# Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Kart (CHP, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim
- **Tarih:** 27 Haziran 2005
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-06-27-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-3

> Atilla Kart (CHP), 27 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 946 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 951 sıra sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunuyla ilgili tasarının 33 üncü maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, getirilen 33 üncü madde, 2802 sayılı Yasadaki, yani hâkimler ve savcılarla ilgili temel düzenlemeleri getiren 2802 sayılı Yasadaki 95 inci maddeye tekabül ediyor, o maddenin karşılığı olarak düzenlenmiş bir madde. Burada, cumartesi gününden bu yana hep şunu anlatmaya çalışıyoruz: Bu tasarının amacına ulaşması için, burada Hâkimler ve Savcılar Kanununda sözü edilen bu iyileştirmelerin yapılabilmesi için, yapılması gereken birtakım yapısal değişimlerden söz ediyoruz. Bu yapısal değişimler nedir; onları ısrarla anlatmaya devam edeceğiz.

Bakın, getirilen tasarıda, temel gerekçe olarak, öncelikli gerekçe olarak, yargıda hâkim ve savcı eksikliğinin ve ağır bir iş hacminin bulunduğundan söz edilerek, buna göre, bir an evvel, 4 000 hâkim ve savcının alınması zorunluluğundan söz edilerek, bu tasarının genel gerekçesi ifade ediliyor, anlatılıyor.

Sorun nedir değerli arkadaşlarım; bunları konuşmamız, bunları değerlendirmemiz gerekiyor. Sorun -hep ifade ediyoruz- yapısal değişimi, yapısal değişim sürecini gerçekten başlatmak istiyor muyuz; yoksa, birtakım güncel ve yüzeysel sunuşlarla gündem mi saptırıyoruz? Asıl sorunları, temel sorunları geride mi bırakıyoruz? Bunları, açık bir şekilde konuşmamız gerekiyor. Sorunun esası, neden statükocu yapıyı sürdürmek istiyoruz, korumak istiyoruz? Nedir bu statükocu yapı; bunları anlatmak istiyorum.

Bakın, siyasî iktidar olarak yargının sorunlarını tartışırken, hukuka egemen olma, hukuku kontrol altında tutma iradesinden neden vazgeçmiyoruz? Neden, hukuk devleti yapılanmasındaki temel sorunları tartışmak yerine, birtakım yüzeysel sonuçlarla bu olayı geçiştirmeye çalışıyoruz?

Değerli arkadaşlarım, bir siyasî iktidarın, hukuk devletinin gerçekleşmesine -daha evvel de ifade ettim, tekrar ifade ediyorum; yargıç devletini kastetmiyorum, yargıçlar devletinden söz etmiyorum; yargıç devleti, yargıçlar devletinin de devletin temel yapısını bürokratik bir yapıya dönüştürdüğünün elbette farkındayız; bu ayırımı ifade ederek söylüyorum- bir siyasî iktidarın hukuk devletinin gerçekleşmesini, bu değişimi gerçekten isteyip istemediğinin temel ölçüleri nedir, gelin bunları tartışalım, bunların adını koyalım diyoruz.

Hayalci ve ayakları yere basmayan değerlendirmeler yapmayacağım. Demokrat olmak kaygısına girmeden, demokrat olmak kompleksine girmeden, bu soruna nasıl çözüm getiririz, bunları anlatmaya çalışıyorum, bunları izah etmeye çalışıyorum.

Bakın, Türkiye neyi yaşıyor biliyor musunuz yargıda, değerli arkadaşlarım, hangi sıkıntıyı yaşıyor; Türkiye, 1982 Anayasasının yarattığı tahribatları halen aşamadı. Yargıda yaratmış olduğu o bürokratik yapıyı, yargı ve yargıcın bürokratlaşması vakıasını halen aşamadı değerli arkadaşlarım; bunları aşmamız gerekiyor.

Yargıcın bir memur olmadığını, bunları bilmemiz gerekiyor. Yargıcı bir memur olarak kabul etmeyip, buna göre, siyasî irade olarak, siyasî otorite olarak tavır koymamız gerekiyor. Bunu da, en başta, diğer bürokratik kademelere, kimlere, askerî kademeye, sivil kademeye bunları anlatmamız gerekiyor değerli arkadaşlarım. Asker bürokrasisinden başlayarak sivil bürokrasisine, maliye bürokrasisine bunları anlatmamız gerekiyor. Yargıcın farkını, yargıcın işlevini, bunları anlatmamız gerekiyor.

Bunları kim anlatacak; yasama organı olarak bizler anlatacağız, bunları, siyasî irade olarak hükümet anlatacak. Acaba, hükümet bunları anlatıyor mu, acaba, bizler, yasama organı olarak bu noktada irademizi ortaya koyuyor muyuz; yoksa, birilerinin bize dikte ettirdiklerini, burada, gereğince muhakeme etmeden geçip gidiyor muyuz; bunları konuşalım. Bunları konuşmak bizim görevimizdir, bizim sorumluluğumuzdur.

Bakın, değerli arkadaşlarım, yargıda bürokratlaşma zincirini kıramadığımız zaman ne oluyor biliyor musunuz; yargıya müdahalenin altyapısını sağlamış oluyoruz, yargıya müdahalenin zeminini yaratmış oluyoruz. Bunları size anlatmak istiyorum. Yargıya müdahale ortamını yarattığımız zaman, orada kuvvetler ayrılığı falan kalmıyor. Biz, yargıya öylesine bir müdahale zemini yaratıyoruz ki, yargının içinde odaklanarak, yargıya müdahale zeminini o kurumun içinden hallediyoruz. Bunları somut örneklerle anlatmak istiyorum.

Bakın, şu bir gerçek: Yargıya müdahale zemini ve şartlarının yaratılması geçmiş siyasî iktidarlar döneminde de söz konusu oldu; ama, maalesef, 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde bu, kıyas kabul etmeyecek ölçülere ulaştı.

Değerli arkadaşlarım, bu zinciri kırmadan hukuk devletini inşa etmemiz mümkün değil. Güncel olduğu için anlatıyorum, cumartesi günü anlattım, bugün de anlatıyorum; önemine binaen anlatıyorum. Bakın, bu müdahale sürecinin, bugün diğer bütün özelleştirme işlemlerinde, siyasî iktidarın tesis etmiş olduğu özelleştirme işlemlerinde karşımıza çıktığını görüyoruz. Bunun Seydişehir Eti Alüminyum tesislerinin özelleştirilmesi sürecinde de yaşandığını görüyoruz değerli arkadaşlarım. Bakın, geldiğimiz aşamada, bu müdahale süreci, elbette doğrudan yapılmıyor; bunun yol ve yöntemleri daha farklı bir şekilde yapılıyor, değişik yol ve yöntemlerle bu müdahaleler yapılıyor. Hukukdışı ilişkiler iddiasıyla gelişen ve yasama denetiminin ihlali ve engellenmesi pahasına gelişen bir süreçten sonra gelişen bir özelleştirme işleminden söz ediyorum değerli arkadaşlarım. Olay yargıya intikal ediyor -Seydişehir Eti Alüminyumdan söz ediyorum- Sayın Başbakan ve Sayın Maliye Bakanı, bakıyoruz, gerek Grup konuşmalarında gerek basına verdikleri demeçlerde bu özelleştirme işleminin kendilerince haklılığını ve zorunluluğunu anlatıyorlar; bunu anlatırken de, kendilerince, bir tarafa, birtakım odaklara, birtakım karar mekanizmalarına mesaj veriyorlar. Bu anlatımı yaparken, aslında ne yapıyorlar biliyor musunuz; hem Anayasanın 138 inci maddesini ihlal ediyorlar hem de kamuoyunu gerçeğe aykırı bir şekilde bilgilendiriyorlar. Onun için, diyorum ki, hukuk devletini inşa etmek istiyorsak, siyasî irade olarak, siyasî otorite olarak, bu noktada, irademizi, samimî bir şekilde, dürüst bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Bakın değerli arkadaşlarım, bu süreç, bu anlattığım süreç, tipik anlamda, yargıya müdahale unsurlarını içeren bir süreçtir. Her yargıç ve mahkeme bu söylemlerden etkilenir demek istemiyorum; ama, şunu, çok açık olarak ifade ediyorum ki, bu söylemlerden ve gerçeği yansıtmayan değerlendirmelerden etkilenecek olan yargıç ve mahkemeler de, bu bürokratik yapı içinde, maalesef, olacaktır; bu, kaçınılmazdır. Neden olacaktır, niye olacaktır; bunları anlatmaya devam edeceğiz.

Bu bürokratik yapı hangi sonuçlara yol açıyor biliyor musunuz?.. Bunları, dokunulmazlık dosyalarında, örnekleriyle anlattık. 5 adet dosya değerli arkadaşlarım, 5 adet dokunulmazlık dosyayı, 3 tanesi İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle ilgili; BELBİM'le ilgili, Akbil'le ilgili, İGDAŞ'la ilgili.

FARUK ÇELİK (Bursa) - Sayın Başkan…

ATİLLA KART (Devamla) - Dördüncü dosya kayıp trilyon; beşinci dosya, Sayın Maliye Bakanının 150 000 000 dolarlık dosyası, hayalî ihracat dosyası. Toplamının değeri nedir biliyor musunuz değerli arkadaşlarım, toplamının değeri…

AHMET YENİ (Samsun) - Ne ilgisi var?! Her gün aynı şeyi anlatıyorsun, usandık yani…

FARUK ÇELİK (Bursa) - Sayın Başkan, maddeyle ilgili…

ATİLLA KART (Devamla) - Onları, değerli arkadaşlarım, ben anlatmaya devam edeceğim, taa ki, bunların yasal gereğini yapıncaya kadar anlatmaya devam edeceğim.

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Kart (CHP, Konya). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 27 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-06-27-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
