# Vergi barışı kanun tasarısı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Topuz (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 25 Şubat 2003
- **Gündem:** VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-topuz-22-2003-02-25-vergi-barisi-kanun-tasarisi

> Ali Topuz (CHP), 25 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI); konuşma 859 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhurbaşkanınca bir defa daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilen 4792 Sayılı Vergi Barışı Kanununun 14 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına düşüncelerimizi size sunmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Cumhurbaşkanının geri gönderme tezkeresinin çok büyük bir bölümü, 14 üncü maddenin Anayasaya göre aykırılıklar taşıyan taraflarını irdelemekle ilgilidir. Sayın Cumhurbaşkanı, bu Yasanın, en geniş şekilde, Anayasaya aykırılık iddiasını bu maddeyle ilgili olarak öne sürmüştür. Daha önce, birinci görüşme sırasında, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri olarak, bu kürsüden Yasanın Anayasaya aykırılıklarıyla ilgili ifade ettiğimiz konuların Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da dikkate alınarak geri gönderme gerekçesi haline getirilmiş olması, Cumhuriyet Halk Partisinin bu konuda ne kadar dikkatli, titiz bir çalışma yaparak Meclise yardımcı olmaya çalıştığının kanıtıdır.

Değerli milletvekilleri, Meclisimizin yasa yapma görevini bu Meclisten beklenen ciddiyet içinde yürütemediğimiz anlaşılmaktadır. Bugüne kadar, üç ay içerisinde, bu Meclisten çıkan önemli yasaların yarıdan fazlası bir defa daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine iade edilmiştir. Bu, bu konulara yeteri kadar önem vermemiş olmanın bir kanıtıdır ve de zaman israfının bir göstergesidir. Bizim, bu kadar zaman israfına tahammül etmemiz, bunu kabul edebilmemiz doğru değildir. O nedenle, çalışmamızın ciddiyeti üzerinde hepimizin sorumluluğunu bir defa daha altını çizerek hatırlamamız, Meclisi daha nitelikli bir çalışma ortamına sokmamız ve birbirimizi daha iyi anlayarak, yasaların daha düzgün bir şekilde bu Meclisten çıkması için birbirimize yardımcı olmamız gerektiğine inanıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Cumhurbaşkanı hem usul hem esas açısından 14 üncü maddeyi Anayasaya aykırı bulmuştur, daha pek çok maddenin usul açısından Anayasaya aykırılığından söz edilmiştir. Usul açısından Anayasaya aykırılığı düzeltmek mümkündür, kolaydır; zaten, şu ana kadar yapılan oylamalarda da, usul bakımından yapılmış olan Anayasaya aykırı işlemi, Meclis, bu kere yaptığı müzakereler sırasında bir daha yapmamıştır ve beşte 3 çoğunluğu sağlayarak yasa maddelerini geçirmiştir.

Şimdi, esasla ilgili iddiayı ciddiye almamız gerekmektedir. Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, 14 üncü madde, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesiyle ilgili bir düzenleme getirmektedir. Maddenin özünü bir defa daha hatırlatmak istiyorum: Madde, sahte belge düzenlemek, sahte belge basmak ve sahte belge kullanmak suretiyle işlenen suçları tarif ediyor. Hemen şu noktada söyleyeyim: Bu düzenleme, şimdi görüşmekte olduğumuz düzenleme, bir tarih kesiti arasında kalan dönem içindeki suçların bağışlanmasına dönük, affedilmesine dönük bir düzenlemedir; oysa, bu yasa şu anda yürürlüktedir. Şu anda 359 uncu madde tümüyle yürürlüktedir ve de şimdi bertaraf etmeye çalıştığımız olumsuzluklar eğer bu dönemde yapılıyorsa, onlar hakkında bu hükümler uygulanacaktır, bu kanunun içinde yazılan hükümler uygulanacaktır. Yani, bir hatayı düzeltmiyoruz, bir dönem içinde hata yapanların hatasını düzeltiyoruz. Yasayı değiştirmiyoruz, yasanın uygulamasıyla ilgili bir aralığı suç unsuru olmaktan çıkarıyoruz.

Bu nedenle, bu madde, bu yasanın, aslında, vergi barışı olarak topluma sunulan ve pek çok konuda haklılık gösteren maddelerinin arasına sıkışmış, bence lekeli ve çürük bir maddedir. Gerçekten, lekeli ve çürük bir maddedir. Çünkü, bu Meclisin temel görevi daha göreve başladığı günlerde yaptığı bir tercihle ortaya çıktı; ülkede sürdürülmekte olan yolsuzlukları önleme konusunda bir irade ortaya koydu. Yolsuzlukları önlemek için çalışırken, yoksuzlukların kanıtları ortadayken, bağışlanması gibi bir yola teşebbüs etmek, bu Meclis açısından bir çelişkidir. Kaldı ki, neyi affediyorsunuz, neyi önlüyorsunuz; sahte işlem yapmış olanları. Bu Meclis, sahtecilik yapanları affetmek suretiyle, sanıyorum, şanlı tarihine çok önemli bir gölge düşürmüş olur. (CHP sıralarından alkışlar) Bu Meclisin, sahteciliğe göz yuman bir Meclis olarak cumhuriyet tarihinde yer almasını ben içime sindiremiyorum. Onun da ötesinde, sahteciliğin de ötesinde, bu yasayla, bu maddeyle cumhuriyet hükümetinde görev almış bir arkadaşımızın, Sayın Maliye Bakanının yargıya intikal etmiş bulunan iki suç iddiasının birinden affedilmesini öngörülüyor. Sayın Maliye Bakanının, önceki görüşmeler sırasında, bu yasanın kendisiyle hiçbir ilgisi olmadığını, bundan yararlanmadığını ifade ederek bu Meclise gerçekdışı bilgi verdiğini hepimiz biliyoruz. Sayın Bakan gerçekdışı bilgi verdi; çünkü, Sayın Bakan, yargılanmakta olduğu davada -haklıdır, haksızdır- sanık olarak adı geçen davada hem sahte evrak düzenlemekten hem de sahte evrak kullanmaktan suçlanmıştır. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu madde, sahte evrak düzenleyenleri kapsam içine almıyor, kullananları kapsam içine alıyor; yani, sahte evrak kullananlar affediliyor, ki, Sayın Bakan sahte evrak kullanma suçundan da yargılanıyor. Dolayısıyla, bu da, Meclisimiz için, hükümetimiz için ve Sayın Bakan için, gerçekten, çok talihsiz bir durumdur.

Değerli arkadaşlarım, talihsizliğin boyutuyla ilgili bir şey daha söylemek istiyorum. İlk görüşme bittikten sonra, Sayın Bakan, Türkiye İhracatçılar Meclisini ziyaret etti, televizyona yansıyan görüntülerde, muzaffer bir kumandan edasıyla, bu yasayı geçirmiş olmanın mutluluğu içerisinde sohbet ederken, mikrofonun açık olduğunu unuttular ve orada kimlerin kurtarıldığı tartışmasını herkesin duyabileceği bir şekilde yaptılar. Demek ki, bu Yasayla, bu Yasanın bu maddesiyle yandaş birtakım sahte evrak kullananların kurtarılması öngörülmüştür; o nedenle, bu madde lekeli bir maddedir, çürük bir maddedir, bu Kanuna da yakışmayan bir maddedir, bu Meclisin de kabul edemeyeceği bir maddedir.

Bu bakımdan, hepinizi göreve davet ediyorum. Bunu, bir arkadaşınızı koruma içgüdüsüyle kapatmaya lütfen çalışmayın, Adalet ve Kalkınma Partisinin sayın milletvekillerinin böyle bir kamuflaj yapma mecburiyeti yoktur; çünkü, Adalet ve Kalkınma Partisi, ne seçim bildirgesinde ne topluma vaat ettikleri arasında, sahte belge kullananları affedeceğine dair bir taahhütte bulunmadı. Bu, vatandaşın gözünden kaçırılarak buraya getirilmiş bir maddedir, kurnazca getirilmiş bir maddedir; böyle bir oyuna, hükümeti oluşturan, 363 kişiden oluşan gruba sahip bir büyük partinin tevessül etmemesi gerektiğine inanıyorum.

Hepinizi, vicdanlarınızla ve bu Meclise olan saygınızla başbaşa bırakmak istiyorum. Bu maddenin metinden çıkarılmasına ilişkin verdiğimiz önergeye destek olmanızı diliyorum, hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Topuz (CHP, İstanbul). “Vergi barışı kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-topuz-22-2003-02-25-vergi-barisi-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
