# Türk ticaret kanunu (s.s.96)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim
- **Tarih:** 4 Aralık 2008
- **Gündem:** TÜRK TİCARET KANUNU (S.S.96)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-12-04-turk-ticaret-kanunu-s-s-96-3

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 4 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TİCARET KANUNU (S.S.96)); konuşma 582 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanımız deminden konuşurken, seçim güvenliğiyle ilgili herhangi bir talep olması durumunda elbette müdahale edilebileceğini fakat bu aşamada böyle bir şeyin olmadığını -yanlış anlamıyorsam- söylediler. Öncelikle, Anayasa’mızın 79’uncu maddesi, seçimlerin dürüstlük içerisinde yapılması ve yaptırılması, seçim süresince bütün yolsuzluk ve şikâyetlerin, itirazların incelenmesi görevini Yüksek Seçim Kuruluna vermiştir.

Bugün bütün demokratik ülkelerde seçimin ilk ve temeli olan seçim kütüklerinin oluşturulması yargı tarafından yapılmaktadır. Hiçbir ülkede, seçim kütüklerinin oluşturulması idareye, yürütmeye bırakılmamıştır. Türkiye’de 1950 yılında çok partili hayata geçtiğimiz günden bugüne kadar tüm seçim kütükleri ilçe seçim kurulları tarafından oluşturulmuştur. İlçe seçim kurullarının bu kütükleri oluşturma yetkisi geçen dönem çıkarılan bir yasayla geriye alınmıştır. Seçim sürecinin yönetimi yargı denetiminin altından çıkarılmış, yürütme denetimine verilmiştir. Şimdi, bu, Anayasa’nın bahsettiğim 79’uncu maddesine aykırı bir hükümdür. Durum böyleyken -bu seçim kütükleri üzerinde bu kadar tartışma kamuoyunca yapılmaktadır- bence bu tartışmaları bertaraf edecek, kuşkuları giderecek önlemleri almak var iken seçimin tartışılabilir, meşruiyetinin sorgulanabilir hâle getirilmesinin bir anlamı var mıdır?

Sayın Bakan sadece Adalet Bakanı değildir, aynı zamanda Hükûmeti temsilen burada bulunmaktadır. Burada, seçim kütüklerinin oluşturulması konusundaki kuşkuların ciddi, tarafsız ve özenle araştırılması konusunda Sayın Bakan söz verinceye kadar ben bu konuyu gündeme getireceğimi söyledim. Ama Sayın Bakandan hiçbir ses çıkmıyor. Sanki bu konu Hükûmeti ilgilendirmiyor, sanki bu konu Adalet Bakanını hiç ilgilendirmiyor, kendi dışında olan bir olaymış gibi bu olayı geçiştirmeye çalışıyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de yaşamıyor muyuz? Sizlere gelmiyor mu? Türkiye'nin dört bir yanından nüfus dairelerine yığılmalar var. Nüfus dairelerinde bir kargaşa, bir kaos var. 6 milyon seçmen bugün fazla. Nüfusa baktığımız zaman bu 6 milyon seçmenin sorgulanması gerekmiyor mu? Yani bu Parlamentonun meşruluğunun tartışılmaması için, bu Parlamentonun güvenilir olması için, her şeyden önce bu Parlamento sürecini başlatan, seçim sürecini başlatan seçmen kütüklerinin doğru, dürüst, hiç kimsenin kuşku duymayacağı bir şekilde hazırlanması tüm siyasi partilerin ortak amacı değil midir?

Bugün bir beldede oturan insanlar, hangi siyasi düşünceden olurlarsa olsunlar, kendi başkanlarını elbette ki seçsinler, ama başka yerlerden oralara yığılmalar yaparak o belde halkının iradesini dolaylı olarak geçersiz hâle getirmek kabul edilebilir bir durum mudur? Bu konu, Hükûmetin alması gereken önlem değil de biz mi alacağız muhalefet olarak? Ben bu konuları şimdiden Hükûmetin dikkatine sunmak istiyorum yarın yapılacak 29 Mart seçimlerinde bu seçimin meşruluğunun kamuoyunca tartışılmaması için. Zaten Anayasa’ya aykırı bir hüküm var, Anayasa’ya aykırı bir yasa çıkarılmış, bu yasayla seçimler yürütülmeye çalışılıyor. Kütüklerin oluşturulması yargı denetiminin alanından çıkarılmış. Bu zaten başlı başına Anayasa’ya aykırı bir durumdur. Hiç olmazsa Hükûmetin bir an önce bu tartışmaları sona erdirmek için, hukukun güvenliğini sağlamak için bu konuya el atması gerekmektedir diye düşünüyorum.

Öte yandan, değerli arkadaşlarım, bu 64’üncü maddeyle ilgili verdiğimiz değişiklik önergesiyle 5’inci fıkrada Türkçeye bir uyum getirilmesi sağlanmıştır. “…bir tebliğ ile belirlenir.” hükmündeki “bir tebliğ ile” kelimeleri çıkarılmıştır. 3’üncü fıkrasında ise “…Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca bir tebliğle belirlenir.” denilmiş. Burada da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bunu ister bir tebliğle belirler ister bir yönetmelikle belirler ister başka bir yazılı mevzuatla düzenler. Bu konunun Ticaret Kanunu tarafından belirlenmesi bizce doğru değildir.

Aslında bu maddenin hukuken yanlış ve sakıncalı olan yönü vardır. Şöyle ki: Bu hükümle Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu ve dolayısıyla uluslararası finansal raporlama standartları kanunun ve yasama organının önüne geçirilmekte ve kanun hükümlerinin anılan standartların izin verdikleri ölçüde uygulanabileceği, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu ile dolaylı olarak da uluslararası finansal raporlama standartlarının kanun hükümlerini değiştirebilecek düzenlemeler yapabilmeleri kabul edilmektedir. Bu düzenleme hukukun normları hiyerarşisinde Anayasa’nın kuvvetler ayrılığı ilkesine ve özellikle Anayasa’nın 87’nci maddesinde belirlenen kanunları koyma yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğu hükmüne aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Türk ticaret kanunu (s.s.96)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-12-04-turk-ticaret-kanunu-s-s-96-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
