# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim
- **Tarih:** 6 Nisan 2010
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-04-06-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 6 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 902 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce Van’da Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal’a yönelik saldırıyı şiddetle kınıyorum. Umuyorum ve diliyorum ki siyasi iktidar kendisinden beklenilen görevi yerine getirir, bu saldırının sorumlularını bir an önce açığa çıkarır ve adalete teslim eder. Yoksa bu da Türkiye cumhuriyet tarihinde birtakım siyasi olayların failleri gibi meçhul hâle bırakılmaz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine baktığımız zaman çok sayıda faili meçhul bırakılan cinayetlerle doludur. Aslında Türkiye Cumhuriyeti âdeta faili meçhul bırakılan siyasi cinayetlerin mezarlığı hâline getirilmiştir. 1948 yılında Sabahattin Ali ile başlayan faili meçhul cinayetler serisi devam etmiş, 12 Eylül öncesi ve 12 Eylül sonrası had safhaya çıkmıştır.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle şunu belirtmek lazım: Faili meçhul olan olay ya da cinayet söz konusu değildir, faili meçhul bırakılan olaylar ya da cinayetler söz konusudur. Devletin görevi, bu cinayetlerin faillerini ortaya çıkarmaktır, şu veya bu nedenle olayların üzerini örtmek, failleri gizlemek değildir. Devlet sırrı diyerek hiçbir siyasi cinayet aydınlatılmaktan bırakılamaz çünkü hiçbir sır, katilleri saklama onursuzluğunu, aşağılamayı taşıyacak kadar önemli değildir.

Türkiye’de 12 Eylülü hazırlayan koşullara baktığımız zaman, 12 Eylül dikta yönetiminin getirilmesi sürecindeki bütün siyasi cinayetlerin failleri aradan kırk yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen hâlâ bulunamamıştır.

Sabahattin Ali neden öldürüldü? Sabahattin Ali’nin öldürülüş nedeni neydi? Bunu Sabahattin Ali’nin yakınlarının bilme hakkı vardır. Yine, Sabahattin Ali’nin mezarının dahi bugün nerede olduğunun bilinmemiş olması, demokratik hukuk devleti olduğunu iddia eden bir ülke açısından utanılacak kara bir lekedir değerli arkadaşlarım.

12 Eylülden sonra, özellikle 1990’lı yıllarda faili meçhul cinayetler serisi giderek artmıştır. Gerek öncesi gerek sonrası faili meçhul cinayetlere baktığımız zaman, bunların hem fiil hem de failleri bakımından bunların belirli ellerden işlendiği izlenimi, kuşkusu toplumda var olmaktadır. HEP Milletvekili Mehmet Sincar Batman’da neden öldürülmüştür? Yine, Diyarbakır HEP İl Başkanı Vedat Aydın evinden alınarak öldürülmüştür. Bu öldürülenlerin failleri belli değil midir?

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin geçmişinde karanlık bir tünel vardır. Bu karanlık tüneli aydınlatmak ve buna ışık saçmak öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi, geçmişindeki karanlıkları aydınlatacak yegâne ışık kaynağıdır diye düşünüyorum.

Aradan otuz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi babasının kanlı gömleğini televizyon ekranlarından göstererek “Ben hâlâ adalet arıyorum.” diyebiliyor ise bu, demokratik hukuk devletinde olmaması gereken bir manzaradır.

Yine, daha dün Hrant Dink’i katledenlerin… Gerçekten katledilişin arkasındaki organizasyonlar açığa çıkarılmamışsa ve bu Hrant Dink’in kardeşi “Ben adalete güvenmiyorum.” diye haykırıyor ise bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar faili meçhul cinayetlerin araştırılması, soruşturulması, yargılanması yapılamamıştır. Yargılanıyormuş gibi yapılmıştır. Mahkemelerin önü tıkanmıştır. Devlet sırrı kavramı adı altında birtakım bilgiler demokratik hukuk devletinin en temelini oluşturan mahkemelerden gizlenmiştir. Bu mahkemelerin ısrarlı taleplerine rağmen bu bilgiler gönderilmemiştir.

12 Eylül öncesinin baş olayları olan 16 Mart 1978 İstanbul öğrencilerinin bombayla ve tüfeklerle taranmasının failleri bir türlü bulunamamıştır.

Yine 1 Mayıs 1977’deki olayı düzenleyen katiller bulunamamıştır.

Yine Abdi İpekçilerin, Uğur Mumcuların, Bedrettin Cömertlerin, Ümit Kaftanların, Tarık Dursunların… Gerçekten bu olayları örgütleyenlerin gerçek kimlikleri ortaya çıkarılamamıştır ve bu insanlar hâlâ daha bu olayların ortaya çıkarılması için koşturmaktadırlar.

Bakın, geçenlerde, bundan bir iki ay önce, şubat ayının içerisinde bu faali meçhul bırakılan cinayetlerde yakınlarını kaybeden gruplar kendi arasında Toplumsal Bellek Platformunu oluşturmuşlar ve 11 Şubat günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin olmak üzere başta, tüm milletvekillerini, tüm grupların grup başkan vekillerini ziyaret etmişler ve bu faali meçhul bırakılan cinayetlerin aydınlatılması için, yargı sürecinin zaman aşımı ya da başka manevralarla kapatılmaması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin araştırma komisyonu kurma talebini iletmişlerdir. Bu yakınlarını bu toplumsal, siyasi cinayetlerde kaybeden bu kişiler, Türkiye Büyük Millet Meclisine gezmeye gelmemişlerdir, piknik yapmaya da gelmemişlerdir, millî iradenin temsilcisi olduğunu gösteren Türkiye Büyük Millet Meclisinden artık Türkiye'nin karanlık noktalarının aydınlatılması için Türkiye Büyük Millet Meclisini göreve çağırmak için gelmişlerdir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin’e de verdikleri dilekçede açıkça şunu söylemektedirler: “Dava süreçlerimizin altında yatan gerçekleri ve ardındaki güçleri öğrenmek istiyoruz.” demektedirler. “Yakınlarımızın neden katledildiklerini bilmek zorundayız ve bu konuda somut kanıtlarla bizi aydınlatmanın devletin görevi olduğunu düşünüyoruz, bu görevin yerine getirilmesi benzeri olayların bir daha yaşanmaması için bir gerekliliktir.” diyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bu talepten daha doğru, daha haklı bir talep olabilir mi ve bu kişiler bu taleplerini tüm partilerin grup başkan vekillerine iletmişlerdir ancak aradan üç aya yakın bir süre geçtiği hâlde bu taleplerine karşı bir duyarlılık gösterilmemiştir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, demokratik hukuk devleti olduğunu iddia eden bir devlette geçmişinde karanlık noktaların olmaması için ve geçmişteki siyasi cinayetlerde yakınlarını kaybeden ve faili meçhul olarak bırakılan bu cinayetlerin neden işlendiğini, neden bu kişilerin öldürüldüğünü bunların yakınlarının bilme haklarına duyduğumuz saygıdan dolayı, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak, Sabahattin Ali’den başlayarak bütün siyasi cinayetlerin meçhul bırakılan faillerinin gün ışığına çıkarılması nedeniyle bu Meclis araştırma önergemizi verdik. Biz, Türkiye'nin artık gelecek kuşaklarda, geçmişinde faili meçhul bırakılan cinayetlerle dolu bir Türkiye olmaması için, gelecek kuşaklarımıza gerçekten faili meçhul cinayetleri aydınlatılmış, demokratik bir hukuk devleti bırakmak adına bu önergemizi verdik. Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu cinayetlerde yakınlarını kaybedenlerin bu taleplerinin yerine getirilmesine ilişkin dilekçeyi bir yazı ekinde tüm gruplara göndermiştir. Bizim grubumuza da gelmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının gereği takdir edilmek üzere gönderdiği bu talebe biz de uyuyoruz. Bu nedenle, bu olayların araştırılması, incelenmesi için Meclis gündemine getirdik değerli arkadaşlarım.

Gerçekten artık bugün gelinen aşamada faili meçhul bırakılan olaylara devletin seyirci kalması ve devletin bizzat bu olayları örtbas etmekte olduğu konusundaki toplumdaki kuşkuların ortadan kaldırılması adına önergemizin desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-04-06-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
