# Türkiye cumhuriyeti hükümeti ve suriye arap cumhuriyeti hükümeti arasında yükseköğretim alanında işbirliği anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.564)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alim Işık (MHP, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim
- **Tarih:** 3 Kasım 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA YÜKSEKÖĞRETİM ALANINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.564)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2010-11-03-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ve-suriye-arap-cumhuriyeti-hukumeti-arasi

> Alim Işık (MHP), 3 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA YÜKSEKÖĞRETİM ALANINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.564)); konuşma 843 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle hepinize Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına saygılarımı sunuyorum.

Aslında, dünden bu yana, Sayın Başkan ve Meclis otomatiğe bağlamıştı bu anlaşmaları. Şimdi “Siz de nereden çıktınız? Ne güzel gidiyorduk.” diye düşünenleriniz olabilir, ona da saygı duyuyorum ama kısaca, partimizin görüşlerini -konu önemli olması nedeniyle- sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bilindiği gibi, 539 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Nükleer Bir Kazanın Erken Bildirimine ve Nükleer Tesisler Hakkında Bilgi Değişimine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında söz aldım. Bu vesileyle bu konudaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak isterim.

Tabii, bu kanun tasarısının geçmişine kısaca bir göz atacak olur isek 6 Ağustos 2009 tarihinde Sayın Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’yi ziyareti sırasında bu ve biraz sonra görüşeceğimiz anlaşma taslakları alelacele hazırlanmış ve iki ülkenin başkanının ve başbakanının bir araya geldiği bu toplantıda söz konusu anlaşmalar taraflarca onaylanmış, imzalanmış ama o kadar alelacele hazırlandığı belli ki nitekim 6 Ağustos tarihinde imzası ve ismi açılmadan imzalar atılmış. Söz konusu anlaşmayla ilgili Türkiye Cumhuriyeti Rusya Büyükelçiliği 30 Aralık 2009’da Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığına bir nota vermiş, demiş ki: “Bu anlaşmaların kabul edilebilmesi için aşağıdaki eksikliklerin giderilmesi, dolayısıyla bu imzaların kimlere ait olduğunun tarafımıza bildirilmesi gerekir.” diye bir notaya istinaden aynı gün Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı da söz konusu kendilerine ait imzanın kime ait olduğunu, bizimki de, Türkiye Cumhuriyeti adına da Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Vekili Zafer Alper tarafından imzaların atıldığı bizim Büyükelçilik tarafından karşı tarafa bildirilmiş. Dolayısıyla dostlar alışverişte görsün hesabından iki heyet bir araya geldiğinde hızla bu hazırlanmış ama kontrolü dahi maalesef yapılamamış, imzaların kimler tarafından atılacağı dahi önceden belirlenememiş bir anlaşma tasarısı.

Grup olarak elbette ki nükleer enerjinin ve üzerinde görüşme yaptığımız kazaların erken bildirimine dair anlaşmanın olumlu bir anlaşma olduğundan yanayız. Yani buraya çıkışım, aykırı görüşte olduğumuza dair değil, eksiklikleri bir kez daha paylaşalım, bu şekilde uluslararası anlaşmalarda gereken hassasiyeti gösterelim anlamındadır.

6 Ağustosta bu anlaşma imzalanmış, 30 Ağustosta nota bildirilmiş ve cevaplandırılmış. 21 Nisan 2010’da Sayın Başbakan tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına görüşülmek üzere bu taslak gönderilmiş. 2 Temmuz 2010 tarihinde Dışişleri Komisyonunda görüşülmüş. Ancak konu, tali olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna da gönderilmesine rağmen, Komisyonun bu konuda görüşü alınmadığı gibi Komisyona da bu taslak getirilmemiş. Üzülerek ifade ediyorum, bugün, Genel Kurulda görüşmelerin yapıldığı şu anda, bu konunun tarafı Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı da aramızda yok, Dışişleri Bakanı da yok. Yani bir taraftan komisyonun ait olduğu Dışişleri Bakanı yok, diğer taraftan konunun tarafı Enerji Bakanı yok ama iyi ki Hükûmetimiz adına bir Sayın Bakanımız burada var, aksi takdirde bunları da görüşemeyecek durumda olacaktık. Dolayısıyla, bu sıkıntıyı öncelikle ifade etmem gerekiyor. Daha sonra 6 Temmuz 2010 tarihinde Komisyon raporu Meclis Başkanlığına gönderilmiş ve bugün de bu tasarının onayıyla ilgili görüşmeleri yapmaktayız.

Bu yüce Meclis, 23’üncü Dönemde 3’üncü kez nükleer enerjiyle ilgili bir kanun tasarısını görüşmektedir. Bunlardan ilki, 8 Kasım 2007 Perşembe günü 18’inci Birleşimde görüşülen nükleer güç santrallerinin kurulması ve işletilmesiyle ilgili esasların yer aldığı bir kanun tasarısıydı. O gün, burada, uyarılarımızı grubumuz adına ve şahsı adına konuşma alan sayın milletvekillerimiz ısrarla dile getirdi, dikkate alınmadı. “Bunu alelacele yapıyorsunuz. Bu kanunla nükleer santral kurulmaz, kurulamaz, işletilemez.” dedik, inat ettiniz, çıkardınız.

Daha sonra, ikinci nükleer santralle ilgili kanunu, 14 Temmuz 2010, bu anlaşmalar imzalanmış, Sayın Rusya Federasyonu Başkanı ziyaretini yapmış, dönmüş, hemen akabinde, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Rusya Federasyonu Hükûmeti arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nı görüşmüşüz, o zaman da ikaz etmişiz “Bir uluslararası anlaşmayı buraya getirerek iki devlet arasında nükleer güç santrali ihalesi yapamazsınız.” demişiz. Yaptınız. “Yaparız.” diye ısrar edildi. Bugün sormak hakkımız: O günden bugüne Akkuyu’da kurulacak nükleer güç santraliyle ilgili bizim Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ve Hükûmetimiz ne yapmıştır? Şu anda hangi aşamaya gelinmiştir? Bir yıl içerisinde tüm hazırlıkların -bu güç santraliyle ilgili- yapılıp karşı tarafa teslim edileceği hükmüne istinaden şu anda yaklaşık o günden bugüne geçen altı aylık sürede Türkiye nereye geldi? Bu anlaşma gereğince Rusya Federasyonu’nun yüzde 100 kendine ait olan bir santrali bizim topraklarımıza kurma hakkı verdiğimiz bu anlaşmayla ilgili ne durumdayız? Bunun açıklamasını şahsen ben şahsım ve sizler adına Sayın Bakanın burada gelip bu anlaşma vesilesiyle yapmasını talep ederdim ancak Sayın Bakan olmadığına göre bu bilgiyi de bizim öğrenme şansımız yok. Verdiğimiz önergeler zaten hak getire, iki üç ayda bir ancak yenileyerek, zorlarsak ikinci üçüncü defada kısmen bir esnek cevapla cevap veriliyor. Maalesef, Türkiye'den bir şeyler kaçırılıyor. Bu nükleer güç santraliyle ilgili anlaşmanın safhaları mutlaka yüce Meclise anlatılmak zorunda ve bununla ilgili geldiğimiz noktayı da öğrenmek hem bizim hem de bizim adına vekillik yaptığımız aziz milletimizin hakkıdır diye düşünüyorum.

Bu anlaşmanın, yerinde bir anlaşma olduğunu, her ne kadar bu eksiklikler olsa da, eğer ülkemizin nükleer santralle ilgili ve nükleer enerjiyle ilgili teknolojiye yakınlaşmasında, yaklaşmasında katkısı olacak ve uluslararası ilişkileri geliştirecek hükümleri içermesi nedeniyle de olumlu olacağını düşünüyoruz. Zaten, diğer bazı ülkelerle de bu anlaşmayı önceden imzalamışız. Bu, Rusya’yla yapılan anlaşmanın da yararlı olacağını düşünüyor, bu vesileyle tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum, çok teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Alim Işık (MHP, Kütahya). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ve suriye arap cumhuriyeti hükümeti arasında yükseköğretim alanında işbirliği anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.564)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 3 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2010-11-03-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ve-suriye-arap-cumhuriyeti-hukumeti-arasi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
