# Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim
- **Tarih:** 22 Mart 2011
- **Gündem:** ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2011-03-22-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696-3

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 22 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)); konuşma 470 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12’nci madde üzerinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarıda, başkan ve başkan vekillerinin yeniden seçilmesi öngörülmüş, biz de verdiğimiz önergeyle birden fazla seçilmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, hukuk gidiyorken demokrasi gelmez. Demokratik hukuk devletinin tek güvencesi o devletin anayasasıdır. Anayasa yasalar hiyerarşisinin en üstünde yer alır. Bunun anlamı hukukun hükümran olmasıdır. Hukuk hükümran olmaktan çıkarılınca hükûmet olanların kendi yasalarını yapmalarının önünde bir engel kalmaz. Türkiye’de hukuk giderken Parlamentoda çoğunluğu elinde tutan anlayışın yasaları çoğaltılıyor ve son referandum örneğinde olduğu gibi toplum da bir şekilde sürecin parçası hâline getirilerek meşruluk zemini yaratılmaya çalışılıyor. Sürece destek veren liberal çevrelerin bile vicdanını sızlatan son olaylar Hükûmetin, Başbakanın yasama ve yargı üzerindeki tahakkümünün endişe yaratan vahim boyutlara ulaştığının açık ve net göstergesidir. İçinden geçtiğimiz ve demokrasi söylemleriyle baskılandığımız süreçte, Anayasa’nın en temel ilkelerinden olan yargı bağımsızlığı, yasalar karşısında eşitlik gibi hukuk devletinin olmazsa olmazlarının ihlal edilişine seyircilik etmek büyük gaflettir.

Demokrasinin hukukla sağlam örüldüğü ülkelerde siyasal iktidarın hareket alanı bellidir. Bugünün Türkiyesi’nde ise Hükûmetin hareket alanı alabildiğine genişletilmekte ve belirsizleştirilmektedir. Anayasa fiilen delinerek hukuk boşaltılırken siyasal iktidar yasa yapma keyfîyetini karşı toplumsal refleksleri hiçe sayarak sürdürebilmektedir. Türkiye'nin bugün yaşadıkları demokrasiyle açıklanamaz. Bir kesim lehine düzenleme yapabilmek için toplumun direnç gösterecek kesimlerinin türlü yöntemlerle baskı altına alınmış olduğu ortamda özgürlüklerden hiç mi hiç söz edilemez. Özgürlük alanının daraltıldığı, hukuk dışı uygulamaların kamu vicdanını yaraladığı, adalet terazisinin saçtığı sürecin mimarlarının bu yıkıntının altında kendilerinin de kalacaklarını göremiyor olmaları büyük gaflettir.

Demokratikleşme ve kurumsallaşmada gecikmişliğimizin faturası çok kabarık olarak dönüyor hepimize. Ne olduğu tam olarak bilinmeyince özgürlüklerden kaçışın adı da “ileri demokrasi” diye konulabiliyor. Hukuksuzluğun alanı alabildiğince genişletildikçe adalet duygularımız törpüleniyor. Sokağın aklı karışık, vatandaş “Bu nasıl iş?” diye soruyor. Rektörler, profesörler, bilim adamları, gazeteciler tutuklanıyor, caniler ise bir günde serbest bırakılıyor.

Kamusal düzenin işlemezliği en son hukuk sisteminde kendisini gösterince Anayasa’yı değiştirerek kendi kurumsallaşmasını yaratmak AKP için oldukça kolaylaşmıştır. Ne mi görüyorum? Türkiye'nin, rejimin dönüştürüldüğünü hem de hepimizin gözü önünde ve daha vahimi, artık “Tehlike geliyor.” diyenler “Tehlike geldi.” diyemiyorlar ve tehlikeye parmak basan yazıları yayımlayan cesur yayımcıların sayısı giderek azalıyor. İnternet ortamında buluşan doğru sözcükler güncel yaşamda dost söyleyişlerinin fısıltıları içinde dağılıp gidiyor.

Geleceğin Türkiyesi, cumhuriyet mucizesinin yıkılabilen duvarlarının üzerine kurulmaya çalışılırken Atatürk’ü yıpratma çabalarını üstlenenlerin üslupları giderek daha çirkin bir hâl alıyor. Mevcut iktidara yaranma çabasına girişenlerin içinde akademik unvanları görmek bizim içimizi daha fazla burkuyor. Cumhuriyete vurarak demokrasi çığırtkanlığı yapanlar, bugün hukukun delinen duvarlarından canilerin salıverilmesinde kendilerinin de katkıları olduğunu görebiliyorlar mı?

Cumhuriyet bir aydınlanma koşusu. Bu koşuyu tıknefes olup yarıda bırakma lüksümüz yok. O meşale bizim elimizde artık. Cumhuriyetin aydınlığına ve cumhuriyetle aydınlamaya bugün her günkünden daha çok ihtiyacımız olduğu açık. Demokrasi ve hukuku cumhuriyet getirdi. Hukuk ve demokrasi giderken cumhuriyeti de götürüyorlar ama 12 Haziranda halkımız buna asla izin vermeyecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2011-03-22-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
