# 2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (1 inci tur görüşmelerinde) tbmm,radyo-tv üst kurulu,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mah.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Kart (CHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TASARISI (1 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) TBMM,RADYO-TV ÜST KURULU,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY,ANAYASA MAH.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2004-12-20-2005-mali-yili-butce-kanun-tasarisi-1-inci-tur-gorusmelerinde-tbmm-r

> Atilla Kart (CHP), 20 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TASARISI (1 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) TBMM,RADYO-TV ÜST KURULU,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY,ANAYASA MAH.); konuşma 890 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu, Grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, 1982 Anayasası da, daha önceki cumhuriyet anayasalarının geleneğini sürdürerek, Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmesi esasını kabul etmiştir. Anayasa koyucu, Cumhurbaşkanının doğrudan seçim yoluyla seçilmesi yöntemini benimsememiştir.

Ülkemizde uygulanmakta olan parlamenter sistemin dengeleri bakımından da mevcut anayasal yapılanmanın isabetli olduğu kanısındayız. Cumhurbaşkanının doğrudan seçilmesi halinde, kolayca siyasal sistemin egemen unsuru haline gelmesi ve böylece, sistemin bir tür başkanlık veya yarı başkanlık rejimi haline gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

Kabul etmek gerekir ki, başkanlık sistemi Türkiye'nin siyasal geleneğine aykırı olduğu gibi, bu sistemin, tamamen kendisine özgü şartları olan Amerika Birleşik Devletleri dışında istikrarlı ve toplumsal kalkınmayı sağlayan bir demokrasi yarattığı da görülmemiştir; böyle bir örnek yoktur.

Değerli arkadaşlarım, parlamenter sistemin ülkelere göre iki ya da çokpartili siyasal ortamlarda uygulanabilmesi sebebiyledir ki, bu sistemlerden çoğul olarak söz edilmektedir. Buna karşılık, başkanlık rejiminin günümüze kadar klasik biçimiyle salt uygulama alanı sadece Amerika Birleşik Devletleridir. Bundan dolayı da, başkanlık rejimlerinden değil, başkanlık rejiminden söz edilmektedir.

Gerçi, Amerika Birleşik Devletleri rejiminden esinlenilerek bazı ülke anayasalarında, özellikle Latin Amerika ülkelerinde, kurumsal düzenlemeler yapılmışsa da, bu sistemlerin hiçbirinde Amerika Birleşik Devletleri örneğindeki süreklilik sağlanamamış, rejimler, ya hükümet darbeleriyle son bulmuş ya da başkanlık rejiminden farklı olarak, o ülkenin özelliğine göre, otoriter veya totaliter sistemlere dönüşmüştür; demokrasiler ve sistem telafi edilemez biçimde darbeler almıştır.

Değerli arkadaşlarım, şu soruları değerlendirmemiz gerekiyor:

Amerika Birleşik Devletlerindeki sistem her ne kadar başkanların yönetim anlayışlarına bağlı olarak zaman zaman hegemonyacı bir uygulama içine giriyorsa da, neden kurumsal olarak otoriter veya totaliter bir yapıya dönüşmüyor?

Hukuk devleti ve demokrasi yapılanması aksayan ve geciken parlamenter sistemlerdeki bu yanlışlıklar nereden kaynaklanıyor?

Parlamenter sistemin kuvvetler ayrılığı sisteminin özüne uygun olarak uygulanması için, acaba, yürütme ve yasama olarak ne yapıyoruz? Bu sistemi işler hale getirmek mi istiyoruz, yoksa ve maalesef, sistemi sabote mi ediyoruz?

Sistemin ve kurumların içini mi boşaltıyoruz? Bu soruların irdelemesini sağduyulu olarak yapmamız gerekiyor değerli arkadaşlarım. Belli dönemlere bağlı kalmadan, konjonktürel şartları ve dönemleri kişisel ve siyasal amaçlarla kullanmaya tenezzül etmeden bu değerlendirmeyi yapmamız gerektiğine inanıyorum.

Değerli arkadaşlarım, ister başkanlık sistemi, ister parlamenter sistem olsun, demokrasilerde öncelikle ve vazgeçilmez şart, yargının güçlü olmasıdır. Yargının gerçekten bağımsız olmasını sağlayacak, gerçek anlamda yargıç teminatını sağlayacak hukuk devleti yapılanması konusunda hangi adımları atıyoruz? Bugün Amerika Birleşik Devletlerinde sistem işliyorsa, bunun temel dayanaklarının başında güçlü ve etkin yargının geldiğini unutmayalım. Gerek bireyler ve gerekse toplum bir haksızlığa uğradığında, sonuçta yargıdan bu haksızlığın döneceği duygusunu hiç kaybetmemişlerdir. Biz ne yapıyoruz; biz, idarî denetimi kaldırıyoruz, etkisiz hale getiriyoruz, kamu yönetimi ve belediye tasarılarında bunun somut örneklerini görüyoruz; Sayıştay seçimlerinde de, malî denetimi kontrolümüz altına almak için hukuku çiğniyoruz, Anayasa ihlali yapıyoruz. Yetmiyor; yargıyı güçlendireceğimiz yerde, yargının sorunlarını kullanarak ve istismar ederek, yargıyı bağımlı hale getirmek için, kurumları karşı karşıya getirmek pahasına, popülizm yapıyoruz, tribünlere oynuyoruz.

Kamuoyunu yanıltma ve sanal tablo yaratma durumu, maalesef, iç olaylarla, içpolitikayla sınırlı değil, dışpolitikada da bunu yine yapıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanının başkanlığında, 7 Aralık günü, Avrupa Birliği zirvesi konusunda bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda, koşulsuz tam üyelik hedefi çok açık olarak dile getirildi. 17 Aralığın Türkiye açısından sonuçlarının yetersizliğini ve içinin boş olduğunu Sayın Genel Başkanımız konuşmalarında ayrıntılı olarak dile getirdiler. Diğer sözcü arkadaşlarım da, ilerleyen bölümlerde, bu konuları yine değerlendirecekler. Ben, sadece, İsveç Başbakanının "biz olsaydık, bu şartlı üyelik konusunu kabul etmezdik; Türkiye direnmedi" yolundaki değerlendirmesini hatırlatmakla yetiniyorum.

İbret verici ve düşündürücü bir tabloyla karşı karşıyayız; günü kurtarmak uğruna yapılan bir gösteriyle karşı karşıyayız. Bu sebeple, bu anlamda ve bu kapsamda, karamsarlığa kapıldığımızı da yeri gelmişken ve üzülerek bir defa daha ifade ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yapılanması değişmediği ve bu kararlara karşı yargı yolu açılmadığı, adlî kolluk yapılanmasındaki statükocu yapının kurumsallaştırılması engellenmediği, teftiş kurulu yapılanması değişmediği takdirde, doğal olarak, kuvvetler ayrılığına dayanan bir sistemin işleyişinde de sıkıntılar olacaktır. Maalesef, siyasî iktidar, bu sıkıntıları ve yapısal bozuklukları kullanarak ve istismar ederek, kendince sistem değişikliğinin altyapısını oluşturmaya çalışıyor. Bunu yaparken de, bir taraftan, özerk kurulların ve kurumların işleyişine de doğrudan müdahale ediyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'deki sistem, şu anda -biraz evvel sözcü arkadaşımız Sayın Kaptan da ifade etti- başbakanlıkçı bir sistem ve anlayışa dönmüştür. Bunu yeterli görmeyen hükümetin ve Sayın Başbakanın, bu fiilî durumu Anayasal bir sistem haline dönüştürmek istediği görülüyor ve anlaşılıyor.

Aslında, bu arayışın temelinde, gelecek dönemlerdeki siyasî ve hukukî denetimi engelleme arayışlarının bulunduğunu da üzülerek ifade ediyoruz. Ancak, bu arayışın, toplumda huzursuzluğa, istikrarsızlığa, gerginliğe ve kutuplaşmaya yol açacağını şimdiden ifade ediyor ve hükümeti uyarıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin saltanat arayışlarına, yeni padişahlara ihtiyacı ve tahammülü yok; Türkiye'nin ortak akla ve sağduyuya ihtiyacı var. Ortak akıl ve sağduyu, anayasal kurumların işleyişine müdahale etmemeyi, bu kurumların ve sistemin içini boşaltmamayı gerektirmektedir. O ortak akıl sayesindedir ki, Türkiye'nin kaos ve terör ortamına ve maceraya girmesini engelleyen 1 Mart tezkeresi süreci yaşanmıştır. Bu ortak akıl, bugün, maalesef, bertaraf edilmek istenilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Cumhurbaşkanının laik ve sosyal hukuk devletinin korunmasında bundan böyle de kararlılığını sürdüreceğine olan inancımız tamdır. Sayın Cumhurbaşkanı, görevini, özenle ve kararlılıkla sürdürmektedir.

Bu genel değerlendirmelerden sonra, Sayın Cumhurbaşkanının kamu bütçesine ilişkin harcamalardaki titizliğini somut bir olayla anlatmak istiyorum.

Biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanı, 2004 yılı içerisinde oğlunu evlendirdi. Ben, bu nikâhın, Çankaya Köşkü gibi kamusal ve sembol niteliği olan bir mekânda yapılması konusundaki tereddütlerimi, düğünün orduevi veya herhangi bir otelde yapılmasının uygun olacağını ifade etmiştim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Kart (CHP, Konya). “2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (1 inci tur görüşmelerinde) tbmm,radyo-tv üst kurulu,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mah”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2004-12-20-2005-mali-yili-butce-kanun-tasarisi-1-inci-tur-gorusmelerinde-tbmm-r (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
