# Kahramanmaraş mv.veysi kaynak ve antalya mv.mevlüt çavuşoğlu'nun; çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; antalya mv.sadık badak ve 5 milletvekilinin; kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi; antalya mv.osman kaptan ve 4 milletvekilinin; türk ceza yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:272)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim
- **Tarih:** 25 Şubat 2009
- **Gündem:** KAHRAMANMARAŞ MV.VEYSİ KAYNAK VE ANTALYA MV.MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU'NUN; ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.SADIK BADAK VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; KADASTRO KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.OSMAN KAPTAN VE 4 MİLLETVEKİLİNİN; TÜRK CEZA YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:272)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-02-25-kahramanmaras-mv-veysi-kaynak-ve-antalya-mv-mevlut-cavusoglu-nun-cesi

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 25 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAHRAMANMARAŞ MV.VEYSİ KAYNAK VE ANTALYA MV.MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU'NUN; ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.SADIK BADAK VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; KADASTRO KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.OSMAN KAPTAN VE 4 MİLLETVEKİLİNİN; TÜRK CEZA YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:272)); konuşma 1.285 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle bugünkü uçak kazasında yaşamlarını yitirenlere Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Sayın Başkan, siyaset sorunları çözmek için vardır. Siyasetin görevi sorun çözmektir, sorun üretmek değildir. Toplumda var olan sorunları hasıraltı ederek, görmemezlikten gelerek sorunları çözmüş olmayız. Mevcut sorunları çözerken, bu sorunları çözeceğim diyerek başka sorunlar da doğurmamamız gerekiyor. Bir sorunun çözümü başka bir sorunun doğumuna neden olmamalıdır.

Hemen ekleyelim ki sorunu yaratan zihniyetten sorunun çözümünü bekleyemezsiniz. Yani sorunları yaratan zihniyet bu sorunu çözemez. Bugün görüşülmekte olan bu yasa tasarısıyla ilgili sorunu AKP zihniyeti yaratmıştır. Ülkede altı buçuk yıllık iktidar döneminde bir yandan sorunlar yaratıp öbür yandan bir sene sonra o sorunları çözmek için hem Türk toplumunun gündemini işgal etmiştir hem de Parlamentonun gündemini işgal etmiştir.

Şimdi, bakın, daha önce -elimde yasa maddesi var- 765 sayılı Yasa döneminde başkasının tasarruf ettiği emlak ve araziyi zapt etmek, bunlar üzerinde tasarruf etmek, bunlardan yararlanmak için arazinin veya emlakin sınırlarını değiştirmek suç olarak düzenlenmiş iken 2005 yılında AKP döneminde Türk Ceza Kanunu’nda yapılan bir değişiklik ile aynen madde şu hâle gelmiştir: Bir hakka dayanmadan özel kişilere veya kamuya ait taşınmaz mal ve eklentilerini malikmiş gibi işgal etmek, sınırlarını değiştirmek, hak sahibinin bunlardan yararlanmasına engel olmak suç olarak düzenlenmiştir. Demek ki bugün tartışılan bu sorun, AKP’nin 2005 yılında Türk Ceza Kanunu’nda yaptığı değişiklikle gündeme gelmiştir değerli milletvekilleri.

Şimdi, AKP bu sorunu bir yandan çözeceğim diyor, bir yandan başka sorunlar tabii ki olacak mı olmayacak mı bilmiyoruz ama Sayın Bakan, Adalet Bakanımız sandalyenin üzerine çıkıyor Antalya’da bir seçim bürosunda bu sorunlara değinirken, Kepez’de bu sorunlara değinirken Türkiye'nin gündemine başka sorunlar sokuyor. Şimdi, bizim Cumhuriyet Halk Partisi Antalya milletvekilleri kendi yöresinin bu sorunlarını gerçekten sorun olarak görmüşler, bu sorunun çözüm yeri olarak da -yasama organını ilgilendirdiği için- Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu sorunun çözümünü gündeme getirmişlerdir. Yani 2005’ten önceki duruma bir nevi dönülüyor. Ancak, Sayın Bakan konuşurken sandalyenin üzerine çıkmış. Keşke masanın üzerine çıksaydınız Sayın Bakan, masanın üzerinde onları söyleseydiniz biz o sizin söylediklerinizi daha iyi duyardık!

Şimdi, Sayın Bakan çıkıyor ne diyor değerli arkadaşlarım? Açıkça seçmeni tehdit ediyor. Ne diyor? Çok açık bir şekilde “Hükûmetimizle zıtlaşan yerel yönetimler projelerini Ankara’dan geçiremiyor. O nedenle halkıyla, hükûmetiyle, devletiyle barışık yöneticiler işbaşında olursa sorunlarımız daha çok çözülür.”

Şimdi, ben Sayın Bakana soruyorum: Devletiyle zıtlaşan parti kimdir, AKP midir, MHP midir, CHP midir, DTP midir veya hiçbiri midir? Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel sütunlarından birisi olan laiklik ilkesinin, laikliğin karşıtı odak olma suçundan Anayasa Mahkemesince cezalandırılan parti Cumhuriyet Halk Partisi midir, MHP midir, AKP midir yoksa hiçbiri midir? Siz bununla neyi kastetmek istediniz, neyi ifade ettiniz? Siz eğer devleti sadece AKP olmaktan ibaret görüyorsanız belki söylemlerinizde haklısınız Sayın Bakan ama devlet AKP’den ibaret değildir. “Devlet benim” deme anlayışı demokrasilerde, demokratik yönetimlerde mümkün değildir, yer bulamaz.

Siz devam ediyorsunuz, toplumun önüne çıkıp bir özür dilemeniz gerekirken, bu toplumdan bir özür dilemeniz gerekirken devam ediyorsunuz görüşlerinize “Benim sözlerim maksadını aştı.” diyorsunuz.

Hayır, Sayın Bakan, sizin sözleriniz maksadını aşmadı. Siz bu sözleri siyasi kimliğinizle söylediğinizi belirtiyorsunuz. Oy istemek için bunu yaptınız. Yani ne yapıyorsunuz? Seçmeni düpedüz tehdit ediyorsunuz, şantaj politikası uyguluyorsunuz, demokrasiyle ilgili olmayan bir tutum sergiliyorsunuz.

Tüm demokrasilerde, hele hele girmeye çok özen gösterdiğimiz Avrupa Birliği ülkelerinde devletin de devleti yönetmenin de belirli temel ilke ve kuralları vardır. Bu ilke ve kurallar, devletin sürekliliğini sağlamak için vardır Sayın Bakan. Bu ilke ve kurallar kişilere göre değişmez. Demokrasilerde “Devlet benim” diyenlere yer yoktur. Onun içindir ki adaleti sağlamakla görevli bir Bakan olarak sizin göreviniz… Seçmenlerin gözünün içine baka baka “AKP’ye oy verirseniz hizmet alırsınız, vermezseniz hizmet almazsınız.” anlamına gelecek bir tutum ve davranış sergileyemezsiniz. Bu, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Adalet Bakanına yakışmamıştır, belki AKP Milletvekili Mehmet Ali Şahin’e yakışmış olabilir ama Bakana yakışmamıştır.

Siz Sayın Bakan devam ediyorsunuz “Ben eğer suç işlemişsem –aynen ben cümleler alıyorum- bir yanlış şey söylemiş, yanlış bir değerlendirmede bulunmuşsam, halkımızın sağduyusuna güvenin, bunun cezasını halk verir.” demişsiniz.

Hayır, Sayın Bakan, doğru söylemiyorsunuz. Siyasi yaptırımların cezasını elbette ki halk verir. Bir siyasi partinin programının uygulanması sırasındaki doğruların veya yanlışların test edileceği zaman seçim zamanlarıdır ama devleti yönetenlerin kimlik ve kişilikleri ne olursa olsun eğer mevcut kurallara aykırı davranmışlarsa, hukuka aykırı davranmışlarsa, bu davranışları suç oluşturuyorsa bunun cezasını halk vermez, bunun cezasını Türk milleti adına bağımsız yargı verir.

Siz, Anayasa’nın omurgasını oluşturan 10’uncu maddesi, eşitlik ilkesine aykırı davrandınız. Size tanınmış olan kamu yetkisini, devlet adına, millet adına kullanmanız gereken kamu yetkisini kendi partinizin yararına kullanmaya çalışıyorsunuz Sayın Bakan. Bu doğru değildir. Adalet Komisyonunun bir üyesi olarak, hukukçu bir milletvekili olarak sizin bu davranışınızın, sizin bu tutumunuzun Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yine Anayasa’nın 127’nci maddesinde tanınan yerel yönetimler ilkesine aykırı olduğunu düşünüyorum. Siz, Anayasa suçu işlediniz Sayın Bakan.

Şimdi başka bir şey söylemek istiyorum arkadaşlar: Muhalefette olmak, hizmet yapmak için yeterli miymiş, yetersiz miymiş? Yani Sayın Bakan diyor ya… Şimdi, bu yasa çıkacak. Bu yasa çıkınca hep beraber bu yasa uygulanacak. Ama Sayın Bakan diyor ki: “Bizden seçerseniz -yani o anlama geliyor- daha iyi, biz bunu uygularız ama muhalefetten seçerseniz hizmet alamazsınız.” diyor. Sayın Bakanı davet ediyorum, devlet kesesinden değil, ben davet ediyorum; Mersin’e gelsin Sayın Bakan, davetlimiz olun. Mersin Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, Macit Özcan muhalefet partisindendir, Cumhuriyet Halk Partisinin Belediye Başkanıdır, 1999’dan beri Mersin’i yönetmektedir. Gelin bakalım hizmet yapmış mı, yapmamış mı? Akdeniz Belediye Başkanı Kenan Yücesoy muhalefet partisinin milletvekilidir, gelin bakalım hizmet yapmış mı, yapmamış mı?

KADİR URAL (Mersin) – Tarsus’u söyle…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Yine Yenişehir Belediyesi İbrahim Genç muhalefet partisinin, Cumhuriyet Halk Partisinin bir belediye başkanıdır; hizmet yapmış mı, yapmamış mı; bir gidin görün yerinde.

KADİR URAL (Mersin) – Silifke’yi de söyle, Silifke’yi…

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Taşucu Belediyesine gidin bakın, Taşucu Belediyesi muhalefettedir.

Tarsus Belediyesi, söylüyorum: Tarsus Belediyesi muhalefettedir.

Sayın Bakan, her şeyde olduğu gibi bir korku yaratmaya çalışıyorsunuz, artık bunları bırakın. Bu, gerçekten yakışmıyor, 21’inci yüzyılda bu üslup yakışmıyor. Bundan on sene önce, yirmi sene önce Özal döneminde biz bunları çok duyduk: “Efendim, oy verin; oy sizden, hizmet bizden.” Artık bu, bugünün geçerli yöntemi değildir; ayrıca da modern, çağdaş bir insana yakışmayan bir yöntemdir bu yöntem, doğru bir yöntem değildir. Siz insanları korkutarak yüzde 100 oy alsanız ne yazar? Ne olacak yani? Önemli olan demokrasiyi korumaktır, demokrasiye sahip çıkmaktır Sayın Bakan; söylemek istediğim husus budur.

Sizi ben davet ediyorum, Mersin’e davet ediyorum Sayın Bakan. Tüm masraflarınız tarafımdan çekilecektir. Devlet kesesinden falan değil, öyle devletin arabasıyla falan değil. Gelin, davet ediyorum, a’dan z’ye Mersin’i görün. Mersin’i görün, bir tanıyın. Muhalefette olunmasına rağmen, yani iktidar partisinde olunmamış olmasına rağmen hizmet yapılıyor mu, yapılmıyor mu, bir görün.

Olaya sadece kendi dünyanızdan değil, karşı dünyadan da bir bakmanızı istiyorum Sayın Bakan ve ben sizden, sizinle aynı komisyonda çalışan bir milletvekili olarak bu konuda özür dilemenizi istiyorum. Adalet Bakanına yakışmamıştır bu davranış biçimi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Deminden de söyledim, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Adalet Bakanına yakışmamıştır.

Arkadaşlar, tabii, başka bir şey daha söylemek istiyorum: Toplum susturulmaya çalışılıyor dedik, tehditler dedik; bunlar tabii, görmezlikten gelindi. Bakın bugün birisi daha gözaltına alındı yine, daha önce bırakılan bir vatandaş gözaltına alındı. Gözaltına alınma gerekçesi şu: “Size biz konuşma demedik mi? Niye dışarı gittin konuştun?” Gerekçe bu duyduğumuz kadarıyla, doğru mu, yanlış mı, bilemiyoruz. Ama bu şeyi gösteriyor, işte şimdi birtakım yargılamaların toplumu korkutmak amacıyla, siyasi amaçla yapıldığı iddialarına hak veriyor bu tip eylemler ve davranışlar. Bunları biz görmezlikten gelemeyiz.

Yine Meclisin denetimi, soruyla ilgili, soru önergeleriyle ilgili -Sayın Adalet Bakanına söylüyorum- çok ciddi sıkıntılarımız vardır. Şimdi burada Anayasa’mızda ve Meclis İç Tüzüğü’nde soru önergelerinin nasıl olacağı, nasıl cevap verileceği bellidir; bu konuda da ihlaller yapılmaktadır. Ya hiç cevap verilmiyor ya da cevap veriliyormuş gibi gösteriliyor ve bu cevapları bakan kendisi vermiyor, ilgili bakan veya Başbakan kendisi vermiyor, emrindeki bir bürokrat veriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Kahramanmaraş mv.veysi kaynak ve antalya mv.mevlüt çavuşoğlu'nun; çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; antalya mv.sadık badak ve 5 milletvekilinin; kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi; antalya mv.osman kaptan ve 4 milletvekilinin; türk ceza yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:272)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-02-25-kahramanmaras-mv-veysi-kaynak-ve-antalya-mv-mevlut-cavusoglu-nun-cesi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
