# Grup önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim
- **Tarih:** 7 Temmuz 2010
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-07-07-grup-onerisi

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 7 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ); konuşma 1.032 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP İktidarında işçi ayakta, köylü ayakta, esnaf, çiftçi ayakta, üreticiler ektikleri ürünü satamadıkları için yollara dökmekte, atanamayan öğretmenler ayakta, doktorlar, mühendisler, eczacılar ayakta. Türkiye artık yönetilemez hâle gelmiş ancak AKP yetkilileri bu kürsüde konuşurlarken öylesine tozpembe tablo çiziyorlar ki sanki muhalefet partisinin getirdiği sorunlar bu ülkede yaşanmıyormuş gibi.

Şimdi, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye’de can yakan, yakıcı bir sorunu Meclis gündemine getiriyoruz. Bu sorun, aslında, Millî Eğitim Bakanı ve Çalışma Bakanlığı yetkilileri tarafından yakından bilinmekte ancak duymazlıktan ve bilmezlikten gelinmektedir.

Değerli milletvekilleri, yıllardır çalıştığı kurumlardan atılarak açlığa, işsizliğe, yokluğa ve yoksulluğa terk edilen usta eğitici ve öğreticiler ile hâlen yıllardır çalıştığı kurumlarda her yıl görev alıp alamama kaygısı yaşayan, iş güvencesinden yoksun çalışan usta öğretici ve eğiticilerin sorunlarının tespiti, alınması gereken önlemlerin saptanması ve çalışma koşullarının belirlenmesi açısından Meclis araştırmasını istedik ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun bu önergesini getirdik.

Usta öğretici kimdir? Usta öğreticiler, Çıraklık Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı halk eğitim merkezlerinde, Okul Öncesi Genel Müdürlüğüne bağlı kurum ve kuruluşlarda ve Ticaret ve Turizm Öğretim Genel Müdürlüğüne bağlı kurum ve kuruluşlarda bilgisayar, giyim, makine nakışları, el sanatları, kuaförlük ve en önemlisi de ana sınıfı öğreticisi ve benzer branşlarda uygulamalı meslek eğitimi veren kişilerdir. Türkiye’de 24 bin civarında halk eğitim merkezlerinde, 20 bin civarında okul öncesi eğitimde, 10 bin civarında Ticaret ve Turizm Genel Müdürlüğüne bağlı kuruluşlarda olmak üzere 55 bin civarında usta öğretici görev yapmaktadır.

Usta öğreticiler 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 89’uncu maddesine göre istihdam edilmektedirler, yaygın eğitim kurumlarında öğretmen ihtiyacı sebebiyle öğretmeni bulunmayan meslek dallarında herhangi bir kadroya bağlı olmadan ek ders ücreti karşılığında istihdam edilmektedirler.

Değerli milletvekilleri, okul öncesi eğitim üreticisi usta öğreticiler ise, Millî Eğitim Bakanlığı okul öncesi eğitimdeki öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla 2001 yılında uygulamaya koyduğu Mesleki ve Teknik Eğitimi Geliştirme Projesi’yle Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi bünyesinde açılan okul öncesi eğitim bölümüne kız meslek lisesi mezunlarının yanı sıra lise mezunlarını da üç yıl süreyle ÖSS’den herhangi bir puan türünden 105 puanı aşmaları koşuluyla dışarıdan bu bölümü okuma hakkı tanımıştı. Bunun üzerine 2000-2001 yılı öğretim yılında 4.374; 2001-2002 öğretim yılında 8.078 kişi kontenjan sınırlamasına tabi tutulmadan Açık Öğretim Fakültesinin okul öncesi eğitim bölümüne yerleştirilmişti. Protokolde “kontenjan sınırlandırması olmayacağı ve bir yılda fark derslerinin verileceği” ifadesi bulunmasına rağmen, Açık Öğretim Fakültesinin okul öncesi eğitim bölümünün kontenjanı 3 bin kişiyle sınırlandırılmış ve bir yıl olan eğitim süresi üç yıla çıkarılmış, daha sonra bu alandaki öğretmen açığının üniversitelerin okul öncesi eğitim bölümünden mezun olanlarla kapatılamaması üzerine, kız meslek lisesi çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü mezunlarına altmış saatlik oryantasyon eğitimi verilerek eğitim kurumlarında kadrosuz usta öğretici olarak görevlendirilmişlerdir; sekiz dokuz yıl bu görevi yürütmüşlerdir. Daha sonra, Danıştayın, öğretmen olmayan kişilere öğretmenlik görev ve sorumluluğu verilemeyeceği gibi, öğretmen olarak görevlendirme koşullarını taşımayan bu kişilerin öğretmen kişilerin yanında ve onların yardımcısı olarak çalıştırılmaları gerektiğinden bahisle bu yönergenin iptalinden sonra bu insanlar işsiz kalmışlardır.

Değerli milletvekilleri, bu kesimdeki insanların sorunları çok fazladır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinde istihdam şekilleri belirlenmiş ve “Bunlar, memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçi eliyle yürütülmüş” denilmiştir “kamu hizmetleri” ve bunun dışında başka bir istihdam şeklinin olamayacağı kabul edilmiştir. Burada memur, kamu kuruluşlarında ve tüzel kişiliklerinde genel idare esaslarına göre, sürekli asli hizmetleri yürüten kişiler olarak tanımlanmış. Bu kişiler de, yani usta öğretici olarak tanımlanan kişiler de aslında bu niteliklere sahip oldukları hâlde, Devlet Memurları Kanunu’nun kendilerine tanıdığı bu özelliklerden faydalanamamışlardır.

Değerli milletvekilleri, usta öğreticiler, hafta tatili, resmî tatil ve bayramlarda ancak çalışırlarsa ücret almaktadırlar. Usta öğreticilerin aldığı brüt ücret asgari ücretin altında ve yedi buçuk saatlik çalışması bir gün kabul edilerek sigortaları ödenmektedir. Dolayısıyla ortalama sekiz ay boyunca usta öğreticinin aldığı ücret tatil ve bayram günlerinde kesintiye uğradığından hem aldıkları ücret asgari ücretin altında kalmakta hem SSK primleri bir ay için otuz gün üzerinden yatırılamamaktadır. Bunların, ancak bir haftada yirmi beş saat çalıştıklarında, sürekli hizmet gördüklerinde otuz gün üzerinden SSK primleri yatmaktadır. Aynı yerde aynı işi yapan kadrolu usta öğreticiler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun tanıdığı tüm haklardan yararlanmamaktadırlar. Ders ücreti karşılığı çalışan usta öğreticilerin sosyal güvencelerinin olmayışı, hiçbir güvenlik sisteminde tam ve açık olarak tarif edilmemiş olmamaları, çalışanlar arasında ayrımcılığa neden olmaktadır.

Statüsüz çalıştırılan usta öğreticilerin, halk eğitim merkez müdürlüklerinin inisiyatifleri doğrultusunda, bazı illerde altı veya sekiz ay, bazı illerde on veya on bir ay, haftada on beş saat ya da otuz saat arasında görevlendirmeleri yapılmaktadır. Bu adaletsiz dağılım hem ücretlerde hem de SSK prim ve gün sayılarında eşitsizliğe neden olmaktadır.

Yıllardır kadro tahsisi yapılmadan, ders ücreti karşılığı çalışan statüsüz usta öğreticiler, sadece genelgeler doğrultusunda kamu hizmeti vermişlerdir. Yetişmiş, deneyimli çalışanların halk eğitimci sıfatıyla başarılı çalışmaları takdir görmemiştir. Usta öğreticilerden işsizlik sigorta primi kesilmediği için, çalışılmayan dönemlerde işsizlik sigortasından yararlanamamaktadırlar. Geçmiş dönemlerde çalışan usta öğreticilerin geriye dönük eksik ödenen primlerini kendileri veya Bakanlıkça ödeme hakkı verilmemiş, emekliliği gelmiş çalışanlar emekli olamamışlardır. Millî Eğitim Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında imzalanan protokolle çalıştırılan bu kişilerin, bugün, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 2869 sayılı Kanun’la değişik 61’inci maddesi gereğince, yedi buçuk saat/bir gün esasıyla çalışmaları kabul edilmektedir. Bunlar İş Kanunu’ndan yararlanamadıkları için kıdem tazminatı alamamaktadırlar.

Yine, değerli arkadaşlarım, bunların, uzman ve usta öğreticilerin sağlık yardımından yararlanabilmeleri için, hastalığın anlaşıldığından itibaren, yani viziteye çıkış tarihinden itibaren, bir önceki yıl içinde -bir veya birden fazla iş yerinde- doksan gün, geçindirmekle yükümlü olanlar için de yüz yirmi gün çalışmış olma şartı aranmaktadır. Çoğunluğu, prim ödedikleri hâlde, hastalık sigortasından yararlanamamaktadırlar, kırk yedi yıldan önce de emekli olamamaktadırlar. Bu insanların sorunlarının çözülmesi artık bir aciliyet hâline gelmiştir.

Bunun için çözüm önerilerim:

Kamu kurum ve kuruluşlarında usta öğretici olarak en az beş yıl çalışmış olanların belirli süreli iş sözleşmesi yapılarak görevlendirilmesi.

Meslek yüksekokulu ve ön lisans mezunu olup en az beş yıl çalışanların, uzman öğretici olarak, belirsiz süreli iş sözleşmesi yapılarak görevlendirilmesi.

İşsizlik sigortası kapsamına alınarak, çalışmadığı dönemlerde prim almasının sağlanması.

En az yirmi yıl usta öğretici olarak çalışmış olanların 1/10/2008 tarihinden öncesine ait çalışma sürelerinin eksik hizmetlerinin işveren prim hissesi tutarlarının Bakanlıkça, sigortalı hissesinin usta öğreticilerin kendilerince ve geriye dönük gecikme zammı uygulanmaksızın prim tutarları üzerinden borçlanmalarının yapılması.

Kısa süreli kurs programlarında görevlendirilecek usta öğreticilerin farklı değerlendirilmelerinin yapılması ve çağrı üzerine çalışma iş sözleşmesi kapsamına alınması.

Değerli arkadaşlarım, bu usta öğreticiler, artık, kendilerini iş güvencesine sahip bir işte çalışmalarını umutla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Grup önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-07-07-grup-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
