# Türk ticaret kanunu (s.s.96)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim
- **Tarih:** 4 Aralık 2008
- **Gündem:** TÜRK TİCARET KANUNU (S.S.96)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-12-04-turk-ticaret-kanunu-s-s-96

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 4 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TİCARET KANUNU (S.S.96)); konuşma 967 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üçüncü bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına görüşlerimi sunmak istiyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Sayın Bakanımız, insan haklarına ilişkin konuşmasını bitirirken ülkemizde barışın egemen olduğu güzel günler yaşamamız dileğiyle konuşmasını bitirdi. Ancak bundan iki gün önce İstanbul Teknik Üniversitesinde devrimci demokrat görüşlü öğrencilerin üzerine çirkin, hain saldırılar düzenlendi, çok sayıda öğrenci kardeşimiz yaralandı. Bir İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu olarak bu çirkin saldırıyı şiddetle ve nefretle kınadığımı belirtmek istiyorum.

Yine, ikinci bir konu: Hükûmetin uyguladığı politikalar yüzünden her geçen gün çiftçilerimiz perişan. Turunçgiller dallarında kaldı. Uygulanan politikalar halkımızı dinamit yemiş balığa çevirdi. Turunçgiller ihracatçısı perişan bir vaziyette. Mersin’den, Silifke’den, Erdemli’den, Dörtyol’dan arayan vatandaşlarımız geçmiş yıllarda ihracat teşvik primlerinin ödenmediğini ve bunun ivedi olarak nakden ödenmesinin sağlanmasını istemektedirler. Böylelikle, piyasanın biraz olsun hareketleneceğini düşünmektedirler.

Yine, ihracatçılar nakit sıkıntısında olduklarını beyanla bununla ilgili bankaların faizsiz kredi vermesinin sağlanmasını ve finansal yönden rahatlatılmasının sağlanmasını istemektedirler; bu yıl verilen 125 dolarlık ihracat teşviklerinin de nakit olarak ödenmesini talep etmektedirler. Rusya Federasyonu’nda satış yapan ihracatçılar satış işlemlerini o ülkenin para birimine göre yapmakta, tahsil ettikleri nakdi dolar olarak ülkemize getirmekte zorlanmaktadırlar. Bu sorunlarının da çözülmesini istemektedirler. Anamur’undan Hatay Dörtyol’una kadar tüm ziraat odası başkanlarının ve yönetimlerinin talebi budur. Bunu da Hükûmetin takdirine sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, ticaret yasasıyla ilgili görüşlerimi belirtmeden önce, bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’dür. Öteden beri yılın boş günlerini azize veya azizlere adayan Katolik cemaati, 4 Aralık gününü de Santa Barbara isimli bir azizeye tahsis etmiştir. Bu Santa Barbara, babasının gazabından, babasının işkencelerinden bıkıp madencilerin çalıştığı galerilere sığınmış ve madenciler de bu Santa Barbara isimli yeşil gözlü, uzun boylu, parlak saçlı cihan güzeli kızı tüm madencilerin koruyucusu ilan etmiştir.

Dünya Madencilik Günü, her 4 Aralık’ta Türkiye Maden Mühendisleri Odasının öncülüğünde maden yoğun şehirlerde kutlanmaktadır. Dünyanın en zor ve en anlamlı mesleğini icra ederek, yer altı kaynaklarımızı insanlığın ve ülkemizin hizmetine sunan bir mesleğin saygıdeğer temsilcileri olan maden emekçilerine toplumumuzun vefa borcu olduğunu öncelikle belirtmek istiyorum. Bu görevi yerine getirirken yerin metrelerce altından, canlarını hiçe sayarak, verilen mücadeleyi, birlikteliği ve dayanışmayı başka hiçbir alanda görmek olası değildir.

Gerçek sahibi halkımız olan, yenilenemez ve tükenme özelliğinden dolayı gelecek nesillerin de hak sahibi olduğu tüm madenlerimiz, kamu yararı gözetilerek, ülkemiz sanayisine ham madde girdisi olacak şekilde planlanmalı ve üretilmelidir. Madencilik sektörü sanayi başta olmak üzere ekonominin diğer sektörlerinin temel ham madde gereksinimlerini sağlamaya ilaveten, yatırım bedelinin çoğu makine ve elektrik, inşaat kalemlerini oluşturduğundan ekonomik kalkınmayı başlatan sanayileşmenin lokomotifi konumundadır.

Dünyayı saran ekonomik krizin sonuçlarının ülkemizde tam anlamıyla hissedilmeye başlandığı bu günlerde sektörümüzün zor günler geçirdiği açıktır. Yıllardır yanlış uygulanan, ham madde ihracına dayalı madencilik politikalarının uygulanması sonucu, madenci çalışanları ve madencilik sektörü gerçekten bir çıkmaz içerisine girmiştir.

Bugün bu 4 Aralık günü, dünyada sadece Avrupa’da değil, Andların karlı doruklarında, kutup dairesinin buzlu tundralarında, ekvatorun balta girmemiş cangıllarında, uçsuz bucaksız çöllerde, sanayileşmiş ülkelerin is ve pustan kararmış metropollerinde, dünyanın daha dört bir köşesinde tabiatı arzla kapışıp boğuşan madenciler, inançları uğruna ölüme kafa tutan gencecik bir kızcağızın çektiği eziyetleri vesile ederek, her 4 Aralık günü bir araya gelip, geriye bıraktıkları yılın yorgunluklarını çıkarmaya çalışmaktadırlar.

Ben bu düşüncelerle, yaşamını kaybeden maden emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyorum; hayatta olan tüm madencilere sevdikleriyle birlikte mutlu bir yaşam diliyorum. Tüm madencilerin Madenciler Gününü kutluyorum. Siyasi iktidarımızı da madencilerin işçisinden, işverenine kadar tüm sektörün sorunlarının çözülmesi konusunda ciddi katkılar sağlamaya çağırıyorum.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’yla ilgili, diğer değişik partilerden arkadaşlarımızın sözcüleri benzer lafları ısrarla burada söylediler. Bu Türk Ticaret Yasası kırk sekiz yıldır yürürlükte. Elbette ki yürürlükte olan bu Türk Ticaret Yasası, gelişen ticaret hayatının talepleri karşısında insanların ihtiyaçlarını karşılayamaz bir noktaya düşmüş ve bu yasada, mevcudunda değişiklik yapmak veya yeniden bir tasarı hazırlamak tartışmaları gündeme gelmiştir. Ama kurulan komisyonlar sonunda yasayı tümüyle yeniden hazırlama anlayışını benimsemişlerdir. Ancak tasarı hazırlanırken çok ciddi bir özen gösterilmiş olduğu iddiası belirtilmesine rağmen, tasarıya çok ciddi bir özen gösterilmemiştir. Başlangıçta tasarının dili ve ifadesi başarısızdır. Örneğin, bir yerde “tahsis”, bir yerde “özgülenme”; bir yerde “işlem” ve hemen onun yanında “eylem”, bir yerde “fiil” denilmiştir. Bir başka yerde “şirket”, bir başka yerde “ortaklık”; bir başka yerde “kanuna karşı hile”, bir yerde “kanunu dolanma”; bir yerde “azınlık” veya “azınlık pay sahipleri” terimi yerine “azlık” ve “tutunmuş olan”; öz Türkçe “ana sözleşme” terimi yerine de “esas mukavele” teriminin yarısı öz Türkçeleştirilmiş, yarısı Arapça hâliyle kullanılmış “esas sözleşme” denilmiştir.

“Esas sözleşme” ne demektir değerli arkadaşlarım? Yani esas sözleşmenin yerine kullanılan bugünkü Türkçe terim “ana sözleşme”dir. Kooperatifler Kanunu’nda da böyle kullanılmaktadır.

Yine her ikisi de “öneri” anlamına gelmesine rağmen “icap” ve “teklifler” aynı anlamda, arka arkasına kullanılmıştır. İcap zaten öneridir, teklif de öneridir. O zaman icap ve teklifin ardı ardına, yan yana kullanılmasının manası nedir?

Yine, Türk Ticaret Yasası Tasarısı’nı hazırlayan komisyon ile Türk Borçlar Yasası Tasarısı’nı hazırlayan komisyon bir iş birliğine girmemiştir. Her iki tasarıda kullanılan terim ve kavramlarda bir uyumun sağlanamamış olmasından, örneğin Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda “temerrüt”, “genel işlem şartları” ve “tevdi eden” denilirken Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nda “direnim”, “genel işlem koşulları” ve “saklatan” denilmesinden; yine Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda ve Borçlar Kanunu Tasarısı’nda yer alması gereken hükümlerin Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda, örneğin tasarının 10’uncu ve 23’üncü maddelerinde yer almış olmasından açıkça görülmektedir. Böylesine iki temel tasarıyı, aralarında çok ciddi anlamda bağlantı olan bu iki tasarıyı hazırlayan komisyonların birbirleriyle iş birliği yaparak iki tasarı hakkında uyum sağlamaları gerekmiyor muydu değerli arkadaşlarım?

Yine, tasarıda ilgili özel kanunlarla gereken bağlantının kurulmamış olması ve hatta bu kanunlardaki isabetli düzenlemelerin atlanmış olması da önemli bir eksikliktir. Örneğin, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 22’nci maddesinin (b) fıkrasında Sermaye Piyasası Kurulu kamu yararının gerektirdiği hâllerde sermaye piyasası araçlarının halka arz ve satışını geçici olarak durdurma konusunda doğrudan yetkilendirilmiş olduğu hâlde, tasarının 552’nci maddesinde Sermaye Piyasası Kurulundan izin almaksızın halktan para toplanması veya buna teşebbüs edilmesi hâlinde Kurulun para toplanmasını veya buna teşebbüsü önlemek için Ankara Ticaret Mahkemesinden ihtiyati tedbir kararı alınması öngörülmüştür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Türk ticaret kanunu (s.s.96)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-12-04-turk-ticaret-kanunu-s-s-96 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
