# Zirai mücadele ve zirai karantina kanunu ile tarım ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumu kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.229)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 26 Kasım 2008
- **Gündem:** ZİRAİ MÜCADELE VE ZİRAİ KARANTİNA KANUNU İLE TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.229)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-11-26-zirai-mucadele-ve-zirai-karantina-kanunu-ile-tarim-ve-kirsal-kalkinmay

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 26 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZİRAİ MÜCADELE VE ZİRAİ KARANTİNA KANUNU İLE TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.229)); konuşma 1.031 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, her ne kadar AKP’nin işbaşına geldiği günden beri çıkardığı yasaların çalışanlara, çiftçilere, işçilere, köylülere, dul, yetimlere, emeklilere herhangi bir yararı ve hayrı dokunmamış ise de çıkacak bu yasanın çiftçilerimize, üreticilerimize hayırlı olması dileğiyle konuşmalarıma başlamak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, 2004 yılında Silifke’de bir sel felaketi olmuştu, Göksu Irmağı’nın yakınlarındaki birtakım köylerimiz, çiftçilerimiz çok ciddi zarar görmüşlerdi ve o köylülerimizin, çiftçilerimizin zararları tespit edilmesine rağmen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bir türlü ödenmedi; elimde de Bakanlığın bir belgesi var, 2004 yılında ancak yüzde 20’sinin ödendiğini belirtiyor ve daha bakiyesi ödenmedi. Köylüler devlete dava açtılar, davayı kazandılar, ancak bu zararlar giderilmedi. Sayın Bakanıma soruyorum: Bu zararları ne zaman gidereceksiniz? Zira, bugün Silifke’ye Göksu Irmağı yine taştı, Çeltikçi, Bahçe, Sökün ve Göksu Irmağı’nın etrafındaki köyler yine sel altında kaldılar, tarlalar gene zarar gördü. Ben Silifkeli çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum.

Sayın milletvekilleri, 15 Nisan 2008 tarihli Resmî Gazete’de Bakanlar Kurulu kararnamesi yayımlandı. Bu Bakanlar Kurulu kararnamesi hayvancılığın desteklenmesine ilişkin bir kararnameydi. Bu kararname hayvancılığa destek değil köstek kararnamesi olmuştur. Şöyle ki: Pek çok destek ortadan kaldırılmıştır ya da miktarı aşağı çekilmiştir.

Yine, Hükûmet, doğrudan gelir desteği yöntemini hayvancılık alanında da uygulamaya koymuştur. İnek başına, melezlere 300 YTL, saf ırk hayvanlara 350 YTL, hastalıktan ari işletmelerdeki hayvanlara 400 YTL olarak verilecek teşvikler, üreterek hayvancılığı gerçek ekonomik bir faaliyet olarak yapan işletmeler ile adi yöntemlerle hayvancılık yapan işletmeleri aynı tutar hâle gelmiştir. Yani 5 kilogram süt veren hayvan ile 40 kilogram süt veren hayvan için aynı teşvik verilmektedir. Önceki teşvik sisteminde süte litre başına 85 kuruş verilirken 40 kuruşa indirilmiş; buzağı 80 YTL, örgütlü sistemde 140 YTL teşvik verilmekte iken bu destek 2008 yılında kaldırılmıştır, hayvan başına teşvik sistemine geçilmiştir.

Geçen yıl 50 kilogramlık yem çuvalını 18 YTL’ye alan üretici bugün aynı yem çuvalını 32 YTL civarında mal etmekte. Bu teşvikin kaldırılmasıyla hayvan üreticisi iflas etmiştir.

Ayrıca, bu kararnameyle suni tohumlama, üreticinin devlet eliyle yönlendirildiği soy kütüğüne kayıtlı hayvanlara uygulanan artı teşvikler, damızlık düve üretimini özendiren teşvikler, kaliteli süt üretiminde vazgeçilmez bir araç olan soğutma tankı teşvikleri, büyük işletmelerdeki en büyük problem olan gübrenin çevreye zararını ortadan kaldırmaya yönelik gübre çukuru yapımına verilen teşvikler tamamen kaldırılmıştır.

Bu kararnameyle hayvansal üretimdeki maliyetleri aşağı çeken özendirici yem ekimiyle ilgili teşvikler azaltılmıştır. Yoncada dekar başına 130 YTL olan teşvik 115 YTL’ye, korunga desteği 80 YTL’den 75 YTL’ye, yapay çayır, mera desteği 100 YTL’den 75 YTL’ye, fiğ desteği 50 YTL’den 30 YTL’ye, silajlık mısır desteği 60 YTL’den 45 YTL’ye çekilmiştir.

Bu kararnameyle 2007 yılında üreticiye ödenen 1,3 milyar YTL’lik destek 2008 yılında 750-800 milyon YTL civarına çekilmiştir.

Yine söz konusu kararname, üreterek hayvancılığı gerçek bir üretim ve istihdam alanı hâline getiren, ülke ekonomisine katkı sağlayan ve kaliteli, hijyenik gıda üretimini ve halka arzını temin eden işletmelerin sonunu getirirken, ekonomiye katkısı olmayan bin yıllık yöntemlerle yalan yanlış ve hastalıklı üretim yapanlara katkı sağlamıştır. Az hayvanla, yüksek ve verimli üretim yapan gerçek üretici cezalandırılırken çok sayıda, verimsiz, ekonomik ve rantabl olmayan üretim yapan üreticilik şekli ödüllendirilmiştir. Bu teşvik kararnamesiyle hayvancılığın yok edilmesinin ilk adımı atılmış, bu kararname ile Türkiye'nin Avrupa’nın pazarı olmasının yolu açılmıştır.

Şu anda süt sığırcılığı sektörü uygulanan bu yanlış düzenlemelerden ötürü… Vatandaşın marketten 1,5-2 YTL’ye aldığı süt üreticiden 47-48 kuruşa alınmakta; kilosunu 60 kuruşa aldığı yemle üretici işletmesinin devamını sağlayamamakta, ineklerini mezbahaya göndermektedir.

Yem fiyatlarındaki artış her geçen gün çok fazla olmuştur. Bu yem fiyatlarındaki artış diğer sektörlerde olduğu gibi koyunculuk sektörünü de etkilemiştir. 1991 yılında 40 milyon civarında olan koyun adedi 2000 yılında 28 milyona, 2007 sonunda 25 milyon adet civarına düşmüştür; 91-2007 arasındaki azalma yüzde 38 civarında olmuştur. Konya ve Karaman gibi bizim yüksek yaylalardaki koyunculuğun yaygın olduğu bölgelerde olay âdeta tükenmiştir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakan eylem planını açıklarken tarımda araziyi temel alan, dekar başına doğrudan gelir desteğinden vazgeçileceğini ve ürüne, üretime dönük teşvik verileceğini söylemişti. Tarımda üretimin yapıldığı yer tarladır, arazidir; hayvancılıkta ise üretimi yapan hayvandır. Bu nedenle, hayvan başına verilen desteğin kaldırılan dekar başına teşvikten farkı yoktur.

Şimdi, Hükûmet bir an önce, özellikle içinde bulunduğumuz ekonomik krizin etkilerini de düşünerek bu ekonomik krizin tarım sektörüne, hayvancılık sektörüne vereceği zararları en aza indirebilmek için çözüm üretmelidir, hayvancılığı desteklemelidir. Onun için, şu anda yapılan mevcut desteklerden derhâl vazgeçilmeli, ürün endeksli desteklere geçilmelidir. Hayvancılık desteklenmesine ayrılacak bütçe süt hayvancılığında sadece süt miktarına, et işletmelerinde ise et miktarına göre belirlenmeli, böylece üretimdeki verimlilik artırılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet, bugün ekonomik krizin faturasını işçilere, köylülere, esnafa ve memura çıkarttığı gibi, çiftçiye, üreticiye ödettirmektedir. Bugün Silifke’de, Erdemli’de, Mersin’de ve Hatay’da limon, hâlâ ağaç dallarındadır; hâlâ daha limon piyasası açılmamıştır, üreticiler kara kara düşünmektedirler, ürettikleri limonun kaça satılacağı belli değildir, alınıp alınmayacağı belli değildir ama Hükûmet uyuyor. Amerika ve Avrupa Birliği iç tüketimi canlandırıcı paketler açıklarken bizim Hükûmetimiz iç tüketimi daraltıcı, çiftçiyi, üreticiyi perişan edici yöntemleri, adımları uygulamaktan geri kalmıyor.

Sayın Devlet Bakanımız ve Başbakan Yardımcımız Cemil Çiçek’in bugün gazetelere de çıkan bir beyanında Sayın Çiçek diyor ki: “Ben artık bazen çileden çıkıyorum.” Sayın Bakanım, AKP’nin uyguladığı politikalar yüzünden ben bazen değil her gün çileden çıkmaya başlıyorum. Bugün Amerika, Avrupa, tüketimi destekleyici tedbirler alırken siz doğal gazı, elektriği, üretimin girdilerini artırarak neye hizmet ettiğinizi düşünüyorsunuz? Siz iç tüketimi niye artırmıyorsunuz? Siz bu ekonomik krizin sanayide yaratacağı yaraları, çiftçide, üreticide yaratacağı yaraları neyle sarmayı düşünüyorsunuz?

Karaman’da fabrikalar kapanmış, organize sanayi bölgeleri tamamen çökmüş, bu çöken sanayilerin yansıması, hemen, Sertavul’daki lokantaları etkilemiş. Gelirken söylediler, oradaki lokanta sahipleri söyledi: “Bizim lokantalarımızda artık müşteri yok.” dediler. Sebebini sorduğumda, “Organize sanayi bölgesindeki sanayiciler çöktü, üretim çöktü, işçiler atılmaktadır.” diyorlar. Limon para etmiyor, susam para etmiyor, buğday para etmiyor, darı para etmiyor, hayvancılık para etmiyor, girdiler çok pahalı, işçiler oluk oluk işten atılıyor, memurun aldığı belli, esnafın aldığı belli, esnaf siftah etmeden kepenk kapatıyor; Hükûmet de ülkeyi yönetiyormuş gibi gösteriyor değerli arkadaşlarım. Bu böyle olmaz. Artık, Hükûmet oturup düşünmek zorundadır. Bir lokantaya gittiğinizde, yemek yediğinizde, yemeğin faturasını yemek yiyen öder. Bu ekonomik krizin faturasını alın teriyle geçinen işçilere, köylülere, esnafa, memura, dul ve yetime yüklemeye kimsenin hakkı yoktur. Çünkü bu ekonomik kriz, bu çalışan kesim yüzünden çıkmamıştır. Dün olduğu gibi kapitalizm, bu buhranlı çalışan insanların üstüne yine yük yüklemektedir. Hükûmet de ne yazık ki bu politikaları uygulamaktan bir adım geri kalmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Zirai mücadele ve zirai karantina kanunu ile tarım ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumu kuruluş ve görevleri hakkında (s.s.229)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 26 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-11-26-zirai-mucadele-ve-zirai-karantina-kanunu-ile-tarim-ve-kirsal-kalkinmay (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
