# Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Kart (CHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901-4

> Atilla Kart (CHP), 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )); konuşma 582 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına, Genel Kurulu bir defa daha saygıyla selamlıyorum.

Şimdiye kadar yaptığım konuşmaları, bu maddede özetlemek ve değerlendirmek istiyorum değerli arkadaşlarım. Biraz evvel, Ceza Yasasının, genel ve temel bir yasa olduğunu, Basın ve RTÜK Yasalarının ise özel yasa niteliğinde bulunduğunu ifade etmiştim. Ceza Yasası genel hükümlerinin özel ceza yasaları ve ceza içeren yasalardaki suçlar hakkında uygulanacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda açık bir şekilde düzenlenmiştir; bunda, hiçbir tereddüt yok. Genel hükümler, diğer özel ceza yasalarının uygulanmasında da gözönüne alınacaktır. Burada, artık -teknik ifadesiyle söylüyorum- fikrî içtima hükümlerinin uygulaması yapılmayacaktır. Başka bir ifadeyle, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişinin, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmasını öngören genel ceza ilkesi, basın suçları için söz konusu olmayacaktır. Ceza Yasasındaki atıf ve bağlantı sebebiyle, doğrudan hapis cezası uygulaması söz konusu olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, yukarıda, 14 üncü ve 15 inci maddeyle bağlantılı olarak açıklamasını yaptığım suç türlerinin bazı hükümlerinde, gazetecilerin meslekî görevleri esnasında haber verme ve bilgilendirme görevlerini engelleyecek şekilde hapis cezası düzenlemesi yapıldığını, bir defa daha ve altını çizerek ifade ediyorum. Üzülerek ifade ediyorum bu beyanımdan sonra, bu düzenlemenin adı, sayın milletvekilleri, tehdittir; bunun adı, gözdağıdır; bunun adı, aba altından sopa göstermektir; bunun adı, basın özgürlüğünü ihlal etmektir. Basın özgürlüğünü, sadece bazı alanlarda ve zaman zaman serbest bırakmaktan öte gitmeyen bir düzenleme yapılıyor değerli arkadaşlarım. Onun için, diyorum ki, demokratikleşme ve hukuk devleti konularında samimî ve tutarlı olmak gerekir.

Adlî kolluk yapılanmasında ve yetkileri konusunda özde ve esasta hiçbir değişiklik yapmıyorsak; aksine, kolluğun istisnaî yetkilerini kural haline getiriyorsak, niteliksiz ve vasıfsız kadrolaşma yapıyorsak, idarî denetim mekanizmaları olan teftiş kurulları ve üst kurulları etkisiz hale getiriyorsak, malî denetimi devreden çıkarıyorsak, adlî yapının 1982 Anayasasıyla yaratılmış olan bürokratik yapısını istismar ederek yargıda kadrolaşma sürecini başlatıyorsak, yargıyı bağımlı hale getiriyorsak, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Personel Genel Müdürlüğü ve Teftiş Kurulu yapılanmasını değiştirmiyorsak; bir taraftan, diğer kamu görevlilerinin de soruşturma izni bulunduğunu, bu sebeple dokunulmazlık konusuna girilemeyeceğini, bunların birlikte düzenlenmesi gerektiğini ifade edip, hem soruşturma izninin değiştirilmesi konusunda yasal değişiklik yapmıyor ve aksine, soruşturma izni kapsamını daha da genişletiyorsak -dün Ceza Muhakemeleri Yasasında ve Ceza İnfaz Yasasında bu anlamda da yine soruşturma izni kapsamını genişleten düzenlemeler yaptık değerli arkadaşlarım- böyle bir genişletme yapıyorsak, bütün bunların devamında yasama denetimini engelliyor, milletvekilinin soru önergelerine cevap vermiyor, İGDAŞ'ın dava dosyasının incelenmesini engelliyorsak, Seydişehir'le ilgili 9 soru önergemize Sayın Başbakan cevap vermiyor, yasal özelleştirme süreci başlamadan yapıldığı iddia edilen konulara açıklık getirilmiyor ve bu tür örnekler diğer alanlarda da sıkça yaşanıyorsa, bütün bunların üstüne, basın özgürlüğü de denetim altına alınıyorsa, orada demokratikleşmeden söz edemezsiniz. Kendimizi kandırmayalım değerli arkadaşlarım. Bütün bu anlattıklarım, demokratikleşmenin altyapısını, yasal ve teknik altyapısını ilgilendiren ve toplumun bütününe özgürlüklerin getirilmesinin aracı olan düzenlemelerdir. Bu altyapı düzenlemelerini yapmadan demokratikleşmeyi sağlayamazsınız.

Öbür taraftan, Türkiye'de, sosyal ve ekonomik politikalarda oligarşik bir sermaye yaratılıyorsa, oligarşik bir üst sermaye grubu, sınırlı bir oligarşik sermaye grubu yaratılıyorsa, yoksulluk sınırındaki nüfus 20 000 000'u buluyorsa ve bu sayı her geçen gün artıyorsa, orada hangi demokratikleşmeden, hangi demokratikleşme anlayışı ve uygulamasından söz edebilirsiniz? Bu şartlar altında, orada, o ortamda keyfî, otoriter ve baskıcı bir yönetim sürecinin kompleks bir şekilde başlaması kaçınılmazdır değerli arkadaşlarım. Türkiye'de bu süreç çoktan başlamıştır.

Onun için, diyorum ki, gelin, göstermelik düzenlemeler, konjonktürel düzenlemeler, yüzeysel ve şeklî düzenlemeler yerine, biraz evvel anlatımını yaptığım konulara temas ederek, gerçek anlamda demokratikleşme sürecini başlatalım, toplumu daha fazla kandırmayalım, toplumu daha fazla yanıltmayalım.

Bu düşüncelerle ve değerlendirmelerle Genel Kurulu bir defa daha saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Kart (CHP, Konya). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
