# 20nci vakıf haftası nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ali Yüksel Kavuştu (AK Parti, Çorum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim
- **Tarih:** 13 Mayıs 2003
- **Gündem:** 20NCİ VAKIF HAFTASI NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ali-yuksel-kavustu-22-2003-05-13-20nci-vakif-haftasi-nedeniyle

> Ali Yüksel Kavuştu (AK Parti), 13 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 20NCİ VAKIF HAFTASI NEDENİYLE); konuşma 715 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİ YÜKSEL KAVUŞTU (Çorum) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Vakıflar Haftası münasebetiyle, şahsım adına, gündemdışı söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, halkımızın ve Yüce Heyetinizin Vakıf Haftasını kutluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Selçuklu, beylikler ve Osmanlı Devletinden cumhuriyet dönemine uzanan ve bu topraklar üzerinde meydana getirdiği binlerce tarihî yapılarla Anadolu topraklarının bin yıldır bu büyük millete ait olduğunu ispat eden vakıflar, gönüllü, demokratik sivil toplum kuruluşlarıdır.

Vakıfların Türk toplum hayatındaki yeri ve önemi ne olmalıdır; mevzuatı ve teşkilat yapısı nasıl düzenlenmelidir; bugün, üzerinde durulması gereken hususlar bunlardır.

Halen ülkemizde 35 000 civarında vakfiyenin hayatiyet verdiği 5 326 mazbut, 334 mülhak, 161 esnaf ve cemaate ait vakıflar ile Türk Medenî Kanununun kabul tarihi olan 1926 yılından sonra, bu kanun hükümlerine göre kurulan 4 583 yeni vakıf faaliyet göstermektedir. Yeni vakıfların kuruluşu, çalışma esasları, teftiş ve denetimi, Türk Medenî Kanunu ve bu kanunun uygulama şeklini gösteren tüzük hükümleriyle düzenlenmiştir.

1926 yılında kabul edilen Türk Medenî Kanununu, vakıflarla ilgili 903 sayılı Kanun ile 1967'de yapılan değişiklikleriyle birlikte yürürlükten kaldırılmış; 22.11.2001 tarih ve 4721 sayılı yeni Türk Medenî Kanunu 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türk Medenî Kanunu esaslarına göre hazırlanan tüzük çalışmaları halen devam etmektedir.

AB uyum kanunları çerçevesinde, 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla, cemaat vakıflarının taşınmaz mal edinmelerine ve yurt dışında kurulan vakıfların ülkemizde şube açmalarına imkân tanınmıştır. Bu düzenlemelerin, devletler hukuku, mütekabiliyet esasları ve tarihî tecrübeler dikkate alınarak uygulanması büyük önem taşımaktadır.

Sayın milletvekilleri, Batılılaşma ve yenileşme döneminden itibaren vakıf, merkeziyetçi bir anlayışla, hükümet içerisinde yer alan kamu kurumları eliyle idare edilmeye başlanmıştır. Bu dönemlerde, vakıfların imkân ve potansiyeli, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılmıştır. Yine bu dönemlerde, Vakıf İdaresinin bütçe gelirlerinin üçte 1'ini oluşturan aşar ilga edilmiş, vakıf ormanları devletleştirilmiştir. Bu durumdan vakıflar çok büyük zarar görmüştür.

Bu dönemlerde yapılan düzenleme ve uygulamalarda, Vakıflar İdaresinin imkânları büyük çapta elinden alınmış; fakat, sorumlulukları aynen üzerinde bırakılmıştır. Bunun sonucu olarak, kaynak ve uzman eleman yetersizliği sebebiyle, bu toprakların tapu senedi durumunda bulunan ve sanat değerleri çok yüksek olan vakıf kültür eserleri harap olmuştur.

Yürürlüğe konulan eski ve yeni vakıfların tabi olduğu hukukî düzenlemeler ve bu vakıfların doğrudan idaresi ve denetimiyle görevlendirilen Vakıflar Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısı ve mevcut durumu, çağın gelişen ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak kalmıştır. Bu yüzden, günümüz vakıf müessesesi, gelişen, büyüyen bir kuruluş olma yerine, merkezî yönetimin vesayeti ve gölgesi altında gerileyip küçülen, kendi mallarına ve imkânlarına sahip çıkamayan bir konuma getirilmiştir.

Mevcut düzenlemeler yapılırken, vakıfların bu topraklar üzerindeki bin yıllık fiili uygulamaları dikkate alınmamış, sadece Batı'nın değer yargıları ve bu konudaki mevzuatı esas alınmıştır. Bu sebeple, ülkemizde vakıflar konusunda bir kavram kargaşası yaşanmaktadır.

Eski hukukumuzdaki vakfın tarihinde mevcut olan derinliği, Türk Medenî Kanunu hükümlerine taşımak mümkün olmamıştır. Vakfın olmazsa olmaz şartı olarak kabul edilen "kurbet kasti" unutulmuş, vakıfların kuruluşu, derunî ve manevî alanlardan tecrit edilerek yalın bir şekil şartına bağlanmıştır. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, yeni vakıfların kurulması ve işleyişinde kırılmalar ve sapmalar meydana gelmiştir.

Yeni vakıfların yönetimiyle ilgili 21 Eylül 1997, 21 Ocak 1998, 27 Mart 1998, 6 Ağustos 1999 ve 1 Temmuz 2001 tarihli Resmî Gazetelerde yayımlanan beş ayrı tebliğ yürürlüğe konulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ALİ YÜKSEL KAVUŞTU (Devamla) - Yeni vakıflarla ilgili hususlar, geçen yılbaşında yürürlüğe giren Türk Medenî Kanununun "Üçüncü Bölüm", "Vakıflar" başlığı altında yer alan, 101-117 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Yapılan bu düzenlemeyle vakıfların hukukî güvencesi ve süreklilik kavramı zedelenmiş, vakıfların konumu dernekler durumuna düşürülerek, yönetimi, mülkî amirler, cumhuriyet savcıları, güvenlik birimleri ve hatta ilgililerin müdahalesine açık hale getirilmiştir.

Türk Medenî Kanununun vakıflarla ilgili bölümünde, halen yürürlükte olan eski tüzükte olduğu gibi "gayesini gerçekleştirecek oranda belirli mal varlığı"(madde 2) ilkesine yer verilmediği için, yeni kurulacak vakıfların mal varlığının tespitinde keyfiliğe kapı aralanmıştır. Diğer taraftan, Türk Medenî Kanununda yapılan son düzenlemeyle vakıflarda üyelik yasaklanmış, son yıllarda başlatılan fiilî uygulamalara dayanak teşkil etmek üzere, teftiş makamı olan Vakıflar Genel Müdürlüğünün yanında, yeni vakıfların, üst kuruluşlarınca da denetimi hükme bağlanmıştır.

Her müessese gibi vakıflar da, ancak, sosyal hayatın akışına uygun bazı yapısal değişiklikler yapıldığı takdirde ayakta kalabilir; ancak, yapılacak düzenleme ve tatbikler, şimdiye kadar olduğu gibi yukarıdan aşağıya ve tek taraflı olarak değil, cemiyetin faydası ve hayırseverlerin duyguları dikkate alınarak yapılmalıdır.

Sayın milletvekilleri, bu düşüncelerle ve iktidarımızın kökleri mazide olan bu büyük milletin geleceğinin inşaında büyük rolü olan vakıflara gerekli ihtimamı ve hassasiyeti göstereceğine tam olan inancımla, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ali Yüksel Kavuştu (AK Parti, Çorum). “20nci vakıf haftası nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 13 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-yuksel-kavustu-22-2003-05-13-20nci-vakif-haftasi-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
