# Birinci tur (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Kart (CHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 18 Aralık 2003
- **Gündem:** BİRİNCİ TUR (TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2003-12-18-birinci-tur-tbmm-cumhurbaskanligi-sayistay-anayasa-mahkemesi

> Atilla Kart (CHP), 18 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİRİNCİ TUR (TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY, ANAYASA MAHKEMESİ)); konuşma 1.113 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bir tur görüşmeler üzerinde kişisel görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, yasama faaliyeti yanında denetim faaliyeti de aslî görevlerimizden birisidir. 22 nci Dönem olarak, soru, araştırma ve soruşturma önergelerinin şeklî ve istatistikî bir değerlendirmesini yapmayacağım; denetim günlerinin kısıtlanmasından ve soru önergelerine geç cevap verilmesinden de söz etmeyeceğim değerli arkadaşlarım. İdarî ve adlî denetim mekanizmalarımız yanında yasama denetimi mekanizmaları düzenleniş amacına uygun çalışıyor mu çalışmıyor mu, bu yolda bilinçli bir engelleme var mı yok mu, bunun değerlendirmesini izninizle yapmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, idarî denetim mekanizmalarımız -ki, bunlar arasında teftiş kurulları, meslekî denetim birimleri ve özerk kurullar başta gelmektedir- bu denetim birimleri zamanında ve yerinde çalışmadığı içindir ki, yargının sorunları daha da birikmekte ve artmaktadır. Yargının sorunları, artık, toplumun bildiği ve kabul ettiği sorunlar haline gelmiştir. Yargı, bu sorunlarına ve ihmal edilmişliğine rağmen, dürüst, objektif ve hukuka uygun yapı ve uygulamasını özde korumayı başarmıştır. Gelinen süreçte ise, 57 nci hükümet döneminde olduğu gibi, 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde de idarî ve adlî denetim mekanizmalarına müdahale süreci, maalesef, yoğunlaşmaya başlamıştır. Bunun da ötesinde, yasama denetimi engellenmekle kalınmamış, bu denetimin işlemez hale getirilmesi süreci başlamıştır. Kurum ve kuralların içi boşaltılmaya başlanmıştır. Bu konuları soyut değerlendirmelerle geçiştirmeyeceğim ve bunları somut olarak açıklamak istiyorum değerli arkadaşlarım.

Somut örnekleriyle açıklamak istiyorum. Seydişehir Eti Alüminyum tesislerinin özelleştirilmesi. Bu konuda şöyle bir iddia söz konusu: Yasal özelleştirme süreci başlamadan, belli sermaye gruplarıyla hukuka aykırı ilişkiler içine girildiği iddiası söz konusu ve bu yolda ciddî bulgular söz konusu. Bu sebepledir ki, tarafımdan 4 tane soru önergesi verilmiş, araştırma önergesi verilmiş ve olay suç duyurusu aşamasına kadar gelmiştir.

Dördüncü soru önergemde, Sayın Başbakana şunu soruyorum: 4 tane şirketten söz ediyorum, 3 tane araçtan söz ediyorum; bu şirketler arasındaki ilişki nedir, hissedarlar arasındaki ilişki nedir diyorum ve araçların kayıtları kime ait diye soruyorum ve bunun yanında, Sual Holding Başkanı Vekselberg ile Sayın Başbakanın yaptığı görüşmenin içeriğini soruyorum. Sayın Başbakan adına, Sayın Maliye Bakanı cevap veriyor. Sayın Maliye Bakanının verdiği cevap şu, değerli arkadaşlarım: "Efendim, bu şirket kayıtları Özelleştirme İdaresi Başkanlığında mevcut değildir. Bu araçların kayıtları da Eti Alüminyum AŞ'ye ait değildir."

Şirket kayıtlarının ticaret sicilinde bulunduğunu, araçların kayıtlarının trafik tescilde bulunduğunu herhalde hepimiz biliyoruz. Sayın Bakanın görevi, ilgili birimlerden bu bilgileri derleyip soru önergesine cevap vermektir. Bu cevaptan sonra, bu bilgileri vermeyen, geçiştirmeye çalışan ve Vekselberg ile yapılan görüşmeye ilişkin bilgileri vermek istemeyen hükümetin bu cevabından kuşku duymaz mısınız? Sahte plakalı araçlarla, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının bilgisi dahilinde bu tesislerin ziyaret edilmesi sizi rahatsız etmez mi? Beni rahatsız ediyor değerli arkadaşlarım. İnanıyorum ki, asgarî sağduyu ve sorumluluk sahibi olan herkesi de rahatsız ediyordur.

Sayın Bakan, Sayın Maliye Bakanı, siz, hangi saydamlıktan söz ediyorsunuz, hangi şeffaflıktan söz ediyorsunuz?! Saydamlığı bırakın, esrarengiz ilişkilere cevap dahi vermiyorsunuz, resmî zeminde cevap dahi vermiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ATİLLA KART (Devamla) - Sizi, ciddî olmaya, daha tutarlı olmaya ve daha inandırıcı olmaya davet ediyorum.

İkinci bir örnek, emniyet kadrolaşması. Sayın İçişleri Bakanına soruyoruz "ikinci sınıf emniyet müdürlerinin terfiinde kıdem ve liyakat listesini neden esas almadınız" diyoruz. "81 kişilik terfi listesini düzenlerken neden kıdem liyakat listesinin ilk 150 sırasından sonraki kişilerin terfiini yaptınız" diyoruz. Sayın Bakanın verdiği cevap: "Terfiler kıdem kitapçığına uygun yapılmıştır."

Sayın Bakan, biz, kıdem kitapçığına uygun yapılıp yapılmadığını sormuyoruz; o kıdem kitapçığının, neden liyakat listesine, bakanlığın onbeş yıl içerisinde, onsekiz yıl içerisinde oluşturduğu bakanlık kayıtlarına aykırı yapıldığını soruyoruz. Bakanlığın kendi kayıtlarına ve hakkaniyete uygun terfi yapılmayıp, belli siyasî ölçüler ve tarikat ilişkileri içerisinde terfi yapıldığı içindir ki, devletin arşivi, âdeta, yok edilmiş, istihbaratın beyni sökülmüştür. Böyle bir terfi yapılanmasından sonra, İstanbul'da istihbarat zafiyetinin doğmasına herhalde şaşırmamak gerekir. Böyle bir zafiyet ve hak tanımazlık, inanıyorum ki, inanmak istiyorum ki, sizi de rahatsız edecektir değerli arkadaşlarım.

MEHMET SOYDAN (Hatay) - Öyle bir şey yok.

ATİLLA KART (Devamla) - Değerli arkadaşım, bu, beni rahatsız etmekten öte, endişelendiriyor. Asgarî sağduyu sahibi olan herkes, böyle bir terfiden rahatsız olmalıdır. Ben, kıdem ve terfi listesinin 1 inci sırasında yer alıyorum, benim üstüme 294 üncü sıradaki adamı getiriyorsanız, orada benim çalışma şevkim kalır mı değerli arkadaşım?! Hak bunun neresinde?! Hukuk bunun neresinde?! Böyle bir anlayışı kabullenmek, böyle bir anlayışı desteklemek mümkün mü?!

MEHMET SOYDAN (Hatay) - Yanlış biliyorsun.

ATİLLA KART (Devamla) - Yanlış bilmiyorum; belgelere dayanarak konuşuyorum değerli arkadaşım, soru önergeleriyle ve verilen cevaplarla konuşuyorum.

Üçüncü soru önergemiz, şeker üretimiyle ilgili soru önergesidir. Bu soru önergesinde -Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanına gerekçeleriyle soruyoruz- ne diyoruz; diyoruz ki: Mısır kotası neden artırılmıştır? Seçim öncesi verdiğiniz söylemlere neden uymadınız? Belli bir dönemde mısır ithalatı için kimlere izin verilmiştir? Devamında ne diyoruz biliyor musunuz; devamında da diyoruz ki: Kargil firması ile Ülker grubu arasında herhangi bir ortaklık var mıdır? Ülker grubu, mısır alanında tekelleşmekte olan Kargil grubuyla birlikte Cola Turca üretimi ve dağıtımı yapmakta mıdır? Sayın Başbakanın oğlu, Cola Turcanın dağıtımını yapmakta mıdır? (AK Parti sıralarından gürültüler)

Müsaade buyurun, soru soruyorum. Aralarında her hangi bir ilişki var mıdır diyorum değerli arkadaşım. Verilen cevaplarda, bu konuların hiçbirine temas edilmiyor. Bu konular, bizim yasama denetimi görevimizle doğrudan ilgili olan konular; biz bunları sorgulamayacağız da neyi sorgulayacağız?! Niçin soruyoruz bunu; kamu yetkisi kötüye kullanılıyor mu kullanılmıyor mu; bunu tahkik etmek, herhalde bizim sorumluluğumuzdur. Bu ilişkilerin gizlenilmek istenilmesine neden ihtiyaç duyulmaktadır? Kamu ve toplum adına soruyoruz. Bu ilişkileri hiç mi merak etmiyorsunuz? Bu ilişkileri sorgulamak gereğini duymuyor musunuz? Bunları geçiştirelim mi değerli arkadaşlarım?! Bunların üstünde hiçbir sorgulama yapmadan, değerlendirme yapmadan bunları geçiştirelim mi; bunu mu arzu ediyorsunuz?!

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Bütçe görüşmelerinde değil de, başka bir zaman...

ATİLLA KART (Devamla) - Yasama denetimi kapsamında soruyorum değerli arkadaşım. Bunları soru önergeleri kapsamında sordum. Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesini tartışıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin en önemli fonksiyonu denetim fonksiyonudur. Denetim fonksiyonunun tahkiki anlamında, herhalde, bunları soracağım; izin buyurun.

Karma komisyon çalışmalarına geliyoruz. İçtüzüğün 132 nci maddesi çok açık, amir düzenleme yapıyor, resen düzenleme yapıyor, diğer komisyon çalışmalarından farklı bir düzenleme yapıyor. O komisyonun nasıl çalışacağını açık bir şekilde düzenliyor. Siz, komisyon başkanı olarak, 26 ncı maddeye uygun olarak, yeterli imzayla da ayrıca başvuru yapılmasına rağmen "ben komisyon başkanı olarak komisyonu toplantıya çağırmaya gerek görmüyorum" diyemezsiniz; böyle bir yetkiniz olamaz. Siz, komisyonun ve Genel Kurulun iradesi yerine, kendi iradenizi beyan edemezsiniz.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Komisyon toplantısında siz de vardınız...

ATİLLA KART (Devamla) - Beyan ettiğiniz zaman, keyfî ve sorumsuz davranmış olursunuz Sayın Kuzu.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Konuyu saptırma; Komisyon toplandı.

ATİLLA KART (Devamla) - Bunu, artık kabul edin.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Yalan söylüyorsun!

ATİLLA KART (Devamla) - Böyle bir uygulama, böyle bir tavır hiçbir demokratik ülkede olamaz; böyle bir uygulama hiçbir hukuk devletinde söz konusu olamaz. Nerede olabilir, biliyor musunuz; antidemokratik ülkelerde olabilir, keyfî ve otoriter sistemlerde olabilir.

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Kart (CHP, Konya). “Birinci tur (tbmm, cumhurbaşkanlığı,sayıştay, anayasa mahkemesi)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2003-12-18-birinci-tur-tbmm-cumhurbaskanligi-sayistay-anayasa-mahkemesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
