# Yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.725)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mart 2011
- **Gündem:** YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.725)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2011-03-31-yargi-hizmetlerinin-hizlandirilmasi-amaciyla-bazi-kanunlarda-degisikli-2

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 31 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.725)); konuşma 566 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 26’ncı maddesine bağlı geçici 3 maddede verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yargının hızlandırılması adına hukuka aykırılıkları savunamayız, hukuku sakatlayamayız, temel kuralları altüst edemeyiz. Şimdi, bu geçici 3’üncü maddede 2014 tarihine kadar asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda cumhuriyet savcısı bulunmaz ve katılma hususunda da cumhuriyet savcısının görüşü alınmaz. Şimdi, eğer cumhuriyet savcısının duruşmalarda, ceza duruşmalarında bulunması gerekmiyorsa, bulunmasının bir faydası yoksa 2014 tarihine kadar niye bulunmuyor da 2014 tarihinden sonra bulunuyor? Bunu anlamak mümkün değil. Yani bir yargılamada iddia makamı, savunma ve karar mekanizması yargılama sisteminin olmazsa olmaz temel sacayaklarıdır. Siz bu ayaklardan bir tanesini kırarak yargılama sistemini sağlıklı hâlde tutamazsınız. Nasıl ki savunmayı yok sayarak yargılama sağlıklı olmazsa, iddia makamını da buradan çekerek yargılama sağlıklı olmaz.

Şimdi, tabii, buradaki temel çelişkinin bir tanesi, dediğim gibi, yani bu eğer doğruysa, yani cumhuriyet savcılarının ceza yargılamasının bir öğesi olarak o yargılama sürecine katılması gerekmiyor ise niye 2014’ten sonra katıyorsunuz?

Yani, şimdi, değerli milletvekilleri, gerçekten yargılamayı hızlandıracağız diye, yani hukukun temel müesseselerini yok ederek, darmadağın ederek, hukuksuzluk yaparak, insanları savunma hakkından mahrum bırakarak yargılamayı hızlandıramazsınız.

Zaten tutukluluklara bakıyoruz, tutuklama kararları veriliyor, kararların gerekçeleri yok. Şimdi, bir tutuklama kararının hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesi için tutuklamanın nedenlerinin bilinmesi lazım. Yani şimdi tutuklamanın nedenleri dahi söylenilmiyor, tutuklamanın nedenleri dosyalarda gizli, o zaman bu tutuklama kararının hukuka uygun olup olmadığını, mevcut Ceza Muhakemesi Kanunu’na uygun olup olmadığını, uluslararası hukuk kurallarına uygun olup olmadığını nasıl denetleyeceğiz? Hatta bir kişiye isnat edilen suça ait olarak gösterilen delil verilmiyor; şüpheliye de verilmiyor, şüphelinin avukatına da verilmiyor, ondan saklanıyor, gizleniyor. Savcı diyor ki, “Ya biz onu tutukladık, elimizde bizim çok güçlü deliller var, yani sizin bildiğiniz gibi değil.” diyor. Bizim bildiğimiz gibi değilse, bilmediğiniz konular niye açıklanmıyor? Yani bugün Türkiye’de gerçekten yargılamanın toplumsal vicdanı sızlatmasının temel nedeni budur. Yani insanlar hangi suçla suçlandığını bilmek durumundadır. Hakkındaki tutuklama kararının nedenlerini objektif olarak bilmek zorundadır ki o iddiaları çürütebilsin, o iddiaları yok edebilsin. Siz, insanları savunması olmadan, savunmayı zaten çürüterek yargılama sürecini yönetmeye kalkıyorsunuz, o da yetmiyor, şimdi ceza yargılamasına asliye ceza mahkemelerinde geçici olarak 2014’e kadar… Hiçbir mantığı da yok. Bunun kabul edilebilir bir yanı var mı, mantığı var mı? Niye 2014 o zaman? Niye 2016 değil? Niye 2020 değil? Bunun anlamı var mı?

Şimdi, değerli milletvekilleri, dediğim gibi, bütün bu meseleler, siyasi iktidarın “Yargılamayı hızlandırıyoruz.” adı altında yaptığı hukuksuzlukların örneklerinden bir tanesidir. Bakın, deminden de söyledim, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi veren yetki tasarısı geldi. Şimdi, tabii, Sayın Başbakan, AKP İktidarı dokuz yıldır bu ülkede iktidar, bugüne kadar neyi düzenlemek istediler de düzenlemediler, neleri kanun hükmünde kararnamelerle düzenleyecekler anlayamadım. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama yetkisini -zaten topal, sakat bir şekilde yürüyor- hepten Başbakan niye alma ihtiyacı duyuyor, niye bunu elinde toplama ihtiyacı duyuyor, bunu anlayamadım. Eğer Sayın Başbakanın gerçekten çıkarmak istediği yasalar varsa, kanun hükmünde kararnameyle düzenleyeceğine, bunları getirsin, 11 Nisandan sonra da bu Meclisi toplasın yüreği varsa, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri de gelsin bu Meclise oy versinler o tasarıya ben göreyim. Ama tabii Başbakan bunun böyle olmayacağını biliyor, 11 Nisandan önce “Bunların zaten çoğu milletvekili olamaz, ben bunları bu Mecliste çalıştıramam, geçirebildiklerimi bu sürede geçireyim, geçiremediklerimi yetki alayım, onların yerine yasayı ben yapayım.” diyor. Bu, yasa yapma tekniğine uygun değildir değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Tartışmaya gerek yok, 11 Nisandan sonra görürüz. Madem öyle 11 Nisandan sonra getirsin.

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.725)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2011-03-31-yargi-hizmetlerinin-hizlandirilmasi-amaciyla-bazi-kanunlarda-degisikli-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
