# İmar kanunu ile bayındırlık ve iskan bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(s.s.:397 ve 397'ye 1 inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alim Işık (MHP, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2009
- **Gündem:** İMAR KANUNU İLE BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(S.S.:397 VE 397'YE 1 İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2009-12-09-imar-kanunu-ile-bayindirlik-ve-iskan-bakanliginin-teskilat-ve-gorevler

> Alim Işık (MHP), 9 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İMAR KANUNU İLE BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(S.S.:397 VE 397'YE 1 İNCİ EK)); konuşma 976 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; şeker pancarı üreticilerinin sorunlarının ve şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ve bu konuda yaşanan olumsuzlukların araştırılması amacıyla verilen araştırma önergelerinin gündeme alınmasıyla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Bu vesileyle, sözlerimin başında, iki gün önce Tokat Reşadiye’de hain bir saldırı sonucu hayatlarını kaybeden askerlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar dileyerek yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi hakkında 17 Kasım 2009 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi birleşiminde yaptığım gündem dışı konuşmada da ifade ettiğim gibi, ülkemizde hâlen özelleştirme kapsamına alınan toplam yirmi beş şeker fabrikasının her yıl belirlenen 10 milyon tonu aşkın şeker pancarı kotasından 1,4 milyon tona yakın şekerin yanında önemli miktarlarda melas ve alkol üretimi de yapılmakta, bu fabrikalarımızda 18 bini aşkın personel çalışmakta yani aileleriyle birlikte yaklaşık 100 bine yakın insanımız şeker fabrikalarından geçimini sağlamaktadırlar. Yaşanan ekonomik krizin ağır etkilerinin her geçen gün daha da derinden hissedildiği ve işsizlikte âdeta dünya rekorunun kırıldığı ülkemizde böyle bir dönemde şeker fabrikalarının AKP İktidarı tarafından özelleştirilmesiyle ortaya çıkacak yeni işsizlerin ne denli önemli sorunlar yaşayacağını söylemek sanırım bir kehanet olmayacaktır.

Özelleştirilecek bu fabrikalar, çoğunluğu bulundukları illerin şehir merkezlerinde kalmış yaklaşık 50 bin dekarlık çok kıymetli araziye sahiptirler. Bu fabrikaları alan şirketlerin önümüzdeki dönemlerde bu kıymetli arazileri yeni imar değişiklikleriyle âdeta birer rant kaynağı olarak değerlendirmeleri şimdiye kadar yaşanan örnekler ışığında kaçınılmaz olacaktır.

Bir yandan şeker pancarı üreticilerinin kota sorunu başta olmak üzere hasat döneminde çektikleri değişik çileler, özelleştirilmiş fabrikalarda uygulanan yüksek fire oranları, pancar fiyatlarının düşüklüğü ve benzeri gibi birçok sorun yaşanırken bir yandan da acilen devletin elinde kalan 25 fabrikanın altı gruba ayrılarak özelleştirilmesi sürecinde ve sonrasında yaşanacak, örneğin çalışan işçilerin 4/C kapsamında diğer kurumlara gönderilmek istenmesi, bir kısmının iş akitlerinin sona erdirilmesi gibi sorunlar başta olmak üzere yeni yaşanacak sorunlar ülkemiz insanını yakından ilgilendirmektedir.

Nitekim, dün itibarıyla özelleştirme sürecinin ilk adımı tamamlanan altı şeker fabrikamızın içinde bulunduğu Portföy (C) grubunun daha çok inşaat ve madencilik işleriyle uğraşan bir firma tarafından alınması kamuoyunun dikkatinden kaçmamaktadır. PANKOBİRLİK Genel Müdürünün: Özelleştirme kapsamında bulunan şeker fabrikalarının kara para aklayan fırsatçıların eline düşmemesi gerekmektedir, bunun için şeker fabrikalarının mülkiyeti devlette kalmalı, işletme hakkıysa özel sektöre verilmelidir, Birlik olarak şeker fabrikalarına talibiz, ülkemizde uygulanan yanlış tarım politikalarından ve her geçen gün artan girdi maliyetlerinden dolayı pancar ekim alanlarının giderek düştüğü, bugüne kadar Hükûmetin pancar üreticilerine 1 lira dahi desteğinin olmadığı, Avrupa ülkelerinde pancar üreticilerine gübre KDV’si yüzde 7-8 oranında uygulanırken ülkemizde bu oranın yüzde 18’ler civarında olduğu, Hükûmetin pancar ekim alanlarının artmasını sağlamak yerine pancar alım fiyatlarını düşürerek âdeta pancar üreticisini cezalandırdığı, ülkeye değişik yollarla her yıl 1 milyon ton dolayında kaçak şekerin girdiği, Hükûmetin bu konuda gerekli tedbirleri alamadığı, bunun da kırsal kesimde yaklaşık 1 milyar dolar dolayında gelir kaybına yol açtığı, Hükûmetin geçici işçilere verdiği kadroların büyük bir kısmının Türkiye Şeker İşletmeleri bünyesinde gösterildiği ve maaşlarının buradan ödendiği, bu nedenle de yetkililerce şeker fabrikalarının zarar ettiğinin söylendiği ve benzeri gibi açıklamalarını, bu yüce kürsüden yetkililere bir kez de ben aktarmayı bir görev biliyorum.

ABD ve AB ülkelerinde hiçbir şeker fabrikasının özelleştirilmediği, ancak şeker pancarı üreticilerine devredildiği, Cargill ve benzeri gibi bazı uluslararası şirketlerin mısır şurubundan elde ettikleri tatlandırıcıları her geçen gün artırarak ülkemizde pazarladıkları dikkate alındığında, yapılacak özelleştirmelerin kimlere hizmet edeceği açıkça görülmektedir.

Özellikle GDO’lu ürünlerin ve insanımızda yaratacağı etkilerinin tartışıldığı günümüzde, nişasta bazlı şekerde ülkemizdeki kâr marjının yüzde 700’lere vardığı, AB ülkelerinde yüzde 2’nin altında olan nişasta bazlı şeker kotasının, ülkemizde, Şeker Kanunu’nda yüzde 10 olarak belirtilmesine rağmen Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 15 oranında uygulanması şeker pancarı üretimini olumsuz yönde etkilemekte ve birilerine gerçekten ciddi çıkarlar sağlamaktadır.

Bu nedenle, söz konusu şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde pancar üreticilerinin de üyesi bulunduğu birliklerin öncelikle değerlendirilmesi, ayrıca ülkemiz genelinde giderek azalan pancar kotalarının ve pancar ekim alanlarının artırılarak şeker pancarı üreticilerinin mutlaka özel bir destek kapsamında teşvik edilmesinin sağlanması ve özellikle şeker fabrikalarında çalışan personelin özelleştirmeler nedeniyle mağduriyetlerinin önüne geçilmesi mutlaka sağlanmalıdır diyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın bundan sonraki bölümünde de özellikle Kütahya Şeker Fabrikasının özelleştirilmesi sürecinde ve bu süreç sonrasında yaşanan değişik usulsüzlüklerin yer aldığı önergemle ilgili konuları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Nitekim, bu önergemiz 34 Milliyetçi Hareket Partisi Grubu milletvekilinin imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin 12 Şubat 2009 tarihli birleşiminde okunarak gündeme alınmıştır. Bu konuda sizlerle paylaşacağım hepsi belgeli durumdaki bilgileri ülkemizi yedi yılı aşkın süredir tek başına yöneten AKP iktidarları döneminde 3Y ile tanımladığımız yozlaşma, yolsuzluk ve yoksulluk konularının ne boyutlara ulaştığının bir göstergesi olarak değerlendirmenizi talep ediyorum.

Kütahya ilinin önemli KİT’lerinden birisi olan Baha Esat Tekand Kütahya Şeker Fabrikası, bilindiği gibi, 2004 Ekim ayında özelleştirilmiştir. Diğer üç KİT de bu süreçte özelleştirilmiş olup tüm bunların Kütahya istihdamını olumsuz yönde etkilediğini ve işsizliği artırdığını, nitekim 2008 yılı sonu itibarıyla da Kütahya ilinin 81 il içerisinde en fazla göç veren ikinci il konumuna gelmesinde çok ciddi etkileri olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bilindiği gibi bu fabrikamız, özelleştirme sürecinde Torunlar Gıda AŞ’ye, en yüksek bedeli vermesi nedeniyle, 23 milyon 820 bin dolarlık bir bedelle satılmıştır. Ancak, özelleştirme öncesinde söz konusu fabrikanın o günkü resmî avukatı tarafından Kütahya Sulh Hukuk Mahkemesi Hâkimliğine başvuruda bulunulmuş ve bilirkişi kurularak değer tespitinin yapılması talep edilmiştir. Söz konusu mahkeme 2003/89 Diğer İşler numaralı dosyayla bu bilirkişileri kurmuş ve oluşturulan üç farklı bilirkişi komisyonunun tüm mal varlıkları dökümünü o günün parasıyla, yani 2003 Haziran ayı itibarıyla elde etmiş ve o günkü bedeli 266 trilyonun üzerinde bir değer olarak bu Komisyon tarafından ifade edilmiştir. Ancak ne yazık ki o günün bir buçuk yıl sonrasında, yani Ekim 2004’te bu fabrika o günün parasıyla 25 trilyona özelleştirilmiş, 25 trilyon liraya özelleştirildiği gün fabrikanın nakit kârı ve ambarlarındaki şeker bedelinin toplamı 30 trilyonun üzerinde olmuştur. Bunların hepsi belgelidir.

Özelleştirme sürecinin bitimini müteakip söz konusu firmanın yetkilileri tarafından, özelleştirme tarihinden sekiz ay sonra, 20 Mayıs 2005 tarihinde söz konusu fabrikanın 112 dönümlük arazisi Türkiye Şeker Fabrikaları üzerine tescilli olmasına rağmen, başvuru üzerine, o günkü tapu müdürü tarafından aynı gün tapuda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Alim Işık (MHP, Kütahya). “İmar kanunu ile bayındırlık ve iskan bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(s.s.:397 ve 397'ye 1 inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2009-12-09-imar-kanunu-ile-bayindirlik-ve-iskan-bakanliginin-teskilat-ve-gorevler (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
