# Açlık, işsizlik ve demokrası hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim
- **Tarih:** 18 Mart 2010
- **Gündem:** AÇLIK, İŞSİZLİK VE DEMOKRASI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-03-18-aclik-issizlik-ve-demokrasi-hakkinda

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 18 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇLIK, İŞSİZLİK VE DEMOKRASI HAKKINDA); konuşma 570 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işsizlik, açlık ve demokrasi üzerine gündem dışı söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Çanakkale Zaferi’mizin 95’inci yıl dönümünü Cumhuriyet Halk Partisi olarak saygıyla kutluyoruz, ölen şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

Değerli milletvekilleri, demokrasi ile açlık ve işsizliğin ne bağlantısı var, bu da nereden çıktı? Demokrasi ile işsizlik, açlık, yokluk ve yoksulluk bir bütündür. Demokrasi mücadelesi, aynı zamanda işsizlik, açlık, yokluk ve yoksullukla mücadeleyi de beraberinde getirir çünkü demokrasiyi savunmak demek, hakkı ve hukuku savunmak demektir. Hak ve hukuk savunulmadan demokrasinin gerçekleştirilmesi mümkün değildir. İnsanları aç olmayan, insanlarının gerçekten geçim derdi, yaşama derdi olmayan, sırtları giyinik olan toplumlar ile gerçekten çöplükten ekmek toplayan memuru olan, emeklisi olan bir ülkenin demokrasi seviyesi aynı değildir. Demokrasi seviyesinin yükselebilmesi için insanların gelirlerinin yüksek, gelecek kaygısından uzak, gerçekten özgür ve mutlu bir şekilde yaşamaları gerekir. Aç insanın özgürlüğü olmaz. Aç insanın demokrasi anlayışıyla gerçekten mutlu insanın demokrasi anlayışı arasında fark vardır. Fransa’nın Champs Elysees’sinde gezen bir Fransız yurttaşı ile İspanya’da yaşayan bir yurttaşın demokrasi anlayışı, yine Türkiye’de yaşayan bir insanın demokrasi anlayışı, hatta Afrika ülkelerinde yaşayan insanların demokrasi anlayışları ve demokrasi seviyeleri farklı farklıdır.

Demokrasiyi gerçekten geliştirmek istiyorsak öncelikle millî geliri artırmamız lazım, toplumun refah düzeyini yükseltmemiz lazım ve millî gelir dağılımındaki adaletsizliği önlememiz lazım; insanların evlerine yiyecek, içecek götürebilecekleri bir gelir elde etmelerini sağlayacak bir iş bulmamız lazım; işsizlikle mücadele etmemiz lazım, açlıkla mücadele etmemiz lazım, yoklukla ve yoksullukla mücadele etmemiz lazım çünkü bu kavramlar gerçekten demokrasi ve hukuku zaafa uğratan kavramlardır.

Değerli arkadaşlarım, bu çerçevede, Türkiye’deki tabloya baktığımız zaman işsizlik oranı yüzde 16’lara gitmiş. Memurlara verilen zam sadece ocak ve şubat ayındaki enflasyon ile eriyip götürülmüş. Türkiye, gerçekten, dünyada İspanya’dan sonra işsizlik oranı bakımından 2’nci sırada. Çalışabilir her 4 gençten 1 tanesi işsiz. Asgari ücret açlık sınırının altında. Yani, bir insanın yaşaması için, 2 çocuklu bir ailenin, 4 kişilik bir ailenin yaşaması için, sadece yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu olan gıda harcamalarını karşılayabilecek zorunlu asgari geçim rakamının çok altında asgari ücret. Yine, çalışmaya hazır iş gücünün yarısı asgari ücretin altında çalışmaya hazır. Yine, Türkiye’de çalışan insanların yüzde 45’i kayıt dışı olarak çalıştırılmakta. Yine, işsizlerin yüzde 45’e, 50’ye varan oranı asgari ücretin altında çalışmaya hazır.

Yine, Türkiye, yatırım yapılabilir ülkeler arasında dünyada 160 ülkeden 124’üncü sırada. Türkiye’de insan hakları ihlali ise, insan haklarına baktığımız zaman, bugün yayınlanan haberlerde, en çok hak ihlal edilen ülke, dünyada 2’nci sırada Türkiye, 1’inci sırada Rusya.

Yine, adil yargılanma hakkının en fazla ihlal edildiği ülke bakımından Türkiye birinci sırada. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dosyaların yüzde 10’dan fazlası Türkiye’ye ait. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde verilen ihlal kararlarının yüzde 18’den fazlası Türkiye’ye ait. Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Romanya gibi ülkelerle hak ihlalleri bakımından aynı seviyede.

Türkiye’de hukuksuzluk, adaletsizlik ve keyfîlik almış başını gidiyor ve her konuda olağan bir yönetim biçimi, egemen bir yönetim anlayışı hâline gelmiştir.

Türkiye’deki bu haksızlıkların, hukuksuzlukların çok olmasına baktığımız zaman, hak ihlallerinin neden bu kadar çok olduğuna baktığımız zaman, bunun temeline bakmak lazım. Çünkü hukuk, demokrasi kavramları aslında bir toplumda üst kurum kavramlarıdır. Toplumun alt kurumu ekonomik temelleridir. Eğer bu ülkede gerçekten insanların çalışabileceği bir işi yok ise, gerçekten akşam evine gider iken yiyecek ekmeğin parasını elde edebilecek bir iş sahibi değilse, gerçekten bu ülkenin emekli memurları ikinci bir iş yapmak zorunda kalıyorsa, pazar yerlerinden pazar artıklarını toplamak zorunda kalıyorsa siz bu ülkede soyut demokrasi ve hukuk mücadelesinden bahsedemezsiniz. Mücadelelerin somut içeriği olması lazım. Eğer gerçekten biz ülkemizde demokrasi açığını kapatmak istiyor isek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Açlık, işsizlik ve demokrası hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 18 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-03-18-aclik-issizlik-ve-demokrasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
