# Posta kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s:s:230)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim
- **Tarih:** 29 Nisan 2009
- **Gündem:** POSTA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S:S:230)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-04-29-posta-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-230-2

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 29 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: POSTA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S:S:230)); konuşma 1.156 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce Diyarbakır’da öldürülen tüm yurttaşlarımız için yakınlarına başsağlığı diliyorum, kendilerine de Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, burada, zor bir mesleği icra eden, günün büyük bir kesimini dışarıda geçiren, yaz-kış, sıcak-soğuk demeden kar, yağmur ve çamur altında çalışan postacıları yakından ilgilendiren, PTT çalışanlarını yakından ilgilendiren bir tasarıyı ve onunla ilgili bir maddeyi görüşüyoruz.

Postacılar, her gün vatandaşın kapısına giden tek meslek grubudur. Yani bir vatandaşın kapısına sık sık giden tek meslek grubu postacılardır. Bundan dolayı, postacılık güven gerektiren bir meslektir. Postacılık, haberleşme hakkını sürdürdüğü için güven gerektirmektedir.

Bu görüşülmekte olan tasarı komisyona geldiğinde aslında sonradan ihdas edilen bu 1’inci madde hiç yoktu. Bu, sadece bu çekler arasındaki işlemlerden para alınmasını öngören bir tasarıydı. Ancak, Komisyonun görüşmeleri sırasında, Sayın Bakanın sözlü gerekçeleri gerekçe yapılarak yeni bir madde ihdas edilmiştir.

Şimdi, 1’inci maddeyle “PTT İdaresi postaların ayrım ve dağıtım işlerini ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürebilir.” şeklinde bir hüküm getirilmiştir. Şimdi, bu hükümle artık bundan sonra PTT İdaresi postaların ayrım ve dağıtım işlerini üçüncü kişilere ihale edebilecek. Madde metninde çok açıkça görüleceği üzere, burada posta dağıtımında ve ayrım işlerinde bir sınırlama yoktur, bir belirlilik yoktur.

Her ne kadar bu yasanın gerekçesi aslında “etkin ve kaliteli hizmet” olarak söylenilmekteyse de, personel azlığı nedeniyle gelişen iş hacminin karşılanılmadığı belirtilmekteyse de bu gerekçeler doğru değildir. 2002 yılından bugüne kadar Bakanlık bu konuda personel almıştır ama yeterli sayıda personel almamıştır, daha az personel almıştır. Çok daha yeterli sayıda bu işleri görecek nitelikte personel alabilirdi Ama onu neden almadı, onu da anlamış değiliz.

Aslında, yasanın esas gerekçesini AKP adına konuşan arkadaşlarımız açıkça belirttiler. Hizmet alımı yoluyla yüklenici firma eliyle gönderilen söz konusu işlerde çalıştırılan işçilerin sözleşmelerinin yüklenici firma tarafından feshedilmesi hâlinde işçiler tarafından açılan işe iade ve tazminat talebi davalarında Yargıtayca asıl işveren, sorumlu olarak PTT Genel Müdürlüğü görülmektedir. Burada, elemanlar taşeron firmaya ait olmasına rağmen sorumlu olarak PTT Genel Müdürlüğünün tutulması PTT Müdürlüğünü zor durumda bırakmaktadır.

İşte değerli arkadaşlarım, esas mesele burada. Yani burada devlet eliyle emeğin sömürülmesinin yolu açılmak için bu yasa tasarısı getirilmiştir.

Şimdi, bir kere şunu açıklıkla belirtmek istiyorum: Bu belirtilen Yargıtay kararlarında PTT İdaresinin sorumlu tutulmasının yasal dayanağı PTT Kanunu değildir, PTT Kanunu’na dayanarak Yargıtay böyle bir karar veriyor değildir. Taşeronun çalıştırdığı işçilerin İş Kanunu’ndan ve hizmet akitlerinden doğan haklarından taşeron ile birlikte asıl işverenin sorumlu tutulması ilkesi İş Kanunu’nun temel ilkelerinden birisidir. Yani bu yasal düzenleme buradan çıksa bile İş Kanunu’nun 2’nci maddesi ve İş Kanunu’ndaki diğer maddeler var olduğu müddetçe PTT asıl işveren olma sıfatıyla hiçbir zaman sorumluluktan kurtulamayacaktır. Yani bu kanunu çıkardık diye PTT’nin asıl işveren olma nedeniyle taşeron işçilerinin haklarından sorumlu olmasından kurtulmayı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Öncelikle bunu belirtelim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu tasarı usul yönünden bir kere yasaya aykırı, usul yönünden doğru değil. Çünkü deminden de söyledim, gelişindeki madde metniyle Komisyondaki madde metni tamamen farklı, amaç tamamen farklı hâle gelmiştir.

Yine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na ve 5584 sayılı Posta Kanunu’na aykırılıklar vardır çünkü Tebligat Kanunu’nda açıkça, bilcümle tebligatın bu Kanun hükümleri dairesinde Posta, Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılacağı öngörülmektedir. Gönderilen gönderilerin içerisinde mahkemelerin, icraların, noterlerin tebligatları olduğu gibi diğer resmî evraklar da vardır. Bunların hiçbir zaman özel şahıs eliyle gördürülmesi mümkün değildir.

Yine bu kanun tasarısı, özellikle bu tasarının bu maddesi Anayasa’nın 128’inci maddesine açıkça aykırıdır çünkü Anayasa’nın 128’inci maddesi genel idare esaslarına göre yürütülecek kamu hizmetlerinin kamu görevlileri eliyle yürütülmesini esas olarak ortaya koymuştur.

Yine bu tasarı haberleşme özgürlüğünü, gizliliğini ve güvenliğini açıkça ihlal eder niteliktedir. Bu yönüyle de Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’ne de aykırıdır.

PTT Kanunu’nda ise mevcut PTT Kanunu’nun 2’nci maddesinin (A) ve (B) bentlerinde tekel içi götürülerin neler olduğu, tekel dışı, posta tekeli dışında kalanların neler olduğu açıkça sayılmıştır. Bu Kanuna göre posta tekeli içerisindeki deminden de belirttiğimiz o resmî tebligatlar, hukuksal sonuç doğurucu tebligatlar var. Bunları hep düşündüğümüzde bunların özel ellerle gönderilmesi mümkün değildir.

Yine burada bu işin etkin ve kaliteli hizmetinden bahsediliyor, bu nedenle böyle olduğu söyleniliyor. Şimdi, bunun özel… Uygulamada gördük, birçok posta giderlerinin bu taşeron işçiler tarafından yakıldığı İstanbul’da malumdur, bu bilinen bir olaydır ve bundan dolayı da mahkemelerde yargılama olmuştur. Demek ki burada bir güvenlik de söz konusu değildir değerli arkadaşlarım.

Bu tasarı, deminden de söylediğim gibi, İş Yasası’na açıkça aykırıdır çünkü İş Yasası’nda -ister şey de olsun- esas iş bir taşerona gördürülemez yani işin bütünü taşerona açıkça verilemez. Sadece yardımcı işler taşerona verilebilinir. Burada, açıkça İş Kanunu’nda söylenildiği gibi, “İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.” diyor değerli arkadaşlarım. Bu, Yasa’nın açık hükmüdür.

Yine -deminden de söyledim- bu tasarı, İnsan Hakları Bildirgesi’ne aykırıdır. Şimdi, bu tasarıyla ne yapılmak istenilmektedir? Bu tasarının arkasında ne vardır? Bu tasarının arkasında, bir taşeronlaştırma, etkin bir taşeronlaştırma politikasıyla emeğin sömürülmesine devletin alet olması anlayışı vardır. Bugün ben deminden de Sayın Bakana sordum: “Bir taşeron işçisi için taşerona ne kadar ödeniyor?” dedim. Bunu soru önergesiyle de sormuştum yazılı, yanıt verilmedi. Şimdi, ancak taşeronun işçilerine ödenen parayı söylediler, asgari ücret olarak bildirdiler, “Yemek ve yol ücreti dâhil. Ayrıca o da ödeniyor.” dediler.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizde yaşadığımız bir gerçek var. Taşeron işçileri âdeta köle gibi çalıştırılan işçilerdir. Hele hele sırtında 40-50 kilo yükle şehri dolaşan… PTT işi ağır bir iştir ve bu nedenle uygulamada, zaten bu tekel, posta tekeli dışındaki işler için alınan taşeron işçileri, İstanbul, Ankara, İzmir dışında, diğer illerde bu tekel kapsamındaki işlerde de çalıştırılmaktadır. Bunların da sık sık işi bırakmakta olduklarını sanıyorum Sayın Bakanımız da biliyor, PTT Genel Müdürlüğü de biliyor ve her iki ayda bir onları eğitmek için yeniden PTT’den eleman görevlendirdikleri herhâlde bir gerçek. O nedenle, bu taşeronlaşma esastır.

Yine taşeron işçilerinin de resmî tatil ve ulusal bayram günlerinde çalıştırıldıkları, bunların ücretlerinin ödenmediği bir gerçektir. Bu firmaların, her yıl kâğıt üstünde isimlerini değiştirdikleri ve işçilerin haklarının alınmasına engel oldukları bir gerçektir. Taşeron firma çalışanlarının maaşlarının zamanında ödenmediğini, sanıyorum en iyi, asıl işveren sıfatıyla PTT Genel Müdürünün bilmesi gerekiyor. Ayrıca, bu işçilerin ücretlerinin ödenmemesinden de iş hukuku anlamında PTT Genel Müdürlüğü sorumludur.

Taşeronlaştırma artık günümüzde bir insanlık ayıbı olmuştur. Bu taşeronlaşma açıkça emek sömürüsü hâline gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztürk, konuşmanızı tamamlayınız.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Devletin böyle bir emek sömürüsüne alet olacak şekilde bir düzenleme yapılmış olması sosyal hukuk devletiyle bağdaşan bir ilke değildir. Bunun yerine, PTT bu işleri gördürecek kendisine eleman almak durumundadır. Taşeronlara vereceği parayla pekâlâ bu konuda eleman alabilir ve nitekim, zaten 2002’den beri eleman almıştır. Benim elimde resmî belgeler var.

Değerli arkadaşlarım, getirilen gerekçeler inandırıcı değildir ve ayrıca da doğru değildir. Bir kere, bunun sınırı belirlenmemiştir. Yani tekel içi maddelerin dağıtımıyla PTT tekeli dışındaki maddelerin dağıtım ve ayrım işleri mi ihale edilecektir? Bu, bu yasada belirlenmemiş. Ancak Sayın Bakan, deminden bir soruya verdiği yanıtta PTT tekeli içerisinde olan maddelerin aynen PTT elemanları tarafından dağıtılacağını söylemiştir ama yasada bu konuda bir belirlilik yoktur. Bu nedenle, bu tasarının bu maddesinin kanun metninden çıkarılması bence en doğru bir tavırdır. Bunun çıkarılmasını istiyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Posta kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s:s:230)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-04-29-posta-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-230-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
