# 2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (sağlık, hudut ve sahiller , içişleri, emniyet genel, jandarma genel, sahil güvenlik, türkiye ve orta doğu amme idaresi)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Alim Tunç (AK Parti, Uşak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 19 Aralık 2006
- **Gündem:** 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (SAĞLIK, HUDUT VE SAHİLLER , İÇİŞLERİ, EMNİYET GENEL, JANDARMA GENEL, SAHİL GÜVENLİK, TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/alim-tunc-22-2006-12-19-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-saglik-hudut-ve-sah

> Alim Tunç (AK Parti), 19 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (SAĞLIK, HUDUT VE SAHİLLER , İÇİŞLERİ, EMNİYET GENEL, JANDARMA GENEL, SAHİL GÜVENLİK, TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ)); konuşma 3.981 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ALİM TUNÇ (Uşak) – İf­ti­ra!

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) – Sa­yın Ba­kan, bi­ze şöy­le öğ­ret­ti­ler: Bir dok­tor, has­ta­nın ren­gi­ne, cin­si­ne, şek­li­ne bak­maz, her­ke­se bak­mak mec­bu­ri­ye­tin­de­dir. Biz­de, tıp­ta, Hi­pok­rat ye­mi­nin­de böy­le der­ler Sa­yın Ba­ka­nım, bu­nu siz de oku­du­nuz, bu ye­mi­ni siz de et­ti­niz.

Sa­yın Ba­kan, dev­ri­niz­de…

AH­MET YE­Nİ (Sam­sun) – Ana­va­tan da ay­nı kul­va­ra…

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) – Ben sağ­lık­ta par­ti an­la­mam. Ben sağ­lık­ta hal­kı­mı an­la­rım. Ben hal­kı­ma borç­lu­yum. Ben hal­kın sağ­lı­ğıy­la il­gi­le­ni­yo­rum. Bu Ana­va­tan Par­ti­si di­ye, bu AKP di­ye, bu fa­lan par­ti di­ye dü­şün­mem. Ben otuz beş se­ne­lik he­ki­mim. Has­tam be­nim için mü­him. 73 mil­yon in­sa­nın ha­ya­tı söz ko­nu­su. Öy­le ol­du­ğu­na gö­re, bu­gün o has­ta­nın ba­şı­na ge­le­nin ya­rın se­nin ba­şı­na gel­me­ye­ce­ği­ni ne­re­den ga­ran­ti edi­yor­sun? (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Eli­ni sık­ma­yan dok­tor olur­sa, ba­şı­nı aç­ma­dın di­ye ve­ya er­kek­sin di­ye sa­na bak­maz­sa ne di­ye­cek­sin? Onu bi­li­yor mu­sun? Onu bi­li­yor mu­sun?

AH­MET YE­Nİ (Sam­sun) – Ga­ze­te ha­be­riy­le ko­nuş­ma! Ga­ze­te ha­be­riy­le ko­nu­şu­yor­sun!

ALİM TUNÇ (Uşak) – Ger­çek­li­ği­ni araş­tır­dın mı?

AH­MET YE­Nİ (Sam­sun) – Ga­ze­te ha­be­ri­ne gö­re ko­nu­şu­yor­sun!

MU­ZAF­FER R. KUR­TUL­MU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) – Onun için de, sev­gi­li ar­ka­daş­la­rım, siz gi­der­ken ben ora­lar­dan ge­li­yor­dum. Baş­he­kim­dim. Ben çok iyi bi­li­yo­rum ki, has­ta­ne­nin bah­çe­si­ne ge­le­ne ka­dar ba­şın be­ni il­gi­len­dir­mi­yor, ama has­ta­ne­min içi­ne gi­re­mez­sin. Has­ta­ne­de, hiç­bir kim­se­ye er­kek­tir ka­dın­dır di­ye, ren­gi baş­ka­dır di­ye ba­ka­maz­sın di­yen hiç­bir he­kim­le ça­lış­ma­dım.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

MEH­MET ÇER­Çİ (Ma­ni­sa) – Yok öy­le bir şey! Ya­lan ha­ber üze­ri­ne si­ya­set ya­pı­yor­sun!

BAŞ­KAN – Sa­yın Kur­tul­mu­şoğ­lu, te­şek­kür edi­yo­rum.

ZE­KE­Rİ­YA AKIN­CI (An­ka­ra) – “Yok öy­le bir şey” mi di­yor Va­kit ga­ze­te­si?

AH­MET YE­Nİ (Sam­sun) – Baş­he­kim ya­lan­la­dı onu.

MEH­MET ÇER­Çİ (Ma­ni­sa) – Ya­lan ha­ber o.

ZE­KE­Rİ­YA AKIN­CI (An­ka­ra) – Bu ar­ka­daş­lar yo­ru­mu­nu hep Va­kit ga­ze­te­si­ne gö­re ya­pı­yor­lar.

BAŞ­KAN – Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na ikin­ci ko­nuş­ma­cı, Ma­lat­ya Mil­let­ve­ki­li ve Grup Baş­kan Ve­ki­li Sa­yın Sü­ley­man Sa­rı­baş. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Bu­yu­run Sa­yın Sa­rı­baş.

ANA­VA­TAN PAR­Tİ­Sİ GRU­BU ADI­NA SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (Ma­lat­ya) – Sa­yın Baş­kan, çok de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­mı­zın ve bağ­lı ku­rum­la­rı­mı­zın büt­çe­si üze­rin­de Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­dım. Yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Yi­ne, söz­le­ri­me baş­lar­ken, mem­le­ket top­rak­la­rı­nı ko­ru­mak için, mem­le­ket­te hu­zur ve gü­ve­ni ko­ru­mak için, mil­le­ti­mi­zin can ve mal gü­ven­li­ği­ni ko­ru­mak için bu uğur­da şe­hit ol­muş gü­ven­lik gö­rev­li­le­ri­mi­ze Al­lah’tan rah­met di­li­yo­rum, ga­zi­le­ri­mi­ze hu­zur­lu bir uzun ömür di­li­yo­rum ve çok sev­gi­li bü­rok­rat­la­ra da say­gı­lar su­nu­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Sa­yın Ba­ka­nı se­vi­yo­rum di­ye baş­la­ya­ca­ğım, ama her se­vi­yo­rum de­me­nin ar­ka­sın­da baş­ka şey olur. Fa­kat, ben, ha­ki­ka­ten Ab­dül­ka­dir Ak­su Bey’i ba­kan ola­rak sev­mi­yo­rum, ama şa­hıs ola­rak se­vi­yo­rum. Ama İçiş­le­ri Ba­ka­nı ola­rak as­la sev­mi­yo­rum. Şa­hıs ola­rak se­vi­yo­rum, çün­kü Özal’ın bu ül­ke­ye he­di­ye­si­dir, Özal’ın rah­le­sin­den geç­miş­tir; say­gı du­yu­yo­rum, o ba­kım­dan se­vi­yo­rum.

AH­MET YE­Nİ (Sam­sun) – Öl­çü bel­li ol­du.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) – De­ğer­li ar­ka­daş­lar, gü­ven­lik, iç iş­le­ri gü­zel ol­ma­yan bir ül­ke, içiş­le­ri -da­ha doğ­ru­su- ka­rı­şık olan bir ül­ke­nin dış iş­le­ri de ol­maz, eko­no­mi­si de ol­maz, baş­ka bir şe­yi de ol­maz. Ön­ce iç hu­zu­ru­nu­zu, iç ba­rı­şı­nı­zı sağ­la­ya­cak­sı­nız, ön­ce va­tan­da­şı­nı­zın can ve mal em­ni­ye­ti­ni sağ­la­ya­cak­sı­nız, ön­ce ül­ke­nin ida­ri ya­pı­sın­da mil­le­te gü­ven ve­re­cek bir dev­let or­ga­niz­ma­sı­nı sağ­lam ayak­lar üs­tü­ne ku­ra­cak­sı­nız. Za­ten, dev­le­tin ku­ru­luş ama­cı gü­ven­lik­le baş­la­ma­mış mı­dır? Ya­ni, in­san­lar dev­le­ti ku­rar­ken, bir ya­pı, bir or­ga­niz­ma or­ta­ya ge­ti­rir­ken asıl amaç­la­rı gü­ven­lik­le­ri­ni ko­ru­mak. Ya­ni, bir­bir­le­ri­nin mal ve can em­ni­ye­ti­ne olan te­ca­vüz­le­ri, bir ay­gıt ku­ra­lım, bir güç­lü oto­ri­te oluş­tu­ra­lım ve bu oto­ri­te can ve mal em­ni­ye­ti­mi­zi sağ­la­sın, dı­şa­rı­ya kar­şı gü­ven­li­ği­mi­zi sağ­la­sın… Da­ha son­ra da eği­tim gel­miş, sağ­lık gel­miş, ama, hep­si­nin ba­şın­da olan şey, mil­le­ti­mi­zin can ve mal em­ni­ye­ti­dir, gü­ven­li­ği­dir, mil­le­ti­mi­zin hu­zur ve sükûnu­dur.

Do­la­yı­sıy­la, çok cid­di bir ba­kan­lı­ğın büt­çe­si­ni tar­tı­şı­yo­ruz, ama ra­kam­la­ra gir­me­ye­ce­ğim. Ya­ni, dev­le­tin imkânla­rı alı­nan ver­gi­ler ora­nın­da şu ka­dar ar­tı­rıl­mış, şu ka­dar ek­sil­til­miş, çok önem­li de­ğil. Mut­la­ka, dev­let, ken­di top­la­dı­ğı ver­gi­ler­le, gü­ven­li­ği­ne ayı­ra­bi­le­ce­ği pa­yı ayır­mış­tır, an­cak, Sa­yın Ba­ka­nı­ma… Hiç önü­nü­ze ge­len suç tab­lo­la­rı­na ba­kı­yor mu­su­nuz di­ye sö­ze baş­la­mak is­ti­yo­rum Sa­yın Ba­ka­nım.

Ba­kın, ken­di Em­ni­yet Mü­dür­lü­ğü­mü­zün si­te­sin­den çı­kar­dı­ğı­mız, çok ale­ni ola­rak çı­kar­dı­ğı­mız, si­te­de, suç oran­la­rın­da yük­se­len bir eğ­ri var, hem de öy­le bir eğ­ri var ki, geo­met­rik ar­tış arz eden bir eğ­ri var. Ba­kın, sa­de­ce do­kuz ay­da, 2006 yı­lı do­kuz ayın­da, 244.119 şah­sa kar­şı cü­rüm iş­len­miş, suç iş­len­miş ve ke­za, ge­ne 2006 yı­lı­nın ilk do­kuz ayın­da, ma­la kar­şı iş­le­nen suç -bun­lar ta­bii, hır­sız­lık, gasp, bü­tün bu suç­la­rın top­la­mı- da 354 bin, do­kuz ay­da. Do­kuz ay­da, top­lar­sa­nız, 600 bin. Son üç ay­da da bu pe­ri­yo­dik ar­tış gi­der­se, yıl­da 800 bin suç iş­le­nen bir ül­ke hâli­ne gel­mi­şiz. Bu­nu iş­le­ye­ni var 800 bin ki­şi, mağ­du­ru var bir o ka­dar, bel­ki onun 2 ka­tı. De­mek ki, 3 mil­yon in­san/yıl­lık suç­la kar­şı kar­şı­ya ka­lan bir ül­ke hâli­ne gel­mi­şiz.

Ge­çen, İs­tan­bul’da tak­si­ci­le­re kar­şı ya­pı­lan… Bu­ra­dan, bü­tün tak­si­ci­le­re say­gı­la­rı­mı su­nu­yo­rum. İs­tan­bul’da gün ol­mu­yor ki, haf­ta ol­mu­yor ki, bir tak­si­ci, ga­ri­ban bir tak­si­ci -ki, ço­ğu şo­för ola­rak ça­lı­şı­yor, mal sa­hi­bi de­ğil- bir ci­na­ye­te kur­ban git­me­sin. Bu ül­ke­de sa­at ba­şı 6 ki­şi öl­dü­rü­lü­yor ar­ka­daş­lar, bu ül­ke­de sa­at ba­şı 6 ki­şi öl­dü­rü­lü­yor. Böy­le bir ül­ke­de­yiz. Böy­le bir ül­ke­nin iç ba­rı­şın­dan, iç iş­le­ri­nin dü­ze­nin­den bah­set­mek müm­kün mü? Ya­ni, bu, po­lis teş­ki­la­tı­mı­zın, jan­dar­ma teş­ki­la­tı­mı­zın ko­nu­ya ge­rek­li has­sa­si­ye­ti gös­ter­me­me­sin­den kay­nak­la­nan bir olay da de­ğil. Ben bi­li­yo­rum ki, mil­le­ti­mi­zin gü­ven­li­ği için ça­lı­şan gü­ven­lik kuv­vet­le­ri­miz, ha­ki­ka­ten, can­si­pa­ra­ne, bun­la­rın ol­ma­ma­sı için el­le­rin­den ge­len gay­re­ti, o da çok cü­zi üc­ret­ler­le, ha­yat stan­dar­dı­nın, ya­ni iyi bir ha­yat stan­dar­dı­nın al­tın­da üc­ret­ler­le sağ­la­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar, on iki sa­at nö­bet tu­tu­yor­lar; ama or­ta­da bir şey var: Suç ar­tı­yor. İki ta­ne se­be­bi var ar­ka­daş­lar. Açık ko­nuş­mak la­zım, mil­le­te dü­rüst ko­nuş­mak la­zım. İki ta­ne se­be­bi var. Bu ül­ke­de yok­sul­luk ar­tı­yor, ça­re­siz­lik ar­tı­yor. Bir ül­ke­de yok­sul­luk ve ça­re­siz­lik ar­tar ise suç ar­tar. Ada­mın ev­de ye­me­ye ek­me­ği yok­sa, oğ­lu­nun yap­tı­ğı hır­sız­lı­ğa hoş­gö­rüy­le ba­kar, çün­kü oğ­lu­na ve­re­ce­ği harç­lık yok­sa, oğ­lu­na ba­ba­lık gö­re­vi­ni ya­pa­mı­yor, mah­cup­sa, oğ­lu­na si­ga­ra pa­ra­sı ve­re­mi­yor­sa, onun ak­şam eve hır­sız­lık yap­tı­ğı si­ga­ray­la gel­me­si­ne göz yu­mar, se­si çık­maz. Do­la­yı­sıy­la, bu suç oran­la­rı­nın bu de­re­ce art­ma­sı­nın al­tın­da­ki ya­tan bi­rin­ci te­mel şey, ül­ke­de yok­sul­lu­ğun diz bo­yu hâle gel­miş ol­ma­sı­dır.

Ba­kın, da­ha dün otuz iki yaş­la­rın­da bir ka­dın be­ni ara­dı. Di­yor ki: “Ko­cam al­tı ay ev­vel evi terk et­ti, git­ti.” di­yor, “Çün­kü, ço­cuk­la­ra ek­mek ge­ti­re­mi­yor­du, ev­de du­ru­yor­du, mah­cup olu­yor­du, terk et­ti, ba­şı­nı al­dı git­ti, ne­re­ye git­ti­ği­ni bil­mi­yo­rum.” di­yor, “Al­tı ay­dır ço­cuk­la­rı­ma ko­nu kom­şu­dan di­le­ne­rek bak­tım, al­tı ay­dır ki­ra­mı da öde­ye­me­dim, in­ti­ha­rı dü­şü­nü­yo­rum.” di­yor. Tür­ki­ye bu. Öte­ki bir Tür­ki­ye var. O, si­zin an­lat­tı­ğı­nız 5 bin do­lar­lar fa­lan de­ğil. Öte­ki bir Tür­ki­ye var ve in­san­la­rı­mı­zın ya­rı­dan faz­la­sı öte­ki Tür­ki­ye’de ya­şı­yor. Gö­rün ar­tık bu­nu.

“Yol­suz­luk­la­rı, yok­sul­lu­ğu, ya­sa­ğı kal­dı­ra­ca­ğız” di­ye gel­di­niz, “3Y” de­di­niz. Ba­kın, Sa­yın Ba­kan, “3Y” or­ta­da du­ru­yor, “3Y” de siz ila­ve et­ti­niz; yağ­ma­yı ila­ve et­ti­niz, ya­la­nı ila­ve et­ti­niz, yoz­laş­ma­yı ila­ve et­ti­niz. “3Y” ol­du “6Y” Mil­le­te bun­la­rı or­ta­dan kal­dı­ra­ca­ğız der­ken bun­lar ço­ğa­la­cak da, 7’ye, 8’e, 10’a çı­ka­cak. Çün­kü, bu ya­pı, bu sis­tem ar­tık bu so­run­la­rı çöz­mü­yor. İl ida­re ya­pı­nız çöz­mü­yor, ma­hallî ida­re­ler ya­pı­nız çöz­mü­yor. Ye­ni bir şey ya­pa­lım. Ya­ni, dev­le­tin bu sis­te­mi­ni, ida­ri ya­pı­sı­nı, il ida­ri ya­pı­sı­nı, ma­hallî ida­re­ler ya­pı­sı­nı ye­ni­den şe­kil­len­dir­me­miz la­zım. Bu si­zin su­çu­nuz de­ğil. Ya­ni, İçiş­le­ri Ba­ka­nı Ab­dül­ka­dir Ak­su ol­du di­ye bun­lar ge­liş­mi­yor. Ül­ke­de yok­sul­luk de­vam edi­yor, ül­ke­de ida­ri sis­tem bun­la­rı ön­le­yi­ci ça­re­ler üre­te­mi­yor. Ge­lin, şu il sa­yı­sı­nı 200’e çı­kar­ta­lım. Ge­lin, ye­ni­den ya­pı­lan­dı­ra­lım bu ül­ke­yi. Ge­lin, ye­ni bir şey­ler ol­sun. Ma­hallî ida­re­le­ri ye­ni­den ya­pı­lan­dı­ra­lım. Bu be­le­di­ye­lik sis­te­mi­ni baş­ka bir şek­le dö­nüş­tü­re­lim, ak­lı ça­lış­tı­ra­lım. Kork­ma­ya­lım, eya­let sis­te­miy­se eya­let sis­te­mi ol­sun. Kork­ma­ya­lım, ça­re ney­se onu ya­pa­lım. Ama, bu sis­tem de­vam et­ti­ği müd­det­çe suç oran­la­rı geo­met­rik ola­rak art­ma­ya de­vam ede­cek­tir. Ya­ni, ge­liş­miş ül­ke­ler­de var. Ge­liş­miş ül­ke­ler­den ör­nek­ler ala­lım. Ne olur 200’e çı­kar­sak? Da­ha kü­çük çev­re­li il­ler, da­ha et­kin bir dev­let, da­ha et­kin bir ma­hallî ya­pıy­la alt­ya­pı so­run­la­rı­nı, yok­sul­lu­ğu or­ta­dan kal­dı­ra­cak ye­ni ida­ri re­form­lar or­ta­ya ko­ya­rız. Ama, ya­pa­ma­dı­nız. İş­te halk da bu­nun için si­zi seç­miş­ti, bu­nun için seç­miş­ti. Bun­la­rı ya­pa­sı­nız, bun­la­rı ye­ni­den bir ça­re bu­la­sı­nız di­ye yap­mış­tı. Ol­ma­dı. Ya­sa­lar ge­tir­di­niz, mev­cut Ana­ya­sa’yla ta­kıl­dı, dön­dü, mev­cut Ana­ya­sa’ya ta­kıl­dı, dön­dü. O za­man Ana­ya­sa’yı de­ğiş­ti­re­cek­ti­niz, si­vil bir Ana­ya­sa ya­pa­cak­tı­nız. Bun­lar söz­dü, bun­lar va­at­ti, ama ma­ale­sef ol­ma­dı. İş­te, her şey önü­müz­de, her şey önü­müz­de.

Ba­kın, bu ül­ke­de “ço­cuk por­no­su” di­ye bir suç baş­la­dı. Ye­ni ye­ni suç­lar -önüm­de var- ih­das edil­di. An­ka­ra Ad­li­ye­si­ne 2006 yı­lın­da­ki ha­zır­lık dos­ya sa­yı­sı 230 bin Sa­yın Ba­kan. 2002 yı­lın­da 96 bin olan ha­zır­lık dos­ya­sı ka­pa­tır­ken 2006 yı­lın­da 230 bin ha­zır­lık dos­ya­sı gel­miş An­ka­ra Ad­li­ye­si­ne ve An­ka­ra Ad­li­ye­si­ne gün­de 50 bin ki­şi ge­li­yor. Pe­ki, top­lu­mun bu ka­dar bir­bi­riy­le muğ­ber ol­du­ğu, bir­bi­riy­le da­va­laş­tı­ğı, bir­bi­riy­le ge­çim­siz hâle gel­di­ği, bir­bi­ri­ne kar­şı suç iş­le­di­ği, cin­sel ta­ciz­le­rin ne­re­le­re var­dı­ğı, ev­de şid­de­tin han­gi bo­yut­la­ra var­dı­ğı tar­tı­şı­lan bir top­lum­da hu­zur­dan, gü­ven­den, iç iş­le­ri­nin düz­gün­lü­ğün­den bah­set­mek müm­kün mü? Bu­nun ça­re­le­ri var iş­te. Bu­nun ça­re­le­rin­den bi­ri yok­sul­lu­ğu or­ta­dan kal­dı­ra­cak­sı­nız, bir de ida­ri ya­pı­nız­da, bu­na çö­züm üret­me­yen ida­ri ya­pı­nı­zı ye­ni­den şe­kil­len­di­re­cek­si­niz, ye­ni­den ku­ra­cak­sı­nız. Bu­nun yo­lu bu. Baş­ka da yo­lu yok.

Te­rör ne âlem­de Sa­yın Ba­ka­nım? Ya­ni, Sa­yın Ba­ka­nım, Ge­nel Ku­ru­la ko­nuş­mak is­ti­yo­rum.

Te­rör, ar­ka­daş­lar, bir nok­ta­ya gel­di. Ba­kın, bu­nu iyi de­ğer­len­dir­mek la­zım. Bu nok­ta­da, o böl­ge­de­ki va­tan­daş­la­rı­mı­za dev­le­tin şef­kat­li eli­ni uzat­ma­sı, o böl­ge­de­ki va­tan­daş­la­rı­mı­zın kal­kın­ma­sı­na, re­fa­hı­na kat­kı sağ­la­ma­sı ve o böl­ge va­tan­daş­la­rı­mı­zı tek­rar, ye­ni­den, ye­ni­den ka­zan­ma­sı la­zım. Bu dö­ne­mi çok iyi de­ğer­len­dir­me­miz la­zım. Ba­kın, 99’dan 2002’ye ka­dar, 2003’e ka­dar bu dö­nem de­ğer­len­di­ril­me­di. Keş­ke de­ğer­len­di­ril­sey­di. Ya­ni, dev­le­ti­nin ya­nın­da ol­du­ğu­nu, dev­le­ti­nin sı­cak ku­ca­ğı­nın ken­di­si­ne açık ol­du­ğu­nu, hak ve hu­ku­ku­nu ko­ru­ya­cak bir dev­le­ti­nin ol­du­ğu­nu o böl­ge­de­ki va­tan­da­şa gös­ter­me­miz, o böl­ge­de­ki va­tan­da­şı te­rör­den izo­le et­me­miz la­zım. Te­rö­rü on­lar­dan ay­rış­tır­ma­mız la­zım. Bun­la­rı yap­ma­mız la­zım. Gü­ney­do­ğu ve Do­ğu Ana­do­lu Böl­ge­si’nde ha­ki­ka­ten te­rö­rü ön­le­mek is­ti­yor­sak, dev­let ola­rak, biz­zat ya­tı­rım­la­rı dev­let ola­rak ko­or­di­ne et­me­miz, dev­let ola­rak eli­mi­zi ta­şın al­tı­na koy­ma­mız la­zım, fab­ri­ka­lar yap­ma­mız la­zım, ye­ni­den GAP’ı bir kat da­ha ar­tı­ra­rak GAP’ta­ki ya­tı­rım­la­rı­mı­za de­vam et­me­miz la­zım. Ya­ni, gün­lük ge­li­ri 1 do­la­rın al­tın­da, gün­lük har­ca­ma­sı 1 do­la­rın al­tın­da­ki in­san­la­rın sağ­lık­lı ola­rak ya­şa­ya­cak­la­rı­nı dü­şün­mek müm­kün mü? İş­te on beş-on al­tı ya­şın­da­ki ço­cuk­la­rı top­la­yıp top­la­yıp İs­tan­bul’a gö­tü­rü­yor­lar, bel­li çe­te grup­la­rı kur­du­ra­rak, o ço­cuk­lar üze­rin­den soy­gun ya­pı­yor­lar, o ço­cuk­lar üze­rin­den hır­sız­lık, gasp, yan­ke­si­ci­lik al­dı yü­rü­dü. İs­tan­bul’da çan­ta­sı­nı ko­lu­na ta­kıp da sağ­lık­lı yü­rü­yen bir ha­nı­mı­mız var mı, ya­ni gü­ven için­de yü­rü­yen bir ha­nı­mı­mız var mı? Bü­yük iş mer­kez­le­rin­de, alış­ve­riş mer­kez­le­rin­de gü­ven­lik gö­rev­li­si ol­ma­yan kal­dı mı?

Da­ha dün, Sa­yın Ba­ka­nım, ak­şam te­le­viz­yon­da gör­düm, se­kiz-do­kuz ya­şın­da bir kız ço­cu­ğu. Özel bir iş mer­ke­zi­nin gü­ven­lik­çi­le­ri, bir hır­sız­lık­tan do­la­yı o ço­cu­ğa so­pay­la vur­ma­ya kal­kı­yor­lar ve ço­cuk “am­ca, vur­ma­yın, ne olur­su­nuz” di­yor. Şim­di, o ço­cu­ğun su­çu mu? Hır­sız­lık da yap­mış ola­bi­lir, ama o ço­cu­ğun su­çu mu? O ço­cuk­la­rı o hâlle­re ge­ti­ren dü­ze­ni, o hâlle­re dü­şü­ren dü­ze­ni de­ğiş­tir­me­dik­ten son­ra, ne ya­pa­ca­ğız?

Şim­di, yap­ma­dı­nız, AK Par­ti ola­rak dü­ze­ni de­ğiş­tir­me­di­niz, dü­zen ay­nen de­vam edi­yor. 2002’de­ki dü­zen ney­se, il­ler ida­re­si dü­ze­ni­miz, ma­hallî ida­re­ler dü­ze­ni­miz, mev­cut dü­zen ney­se de­vam edi­yor. Köy Hiz­met­le­ri­ni lağ­vet­ti­niz, ama ucu­be bir sis­tem kur­du­nuz. Şim­di siz de piş­man­sı­nız, yü­rü­mü­yor çün­kü, yü­rü­mü­yor. Bi­rer sek­re­ter ata­dı­nız, yet­ki­nin kim­de ol­du­ğu, hiz­met­le­rin na­sıl yü­rü­ye­ce­ği or­ta­da kal­dı, çün­kü alt­ya­pı­sı ha­zır­lan­ma­mış­tı. Ha­ki­ka­ten, alt­ya­pı­sı sağ­lam, dü­şü­nü­le­rek ha­zır­lan­mış ol­say­dı, bel­ki bir şey­ler ifa­de ede­cek­ti. Ora­ya gi­den pa­ra­la­rın da sağ­lık­lı ola­rak ya­tı­rı­ma dö­nüp dön­me­di­ği nok­ta­sın­da cid­di de­di­ko­du­lar var, cid­di şüp­he­ler var. Kim­le­rin na­sıl iha­le­ler al­dık­la­rı, kim­le­rin kim­le­re iha­le­ler ver­dik­le­ri… O ko­nu­da bir de­ne­tim de yok. Me­se­la, İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı ola­rak, biz, ge­çen se­ne KÖY­DER pro­je­si­ne gi­den pa­ra­la­rın ne­re­le­re har­can­dı­ğı­nı, na­sıl iha­le­ler ya­pıl­dı­ğı­nı -Sa­yış­tay de­ne­ti­mi­nin dı­şın­da bı­rak­tı­ğı­mız için söy­lü­yo­rum- İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı ola­rak de­net­le­ye­bil­dik mi? De­net­le­ye­me­dik. Ba­na bir il­de söy­le­di­ler, de­di­ler ki: “AK Par­ti teş­ki­lat yö­ne­ti­ci­le­ri­nin hep­si­nin be­ko­su ol­du.” “Be­ko” de­dik­le­ri, o ka­nal ka­zı­cı­sı. “Ne ya­pa­cak­lar­mış?” de­dim. De­di ki: “Köy Hiz­met­le­rin­den il özel ida­re­si­ne ge­çen iş­le­ri var ya, yol ya­pı­mı, ka­nal açı­lır, hep­si be­ko sa­hi­bi ol­du.” Bun­lar doğ­ru mu? Doğ­ru ol­du­ğu­na inan­mak is­te­mi­yo­rum, ama bun­lar doğ­ruy­sa, ba­kın, sos­yal pat­la­ma baş­lar. Ya­ni, in­san­la­rın bir kıs­mı, ya­rı­dan faz­la­sı ek­mek bu­la­maz­ken, ba­zı­la­rı­nın bu de­re­ce zen­gin­leş­me­si sos­yal ada­le­ti bo­zar ve sos­yal pat­la­ma­nın ve­si­le­si olur.

De­ğer­li Ba­ka­nım, siz de bi­li­yor­su­nuz ki, bu sis­tem­le asa­yiş ve gü­ven­li­ği sağ­la­mak çok zor­la­şa­cak. Nü­fu­su­muz çok ola­ğa­nüs­tü art­ma­dı. 2002’de 70 mil­yon­du, 71 mil­yon­du, şu an 72-73 mil­yon. Ya­ni, çok ola­ğa­nüs­tü nü­fus art­tı da, bun­la­rı ön­le­ye­mi­yo­ruz di­ye­mez­si­niz. Ge­lin, Baş­ba­ka­na, ül­ke­de yok­sul­lu­ğun de­vam et­ti­ği­ni dü­rüst şe­kil­de söy­le­yin, bu yok­sul­lu­ğun ül­ke­de can ve ma­la kar­şı suç­la­rı ar­tır­dı­ğı­nı söy­le­yin, bu­nun için de bu ya­pı­nın de­ğiş­me­si ge­rek­ti­ği­ni, ha­ki­ka­ten cid­di bir ye­ni­den ya­pı­lan­ma­nın şart ol­du­ğu­nu, re­form ge­rek­ti­ği­ni söy­le­yin.

Ol­ma­dı, es­ki ha­mam es­ki tas de­vam et­ti. Hat­ta, de­vam et­me­si­ni de boş ve­rin, il­ler­de va­li­le­rin oto­ri­te­si za­yıf­la­dı, ya­ni dev­le­tin gü­cü za­yıf­la­dı. Bir va­li var­dı, gü­cü var­dı, dev­let ba­ba ora­day­dı, her şe­ye hâkim ol­ma ira­de­si­ni bel­ki or­ta­ya ko­ya­bi­le­cek­ti, ama, ne yap­tı­ğı­nı­zı, na­sıl so­nuç­lar ala­ca­ğı­nı­zı bil­me­di­ği­niz bir­ta­kım ta­sa­rı­lar­la, ka­nun­lar­la va­li­nin gü­cü­nü za­yıf­lat­ma­yı, san­ki dev­le­ti ge­ri­let­mek ola­rak, ge­ri­let­me­nin fay­sı ola­ca­ğı­nı dü­şü­ne­rek yap­tı­nız. Şu an va­li­le­ri­miz… Ben bir­çok ile gi­di­yo­rum, va­li­le­ri zi­ya­ret edi­yo­rum, ma­ka­mın­da otu­ru­yor. Es­ki­den böy­le miy­di? Va­li­ler köy köy ge­zer, hiz­me­tin ne­re­ye git­ti­ği­ni, na­sıl… Şim­di va­li so­ra­mı­yor ki he­sap. Dev­le­tin va­li­si il özel ida­re­si­nin pa­ra­sı­nın ne­re­le­re har­can­dı­ğı­nın he­sa­bı­nı so­ra­maz du­ru­ma gel­di. İl ge­nel mec­li­si baş­kan­la­rı seç­ti­niz, alt­la­rı­na bi­rer ta­ne son mo­del cip ver­di­niz, bi­rer de ken­di yan­daş­la­rı­nız­dan ge­nel sek­re­ter ata­dı­nız, dev­le­tin hiz­me­ti­ni san­ki par­ti hiz­me­tiy­miş gi­bi… Bun­lar hep di­le ge­len şey­ler.

Dev­let her za­man yol yap­tı. Cum­hu­ri­yet ku­rul­du­ğu gün­den bu­gü­ne ka­dar yol yap­tı, su yap­tı. Siz için­dey­di­niz Ana­va­tan ik­ti­dar­la­rı­nın. O gün­ler­de dev­let kö­ye elek­trik, yol, su gö­tür­me­di mi? Bu­gün de gö­tü­re­cek, en ta­bii şey­dir bu. Ama, böy­le gö­tür­me­me­li, adil gö­tür­me­li, ay­rım yap­ma­ma­lı, dev­le­tin oto­ri­te­si ora­da his­se­dil­me­li.

Ba­kın, öy­le hâller ol­du ki, dev­let tar­tı­şı­lır hâle gel­di taş­ra­da. Oy­sa bir or­gan ku­ra­lım. Bir ta­raf­ta dev­let, dev­le­tin va­li­si güç­lü gö­rev­ler­le do­na­tıl­mış. Gü­ven­li­ği sağ­la­yan, sağ­lık hiz­met­le­ri­ni, eği­tim hiz­met­le­ri­ni en iyi şe­kil­de ya­pan ve dev­le­tin his­se­dil­di­ği bir il ku­ra­lım, il ya­pı­la­rı ku­ra­lım. Bir ta­raf­ta de­mok­ra­si­nin ge­re­ği ma­hallî ya­pı­la­rı oluş­tu­ra­lım. Alt­ya­pı hiz­met­le­ri­ni ya­pan, va­tan­da­şa hiz­met gö­tü­ren bir ta­raf­ta ma­hallî ya­pı­la­rı ko­ya­lım. Dev­le­ti de his­set­sin va­tan­daş, de­mok­ra­si­yi de his­set­sin va­tan­daş. Bu­nu ya­pa­lım, bu­nu yap­ma­dık. Yet­ki­nin kim­de ol­du­ğu bel­li ol­ma­yan ve kim­se­nin de za­ten yet­ki­yi ar­tık kul­lan­mak is­te­me­di­ği, bık­kın­lık ya­şa­dı­ğı bir ya­pı hâli­ne gel­dik. Onun için bu böy­le de­vam et­ti­ği müd­det­çe suç oran­la­rı geo­met­rik ola­rak art­ma­ya de­vam ede­cek­tir.

İş­te, ne­ti­ce iti­ba­rıy­la 2002 ile 2006 yı­lı­na bak­tı­ğı­mız za­man, 2002’de ne­re­ler­de? 4 kat art­mış. Ge­le­cek se­ne de 1 mil­yo­nu ge­çe­cek, 1,5 mil­yo­na ge­le­cek. O za­man? Si­zin şah­sı­nız­dan kay­nak­la­nan bir şey ol­du­ğu­nu san­mı­yo­rum, ama sis­tem­den kay­nak­la­nan bir şey var. Ge­lin, bu­nu bu­ra­da bu sis­te­mi na­sıl de­ğiş­ti­re­ce­ği­mi­zi tar­tı­şa­lım. Bu böy­le yir­mi da­ki­ka­lık sü­re­ler­le tar­tı­şı­la­cak da bir ko­nu de­ğil. Üç de­fa öner­ge ver­dik, ge­lin bu ül­ke­nin gü­ven­li­ği­ni bir ge­nel gö­rüş­me­nin ko­nu­su ya­pa­lım ve bir ge­nel gö­rüş­me ola­rak bu ül­ke­nin gi­di­şa­tı­nı, gü­ven­li­ği­ni tar­tı­şa­lım, Mec­lis bu­na bir ça­re bul­sun de­dik, ama, mü­za­ke­re­ci de­mok­ra­si­yi iş­let­me­di­niz. Mü­za­ke­re­ci de­mok­ra­si­de mu­ha­le­fe­tin gö­rüş­le­ri­ni al­ma­yı san­ki bir ge­ri adım at­ma gi­bi al­gı­la­dı­nız ki, bu­nun doğ­ru ol­ma­dı­ğı bü­tün de­mok­ra­tik ül­ke­ler­de, ge­liş­miş ül­ke­ler­de or­ta­da­dır. Eğer bun­la­rı biz za­ma­nın­da ya­pa­bil­sey­dik, or­tak mu­ta­ba­kat­lar­da, or­tak ça­re­ler­de bu­lu­şa­bil­sey­dik, bu suç oran­la­rı­nın bu den­li art­ma­sı­na fır­sat ver­me­miş ola­cak­tık.

Sa­yın Ba­ka­nı­mın bir şe­yi var. Bir olay olu­yor ül­ke­de, üç gün Sa­yın Ba­ka­nı or­ta­da gö­re­mez­si­niz, hiç­bir açık­la­ma­sı­nı da bu­la­maz­sı­nız. Her­kes ko­nu­şur olay­da, üç gün son­ra Sa­yın Ba­ka­nım bir yer­ler­den, ar­tık sükûna ka­vuş­muş­sa, olay ta­mam­lan­mış­sa, bir açık­la­ma ya­par. Böy­le şey olur mu? Ola­yın ba­şın­da siz var­sı­nız. Gü­ven­lik kuv­vet­le­ri­mi­ze ener­ji ve­re­cek­si­niz, gü­ven­lik kuv­vet­le­ri­mi­ze mo­ti­vas­yon ka­zan­dı­ra­cak­sı­nız. Ge­re­kir­se -Em­ni­yet Mü­dür­lü­ğü­nüz­den bi­li­yo­rum, Ma­lat­ya Em­ni­yet Mü­dür­lü­ğü yap­tı­nız- en ön­de ola­cak­sı­nız. Bu olay­la­rı ön­let­ti­re­cek­si­niz, des­tek ola­cak­sı­nız. Bun­la­rı ya­pa­cak­sı­nız. Em­ni­yet mü­dür­lü­ğü yap­tı­nız, va­li­lik yap­tı­nız Sa­yın Ba­ka­nım.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN – Sa­yın Sa­rı­baş, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run efen­dim.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) – Bi­ti­ri­yo­rum efen­dim.

Po­li­si­miz şikâyet­çi, jan­dar­ma­mız şikâyet­çi. Ni­ye? “Efen­dim, yet­ki­le­ri­miz alın­dı.” Biz, di­yor­lar, ar­tık bir şey ya­pa­mı­yo­ruz, yet­ki­le­ri­miz alın­dı. Var mı böy­le bir şey, bu­nu bir tar­tı­şa­lım. Bu­nu bir tar­tı­şa­lım, ha­ki­ka­ten yet­ki­le­ri mi alın­mış? Ek­sik olan yet­ki­ler var­sa, bun­la­rı ve­re­lim. Ta­mam, in­san hak­la­rı­na, de­mok­ra­si­ye on­la­rın bağ­lı­lık­la­rı­na hiç­bir şüp­he­miz yok, ama, on­la­ra ge­rek­li mo­ti­vas­yo­nu, ge­rek­li des­te­ği, ge­rek­li si­ner­ji­yi ver­mek, Ba­kan­lık ola­rak, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si ola­rak, biz­le­rin gö­re­vi.

Ko­lu ka­na­dı kı­rıl­mış, üc­ret, ha­yat mü­ca­de­le­si­ne düş­müş po­li­si­miz, evi­ni ge­çin­di­re­me­yen hâlde ne­yin mü­ca­de­le­si­ni ya­pa­cak suç­luy­la? Bu ka­dar yap­tık­la­rı­nı bi­le tak­dir et­mek la­zım, teb­rik et­mek la­zım. Gü­ney­do­ğu ve Do­ğu’da loj­ma­nın­dan çı­ka­mı­yor, loj­man­la­rı ba­sıl­dı po­lis­le­ri­mi­zin. Bun­la­rı de­ğiş­ti­re­cek ye­ni bir şey mut­la­ka bul­ma­mız, mut­la­ka bu Mec­lis­te ça­re­le­ri üret­me­miz la­zım; ama, bu dö­nem­de, ma­ale­sef, bu ko­nu­lar, bu Mec­lis­te ko­nu­şu­la­ma­dı, o ze­min­ler ya­ra­tı­la­ma­dı. Sa­de­ce “Ka­nun çı­kar­tı­yo­ruz, ka­nun çı­kar­tı­yo­ruz, şu ka­dar ka­nun çı­kar­dık.” övün­me­le­riy­le geç­tik. Her şey ka­nun de­ğil, ne ka­dar ka­nun çok çı­kar­sa her şey dü­ze­li­yor an­la­mın­da de­ğil.

Ne ka­dar in­san­la­ra he­def gös­te­ri­lir, ne ka­dar in­san­la­ra si­ner­ji ve­ri­lir, ne ka­dar in­san­la­ra bir ama­ca, ül­ke­nin ba­ğım­sız­lı­ğı­na, bü­tün­lü­ğü­ne ve su­çun ön­len­me­si­ne da­ir bir ruh aşı­la­nır­sa, an­cak öy­le dü­ze­lir bu iş­ler. Hiç­bir mo­ti­vas­yo­nu ol­ma­yan, sa­de­ce “Emir ve­rir­ler­se ya­pa­rım, ver­mez­ler­se de gö­rün­mem or­ta­da.” di­yen bir an­la­yış­la su­çu ön­le­me­miz, ma­ale­sef müm­kün de­ğil. Va­li­le­ri­mi­zi mo­ti­ve ede­lim, va­li­le­ri­mi­ze ye­ni­den güç ka­ta­lım. On­lar, dev­le­tin il­ler­de tem­sil­ci­si, dev­let ba­ba­nın en güç­lü oto­ri­te­si ol­ma­lı­lar. Em­ni­yet mü­dür­le­ri­mi­zi ye­ni­den, suç­la­rı ön­le­me nok­ta­sın­da do­na­ta­lım, ne ek­sik­le­ri var­sa do­na­ta­lım, ama, sis­te­mi…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN – Sa­yın Sa­rı­baş, te­şek­kür edi­yo­rum.

Te­şek­kür cüm­le­ni­zi ala­yım is­ter­se­niz.

SÜ­LEY­MAN SA­RI­BAŞ (De­vam­la) – Çok te­şek­kür ede­rim.

BAŞ­KAN – Sağ olun.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na ilk ko­nuş­ma­cı, Si­vas Mil­let­ve­ki­li Nu­ret­tin Sö­zen.

Sa­yın Sö­zen, bu­yu­run efen­dim. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA NU­RET­TİN SÖ­ZEN (Si­vas) – Te­şek­kür ede­rim.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım; Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si­ne iliş­kin de­ğer­len­dir­me­le­ri­mi, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na su­nu­yo­rum ve bu ve­si­ley­le, he­pi­ni­zi sev­gi­ler­le, say­gı­lar­la se­lam­lı­yo­rum.

Yıl­da bir kez ger­çek­le­şen bu ça­lış­ma­la­rı­mız­da -Par­la­men­to­muz açı­sın­dan bü­yük önem ta­şı­yor kuş­ku­suz bu ça­lış­ma­lar- ge­rek ba­kan­lık­la­rın ge­rek­se Hükûme­tin po­li­ti­ka­la­rı­nı de­ğer­len­di­ri­yo­ruz, eleş­ti­ri­yo­ruz, öne­ri­le­ri­mi­zi su­nu­yo­ruz. Şim­di, bu, son büt­çe­dir. Do­la­yı­sıy­la, bir ik­ti­dar par­ti­si­nin dört-beş yıl­lık uy­gu­la­ma­la­rı­nı kap­sa­yan gö­rüş­ler ve eleş­ti­ri­le­rin de su­nul­ma­sı do­ğal­dır.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı öde­ne­ği, 2007’de, 2006’ya gö­re önem­li öl­çü­de dü­şük gö­rü­nü­yor. De­ğer ola­rak, yak­la­şık 1 kat­ril­yon li­ra. Oran­sal de­ğer­de ba­kar­sak, ge­çen yı­la oran­la yak­la­şık, YTL cin­sin­den, yüz­de 12 da­ha dü­şük gö­rü­lü­yor. Mer­kezî yö­ne­tim büt­çe top­la­mı için­de­ki ora­na ba­ka­cak olur­sak, yüz­de 4,3’ten 3,2’ye düş­müş­tür ki, yüz­de 1,1’lik bir dü­şüş söz ko­nu­su­dur. Özel­lik­le di­ğer ca­ri har­ca­ma­lar ve ya­tı­rım­lar­da­ki dü­şüş da­ha da önem­li­dir ve bu dü­şüş­ler, kuş­ku­suz, sağ­lık hiz­met­le­ri­nin ka­li­te­si­nin düş­me­si­ne yol aç­mak­ta­dır. Sa­yın Ba­ka­nın, ön­ce­lik­le, bu dü­şüş­le­ri açık­la­ma­sı ge­rek­mek­te­dir. Ni­çin büt­çe­de öde­nek­ler düş­mek­te­dir Sağ­lık Ba­kan­lı­ğın­da, nü­fu­su­muz mu azal­mak­ta­dır? Hükûme­tin sağ­lık­la il­gi­li ya­tı­rım­la­ra da­ha mı az ge­rek­si­ni­mi var­dır? Yok­sa, has­ta­la­rın sa­yı­sın­da mı bir azal­ma söz ko­nu­su­dur? Ya da çağ­daş araç ve ge­reç­ler­le ya­pı­lan teş­his ve te­da­vi­ler da­ha ucu­za mı mal ol­mak­ta­dır? Bun­la­rın hiç­bir iza­hı yok­tur. 1 mil­yon ki­şi aç­lık sı­nı­rı al­tın­da ve 20 mil­yo­na yak­la­şan yok­sul­luk sı­nı­rı al­tın­da yurt­ta­şı­mız mev­cut. Bun­la­rın den­ge­li bes­len­me­le­ri ve de has­ta­lık­la­rın­dan ko­run­ma­sı ve­ya bu va­tan­daş­la­rın has­ta­lık­la­rı­nın iyi­leş­ti­ril­me­si ko­nu­sun­da Hükûme­ti­miz ve Sağ­lık Ba­ka­nı ne gi­bi ön­lem­ler al­mak­ta­dır? Ana­ya­sa’nın 56’ncı mad­de­si­nin ken­di­le­ri­ne yük­le­di­ği yü­küm­lü­lük­le­ri na­sıl, ne yol­la ye­ri­ne ge­tir­mek­te­dir bu öde­nek­ler­le?

Sağ­lık har­ca­ma­la­rı 1999-2005 dö­ne­min­de art­mış­tır; 99’da gay­ri­sa­fi millî ha­sı­la­nın yüz­de 3,9’u, ge­nel yö­ne­tim sağ­lık har­ca­ma­la­rı­nın top­la­mı 2002’de yüz­de 4,7’ye yük­sel­miş­tir, 2004’te 5,5’e yak­laş­mış­tır. Bu­gün, ka­mu sağ­lık har­ca­ma­la­rı­nın top­la­mı 25,9 mil­yar YTL’dir, gay­ri­sa­fi millî ha­sı­la­ya oran ola­rak yüz­de 5,3’e te­ka­bül et­mek­te­dir. Ka­mu sağ­lık har­ca­ma­la­rı­nın bu dö­nem­de bu oran­da art­ma­sı, ka­mu sağ­lık hiz­met­le­ri­nin da­ha et­kin ve da­ha faz­la su­nul­ma­sın­dan kay­nak­lan­ma­mak­ta­dır. Bu­nun ka­nı­tı, Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si­nin ve ko­ru­yu­cu sağ­lık hiz­met­le­ri­nin, bu dö­nem­de de re­el ola­rak art­ma­sın­dan an­la­şıl­mak­ta­dır. AKP İk­ti­da­rı­nın en çok mev­zu­at de­ğiş­tir­di­ği alan­lar­dan bi­ri­si de kuş­ku­suz Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı­dır. Bu de­ği­şik­lik­le­rin ta­ma­mı, sağ­lık hiz­met­le­ri­nin ka­mu hiz­me­ti ola­rak su­nul­ma­sın­dan çı­ka­rıl­ma­sın­dan­dır; ya­ni, hiz­met üret­mek ye­ri­ne, mal ve hiz­met sa­tın al­ma­ya ön­ce­lik ve­ril­mek­te­dir; mu­aye­ne ve te­da­vi­ler­de özel sağ­lık ku­rum ve ku­ru­luş­la­rın­dan ya­rar­lan­ma­ya, hiz­met al­ma­ya ön­ce­lik ve­ril­mek­te­dir. Bu ko­nu­da o ka­dar ile­ri gi­dil­miş­tir ki, Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı­na ait tüm sağ­lık ku­ru­luş­la­rı­nın sa­tı­şı söz ko­nu­su ol­muş­tur ve bu ko­nu­da yet­ki de Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı­na dev­re­dil­miş­tir. Ge­li­ri ye­ter­siz di­ye, hiç­bir ki­şi­ye ih­ti­ya­cı olan sağ­lık hiz­met­le­ri­nin ve­ril­me­me­si ka­bul edi­le­mez. Ya­ni, bi­rey­ler, ma­li du­rum­la­rı ne olur­sa ol­sun, her tür­lü sağ­lık hiz­me­ti­ni eşit ve sü­rek­li ola­rak al­mak du­ru­mun­da­dır. Da­ha­sı da var; sağ­lık hiz­met­le­ri­ni söz­leş­me­li per­so­nel­le yü­rüt­mek için ya­sa üze­ri­ne ya­sa çı­kar­mak­ta­dır Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı. Kuş­ku­suz, sağ­lı­ğın ko­run­ma­sı ve has­ta­la­rın te­da­vi ve re­ha­bi­li­tas­yo­nu gi­bi kut­sal alan­da­ki bu so­rum­suz ve ye­ter­siz gi­di­şe hal­kı­mız en kı­sa za­man­da “Dur” di­ye­cek­tir. Bu­nun için hal­kı­mız­da ye­ter­li bi­linç var­dır, ye­ter­li sa­bır var­dır, ye­ter­li ka­rar­lı­lık mev­cut­tur.

Kı­sa­ca­sı, AKP İk­ti­da­rı, ya­sal dü­zen­le­me­ler ve uy­gu­la­ma­lar­la ka­mu­nun ver­di­ği sağ­lık hiz­met­le­ri­nin çö­ker­til­me­si pla­nı­nı el­hak bü­yük bir ka­rar­lı­lık­la ve bu an­lam­da ba­şa­rıy­la yü­rüt­mek­te­dir. Ka­mu has­ta­ne­le­ri et­ki­siz kı­lın­mış­tır. Te­mel sağ­lık hiz­met­le­ri­ne büt­çe­den ay­rı­lan kay­nak azal­tıl­mış, ya­tı­rım­lar kı­sıl­mış­tır. Bu­nun ye­ri­ne, dev­let has­ta­ne­le­ri­ni, üni­ver­si­te has­ta­ne­le­ri­ni, sağ­lık ocak­la­rı­nı iş ya­pa­maz hâle ge­ti­rip, sağ­lık hiz­met­le­ri­nin sa­de­ce özel ke­sim eliy­le ve­ril­me­si­ne da­ya­nan po­li­ti­ka­lar ge­liş­ti­ril­mek­te­dir. Ör­ne­ğin, büt­çe uy­gu­la­ma ta­li­mat­la­rıy­la, tüm te­da­vi gi­der­le­ri­nin be­de­li yüz­de 15-30 ora­nın­da azal­tıl­mış­tır.

2006 yı­lın­da büt­çe ka­nu­nu­na ko­nu­lan bir hü­küm­le, üni­ver­si­te has­ta­ne­le­ri­nin ken­di özel ge­lir­le­ri­nin ya­tı­rım­la­rın­da kul­la­nıl­ma­sı­na son ve­ril­miş­tir. Üni­ver­si­te­le­rin dö­ner ser­ma­ye­le­rin­den yüz­de 5’lik pay­lar ke­sil­miş­tir. Te­da­vi be­del­le­ri za­ma­nın­da öden­me­mek­te­dir. Bu yet­mi­yor­muş gi­bi, te­da­vi gi­der­le­rin­den kay­nak­la­nan 3,5 kat­ril­yon­luk ala­cak si­lin­miş­tir. Or­ta­ya çı­kan cid­di tep­ki­ler­den son­ra ya­pı­lan dü­zelt­mey­le, si­li­ne­cek tu­tar 2 kat­ril­yo­na in­di­ril­miş­tir.

IMF’nin sağ­lık har­ca­ma­la­rı­nı azal­tan ta­li­ma­tı ge­re­ği bir­çok dü­zen­le­me­ler ger­çek­leş­ti­ril­miş­tir. Bir ta­ne­si­ni söy­le­ye­yim: Bi­rin­ci ba­sa­mak resmî sağ­lık ku­ru­luş­la­rı­na baş­vu­ran­lar için ya­pı­lan öde­me 11 YTL, özel sağ­lık ku­ru­luş­la­rı­na ya­pı­lan öde­me ise 13,2 YTL’dir. Ta­bii, özel ku­ru­luş­la­ra böy­le­ce bir ay­rı­ca­lık da ta­nın­mak­ta­dır.

Tür­ki­ye’de 81 ili­mi­zin 700 has­ta­ne­si­nin baş­he­ki­mi de­ğiş­ti­ril­miş­tir. Tür­ki­ye’de ne­re­dey­se tüm has­ta­ne­ler­de­ki şef­ler, baş­he­kim­ler de­ğiş­ti­ril­miş­tir. Bir ta­raf­tan dok­tor sa­yı­sı­nın ye­ter­siz­li­ği ve üni­ver­si­te­ler­de­ki tıp fa­kül­te­le­ri­ne alı­nan öğ­ren­ci sa­yı­sı­nı ar­tır­mak­tan söz eder­ken, di­ğer ta­raf­tan do­ğu­da­ki si­ya­si ak­ra­ba ol­ma­sı muh­te­mel öğ­re­tim üye­le­ri­nin, dev­let has­ta­ne­le­ri­ne baş­he­kim ve şef ola­rak ata­ma­la­rı ya­pıl­mış­tır. Böy­le­ce, la­ik­li­ği, mil­li­yet­çi­li­ği, cum­hu­ri­ye­ti red­de­den ün­lü ide­olog Baş­ba­kan­lık Müs­te­şa­rı­nın öne­ri­si­nin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si sağ­lan­mış ola­cak­tır. Bi­li­yor­su­nuz, öğ­re­tim üye­le­ri­nin şef ola­rak atan­ma­sı­nın yü­rüt­me­yi dur­dur­ma mah­ke­me ka­ra­rı­na rağ­men, ge­rek­çe açık­lan­ma­dı di­ye ata­ma­la­ra de­vam edil­miş­tir. Böy­le­ce, hu­kuk ta­nı­maz bu Sa­yın Ba­kan bu yak­la­şı­mıy­la, tam AKP’ye ya­kı­şan bir Ba­kan ol­du­ğu­nu or­ta­ya koy­muş­tur.

Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hükûme­ti­nin Millî Eği­tim Ba­ka­nı Müs­te­şa­rın­dan son­ra Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı Müs­te­şa­rı da, yar­gı ka­ra­rı­na uy­ma­dı­ğı için, ağır ha­pis ce­za­sıy­la mahkûm ol­muş­tur. Müs­te­şar­lar, suç oluş­tu­ran bu ta­sar­ruf­la­rı­nı Ba­ka­nın bil­gi ve ta­li­mat­la­rı doğ­rul­tu­sun­da ye­ri­ne ge­tir­mek­te­dir­ler, ya­ni asıl suç­lu Sa­yın Sağ­lık Ba­ka­nı­dır. Ana­ya­sa’ya ay­kı­rı uy­gu­la­ma­lar ya­pan da, mah­ke­me ka­ra­rı­na uy­ma­ya­rak suç iş­le­yen de Sağ­lık Ba­ka­nı­dır.

Türk Ta­bip­ler Bir­li­ği Ya­sa­sı’nı yıl­lar­ca ge­cik­ti­ren, İh­ti­sas Tü­zü­ğü’nü yıl­lar­ca blo­ke eden, he­kim­le­rin ai­le bü­tün­lü­ğü­ne, ço­cuk­la­rı­nın eği­ti­mi­ne, has­ta­lık­la­rı­na, ör­güt­len­me hak­la­rı­na say­gı gös­ter­me­yen, ai­le he­kim­li­ği ça­lış­ma­la­rı­na ka­tıl­ma­dı di­ye, ka­bul et­me­di di­ye 100 he­ki­mi De­niz­li’den kent dı­şı­na sü­ren de iş­te bu Sağ­lık Ba­ka­nı­dır. Ko­ru­yu­cu sağ­lık hiz­met­le­ri hem da­ha ko­lay hem da­ha plan­lı, da­ha ucuz­dur, çün­kü, da­ha pa­ha­lı, da­ha so­run­lu te­da­vi edi­ci hiz­met­le­rin ih­ti­ya­cı­nı azal­tır.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, za­ma­nı­mın az­lı­ğı do­la­yı­sıy­la ko­ru­yu­cu he­kim­lik ve ilaç ko­nu­sun­da­ki ko­nuş­ma­la­rı­mı at­lı­yo­rum. Yal­nız şu ka­da­rı­nı söy­le­me­li­yim ki, ka­mu ilaç har­ca­ma­la­rı, 90’lı yıl­la­rın so­nun­da gay­ri­sa­fi millî ha­sı­la­ya oran ola­rak yüz­de 1,3 dü­ze­yin­dey­ken, bu oran dö­nem için­de yüz­de 2’ye yük­sel­til­miş­tir. Ka­mu ilaç har­ca­ma­la­rı top­lam -2005 yı­lı içe­ri­sin­de- 7 mil­yar do­lar­dır.

Tıp fa­kül­te­si­nin uz­man­lık tü­zü­ğü de, yi­ne YÖK’ü dış­la­ya­rak, Türk Ta­bip­ler Bir­li­ği­ni dış­la­ya­rak çık­maz bir nok­ta­ya ge­ti­ril­miş­tir ve bir ka­nun boş­lu­ğu do­ğu­rul­muş­tur.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN – Sa­yın Sö­zen, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız, bu­yu­run.

NU­RET­TİN SÖ­ZEN (De­vam­la) – Pe­ki, çok te­şek­kür ede­rim.

Şim­di, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, çok önem­li bir ko­nu, he­kim sa­yı­sı ve dok­tor it­ha­li­dir. Sağ­lık Ba­ka­nı tüm bu be­ce­rik­siz­lik­le­ri­nin ne­de­ni ola­rak he­kim sa­yı­sı­nın az­lı­ğı­nı gös­ter­mek­te­dir. Bu­nun doğ­ru ol­ma­dı­ğı açık­tır. Tür­ki­ye’de ye­te­rin­ce he­kim var­dır. Ba­ğım­sız­lık sa­va­şın­da, Kur­tu­luş Sa­va­şı’ndan ya­ra­lı, yor­gun, aç ve yok­sul çık­mış Türk hal­kı­nın sağ­lık so­run­la­rı, öz­ve­ri­li kah­ra­man Türk he­kim­le­ri­nin ça­ba­la­rıy­la ye­ri­ne ge­ti­ril­miş­ti. Sıt­ma, tü­ber­kü­loz, tra­hom gi­bi bir­çok sal­gın­lar, ba­şa­rı­lı sağ­lık po­li­ti­ka­la­rı ve öz­ve­ri­li kah­ra­man Türk tıp dok­tor­la­rı­nın gay­ret­le­riy­le ber­ta­raf edil­miş­tir. Şim­di, is­te­nil­di­ği za­man he­kim­le­rin den­ge­li da­ğı­tıl­ma­sı, on­la­ra mo­ral ver­mek su­re­tiy­le, ça­lış­ma or­tam­la­rı­nın dü­zel­til­me­si su­re­tiy­le ay­nı ba­şa­rı­nın sağ­lan­ma­sı müm­kün ola­cak­tır.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, za­man yet­me­di­ği için ko­nu­mu uzat­mak is­te­mi­yo­rum. Yal­nız, bu, Tür­ki­ye’nin en bü­yük ga­ze­te­sin­de çı­kan man­şet­ler bü­tün hal­kı­mı­zı ya­ra­la­mış­tır. Do­la­yı­sıy­la, şu bir ger­çek­tir ki, AKP için­de kü­çük bir grup da ol­sa ken­di­le­ri­ne gö­re öz­le­dik­le­ri bir sağ­lık sis­te­mi var­dır, o sağ­lık sis­te­mi bu­dur.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN – Sa­yın Sö­zen, te­şek­kür cüm­le­ni­zi ala­yım.

NU­RET­TİN SÖ­ZEN (De­vam­la) – Bi­ti­ri­yo­rum Sa­yın Baş­ka­nım.

BAŞ­KAN – Bu­yu­run.

NU­RET­TİN SÖ­ZEN (De­vam­la) – Öz­le­dik­le­ri sağ­lık sis­te­mi bu­dur. Ya­ni, ba­yan he­kim­ler er­kek­le­ri mu­aye­ne et­me­sin, er­kek­ler ba­yan­la­rı mu­aye­ne et­me­sin. Hiç­bir za­man bu öz­lem­le­ri­ne ka­vu­şa­ma­ya­cak­lar­dır. Hal­kı­mı­zın AKP İk­ti­da­rın­dan ve bu Sağ­lık Ba­ka­nın­dan kur­tu­la­ca­ğı gün­ler çok ya­kın­dır.

He­pi­ni­zi sev­gi ve say­gı­la­rım­la se­lam­lı­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AH­MET YE­Nİ (Sam­sun) – Rü­ya gö­rü­yor­sun, rü­ya. Rü­ya gö­rü­yor­sun Ho­cam, rü­ya, rü­ya.

NU­RET­TİN SÖ­ZEN (Si­vas) – Siz de baş­ka tür­lü bir rü­ya gö­rü­yor­su­nuz.

BAŞ­KAN – Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na ikin­ci ko­nuş­ma­cı, Muğ­la Mil­let­ve­ki­li Ali Ars­lan.

Sa­yın Ars­lan, bu­yu­run. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

CHP GRU­BU ADI­NA ALİ ARS­LAN (Muğ­la) – Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı büt­çe­si üze­ri­ne Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Ben de ko­nuş­ma­ma baş­la­ma­dan ön­ce yü­ce Mec­li­si ve te­le­viz­yon­la­rı ba­şın­da bi­zi iz­le­yen yurt­taş­la­rı­mı­zı say­gıy­la, sev­giy­le se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Ana­ya­sa’nın 17’nci, 56’ncı mad­de­le­ri­ne gö­re ve Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı­nın ku­ru­luş ve teş­ki­la­tı­nı be­lir­le­yen 181 sa­yı­lı Ka­nun Hük­mün­de Ka­rar­na­me’ye gö­re, sağ­lık, bir hak. Bu hak­kı kul­lan­dı­ran, bu hak­kı ye­ri­ne ge­ti­ren, dev­let adı­na bu hak­kı üst­le­nen de Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı. Ana­ya­sa’mız ve Ka­nun Hük­mün­de Ka­rar­na­me bu­nu hük­me­di­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, yal­nız son yıl­lar­da bir ge­liş­me var, en­te­re­san bir ge­liş­me: Bu hak­kı, Sağ­lık Ba­ka­nı de­ğil, ar­tık Ma­li­ye Ba­ka­nı kul­la­nı­yor. Ya­ni, as­lın­da, bu sı­ra­lar­da, Sa­yın Ba­ka­nın ya­nın­da İçiş­le­ri Ba­ka­nı­nı gö­rü­yo­rum, keş­ke Ma­li­ye Ba­ka­nı da otur­muş ol­say­dı. Ma­li­ye Ba­ka­nı sağ­lık­ta âde­ta sağ­lı­ğı ida­re eder hâle gel­di.

---

**Kaynak gösterme:** Alim Tunç (AK Parti, Uşak). “2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (sağlık, hudut ve sahiller , içişleri, emniyet genel, jandarma genel, sahil güvenlik, türkiye ve orta doğu amme idaresi)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-tunc-22-2006-12-19-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-saglik-hudut-ve-sah (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
