben ne yaptığımı çok iyi biliyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada önemli olan herkesin adil yargılanma hakkına saygı duymaktır. Elbette ki insanlar suçlu diye aşağılanamaz.

Bakın, “Değerli arkadaşlar, beraatizimmet asıldır. Hiç kimse ispat edilmedikçe suçlanamaz, cezalandırılamaz.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Uyuşmazlık mahkemesinin kuruluş ve işleyişi hakkında kanun ile hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:225)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-07-23-uyusmazlik-mahkemesinin-kurulus-ve-isleyisi-hakkinda-kanun-ile-hakimle-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
