# Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hk.kan.(ss.650)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Kart (CHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 16 Temmuz 2004
- **Gündem:** TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI HK.KAN.(SS.650)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2004-07-16-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararlarin-karsilanmasi-hk-kan-ss

> Atilla Kart (CHP), 16 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI HK.KAN.(SS.650)); konuşma 844 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 2 nci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, polemiğe yol açmadan, bir gerçeği tespit amacıyla ifade ediyorum. Terörle mücadele etmek, onurlu, gurur veren tarihî bir görev ve sorumluluktur. Terörle mücadele eden, emek veren, emeği geçen herkesi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum.

Burada bir ayırımı yapmamız gerekiyor. Terörle mücadele etmek adı altında, yasadışı organize suç ilişkileri içine girmeyi birbirine karıştırmamak gerekiyor. Yasadışı suç ilişkileri içine girdiğiniz zaman, terör benzeri eylemlere ve mağduriyetlere yol açmanız kaçınılmaz.

Türkiye, belli bir dönemde, kamu yetkisinin kötüye kullanılması suretiyle oluşturulan çeteleşmenin ağır bedellerini halen ödüyor; bu bedelleri ödemekten halen kurtulamadık. Artık, herkesin aynaya bakıp, sorumluluğunu ve duyarlılığını görmesi gerekiyor, bazı şeyleri kaşımaması gerekiyor; daha sorumlu, daha duyarlı davranması gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, 1986-1987 yıllarından başlayan ve 2002 yılına kadar devam eden süreçte, bölücü terör örgütüyle mücadele etti ve sonuçta, terörü çok büyük ölçüde etkisiz hale getirdi. Mevcut dönemde, siyaseten ümit ve temenni ederiz ki, ciddî yanlışlar yapılmaz, terörün yeniden vücut bulmasına imkân ve fırsat verilmez.

Sayın milletvekilleri, terörle mücadelede çok ciddî mesafeler alındı, bunu biraz evvel ifade ettim; ancak, bu arada, terörle ilgisi olmayan sade vatandaşlarımız, doğrudan veya dolaylı olarak, maddî ve manevî anlamda çok büyük mağduriyetler yaşadı. Bu mağduriyetlerden doğan yaraların şimdiye kadar çoktan sarılmış olması gerekirdi. Bu dönem içinde ortaya çıkan ihlallerin tam bir dökümünü yapmak mümkün olmamakla birlikte, biraz evvel konuşan değerli arkadaşım Sayın Mesut Değer bu konudaki ayrıntılı dökümü belirtmiş olduğu için, tekrara girmemek amacıyla, o konuya değinmiyorum; ama, sonuçta, 30 000'e yakın insanımızın öldüğünü bir defa daha ifade etmek gereğini duyuyorum.

Değerli arkadaşlarım, 1997 yılında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından oluşturulan güneydoğuda boşaltılan köyler ve göç sorununu araştırma komisyonunun hazırladığı rapora göre, bölgede boşaltılan ve tahrip edilen yerleşim birimi sayısı 3 400 civarında; Meclisin yaptığı araştırmanın resmî sonuçları, çok net bilgiler. Türkiye'nin güneydoğusunda, 1990'lı yılların başlarında yoğunlaşan ve devam eden köy boşaltma ve zorla göç ettirme olgusu dolayısıyla, yaklaşık 3 400 yerleşim alanında 3 000 000 civarında bir nüfus hareketi, nüfus terki olayı oldu. Bölgede yaşanan bu hak ihlalleri, 1993 yılından itibaren, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, bireysel başvuru yoluyla intikal etti ve maalesef, buradan, Türkiye aleyhine çok ağır ihlal tespitleri yapıldı.

Bu süreç sonunda, hazırlanan bu tasarıyı, elbette çok olumlu bir tasarı olarak görüyoruz ve değerlendiriyoruz; ama, burada -biraz evvel arkadaşım ifade etti- "Amaç" maddesinde ve devamındaki bu 2 nci maddede, "Kapsam" maddesinde, çok eksik kalan bir yön var, yetersiz kalan bir yön var. Burada, şu andaki düzenlemeyle, terör sebebiyle veya terörle mücadele sırasında zarara uğrayan kişilerden söz ediliyor; yani, terörün doğrudan muhatabı olan kişilerden söz ediliyor; oysaki, terörden doğan mağduriyet, doğrudan muhatap olmanın yanında, daha çok, çatışma ve güvensizlik ortamının yarattığı şartlar sebebiyle o bölgenin terk edilmesi şeklinde doğdu; dolayısıyla, gerek 1 inci maddede gerek 2 nci maddede, çatışma veya güvensizlik ortamından doğan zararları da kapsayacak şekilde bir düzenleme yapılmasında zorunluluk görüyoruz. Bu düzenleme yapılmadığı takdirde, bu yasa, son derece sınırlı bir uygulama alanı bulacak; bu da, yasadan beklenen amacın gerçekleşmesine fırsat vermeyecektir. Bunu, bir defa daha, dikkat ve takdirlerinize sunmak gereğini duyuyorum.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, 2 nci maddenin ikinci fıkrası, 5-6 bent halinde, birtakım zararları, bu yasanın kapsamı dışında tutuyor. Evet, orada, devletçe arazi veya konut tahsisi suretiyle, mahkeme kararı suretiyle yapılan ödemeleri dile getiriyor tasarı. Bu şekilde yapılan ödemeleri tamamen yasa kapsamı dışında tutmak yerine, bu tasarıyla yapılacak ödemelerden mahsup etmek "mahsup edilir" şeklinde bir düzenleme yapmak herhalde yine yasanın amacına uygun bir düzenleme olurdu.

Değerli arkadaşlarım, yine 2 nci maddenin ikinci fıkrasında (d), (e) ve (f) bentlerinde mahsup edilecek miktarlar dışında tutulan birtakım zararlar var, bu da yine tasarının özüyle, amacıyla bağdaşmayan ve haksız zararlar yaratan bir sonuç doğuruyor, bu noktada da gerekli düzeltmenin mutlaka yapılması gerekiyor.

Burada, yerleşim biriminden göç edenlerin terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle göç ettikleri değerlendirmesi çok önemli. İdare maalesef genellikle tazmin miktarını düşük tutmak amacıyla bu gerekçeye dayanıyor. Bu gerekçe, o bölgenin fiilî şartlarıyla ve gerçekleriyle bağdaşmıyor. Bu sebeple, bu noktadaki düzenleme yine yasanın amacına ve özüne aykırı olmuştur.

Bütün bu gerekçelerle, biz, yasayla ilgili olarak tarafımızdan hazırlanan 8 önergenin mutlaka nazara alınması gerektiği düşüncesindeyiz. Burada son derece ciddî bir faaliyet gösteriyoruz, bu faaliyetin, bu emeğin amaca ulaşması, amaca uygun sonuç vermesi adına bunu tekrar önemle ifade etmek istiyorum. Bunu bütün iyi niyetimizle, bütün içtenliğimizle ifade ediyoruz; bu önergeler nazara alınmadığı takdirde tamamen ve ağırlıklı olarak, tamamen demeyeyim de, ağırlıklı olarak yine Avrupa Birliği konjonktürü içinde şeklî bir düzenleme yapmış olacağız, görünür bir düzenleme yapmış olacağız, yasadan beklenen amaca hizmet etmeyen bir düzenleme yapmış olacağız.

Bu düşüncelerle, bu önergelerimizin bir defa daha değerlendirilmesini ben takdirlerinize sunuyorum. Yine bu arada yeri gelmişken, bu tasarının hazırlanmasında elbette emeği geçen başta hükümet olmak üzere, bürokratlar olmak üzere; ama bu tasarının daha olumlu bir sonuca ulaşması bakımından emeği geçen başta Diyarbakır Barosu, Adıyaman Barosu, Ağrı Barosu, Batman Barosu, Bingöl Barosu, Kars, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Tunceli ve Van Baroları Başkanlıklarına, huzurunuzda teşekkür etmeyi bir sorumluluk olarak kabul ediyorum ve bu teşekkürü de gururla ifade ediyorum.

Bu duygularla, hepinizi, bir defa daha saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Kart (CHP, Konya). “Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hk.kan.(ss.650)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2004-07-16-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararlarin-karsilanmasi-hk-kan-ss (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
