# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alim Işık (MHP, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim
- **Tarih:** 23 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2009-12-23-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi-2

> Alim Işık (MHP), 23 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 1.039 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 16’ncı maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere huzurlarınıza çıktım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında 10 Aralık 2009 tarihinde Bursa ili Kemalpaşa ilçesinde meydana gelen maden kazasında göçük altında kalarak hayatlarını kaybeden 19 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum. Hayatını kaybeden 19 vatandaşımızdan 5’i de üzülerek ifade edeyim ki Kütahya ilimizin Gediz ilçesine bağlı Cebrail beldesi, Gökler beldesi, Gümüşlü köyü ve Yağmurlar köyü nüfuslarına kayıtlı hemşehrilerimizdir; kederli ailelerine ayrıca sabırlar diliyorum.

Bu elim kaza nedeniyle iktidar partisi yetkililerimizin, bakanlarımız başta olmak üzere bazı değerli milletvekillerimizin yaptıkları bazı açıklamaları da yadırgadığımı ifade etmek istiyorum. Ailelere yapılan yardımların sanki AKP İktidarının bir ikramıymış gibi ifade edilmesi dürüst siyaset anlayışıyla bağdaşmayan bir yaklaşımdır, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlgililer, yapılan yardımların ve ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin yasal hükümlerin açıklanmasını bir görev olarak bilmeli ve yapılan yardımın Hükûmetin ya da bakanın özel yardımı değil, devletin yardımı olduğunu dile getirmelidirler çünkü bu konuda 17 Temmuz 1964 tarihli 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 31 Mayıs 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortaları Kanunu’nun hükümleri açıktır.

1964 yılında çıkan Kanun’un ilgili hükmü “İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm geliri ve ölüm aylığı bağlanması” hükmü altında iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın ölüm geliri ve yeterli sigortalılık süresiyle prim gün sayısının olması hâlinde ise ölüm aylığı bağlanmaktadır. “Sigortalının hak sahiplerine bağlanan ölüm geliri ile ölüm aylığından yüksek olanının tümü, diğerinin yarısı ödenir.” diyor.

Yine, 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddesi, 20’nci maddesi uyarınca, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibi durumundaki eş ve çocuklarına sigortalının hesaplanan aylık kazancının yüzde 70’i ölüm geliri olarak bağlanır ve bu gelirlerin ve aylıkların nasıl dağıtılacağı konusuyla ilgili hükümler açık.

Şimdi, ben kendi ilimdeki vatandaşlarımızın değerli aileleriyle yaptığım görüşmelerden birisinin, sosyal bilgiler öğretmeni olan genç kızının feryadını sizlere iletmek istiyorum: “Sayın Milletvekilim, bizlerin sizlerden istediği, devletimizden istediği tek şey bizim hakkımız olan iş hakkının bize verilmesi. Ben öğretmen olarak görev yapmak istiyorum. Bu konuda yapabileceğiniz bir şey varsa memnun olurum.” şeklindeki ifadesi gerçekten anlamlıdır, ben de sizlerle paylaşıyorum. Geliniz, bu yasal haklarla beraber, bu ailelerden en az bir gencimize acilen devlette bir iş kapısını aralayalım diyorum.

Bu şekilde bu konuyla ilgili görüşlerimi ifade ettikten sonra, değerli milletvekillerimiz, sizlerle bütçe görüşmeleri boyunca milletvekillerimizin zaman zaman dile getirdiği birkaç konuyla ilgili görüşlerimi de paylaşmak istiyorum.

Bunlardan birisi, büyüme oranlarıdır. 2008 yılına göre yaklaşık yüzde 10’luk bir büyümenin öngörüldüğü bir bütçeyle karşı karşıyayız çünkü 2008 yılında yüzde 0,9 olan büyüme oranı, 2009 yılında ilk altı ayda eksi yüzde 10,6 olarak gerçekleşmiş, yıl sonu itibarıyla bunun yüzde 6-6,5 aralığında bir daralmaya denk geleceği tahmin edilmektedir. Zaten yıl sonuna da az bir zaman kaldı. Şimdi, 2010 yılında yüzde 3,5 pozitif büyüme oranı demek, eğer 2008 yılı sonunu baz alırsak, yüzde 10’luk bir büyüme oranı demektir.

Sayın Bakanım, bu yüzde 10’luk büyüme oranı gerçekten yakalanabilecek makul bir oran mıdır? Dünyada konjonktürün sıkıntıya gittiği bir dönemde, 2010 yılında yüzde 10’luk büyüme oranını nasıl gerçekleştireceksiniz? Ben bunu doğrusu çok merak etmekteyim. O zaman şunu dürüstçe ifade etmemiz lazım: “2009 yılı verilerine göre yüzde 6,5 oranında olan küçülmeyi yüzde 3,5 azaltacağız, yüzde 3’lere düşüreceğiz.” diyelim, doğru ifadeyi bu şekilde koyalım. Dolayısıyla, bir büyüme söz konusu değil.

Diğer taraftan, ikinci konu: Bütçe performansıyla ilgili değerler. 2008 yılında gelirlerin giderleri karşılama oranına baktığımızda yaklaşık yüzde 92, 2009’da bu değer yüzde 80’ler düzeyine düşmüş, 2010’da da yüzde 82 hedefleniyor. Bunun da büyüme oranının bu şekilde olduğu varsayımından hareketle ulaşılamayacak bir oran olduğunu ifade etmem gerekiyor. Bunu da paylaşmak istiyorum.

Bir diğer konu: İşsizlik oranları sürekli artmakta. OECD ülkeleri içerisinde işsizlik oranı İspanya’dan sonra en yüksek olan ikinci ülke olduğumuzu hepimiz daha önce verilen rakamlardan öğrendik ve takip ediyoruz. Acı olanı ise Türkiye'de genç işsiz oranının yüzde 25’lere dayanması ve bu oran dikkate alındığında dünya 1’incisi olmamızdır. Bunu mutlaka çözmek zorundayız.

Diğer taraftan, TÜİK’in 2008 yılı verileri olarak yayınladığı işsizlik rakamlarına baktığımızda, üzülerek ifade ediyorum, Kütahya ilinde işsizlik oranı yüzde 6,5 olarak gösteriliyor. Diğer taraftan, aynı TÜİK, 2008 yılı sonu itibarıyla Türkiye'deki 81 il içerisinde en fazla göç veren 2’nci ilin Kütahya olduğunu yayınlıyor. Şimdi, bu ne yaman çelişkidir! Bir tarafta işsizlik olmayan bir il, öbür tarafta göç veren bir il.

Ben, ilgililere ve Sayın Bakana soruyorum: Kütahya’dan son beş yılda 100 bini aşkın ve yüzde 90’ı genç nüfus olan insanımız iş vardı da mı göçtü, yoksa anne babasının yanında durmaktan rahatsız olduğu için mi başka illere göçtü? Bu çelişkilerin mutlaka giderilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir diğer konu, yolsuzluklarla ilgili sürekli olarak geriye gidişimiz konusudur. Dün de bir soru vesilesiyle paylaştım, 2008’de, Dünya Şeffaflık Örgütü verilerine göre 58’inci sırada yer alan ülkemiz, maalesef son bir yılda 3 basamak geriye gitmiş ve 180 ülke arasında 61’inci yolsuzlukla ilgili ülke hâline gelmiştir.

Gerçekten son dönemde özellikle özelleştirmelerde ve yerel yönetimlerde yapılan yolsuzlukların -basına yansıyan, ilgili teftiş raporları sonuçlarına göre de- ciddi boyutlara ulaştığı gerçeği de dikkate alındığında, ülkemizi bu kara lekeden kurtarmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bir diğer konu, Sayın Bakanın yoksullukla ilgili verileri açıklarken, 2009 yılında bin doların altında geliri olan kişilerin oranının yüzde sıfıra düştüğünü, 2002 yılında ise bu oranın yüksek olduğunu ifade etmesidir.

Sayın Bakan, soruyorum: 2002 yılının bin doları bugünkü bin dolara eş değer midir? O gün bin dolarla aldığınız mal veya hizmeti, bugün bin dolarla aynı miktar ve kalitede alabilmekte misiniz? Bunları gerçekçi yansıtmamız lazım. O günün bin doları -millî gelirdeki büyümeyi de dikkate aldığımızda- bugünkü 1.700-2 bin dolar aralığına çekildiğinde, o zaman oranlara bir bakınız, bu oran yüzde sıfır mıdır? Onu da sizden özellikle doğrultmanızı talep ediyorum.

Bir diğer konu, özelleştirmelerde 30 milyar doların üzerine çıkan bir gelire karşılık yurt dışına kaynak transferlerinin AKP iktidarları döneminde çok ciddi artışlar gösterdiğidir. 2002 yılı öncesi cumhuriyet tarihi boyunca ortalama yıllık 4,9 milyar dolar olan yurt dışı kaynak transferleri 2003-2009 döneminde ortalama 10,7 milyar dolara çıkmıştır. Yani, yüzde 100’ün üzerinde bir artış söz konusudur. Bu da özellikle dünyadaki büyüme rakamlarının iyi olduğu 2007 yılına kadarki dönemde yurt dışına ne kadar faizle kaynak aktardığımızın bir göstergesidir. Bunları da yeniden değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bir diğer önemli konu, yabancılara yapılan taşınmaz satışlarıdır. AKP döneminde yaklaşık 6 kat artmıştır bu mülk satışları. 2003-2009 döneminde gerçekleşen satışların tüm cumhuriyet tarihi boyunca…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Alim Işık (MHP, Kütahya). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2009-12-23-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
