# Fransa'da soykırımı temsil ettiği iddia edilen bir anıtın açılışı hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Başoğlu (Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mart 2004
- **Gündem:** FRANSA'DA SOYKIRIMI TEMSİL ETTİĞİ İDDİA EDİLEN BİR ANITIN AÇILIŞI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-basoglu-22-2004-03-02-fransa-da-soykirimi-temsil-ettigi-iddia-edilen-bir-anitin-acilisi-hk

> Atilla Başoğlu, 2 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: FRANSA'DA SOYKIRIMI TEMSİL ETTİĞİ İDDİA EDİLEN BİR ANITIN AÇILIŞI HK.); konuşma 542 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Fransa'da açılan Ermeni soykırımı anıtıyla ilgili görüşlerimi bildirmek üzere huzurlarınızda bulunuyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, şüphesiz ki, bu konuda, tarihçi yahut diplomat bir arkadaşımız, çok daha açıklayıcı, bilgilendirici ve doyurucu bir konuşma yapacaktır; ancak, bu sıfatlardan ne birini ne de diğerini üzerinde taşıyan ben, sade bir Türk vatandaşı olarak konuşacağım.

Şüphesiz ki, toplumları etkilemek bilim adamlarının işidir; ancak, bu etkiden doğan tepkileri vermek, sade vatandaşların ve siyaset adamlarının işi ve vazifesidir. Her ne kadar, soru önergemi verdiğimden bu yana dokuz ay gibi oldukça uzun bir süre geçmiş olsa da, bu tepkiyi, bugün, burada, kendi adıma, temsil etmiş olduğum arkadaşlarım adına, sizlere vermeye çalışacağım.

Burada, asırlardır huzur ve barış içerisinde yaşayan ve kavmi sadıka olarak adlandırılan bir halkın, büyük devletlerin stratejileri ve tahrikleriyle, nasıl seyyar teröristlere dönüştürüldüğünü irdelemek istemiyorum. Hele, Protestan, Katolik ve Ortodoks kiliselerinin bu hadiselerdeki rolü, yurtdışına tahsil için gönderdiğimiz bazı gençlerimizin, nasıl olup da, ülkelerine, güzel yurtlarına, bir Türk düşmanı olarak döndükleri konusuna hiç değinecek değilim. Ne, Fransızların, Almanca konuşan Alsasları 1939-1940 yıllarında nasıl zorunlu göçe tabi tuttukları ne Cezayir'e medeniyet götürüşleri ve ne de Pearl Harbour Baskınından sonra, Amerikalıların yörede yaşayan Japon vatandaşlarını nasıl zorla Mississipi Vadisine göç ettirdiklerine değineceğim.

Bahsetmek istediğim şudur: Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, ne yazık ki, dışpolitikayı, hükümetler arasında yürütülen karşılıklı görüşmelerle gelişmeler kaydeden bir olgu olarak görmüşlerdir. Oysa ki, dışpolitikanın, tek değil çift kulvarlı bir yapısı olduğu, bir hükümeti etkilemek kadar o hükümeti işbaşına getiren halkları da etkilemek gerektiği, ne yazık ki, hep dikkatlerden ve gözden kaçmış veya kaçırılmıştır.

Yurt dışına çıkanlar sıklıkla görmüşlerdir; akla gelecek hemen her yerde, Türkiye aleyhine propaganda ve düşmanlık faaliyetleri, artan bir hızla devam etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, gerçek ile gerçeklik farklı şeylerdir. Gerçekler somut, nesnel unsurlara dayanırken, gerçeklikler toplumsaldır. Dolayısıyla, toplumsal olan bir şeyin veri olmadığı ve kazanımla elde edildiği gözönünde bulundurulursa, onun, toplumun kolektif zihninde ne şekilde oluştuğu, bir mücadele alanıdır ve iktidar eliyle, iktidarların çıkarları doğrultusunda oluşturulmaktadır.

Toplumun yazılı, bedensel ve sembolik dilinde kavramlara karşılık gelen göstergelerin, gösteren, yani, dışsal ifade ve gösterilen; yani, bilincimizdeki imgelerin birleştirilmesiyle oluşturulduğu ve anlamın bu ikisinin birleştirilmesiyle oluştuğu, dilbilimciler tarafından ifade edilmektedir.

İşte, açık ve gizli iktidarların, baskı aygıtları ve ideolojik aygıtlarıyla yaptıkları şey, gerçekliklerini kurarken, "biz" ve "öteki" sınırlarını nasıl çizdikleri ve ötekine nasıl bir anlam yükledikleridir.

İşte, son dönem sosyologların bedenler üzerine değil de, kafalar üzerine kurulan iktidarlardan bahsetmelerinin sebebi de budur. Artık her tarafta kabul edilmeye başlayan Ermeni tasarıları yalanmış, dikilen anıtlar haksızmış, kimin umurunda; gerçekler çarpıtılmış, toplumlar yalanlarla kandırılmış, kime ne. Soykırımcı gösterilenin Türk göstereniyle birleştirilmesi sonucunda, yetişen kuşaklar, bunu, sorgulama ihtiyacı hissetmeksizin kabullenecek. Bu yafta üzerimize yapışacak ve bu yalana, hiçbir millî eğitimden geçmeksizin ortaya çıkan kendi çocuklarımız dahi inanacaktır. Bu yalan, halen yapılmakta olduğu gibi, filmlerle, şarkılarla, şiirlerle; yani, en masum görünen, ancak, en etkili silahlarla dünya kamuoyunun bilincine ve bilinçaltına işlenecektir.

Paris Belediye Başkanı Delanoe tarafından "bu anıt, soykırıma uğrayan 1 500 000 Ermeni'yi ifade ediyor" ifadeleriyle açılan anıtı, dikilmesinden dokuz ay sonra kınıyorum. Bu hata, bu ayıp, bu gecikme benim değil. Biz, Türk vatandaşı olarak, hükümetimizden, bu propagandalara karşı daha etkili bir mücadele bekliyoruz; hükümetler nezdinde yapılan lobi faaliyetlerinin yeterli olmadığını fark etmelerini, Ermeni olaylarının tetikçilerini değil, azmettiricilerini kendi kamuoylarına ifşa etmelerini bekliyoruz, Türk baskı gruplarını misillemeye davet etmelerini bekliyoruz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Başoğlu (Adana). “Fransa'da soykırımı temsil ettiği iddia edilen bir anıtın açılışı hk”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-basoglu-22-2004-03-02-fransa-da-soykirimi-temsil-ettigi-iddia-edilen-bir-anitin-acilisi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
