# Grup önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 6 Mayıs 2010
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-05-06-grup-onerisi

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 6 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ); konuşma 751 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP grup önerisinin aleyhine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün 6 Mayıs 2010. Bundan tam otuz sekiz yıl önce 6 Mayıs 1972 tarihinde Türkiye gençliğinin antiemperyalist, antifaşist önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 12 Mart faşist diktatörlük yönetimi tarafından darağacına gönderildi. Onların tam bağımsız, demokratik, özgür Türkiye ve özgürlük mücadeleleri faşist diktatörlük tarafından kanla bastırıldı.

Değerli arkadaşlarım, tabii ki o zamanı bilmeyen arkadaşlarımız vardır. 12 Mart 1971 faşist darbesinin nedenlerine baktığımız zaman, dünyada tüm gençlik hareketleri öncelikle üniversitelerden başlamış, daha sonra köylü gençliğe ve işçi gençliğe ve tüm yaşayanlara sarmıştır. Bu mücadelenin merkezi Avrupa ve Fransa. Oralardaki gençlik önderlerinin bu demokrasi ve özgürlük mücadelesi yönetenler tarafından hoşgörüyle karşılanmış ve kan ve şiddet uygulanmamış, o kişiler bugün Avrupa’da yönetenler olmuşlardır, bugün Avrupa’yı yönetmektedirler, ama bizim ülkemiz emperyalizmin güdümünde, emperyalizm tarafından yönlendirilen, denetlenen bir ülke olduğu için o tarihlerde, 12 Mart faşist diktatörlüğü bir yol olarak denenmiş ve gerçekten faşizm kanlı baskısını o gençlik mücadelelerinin üzerinde göstermiş.

Değerli arkadaşlarım, bugün geçmişe dönüp baktığımızda Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı darağacına çıkaranlar, gerek o 12 Mart faşist diktatörlüğünün önderleri gerekse o dönemde, olağanüstü dönemde olağanüstü hukuk kurallarına bağlı olarak onların idam kararlarını verenlerin bugün halk tarafından hiç birisi bilinmiyor. Onları, o idam kararını verip uygulayanları halk unuttu. Ancak egemen güçlerin her türlü unutturmasına, baskısına ve tehdidine karşı hiç kimse Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı unutmadı, tıpkı Adnan Menderes, Hasat Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu’yu unutmadığı gibi.

Değerli arkadaşlarım, hep söylüyoruz, olağanüstü yönetimlerin olup olmadığını anlamak için o ülkede hukuk kurallarının keyfî olarak uygulanıp uygulanmadığına ve bir keyfîliğin olup olmadığına bakmak lazım. Neydi Deniz Gezmiş’leri gerçekten darağacına götüren suçları? Bunlara yüklenen suçlar, normal hukuk kuralları içerisinde, o tarihteki hukuk kuralları içerisinde değerlendirdiğimizde, gerçekten darağacına çıkartıp canlarıyla ödenmesi gereken suçlar mıydı? Elbette ki onların da o mücadelenin içerisinde, var olan hukuk kuralları karşısında belki hukuk kurallarına aykırı davranışları vardır ancak bunları, hadi diyelim ki Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, hoşgörüyle karşılama kapasitemiz yok; o zaman, var olan hukuk kurallarının karşılığı olan cezaları uygulamak gerekirdi. Onlara olağanüstü hukukun emrettiği şekilde idam cezaları haksızdır, hukuksuzdur ve nitekim, o dönem bu idam kararlarının infazı sırasında bulunan mahkeme başkanı bunların avukatlarına dönerek, Halit Çelenk’e, “Siz hukuk kuralları içerisinde avukat olarak yapmanız gereken her şeyi yaptınız ama bu iş başka iş.” demiştir.

İşte, şimdi aradan otuz sekiz yıl geçti. Türkiye’de demokratikleşme iddiaları her geçen gün daha fazla önem kazanıyor, daha fazla güç kazanıyor. Eğer bir ülkede demokratikleşme gerçekten olacaksa, Türkiye Cumhuriyeti demokratik hukuk devleti olacaksa geçmişindeki olağanüstü hukuksuzlukları temizlemesi gerekir değerli arkadaşlarım.

Bu kürsüden, hepimiz çıktığımızda, Türkiye’nin kapatılan partiler mezarlığı olduğunu söylüyoruz ama hiçbirimizin aklına, bu ülkenin aslında faili meçhul siyasi cinayetler mezarlığı olduğu gelmiyor, hiçbirimizin aklına, olağanüstü dönemlerde haksız ve hukuksuz olarak siyasi kararlarla idam sehpalarına çıkarılan insanların gelecekleri gelmiyor.

Şimdi, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın itibarları iade edilmiştir. Geç de olsa Türkiye Büyük Millet Meclisi bu eksikliği gidermiştir. 12 Mart faşist diktatörlüğünün amansızca aramızdan ayırdığı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın itibar kaybı zaten söz konusu değil. Onlar, hangi siyasi düşünceden olursa olsun, yüce Türk milletinin kalbindeki unutulmaz yerlerini aldılar. Ama değerli arkadaşlarım, Türk halkının bizden beklediği bir şey var. Gerçekten, halkların kardeşliği için, bağımsız, özgür ve demokratik bir Türkiye için mücadele eden bu insanların idam edilmelerine ilişkin yasanın yürürlükten kaldırılmasını Türk halkı bizden bekliyor değerli arkadaşlarım. Deniz Gezmişlerin idam edilmelerine ilişkin yasa yürürlükte kaldığı müddetçe demokratikleşme iddiaları bir anlam ifade etmez.

Beni üzen şudur değerli arkadaşlarım: Aradan otuz sekiz yıl geçmesine rağmen, hâlâ, bugün, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’a ilişkin anma toplantılarının polis tarafından baskıyla karşılandığını öğrendim ben. Seçim bölgem Mersin’de, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın anılmasına yönelik toplantının polis tarafından engellenmek istendiği, bunların terörist olduğu ve bunlara ilişkin anma toplantısının yapılamayacağı bana iletildi. Eğer bu bilgi doğruysa gerçekten bu sakat bir anlayıştır, antidemokratik bir anlayıştır. İşte, otuz sekiz yıl sonra bir yandan demokratikleşme, özgürleşme türküleri söylerken bir yandan hâlâ insanların haksız, hukuksuz şekilde asılan bu 3 fidana karşı anma toplantılarını baskıyla, zorla ve hukuksuzlukla susturmaya çalışmak demokratik anlayışla bağdaşmıyor değerli arkadaşlarım.

Bugün, Denizleri anmak, onlara saygı duymak, onların mücadelelerine inanmak veya inanmamak ayrı bir konudur. Ama gerçekten biz bu ülkede hakikaten darbelere karşı çıkacaksak, darbe hukukunun yarattığı tüm olguları sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırmamız lazım. Onun için benim bu Parlamentodan beklediğim, 23’üncü Parlamentonun bu demokratikleşme, özgürleşme çerçevesinde darbe hukukunu yok etmek için Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmelerine ilişkin yasanın yürürlükten kaldırılmasını ben talep ediyorum.

Hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Grup önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-05-06-grup-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
