# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Başoğlu (Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim
- **Tarih:** 21 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-basoglu-22-2003-05-21-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> Atilla Başoğlu, 21 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 599 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu Tasarısının 109 uncu maddesi hakkında, şahsım adına görüşlerimi arz etmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Efendim, bir yakınımıza, dostu, imkânları dahilinde alabildiği külüstür bir arabayı gösteriyor; arkadaşım, iltifatta bulunmak gayretiyle, kaportası dökük, motoru paslanmış arabada bir güzellik arıyor ve şöyle diyor: "Çok güzel koltukları olan bir araba almışsınız." İş Kanunu Tasarısının 109 uncu maddesi de, gerçekten, bu tasarının en güzel, hatta tek güzel hazırlanmış maddesidir. Bu kanunda öngörülen bildirimlerin ilgiliye yazılı olarak ve imza karşılığında yapılması gereği, bildirim yapılan kişinin imzalamaması halinde durumun yerinde tutanakla tespit edileceği, son derece başarılı ve yerinde düzenlemelerdir; yani, bu madde, kaportası göçmüş, motoru dağılmış bir arabanın koltuklarıdır.

Hükümet, tüccar siyaseti yürütmekle övünmekte ne kadar haklı olduğunu iş kanunuyla ortaya koymuştur.

Kasabanın tek lokantacısı, çıkar dükkânının önüne, koca bir tepsi pilavı karıştırır ve bağırır: "Ey millet, gelin, siz bu pilavı taze taze şimdi yiyin; şimdi yemezseniz, yarın çorbasını, öbür gün böreğini, daha sonraki gün de sütlacını size yedirmeyi bilirim ben. "

Hükümetimiz, tansiyon düşünceye kadar ötelemiş olduğu pilavı yine önümüze getirmiştir. Bu tüccar siyasetinin strateji kurguları, yurt dışında işlemese bile, yurt içinde onlara kim bilir daha nice zaferler kazandıracaktır.

Sayın milletvekilleri, İş Kanununun önceki görüşmelerinde birtakım hususları söyleye söyleye dilimizde tüy bitti; ancak, hükümetimiz, bir kere olsun "bu koca adamlar ne diyor" diye kulak kabartmadılar. İnsan onurunun çiğnenmekte olduğuna dair, rekabete büyük bir darbe indirildiğine dair, emeğin hakkının yok edildiğine dair sözlerimiz tebessümlerle geçiştirildi. Bu kanun tasarısı, tek kelimesinde kalem oynatılmaksızın yeniden önümüze getirildi. Kamuoyundan alınan bu kadar tepkiye biraz saygı duyulsaydı, bu metin önümüze çok değişmiş bir şekilde getirilebilirdi.

Aziz Türk Milletinin temsilcileri, bu kanun, işçilerimiz kadar namuslu işadamlarımızı da mağdur etmektedir. Ben, işadamı kavramında, vergi hileleri üstadı olmamış, servetini emeği sömürerek kazanmamış, namuslu, ülkesinin bayrağını tüm dünyada gururla taşıyan, istihdam yaratan girişimcilerimizden bahsediyorum. Bunların karşısında en büyük düşman, ne devlettir ne de işçi sınıfıdır; üçkâğıtçılardır, sahtekârlardır, riyakârlardır.

İşte, hükümetiniz, ne yazık ki, yılların emektarlarını işsizliğin girdabına terk ederek, yarını görmekten uzak, kayıtsız, iş kiralama eylemini namusuna bunalıp yapamayacak, taşeron işçilerle istihdama gidemeyecek işverenlere ciddî bir rekabet, hatta felaket darbesi vuracaktır; ancak, hükümetinizin eylemlerinin kimlerin menfaatlarını artırmakta olduğunu da lütfen dikkatten kaçırmayınız. Sanmayınız ki, iki sömürgecinin şartlarını geliştirmekle Türkiye'yi kalkındıracak düzenlemelere gidiyorsunuz. Birçok ülkeyle dışticaret ataşe sayısı mukayese bile edilemeyen ülkemizin ticaret ataşeliklerinin sayısını daha da azaltarak ihracatımızın artırılması rüyası gibi, hükümetimiz, işçinin alım gücünü düşürerek mi üretim ve büyümenin önünü açacaktır?! Paranın dolaşımının önüne çelikten bir zırh koyanlar, bu uygulamanın büyüme rakamlarına etkisini düşünmüşler midir acaba?!

Saygıdeğer vekiller, iktidar partisi ismini önemli iki kavramla oluşturmuştur: "Adalet" ve "kalkınma." Bir milletin kalkınması için adaletin esas olduğu şüphesizdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Başoğlu.

ATİLLA BAŞOĞLU (Devamla) - Hatırlarsınız, Kurtuluş Savaşımızda bir hekim, oğluyla aynı cephededir; en büyük endişesi, oğlunun bir gün kendi hastane çadırına getirilmesiydi ve korktuğu bir gün gerçek oldu. Önüne gelen iki yaralıdan birisi oğlu, diğeri ise bir albaydır. Bir gün evvelki uçak saldırısı ilaç deposunu vurmasaydı, ikisine de yetecek kadar serum bulunabilecekti; ancak, o, kalmış olan tek seruma gözyaşlarını da karıştırarak ülkesinin kurtuluşu için albaya tatbik etti.

Sayın vekiller, adalet, bir vasıtayı doğru yerde kullanmaktır. 1997 senesinden beri süregelen krizlerde elimizdeki serumları kime takacağımızı bilelim ki, kurtuluşumuz hep beraber olsun.

Sayın yetkililer, anlaşılan odur ki, bütün gayretlere rağmen, dökülen yaşlara rağmen, bize rağmen, siz, bu bozuk pilavı millete, emekçiye yedirmek istiyorsunuz; ancak, sayın vatandaşlarımız, emekçilerimiz mahzun olmasınlar, mahkeme kadıya mülk değildir; bir gün bir iktidar gelir ve bu yapılanların muhasebesi tekrar yapılır.

Sayın hükümet üyeleri, uygulamalarınızı izliyoruz, değerlendiriyoruz ve endişe ediyoruz, ki, siz, önceki hükümetlere rahmet okutacağa benziyorsunuz.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Başoğlu (Adana). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-basoglu-22-2003-05-21-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
