# Uyuşmazlık mahkemesinin kuruluş ve işleyişi hakkında kanun ile hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:225)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim
- **Tarih:** 23 Temmuz 2008
- **Gündem:** UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN İLE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:225)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-07-23-uyusmazlik-mahkemesinin-kurulus-ve-isleyisi-hakkinda-kanun-ile-hakimle

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 23 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN İLE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:225)); konuşma 773 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konu hukuk olunca, yargı olunca herkesin üç düşünüp, beş düşünüp bir konuşması gerekiyor. Bugün, yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi Anayasa’mızın 9, 138, 139’uncu maddelerinde belirlenmesine karşın, gerçekten ülkemizde yargı bağımsız mı, yargıçlar güvenceli mi? Bu, öteden beri tartışılan, konuşulan bir konudur, ama bugün, günümüzde soru olmaktan çıkarılmış, hem öğretide hem de uygulamada sürekli tartışılan bir hukuk olgusu hâline gelmiştir.

Güvenceli yargıç yargı bağımsızlığının, bağımsız yargı da ulusumuzun güvencesidir. Yargı bağımsızlığı, dolayısıyla adil yargılanma, ancak bağımsız ve güvenceli yargıçlarla sağlanır; bunun için de yargıçlar, siyasal gücü elinde tutan yasama ve yürütme organına karşı tam bağımsız ve gerçekten güvenceli hâle getirilmelidir. Çünkü, yasama, yürütme ve yargı erki üzerine oturmuş olan sistemimizde yargının esas görevi yasama ve yürütmenin işlemlerini denetlemektir. Yasama ve yürütmenin kendi yaptığı işlemlerden denetlenmesinden rahatsızlık duyması demokratik hukuk devletlerinde kabul edilemez bir gerçektir.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan bu Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunda, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin bu Hükûmet Tasarısı ve komisyon raporunda… Aslında hazırlanışı belki de uygulamadaki sıkıntılardan olmuştur ancak bunları da burada izlediğimizde, bir bütün olarak gördüğümüzde Uyuşmazlık Mahkemesinin diğer yüksek mahkemeler gibi olma özlemi içinde olduğunu, bir kimlik arayışı içinde yani bir Yargıtay, bir Danıştay olma anlayışı içinde olduğunu görüyoruz.

Gerçekten mevcut Yasa’mızın 1’inci maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesinde görev alan hâkimlerimizin seçilmesi ve belirlenmesine ilişkin usullerde, Hukuk Bölümüne Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Danıştay Genel Kurulundan seçilen 2 kat üyeden Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından ikişer kişinin belirlenmesi şeklinde tanımlanmıştır. Bizim görüşmekte olduğumuz bu tasarı ile doğrudan, ilgili dairelerin seçmesi kuralı getirilmiştir yani Danıştay ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulları kendi üyeleri arasından 2 asıl ve 2 yedek üyeyi seçeceklerdir. Yine, Hukuk Bölümüne Askerî Yüksek İdare Mahkemesi tarafından da 2 kat adayın belirlenmesi ve bu 2 kat aday arasından 2 kişinin Cumhurbaşkanınca seçilmesi hükmü getirilmiştir. Ceza bölümüne ise mevcut Yasa’mıza göre 2 kat aday arasından 3 asıl, 3 yedek kişiyi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçecek, Askerî Yargıtay Genel Kurulu tarafından belirlenen yine 2 kat aday arasından 3 asıl ve 3 yedek üyeyi Cumhurbaşkanı seçecek.

Getirilen düzenlemeyle, bu Cumhurbaşkanının seçme yetkisi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun seçme yetkisi kaldırılmıştır. Hem Hukuk Bölümüne hem de Ceza Bölümüne Yargıtay, Danıştay, Askerî İdare Mahkemelerinin ilgili dairelerinin doğrudan, kendi aralarında seçimi esası getirilmiştir. Bizce yerinde ve doğru bir düzenlemedir. Bu yönüyle bu yasa teklifi doğru bir tekliftir.

Uyuşmazlık Mahkemesi ihtiyacı aslında bireylerin hak arama ihtiyacını güvence altına almak için kurulmuştur. Hem 1961 Anayasası’nda ve buna benzer getirilen 1982 Anayasası’nda bu Uyuşmazlık Mahkemesi bir ihtisas, yüksek mahkeme olarak tanımlanmıştır.

Bizim Anayasa’mızda nasıl ki sistemimiz yasama, yürütme ve yargı üzerine oturmuş ise yargıda bu adli, idari ve askerî yargı düzeneği olarak geliştirilmiştir. Elbette ki askerî, idari ve adli, üç tane ayrı yargı sisteminin arasında hem yetki uyuşmazlığı hem görev uyuşmazlığı hem de hüküm uyuşmazlığı doğması, çıkması doğaldır. Bu uyuşmazlıkların giderilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi kurulmuştur ve Uyuşmazlık Mahkemesinin Anayasa’mızın 158’inci maddesinde aynen eski, bundan önceki 61 Anayasası’nda olduğu gibi yüksek mahkeme vasfı korunmuştur.

Değerli Başkan, sevgili milletvekilleri; hukukun üstün olduğu ülkelerde hukukun üstünlüğü ilkesi -bu kürsüden müteaddit defalar söylediğim gibi- yargıçlara ve savcılara tanınmış bir üstünlük değildir, savcıların ve yargıçların keyfî uygulamalar yapması için getirilen bir ilke değildir. Hukukun üstünlüğü ilkesi her şeyden önce yargının bağımsız olması, yargıcın güvenceye sahip olması, adalet kapısında hak arayan insanlar için getirilmiş temel ilkedir. Her kurumda olduğu gibi yargıda da yargı erkini kullananlar bu yetkilerini, bu görevlerini Anayasa’da ve yasada tanımlanan kurallara bağlı kalarak kullanmak durumundadırlar. Türkiye’de aslolan şey insanların özgür, hür olarak yaşamaları, suçsuz olduklarının kabulüdür. İstisna olan şey ise insanların suç işleyeceği hususudur. İnsanları peşin, hükümlüymüş gibi gözeterek, kesin suçluymuş gibi gözeterek tutuklamak, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na aykırı şekilde davranmak hakkı, yetkisi; görev ve sıfatı ne olursa olsun kimsede yoktur.

Bugün ülkede yaratılmak istenilen gerginliklerin, sıkıntıların ve çatışmaların iktidara da muhalefete de faydası yoktur, hiçbir Türk vatandaşına faydası yoktur. Bu çatışmaların, bu gerginliklerin ortadan kaldırılması siyasi iradenin öncelikli görevidir. Bu da bu gerginliklerin nedenini ortadan kaldırmakla mümkündür.

Değerli milletvekilleri, bugün neyle suçlandığını bilmeyen insanların da temel hak ve özgürlükleri vardır. Bu insanlar gözaltına alınıyor ve “Ergenekon soruşturması” diye bir ad takılıyor. Hem Ceza Muhakeme Kanunu’nda hem de yasalarımızda savcıların yaptığı soruşturmaların bir adla adlandırılması diye bir kural yoktur. Ancak bugüne kadar Sauna Çetesi, başka çeteler adı altında bir sürü adlar takıldı. Burada da Ergenekon adıyla bir soruşturma yürütülüyor ve insanlar durmadan gözaltına alınıyor. Tabii ki gözaltına alınmasına bir hukukçu olarak hiçbir diyeceğim yoktur, ama gözaltına almaların da, yargılamaların da Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na ve diğer kanunlara uygun olarak yürütülmesi bir görevdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Uyuşmazlık mahkemesinin kuruluş ve işleyişi hakkında kanun ile hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:225)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-07-23-uyusmazlik-mahkemesinin-kurulus-ve-isleyisi-hakkinda-kanun-ile-hakimle (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
