# Görevini kötüye kullandığı iddasıyla içişleri bakanı abdülkadir aksu hakkında meclis soruşturması açılması (9/1)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Koç (AK Parti, Aydın)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim
- **Tarih:** 7 Ekim 2003
- **Gündem:** GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANDIĞI İDDASIYLA İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU HAKKINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI (9/1)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-koc-22-2003-10-07-gorevini-kotuye-kullandigi-iddasiyla-icisleri-bakani-abdulkadir-aksu-h

> Atilla Koç (AK Parti), 7 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANDIĞI İDDASIYLA İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU HAKKINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI (9/1)); konuşma 1.026 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ATİLLA KOÇ (Aydın) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben, zannediyordum ki, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın verdiği önerge Sayın Bakanımız hakkında. Halbuki öyle değilmiş. Üç konuşmacı, sadece Melih Gökçek Başkanımdan bahsetti; ama, ben, sizin o konuşmalarınız doğrultusunda konuşmayacağım. Elbette, birkaç kelimeyle, şerefle ikibuçuk sene genel sekreterliğini yaptığım Ankara Büyükşehir Belediyesini savunacağım. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ancak, ben, başka şeyler söylemek istiyordum. Başkanlarım ve profesör hocam, konuşmalarına, tamamen, Melih Gökçek'le başladılar Melih Gökçek'le bitirdiler. Oysa, ben, daha başka şeyler söyleyeceğim. Lütfen, bu açıdan da meseleye bir bakalım.

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; Mersin Milletvekilimiz Sayın Mustafa Özyürek ve 77 milletvekilimizin, İçişleri Bakanımız Sayın Abdülkadir Aksu için, Ankara Büyükşehir Belediyesinin plansız ve programsız projelerle kaynak israfına yol açmasına göz yumduğu ve gerekli önlemleri almayarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla verdiği Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kıymetli milletvekilleri, elbette, bu önergeyi veren arkadaşlarımın önerge verme haklarını saygıyla karşılıyorum; ama, meseleye, gelin, bir başka noktadan bakalım diyorum. İçişleri Bakanlığının yeniden yapılanmasını, Jandarma ve Emniyet Teşkilatlarının durumunu, demokratikleşme ve Avrupa Birliği karşısında mahallî idarelerin Bakanlığımızla ilişkilerini ve mülkî idare amirliği kurumunun meselelerini inceleyecek bir araştırma komisyonu kurulmasına dair bir önerge verseydiniz daha iyi olmaz mıydı? Bunu, sadece, bir gerekli hatırlatma olarak zatıâllerinize arz ediyorum.

Önerge, İçişleri Bakanının, Ankara Büyükşehir Belediyesinin plansız ve programsız projelerle kaynak israfına yol açmasına göz yumduğu gerekçesine dayandırılarak verilmiş. Anayasamızın ve İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun verdiği sorumluluk çok açık gösteriyor ki, Bakan, kendi yetkisindekilerden ve emri altındakilerin yaptıklarından sorumludur. İşte, meselenin esas noktası da burası. İçişleri Bakanlığı, belediye reislerinin üstü müdür? İçişleri Bakanlığı teşkilatında bir de Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü vardır. Genel Müdürlük, seçilen belediye başkanlarımızın üstü müdür? İllerde valilerin, ilçelerde kaymakamların, belediye teşkilatlarımızla münasebet ağı, ast-üst ilişkisi midir? Bir ast-üst ilişkisi varsa, mahallî idarelerin özerkliğinden nasıl bahsedebileceğiz? Meseleyi, bir de böyle düşünelim diye arz ettim.

Ben sözüme başlarken -biraz önce de dedim- bu hususları düşünerek, bir Meclis araştırmasıyla vesayet ilişkisinin nerede başlayıp nerede bittiğinin irdelenmesi gerektiğini hatırlattım. Bu bağlamda, büyükşehir belediyelerinin genel sekreterinin İçişleri Bakanının onayıyla atanmasını hâlâ anlayabilmiş değilim. Yine, belediyelerin bazı memurlarının atamalarının bazı bakanlıklarca onaylanmasını da hiç anlamış değilim. Ancak, bütün bu istisnalar, belediyelerin özerklikleri olmadığı manasına gelmediği gibi, İçişleri Bakanlığımızın bir üstkurul olmadığı gerçeğini de katiyen örtemez.

Bakanlık, Anayasamızın vesayet denetimiyle ilgili ilkelerine, kendi mevzuatına uygun çalışmayan belediyelerde, elbette kolluk denetimi yapabilir, vesayet denetimi yapabilir. Bu denetimler, mevzuata uygun olarak yapılmak durumundadır. Bu açıdan bakıldığında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ankara Belediyesi, daha doğrusu bütün belediyeler, bütün büyükşehir belediyeleri -buna, İzmir Belediyesi de dahil, Gaziantep Belediyesi de- fevkalade, hatta, haddinden fazla denetlenmektedir. Bunun yanında, bu denetimler, sadece Bakanlığımız tarafından değil, devletimizin diğer kurumları tarafından da yapılmaktadır. Mesela, 2002 yılı başında, Ankara Büyükşehir Belediyesi, eski bakanımızın emriyle, 10'larca mülkiye müfettişi tarafından teftiş edildi; 10'larca ve aylarca... Ayrıca, Sayın Bakanım döneminde de, Bakanlığa ulaşan her türlü ihbar ve şikâyetler dikkate alındı ve müfettiş görevlendirmesi yapıldı.

Mahallî idarelerin özerkliğinden yana olduklarından hiç kuşkumuz olmayan önerge sahibi milletvekili arkadaşlarımız, nasıl oluyor da, Anayasamızın o 112 nci maddesinin ikinci fıkrasına dayandırarak, mahallî idareleri, Bakanlığın hiyerarşik astı olarak mütalaa edebiliyorlar?! Evet, merkezî idarenin mahallî idarelerle bir ilişkisi vardır. O da, Anayasamızın 127 nci maddesiyle düzenlenmiştir ve bu da, vesayet ilişkisidir. Bu ilişki, kanunlara dayanan ve kanunların emrettiği kadar bir ilişkidir. Bu da, bakanlığımıza, mahallî idarelerin hizmet tercihlerine ve işlemlerine müdahale yetkisi vermez; ama, bunun yanında, belediyelerimiz de, Anayasamızın 127 nci maddesinin beşinci fıkrasına ve mevzuatlarına uygun çalışmak zorundadırlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce, konuşmama başlarken söylediğim gibi, konuşmamın bu bölümünde, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevinde bulunmuş olan bir arkadaşınız olarak, önergede ortaya atılan -daha sonra konuşan arkadaşlarımız, birçok şeyler, yeni şeyler daha söylediler ama- hususlarda birkaç açıklama yapmak borcunu kendimde hissediyorum ve bu vicdan borcumu ödemek mecburiyetindeyim.

Mesela, önergede "Ankara Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir yolu genişletmesine, takriben 16 000 000 dolar harcadı" denilmektedir; iddia bu; ama, işin gerçeği, bu işe 5 200 000 dolar harcanmıştır. Önergede, belediyenin, Kızılay-Ça yyolu hattına hafif raylı sistem (Ankaray) yaptırıp, 74 000 000 dolarlık bir zarara sebep olacağı iddiası yer almaktadır. Oysa, bu projenin adı "AŞTİ-Çayyolu Raylı Sistem Hattı"dır, metrodur ve buraya harcanılacak 74 000 000 doların zarar olarak gösterilmesine imkân yoktur. Mühendis arkadaşlarım çok iyi bilirler ki -özellikle, Sayın Başkanım, siz çok daha iyi bilirsiniz ki- bu gibi hesaplar, kilometre başına verilen değer neyse, ona göre yapılır. Söyleyeyim: Bu 74 000 000 dolarlık ihalenin kilometresi 11 000 000 dolara gelmiştir; ama, Sayın Karayalçın zamanında yaptırılan Kızılay-Batıkent hattının kilometresi 15 700 000 dolara gelmiştir.

Kızılay-Çayyolu metrosu için Türkiye Büyük Millet Meclisi bahçesinde istasyon yapılması talebinin Melih Gökçek'in plansız, programsız işlerinden birisi olduğu ve dokuz yıldır bekletilen bu projede bu istasyonun yerinin İçişleri Bakanlığı ile Atatürk Bulvarı arasındaki yeşil alan olduğu iddiasına gelince; bu proje, Sayın Murat Karayalçın döneminde hazırlanan projedir. Sözü edilen projede metro istasyonu Türkiye Büyük Millet Meclisi bahçesindedir ve aynı şekilde de korunmuştur.

Bir diğer iddiada ise, Türkiye Büyük Millet Meclisi bahçesiyle ilgili olarak Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun verdiği karar, iddia edildiği gibi engelleyici değil, bilakis, yol göstericidir.

Metro yapımının Melih Gökçek tarafından dokuz on yıl geciktirildiği iddiasına gelince; 1999 yılında, metro inşaatı yapılması için, Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak Devlet Planlama Teşkilatından izin istedik. Devlet Planlama Teşkilatı, cevabî yazısında, resmî yazıyla, hükümetin ekonomik politikaları icabı bunun gerçekleştirilmeyeceğini bildirmiştir. Dolayısıyla, gecikme o günkü ekonomik dengelerden kaynaklanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ATİLLA KOÇ (Devamla) - Yine, en son şunu söylemek isterim: Yapılacak metro nedeniyle, milyonlarca dolara mal olan -doğrudur- Akay Kavşağının yıkılacağı ve harcanan paraların boşa gideceği iddiasına yer verilmektedir. Halbuki, metro inşaatı 28 metre derinlikten geçmekte, Akay Kavşağının ne yıkılması ne de herhangi bir şekilde zarar görmesi mümkün olamamaktadır.

Arz ettiğim konulara ilişkin belgeler, işte, buradadır; isteyen bütün arkadaşlarıma gösterebilirim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, önergede Bakanlığın ihmal ve suiistimali olarak gösterilen hususlar hakkında, Bakanlığımız yapılması gerekenleri yapmış ve vesayet denetimini de doğru yorumlamıştır. Bu önergenin reddi yönünde oy vereceğim, hem de gönül huzuruyla.

Avrupa Birliğine uyum için yapacağımız çalışmalarla mahallî idarelerin özerkliğini artıracağız, vesayet denetimini yumuşatacağız ve böylece, İçişleri Bakanlığının kendi aslî görevlerinde daha etkin olmasını temin edeceğiz. İnşallah, bunları, en kısa zamanda, 22 nci Dönem parlamenterleri olarak sizlerle beraber yapacağız.

İşte, ben, bu temennilerimle sözlerime son veriyor; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Koç (AK Parti, Aydın). “Görevini kötüye kullandığı iddasıyla içişleri bakanı abdülkadir aksu hakkında meclis soruşturması açılması (9/1)”. TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim tutanağı, 7 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-koc-22-2003-10-07-gorevini-kotuye-kullandigi-iddasiyla-icisleri-bakani-abdulkadir-aksu-h (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
