# Yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.725)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mart 2011
- **Gündem:** YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.725)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2011-03-31-yargi-hizmetlerinin-hizlandirilmasi-amaciyla-bazi-kanunlarda-degisikli

> Ali Rıza Öztürk (CHP), 31 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.725)); konuşma 911 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 725 sıra sayılı Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun 18 ila 33’üncü maddelerini kapsayan ikinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yargıyı hızlandırmak amacıyla ne kadar yasal düzenleme yaparsak yapalım, önemli olan, hukukun toplum vicdanını sızlatmamasıdır, adaletin gücünü toplum vicdanından almasıdır. Toplumun vicdanını sızlatan, yaralayan, kanatan ve hukukun üzerine oturmayan bir yargılama sistemi doğru bir yargılama sistemi değildir.

Bakın, şöyle bir dünyaya baktığımız zaman, bugün Orta Doğu’da, demokrasi türküleriyle ortalık, yer gök inliyor ve gerçekten, otoriter yönetimlerin gitmesi arzulanıyor, ama Türkiye’de, basılmamış, yayımlanmamış, okunmamış kitaplar toplatılıyor. Herhâlde hiçbirimiz -basılmamış kitapların toplatılmasını bir kenara bırakalım- kitapların toplatıldığı bir ülkenin milletvekilleri olmak istemeyiz. Sanıyorum, kendisinin bu dünyadaki rolünün haksızlıklarla, hukuksuzluklarla mücadele olduğunu ve kendisini iç dünyasında öyle gören Sayın Başbakan, kitapların toplatıldığı, henüz yazılmadan bilgisayar hard disklerinden silindiği bir ülkenin Başbakanı olmaktan herhâlde rahatsız oluyordur diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten, polislere nasıl rapor tutturursanız tutturun ve gerçekten, AKP yandaşı gazeteci kılığındaki kimi militanlara televizyon ekranlarında ya da basında, yazılan ve çizilen kitapların, makalelerin bir terör örgütünün talimatı ve yönlendirilmesiyle yazıldığını, çizildiğini ne kadar söyletirseniz söyletin, siz, bugün, 21’inci yüzyılda, 2011 yılında yayımlanmamış kitapların toplatılmasını kimseye anlatamazsınız.

Siz bugün hem Türkiye’de hem de uluslararasında “Ergenekon” diye bilinen, kamuoyunda “Ergenekon” diye bilinen davanın, darbecilerle, darbe yapanlarla, derin devletle hesaplaşma yerine, siyasi iktidara muhalif insanları sindirmenin, susturmanın enstrümanı hâline geldiği kanısını değiştirtemezsiniz değerli milletvekilleri. O nedenle “Yargının hızlandırılması.” dediğimiz zaman, biz, her gün akşam, oturduğumuz yerden dizi seyreder gibi, bu ülkede çok önemli görevlerde bulunmuş insanların sakalı uzamış bir şekilde itilerek, kakılarak polis arabalarına bindirilmesi ve çevrelerinde rencide edilmesi manzaralarının demokrasiyle ve demokratik hukuk devletiyle bağdaşmadığını düşünüyoruz.

Terörizm karşısında demokrasiler şu temel soruya yanıt vermek zorundadır: Demokrasi ve insan haklarına tehdit oluşturan terörist insan haklarından yararlanabilir mi? Soruyu daha genel bir düzeyde sorarsak: Demokrasiler, temel değerlerinden ödün vermeden kendilerini terörizm tehdidine karşı koruyabilirler mi? Demokrasiler, demokrasi oldukları için teröre karşı demokrasi ve insan hakları sınırları içerisinde mücadele etmek durumundadırlar. Devletler, demokrasi ve insan haklarından uzaklaştıkça teröristle ortak noktalar oluşturmaya başlarlar. Demokrasileri güçlendiren, olağanüstü durumlarda demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ilkelerinden vazgeçilmemesidir. Bunun için, demokrasiler teröre karşı tek kolları bağlı olarak mücadele etmek zorundadırlar. Türkiye Cumhuriyeti, demokrasi ve insan haklarından ödün vermeden demokrasiye yönelen her türlü tehlike ve tehditleri aşabilecek, onları milletin iradesiyle yenebilecek güçtedir. Bu ülkede demokrasiye yönelen kimi tehdit ve tehlikeleri gerekçe yaparak siyasi iktidara muhalif insanları, sesleri susturma bu ülkeye, demokrasisine yönelmiş en büyük tehlikelerden birisidir.

Değerli milletvekilleri, siyasi iktidar, AKP hep böyle olağanüstü yöntemlerden, olağanüstü dönemin kurumlarından medet umuyor; bakın, özel yetkili mahkemeler eliyle Türkiye’deki yargılamayı kural hâline getiriyor. Özel yetkili mahkemeler 12 Mart 1971 darbesinden sonra 1973’te kurulmuş ve adı “DGM”ymiş o zaman. 1976 yılında Anayasa Mahkemesinin iptali üzerine bu DGM’ler durdurulmuş ancak o dönem Türkiye’de, toplumda DGM’lere karşı yönelen mücadele üzerine Parlamento, DGM’ler yasasını çıkartamamış, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra o darbe yönetimi koşullarında tekrar devlet güvenlik mahkemeleri devreye girmiştir. Ancak, devlet güvenlik mahkemelerinin soruşturma ve kovuşturma usulleri adil yargılanma hakkına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olması nedeniyle değiştirilmek zorunda kalınmıştır ve oradan askerî üye çekilmiş, onun yerine sivil üye verilmiş ve onun yerini de bugün kamuoyunda, demokrasiye aykırılıkların, hukuksuzlukların, haksızlıkların, keyfîliklerin kaynağı olan özel yetkili ağır ceza mahkemeleri alır olmuştur.

Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 251 ve 252’nci maddelerine göre kurulup faaliyet gösteren mahkemelerdir. Soruşturma ve kovuşturma usulleri özel olarak örgütlenmiş olan bu mahkemeler, adil yargılanma hakkı ihlal edildiği için kardırılmak zorunda kalınan devlet güvenlik mahkemelerinin tamamıyla devamıdır değerli arkadaşlarım. O nedenle, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 251 ve 252’nci maddeleri, Anayasa’nın ilk bölümünde yer alan temel hak ve özgürlükleri, bireye korkusuz yaşama hakkı tanıyan kuralları, özel yetkili savcılara askıya alma hakkı tanımıştır. Bu tamamen keyfî bir durumdur. İşte uygulamadaki haksızlıkların, hukuksuzlukların hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında konu edilen, eleştirilen ve bu nedenle, Türkiye'nin özel olarak denetime tabi tutulmasına neden olan uygulamaların nedeni budur. O nedenle, yapılması gereken, bu özel yetkili mahkemelerin bir an önce kaldırılmasıdır. Özel yetkili mahkemeleri düzenleyen Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250, 251 ve 252’nci maddelerinin kaldırılması için, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz kanun teklifi verdik. Böyle, demokrasilerde özel olmaz değerli arkadaşlarım, özelin özeli olmaz. Bu mahkemelerin ihtisas mahkemeleri olmadığı, otuz yıllık kesintisiz sürelerle, otuz yıllık uygulamalarıyla görülmüştür.

Değerli milletvekilleri, başka bir yönteme başvuruyor şimdi İktidar; o da kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi veren yetki tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuyor. Bu İktidar döneminde, usulsüzlükler, yolsuzluklar kural hâline gelmiştir, istisnalar kural olmuştur, kurallar ise istisna olmuştur. Bakın, daha önce Anayasa değişikliği konusunda, milletvekillerinin depo imzaları kullanıldı. Bugün ise Türkiye Büyük Millet Meclisine kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi veren kanun tasarısı, 28/3/2011 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuş değerli arkadaşlarım ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mustafa Açıkalın imzasıyla da üyelere toplantı günü verilmiş, Plan ve Bütçe Komisyonunun üyeleri toplantıya çağrılmış. Şimdi, 28/3/2011 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan bir kanun tasarısı, nasıl oluyor da bu tarihte Türkiye’de bulunmayan Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanının imzasıyla üyelere gönderiliyor ve üyeler toplantıya çağrılıyor? Bu usulsüzlük değil de bu hukuksuzluk değil de nedir değerli arkadaşlarım? Çünkü Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanının 25 Marttan itibaren Türkiye’de olmadığı, umrede olduğu söylenilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Bu, AKP klasiğinin devamı şeklindedir değerli arkadaşlarım, bunlardan vazgeçmek gerekiyor. Burada yasalar yapmakla hukuksuzluğu önleyemeyiz. Öncelikle kendimizi hukuksuz anlayışımızdan arındırmamız gerekir diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.725)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2011-03-31-yargi-hizmetlerinin-hizlandirilmasi-amaciyla-bazi-kanunlarda-degisikli (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
