# Gündem dışı konuşmalar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Yüksel (Yeni Yol, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim
- **Tarih:** 5 Kasım 2026
- **Gündem:** GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149603
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-yuksel-2026-11-05-gundem-disi-konusmalar

> Ali Yüksel (Yeni Yol), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR); konuşma 459 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ YÜKSEL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada yalnızca bir askerî anlaşmayı değil Türkiye'nin millî güvenliğini, stratejik bağımsızlığını ve gelecekte hangi savaşların tarafı hâline getirilebileceğini konuşuyoruz. Öncelikle şunu açıkça ifade edelim: Biz, Müslüman ülkelerin dayanışmasına, ortak güvenliğine ve askerî iş birliğine karşı değiliz ancak "dayanışma" adı altında Türkiye'nin millî çıkarlarının dışında gelişen çatışmaların tarafı hâline getirilebilmesine asla razı değiliz. Çünkü devlet olmanın en temel şartı kendi askerini nereye göndereceğine, hangi savaşta yer alacağına ve hangi tehdit karşısında güç kullanacağına kendisinin karar vermesidir.

Değerli milletvekilleri, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın en önemli sakıncası Türkiye'yi kendi güvenlik öncelikleri dışındaki bölgesel hesapların içerisine çekme ihtimalidir. Soruyoruz: Suudi Arabistan'ın İran'la yaşadığı gerilimin bedelini neden Türkiye'nin askerleri ödesin? Yemen'deki çatışmaların sonuçları neden Türkiye'nin askerî sorumluluğuna dönüşsün? Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki askerî tercihlerinin doğuracağı sonuçları neden Türk milleti üstlensin? Suudi Arabistan'daki Amerikan askerî varlığını göz ardı edemeyiz. Muhtemel bir İran-ABD çatışmasında bu tesislerin hedef alınması hâlinde Türkiye'nin kendine yöneltilmemiş bir saldırının sonuçlarına ortak edilmesi ihtimali ciddi biçimde değerlendirilmelidir. İşte, bizim itirazımız tam da bunadır. Bu anlaşma otomatik savaş ilanı anlamına gelmese bile; lojistik destek, istihbarat paylaşımı ve askerî konuşlanma gibi mekanizmalar Türkiye'yi fiilen bir çatışmanın parçası hâline getirebilir.

Bir başka önemli mesele de Hürmüz Boğazı ve Babülmendep'tir. Bu iki stratejik geçiş noktası küresel enerji ve ticaret güvenliği açısından hayati önemdedir. İran'ın Hürmüz'deki konumu, Yemen'deki Husilerin Babülmendep çevresindeki faaliyetleri, ABD'nin ve İsrail'in bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkilemektedir.

Şimdi, soruyoruz: Türkiye'nin askerî gücü kendi millî güvenliğini korumak için mi kullanılacaktır, yoksa başka devletlerin bölgesel stratejilerinin yükünü taşımak için mi? İran'ın bölgesel olarak sınırlandırılmasından İsrail'in stratejik çıkar sağlayabileceği bir güvenlik mimarisinde Türkiye'nin rolü ve sorumluluğu son derece dikkatli değerlendirilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmete açık çağrımızdır; bu anlaşmanın bütün hükümleri kamuoyuna açıklanmalıdır. Türkiye'nin hangi şartlarda askerî destek vereceği, hangi yükümlülükleri üstleneceği, karar mekanizmasının nasıl işleyeceği ve Türk askerinin hangi koşullarda görev alacağı milletimizin bilgisine sunulmalıdır. Bizim anlayışımızda ittifak bağımsızlıktan vazgeçmek değildir, dayanışma başka milletlerin savaşlarına ortak olmak değildir. Türkiye kimsenin bölgesel hesaplarının askerî gücü, kimsenin güvenlik stratejisinin taşeronu olamaz. Biz de İran'la gereksiz bir düşmanlığın, ne de ABD ve İsrail'in bölgesel önceliklerine hizmet edecek bir askerî angajmanın taraf olamayız. Türkiye'nin ihtiyacı macera değil, akılcı dış politikadır; gizlilik değil, şeffaflıktır; bağımlılık değil, stratejik bağımsızlıktır. Milletin evlatlarının geleceğini ilgilendiren böylesine kritik bir konuda Meclis devre dışı bırakılamaz. Hiçbir hükûmet, Türkiye'nin geleceğini kapalı kapılar ardında şekillendirme yetkisini kendisinde göremez. Millî güvenlik kararları, kişisel tercihlerle değil, millet iradesiyle, şeffaflıkla ve hesap verebilirlikle alınmalıdır çünkü bu ülke, kimsenin siyasi iktidarının değil, 86 milyonun ortak vatanıdır. Unutulmasın, Türk askerinin canı, Türkiye'nin millî çıkarları dışında hiçbir hesabın bedeli olamaz. Bu nedenle söz konusu anlaşmanın bütün yönleriyle Meclis denetimine açılmasını ve Türkiye'nin egemenlik haklarını zedeleyecek hiçbir yükümlülüğünün kabul edilmemesini talep ediyoruz. Millî güvenlik, hükûmetlerin değil, milletin ortak meselesidir.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Yüksel (Yeni Yol, Konya). “Gündem dışı konuşmalar”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-yuksel-2026-11-05-gundem-disi-konusmalar (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149603

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
