# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 15 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-12-15-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 15 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 990 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayıştay bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini aktarıyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayıştayın görevi, bilindiği üzere, denetim ve yargılama faaliyetlerini yerine getirmektir. Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapmaktadır ama ne yürütme organına ne de Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlıdır. Sayıştay, özünde kamu ve toplum adına denetim yapar. Yurttaşların kamu hizmetlerinin karşılanması için ödedikleri vergi ve benzeri yükümlülüklerin amacına uygun olarak harcanıp harcanmadığını gene toplum adına denetlemesini yapar.

Toplum adına denetleme modern demokrasilerin en belirleyici ve tarihsel özelliğidir. Dolayısıyla Sayıştayın bağımsızlığının gözetilmesi sadece siyasilerin değil tüm yurttaşların hassasiyet göstermesi gereken bir konudur. Ancak Sayıştayın bağımsızlığına 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sürekli darbeler indirilmiş, kurum siyasi hesapların hedefi hâline getirilmiştir. Bu hesaplaşmalar AKP döneminde daha da fazla bir boyut kazanmıştır. Bunların en somut örneği, üye seçimlerinin ve başkan seçiminin siyasi hesaplaşmayı yansıtan en önemli göstergelerdir.

Yine, bu en son yapılan üye seçimleri tamamen ibretliktir. 832 sayılı Kanun’un değişik 8’inci maddesi uyarınca açık bulunan 5 üyelik için Sayıştay üyelik seçim duyurusunu yaptıktan sonra ilk ilan 31/3/2009 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanıyor fakat başvuru süresinin üzerinden bir ay geçmesine rağmen, Sayıştay Genel Kurulu iktidar partisinin baskısı üzerine bir türlü seçimleri gerçekleştiremiyor. 6/5/2009 tarihinde turlar başlıyor ve 15/6/2009 tarihine kadar bunlar devam ediyor. 832 sayılı Kanun’un 17’nci maddesinin değişik üçüncü fıkrasında öngörülen toplantı nisabı sağlanamadığı için Genel Kurul bir türlü toplanamıyor. 6/5/2009 tarihinden, seçimin yapılması gereken son gün olan 15/6/2009 tarihine kadar hiçbir aday adayı seçilmek için yeterli oyu alamıyor ve 832 sayılı Kanun’un değişik 6’ncı maddesinde belirtilen otuz iş günlük süre içerisinde seçim yapılamıyor. Bunun üzerine seçimin tamamlanmadığı Sayıştay Başkanlığınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildiriliyor ve bilindiği üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yapıyor.

Değerli arkadaşlarım, 31/3/2009 tarihinde Resmî Gazete’de ilan edilmek suretiyle başlatılan seçim sürecinin 15/6/2009 tarihine kadar sonuçlandırılamamış olması son derece manidardır. Nitelik tespiti için geçen süreyi bir kenara bıraktığımızda, neredeyse bir buçuk asırlık Sayıştayımız, başvuru süresinin bitimi olan 30/4/2009 tarihinden itibaren otuz iş günü içerisinde, başka bir deyişle 15/6/2009 tarihine kadar bir seçimin üstesinden gelememiştir. Bu uzun süre içerisinde Sayıştay Genel Kurulu seçim için ne yazık ki sadece 7 kez toplanabilmiştir.

Kanun’un 21’inci maddesine göre, Genel Kurulun başkanı olan, Sayıştayın en büyük amiri olup kurumun genel işleyişinden sorumlu olan birinci başkan Sayıştaya düşen bütün ödevlerin iyi yapılmasından, iç yönetimin düzenli yürütülmesinden de sorumludur. Oysa zamanın başkanı Sayıştaya düşen işleri iyi yapmak bir yana, gerekli dikkat ve özeni göstererek seçimin yapılmasını sağlayamamıştır. Kanun koyucunun seçimin otuz iş günü içinde sonuçlandırılmasını amaçlamasına rağmen, bu amaç hiç dikkate alınmamıştır, seçim yapılan günlerde de göstermelik bir iki tur hâlinde yapılmıştır. Gündeme alınıp da nisabın sağlanmadığı için Sayıştay Genel Kurulunun toplanmaması işi hiç anlaşılır değildir.

832 sayılı Kanun’a göre azlolunamayan, aylık ve başka hakları elinden alınamayan, kendileri istemedikçe altmış beş yaşından önce emekli edilemeyen, Anayasa’mıza göre görevleriyle ilgili suçlarından dolayı ancak Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesince yargılanabilen yüksek yargıç konumundaki Sayıştay üyelerinin genel kurula katılmak gibi asli görevlerini ihmal edebileceklerini düşünmek dahi gereksizdir. Bu durumu, 832 sayılı Kanun’un 95’inci maddesinin ifadesiyle Sayıştay daire başkanları ve üyelerinin görevlerini vakar ve şerefi ile bağdaştırmak mümkün olmasa gerektir.

Diğer bir siyasi hesaplaşmanın başka bir somut örneği, denetçi atanmasındaki sınavlara ilişkindir değerli arkadaşlarım. Bilindiği üzere bu son darbenin görünürdeki gerekçesi, Sayıştay tarafından yapılan denetçi yardımcılığı sözlü sınavının ve bu sınava göre yapılan atamaların Danıştay tarafından yürürlüğünün durdurulması üzerine bu sınava göre atanması yapılan denetçi yardımcılarının uğradıkları mağduriyetin giderilmesidir ancak gerçek neden bu değildir. Gerçek neden, Sayıştaydaki insan kaynağı temin sistemini kökünden değiştirmek olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, AKP İktidarının en çok korktuğu, kurum denetimdir, denetçilikten korkmaktadır. Sayıştayın görevi asıl olarak denetim yapmaktır. AKP İktidarı da kendisini denetleyecek böyle bir kurumu kendi etki ve baskısı altına almaktan hiçbir zaman çekinmemiştir.

Kişilerin, kurumların, idarenin yasa ve hukuk kurallarına uygun hareket etmesini sağlamada en etkin yol denetimdir. Açık, saydam ve temiz toplumun insanları denetimden korkmazlar; keza temiz, açık ve aydınlık yönetimler denetlenmekten korkmazlar.

Denetimden kaçmak, sayısal çoğunluğa ya da başkaca bir güce dayanarak yönetimin ayıplarını, kusurlarını, kötü işleyişini örtmek, saklamak demokratik hukuk devletinde kabul edilemez. Demokratik hukuk devletinin parlamentosu ise sayısal çoğunluğa dayanarak denetim yollarını tıkamaz, yürütmenin, idarenin, hatta kendi eylem ve işlemlerinin denetlenmesinin yollarını açar ve bu denetlenmenin koşullarını yaratır. Demokratik hukuk devletinde hiçbir iş denetimden daha acil ve daha önemli olamaz. Acil ve önemli işler bulunduğu gerekçesiyle denetim hakkından vazgeçilemez. Denetim görevi ertelenemez. Denetim hakkını kullanmak isteyenler de işleri yavaşlatmakla, tıkamakla suçlanamaz. Denetim hakkını kullananlar ayıplanamaz. Denetim organları baskı altına alınamaz. Denetim organları özgür, bağımsız ve yansız olup göstermelik Meclis seçimleriyle Hükûmetin şubesi hâline dönüştürülemez.

Sonuç olarak, Meclisi yalnız kendilerinin oluşturduğunu sanan AKP, tıpkı bağımsız yargıyı kendisinin yapmak istemesi gibi Meclis adına denetimin de yalnız kendisinin olmasını istemektedir. Halktan toplanan kaynaklar, kamu hizmeti olarak halka dönmesi gerekirken parti çıkarı için kullanılmakta, yatırım yapmak yerine rant aktaran bir bütçe de buna hizmet etmektedir.

Dolaylı vergilere ve borca dayanan bir gelir yapısı, gelir dağılımını bozarken, harcama yapısı da buna hizmet etmektedir. İhalelerde tek ölçü yandaşlık olmuştur. Yolsuzlukla mücadele de sadece kâğıtta kalmıştır. Herhâlde ekonomik krizi toplumsal krizle bütünleştirmekten, kamu kaynaklarını peşkeş çekmekten kaçınmayan iktidarın bu süreçte ihtiyacı olan en önemli şey denetimsizliktir. Sayıştay gibi bir toplumsal denetim kurumunun denetleyen yerine, yapılanları onaylayarak temize çıkaran bir kurum hâline getirilmesine ulusun temsilcileri olarak ortak olmadığımız gibi, izin de vermeyeceğimizi söylemek istiyorum. Çünkü, AKP İktidarı döneminde Sayıştay yüksek yargı bölümünde yer alan ve denetleyen bir kurum olmaktan çıkmıştır, kendisi iktidar tarafından âdeta denetlenen bir kurum olmuştur, iktidarın sevk ve güdümünde olan kurumları aklayan bir kurum hâline gelmiştir. Bugüne kadar, Sayıştay âdeta iktidara bağlı belediyeleri ve il özel idareleri, KÖYDES ve BELDES projelerini âdeta aklamıştır.

Bütün dünyada Sayıştaylar demokratik yapan önemli kurumlar arasında sayılmaktaysa… Sayıştaylar yaptıklarıyla olduğu kadar, rejim içindeki istikrar ve denge unsuru olmalarıyla saygın kurumlar olarak görülmektedir. Unutulmamalıdır ki, Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan anayasal bir organdır. Sadece iktidar partisine değil, tüm Meclise ve Türkiye Cumhuriyetinin tüm yurttaşlarına tarafsız ve objektif hizmet vermesi gereken bir kurumdur. Üzülerek belirtmeliyim ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-12-15-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
