# Ülkemizdeki elektrik santralleri ve onların kullanılma oranları hk. mv.leri orhan eraslan ve atilla başoğlu'nun soruları

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Başoğlu (Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim
- **Tarih:** 10 Şubat 2004
- **Gündem:** ÜLKEMİZDEKİ ELEKTRİK SANTRALLERİ VE ONLARIN KULLANILMA ORANLARI HK. MV.LERİ ORHAN ERASLAN VE ATİLLA BAŞOĞLU'NUN SORULARI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-basoglu-22-2004-02-10-ulkemizdeki-elektrik-santralleri-ve-onlarin-kullanilma-oranlari-hk-mv

> Atilla Başoğlu, 10 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜLKEMİZDEKİ ELEKTRİK SANTRALLERİ VE ONLARIN KULLANILMA ORANLARI HK. MV.LERİ ORHAN ERASLAN VE ATİLLA BAŞOĞLU'NUN SORULARI); konuşma 474 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak'taki Türkmen ve Arapların güvenlikleriyle ilgili cevaplanmayan soru önergem için söz almış bulunuyor, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Bakanımızın 21 Nisan 2003 tarihinde yazılı ve görsel basında Türk devlet adamına yakışan bir ifadesine şahit olmuştuk. "ABD birlikleri Kerkük'e girdiklerinde duruma hâkim olmaları için iki saat müsaade verdik. ABD duruma hâkim olamasaydı bölgeye Türk birliklerini gönderecektik" demişler ve beklenilen tavrı göstermişlerdir. Gerçekten, Amerika Birleşik Devletleri, bu sözün gereğini yerine getirmiş ve Kerkük'te asayişi sağlamıştı.

Gönül isterdi ki, Türkiye Cumhuriyeti, bu tavrını sürdürebilsin ve kendisini, bölgede, onun bunun maşası olmaksızın, şahsiyetli bir şekilde var kılabilsin, başkalarının menfaatlarının kollayıcılığına soyunmak yerine, kendi geleceğimiz için kendi başımızın çaresine bakabilelim. Amerikan Kabinesinde maaşlı adamları bulunan petrol şirketleri Hallyburton'un, Chevron'un, Tom Brown'un; silah şirketleri Trwnyn'in, Carlyle Group'un; teknoloji devleri Gylead Scyence'ın, Allstate'in ve Gulfstream'in değil, oradaki Türkmenlerin ve Arapların güvenliği sağlanabilsin, Türkiye aleyhine oluşabilecek her türlü hareketin önüne geçilebilsin.

Türkiye'nin geleceğini güvence altına alacak bir strateji, ancak ve ancak, Sayın Bakanın başlangıçta ortaya koymuş olduğu bir tavırla mümkün olabilirdi. Eğer ki, hükümetimiz, tacir siyaseti yapmaya soyunmak, kan pazarlığına girişmek yerine onurlu bir güvenlik politikası tesis edebilseydi, bu Meclisten gerekli desteği alabilirdi; ne yazık ki, bu, olmadı. Milleti bırakın, milletvekillerine dahi gerekli güven verilemedi. Önce Batılılar basınlarında Türkiye'yi alay konusu yaptılar; zaman ise, ne kadar hazırlıksız ve rüzgâra göre yelken açan bir dışpolitika izlediğimizi ortaya koydu.

İşte "iki saat içerisinde duruma el koymazsanız biz müdahale edeceğiz, asker göndereceğiz" ifadelerini kullanıyoruz, bölgeye gözdağı veriyoruz, sonra Türkmenler katlediliyor, Kuzey Irak'ta bir devletin her türlü altyapısı oluşturuluyor ve yerimizde oturuyoruz!..

İki kabile reisi bize meydan okuyor "Irak'ı size mezar ederiz" diyor; onlara "höt" diyor ve susturuyoruz. İki gün sonra tekrar dayılandıklarında yeniden kızıveriyoruz.

Mesele, iki günde bir "höt" demek değil, bir kere kulağını çekip bir daha konuşamayacak hale getirmektir değerli arkadaşlar.

Ancak, bu arada, kabileler, Amerika'da anayasalar hazırlıyorlar, Irak'ın ya başbakanlığına ya da cumhurbaşkanlığına soyunuyorlar.

Bu esnada, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanımız "depremi engelleyemezsiniz, ancak kayıpların ve tahribatın azalmasını sağlamaya çalışabilirsiniz" şeklinde, maalesef, talihsiz bir açıklama yapıyor.

Böyle demek yerine "felek her türlü esbabı cefasın toplasın gelsin, dönersem namerdim millet yolunda azimetten" denilmesi, hem kendisine hem milletimize ve Yüce Meclisimize daha çok yakışmaz mıydı değerli arkadaşlar?! Hükümet programınızda milletimize söz verdiğiniz aktif dışpolitikalar bunlar mıydı?! Peşmergeler, bir baskınla, Kerkük'e girdiler, ne kadar tapu kaydı varsa yok ettiler ve Türkmenlerin her türlü hakkını gösterir belgeleri ortadan kaldırdılar. "İki saat içerisinde gireriz" diyen hükümetimiz ne yaptı?.. Baktınız... Baktık... Seyrettik... Hazırlıksız, çaresiz, elimiz kolumuz bağlı seyrettik! Bir kere daha itibarımızdan eksilttirdiniz değerli arkadaşlar.

Ne olurdu, bu hadiselerin yaşanması sonrasında, Hükümetimiz, çıksaydı "işte, tapu kayıtlarının kopyaları" diyerek, bu adaletsizliklerin önüne geçebildiğini gösterseydi, milletimizin ve orada yaşayan Türkmenlerin yüreğine su serpebilseydi. Bu tip savaşlarda tapu kayıtlarının kaybedileceğini, yok edileceğini mahalledeki haydutlar bile bilip, ona göre pozisyon alırlarken, Dışişleri danışmanlarımızın tekrar gözden geçirilmesinde fayda mülahaza ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Başoğlu (Adana). “Ülkemizdeki elektrik santralleri ve onların kullanılma oranları hk. mv.leri orhan eraslan ve atilla başoğlu'nun soruları”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-basoglu-22-2004-02-10-ulkemizdeki-elektrik-santralleri-ve-onlarin-kullanilma-oranlari-hk-mv (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
