# 2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, gümrük müsteşarlığı, dış ticaret müsteşarlığı, ihracatı geliştirme etüd merkezi )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Atilla Koç (AK Parti, Aydın)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2006
- **Gündem:** 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI, DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI, İHRACATI GELİŞTİRME ETÜD MERKEZİ )
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b035/tbmm221410350174.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/atilla-koc-22-2006-12-17-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-kultur-ve-turizm-de

> Atilla Koç (AK Parti), 17 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI (KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI, DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI, İHRACATI GELİŞTİRME ETÜD MERKEZİ )); konuşma 1.880 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) - Sayın Başkanım, sayın milletvekillerini; hepinizi hürmetle selamlıyorum, saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce hem iktidar partisi milletvekili arkadaşlarıma hem de muhalefet partisi milletvekili arkadaşlarıma, yaptıkları katkılardan dolayı çok ama çok teşekkür ediyorum. Eleştirilere bir cevap değil, bir açıklama olsun diye bazı hususları sizlere sunduktan sonra esas konuşmama geçeceğim.

Bakanlık tarihinde, ilk defa, sayı itibarıyla bu kadar çok ve çeşitli kitap alınmıştır benim Bakanlığım sırasında. Alınan kitap sayısı 560 bin, alınan kitap çeşidi 2.850, yayınevi sayısı 775, şahıs sayısı 71. Bihlun Hanımefendi, bilmiyorum, buradalar mı? Evet.

Komisyonda söylediğim söz şu: Biz, bu kitapları alırken aşağı yukarı ortalama yüzde 40 ile yüzde 50 ortalama indirimle almışız. O dedikoduyu söyleyen ve bana aktaran arkadaşıma cevaben dedim ki: Yüzde 40, yüzde 50 indirim yaptıktan sonra bir de -hiç düşünmüyorum, olması mümkün değil ama- yüzde 10 da rüşvet veriyorsa, bu, Türkiye'nin peşi, dedim. Benim ilgilenmemek değil, ilgilendiğim, ama, gerçek olmadığını belirtmek için söylediğim bir sözdü. Belki yanlış hatırlıyorum, İsmail Bey'e cevap olsun diye söylüyorum.

İkincisi, kurullar için eleştiri değil övgü bekliyorduk, ama, anlatınca övgüyü hak edeceğimizi zannediyorum. 20 kurul vardı. Bunlardan 3 tanesi İstanbul'daydı, diğeri Anadolu'nun muhtelif vilayetlerinde. Biz, bu sayıyı 29'a çıkardık. İstanbul 3'ten 6'ya çıktı ve onun yanında ekstradan olarak bütün ilçelerimizde ve illerimizde kurulması mümkün olan ve kurullara girmesine ihtiyaç duyulmayan küçük hususlarda da KUDEB'leri kurduk.

Şöyle bir, İstanbul'dan, misal vermek istiyorum: Mesela, İstanbul'da eskiden 100 bin dosyayı 3 kurulumuz takip ediyordu -şimdi, KUDEB'leri de kurduk, büyük ilçelerimizde de kuruldu- bu 100 dosyanın veya 100 bin dosyanın 60 bin tanesine KUDEB'lerde bakılacak, geri kalan 40 bin tanesine de -eskiden 100 bin tanesine 3 kurul bakıyordu- şimdi 6 kurul bakacak. Bu hususta gayet verimli bir çalışma yaptığımıza inanıyoruz ve çok yakın bir zamanda da kurula sunulan meselelerin en fazla on beş gün, bilemedin bir ay içinde cevabı verilmiş olacak.

Bu arada Sayın Maliye Bakanımızın meselesini ileri sürdünüz. Evet, Maliye Bakanım müracaat etti ve kurul reddetti. Kurul reddettikten sonra, o sırada, biz, bu yeni kurullarımızı kurduğumuzdan dolayı kurullar arası değişiklikler yaptık ve Maliye Bakanı, tekrar kendi arazisi için müracaat etti, ama reddedilen hususları da düzelttirerek müracaat etti ve hep söylenen şey şu: Onay almak için bu kurulların bünyesindeki kurul üyelerinin değiştirildiği söylendi. Evet, kurul üyelerinin değiştirildiği doğru, ama, birinci kurulda, ret kararı çıkan o kurulda bulunan üç arkadaş başka kurullara alınmış, ama o birinci kurulda, Kemal Unakıtan Beyefendi'nin arazisi üzerinde ret kararı veren kuruldaki ve bizim aldığımız o kurulun üç üyesi müspet oy kullanan, yani Sayın Kemal Unakıtan'a müspet oy kullanan arkadaşlarmış. Ben, bunu Bütçe Komisyonunda da izah ettim.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Bakan, bu Sayın Unakıtan devleti çok meşgul ediyor.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) - İyi ki böyle olmuş, ya tersi olsaydı, o zaman suçlamanızda haklı olabilirdiniz.

Gelelim, Orhan Pamuk'un Nobel almasında Bakanlıkça ilk günden beri fevkalade sıcak karşıladık. Türkçenin, Türk Dilinin ve kendisini genç yaşından itibaren romancı olarak adamış bir insanın Nobel Edebiyat Ödülü alması, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanına ancak iftihar verebilir. Ben, Orhan Pamuk'la müftehirim efendim.

Bu Orhan Pamuk Beyefendi... Bizim bir TEDA projemiz var, Türk edebiyatını dünyaya açma projesi. Bu projeden 2005 yılında 30 eser faydalandı, 2006 yılında 50 eser, 2007'de biraz da Orhan Pamuk rüzgârıyla aşağı yukarı 100 eser yayınlanacak Çince'den İspanyolca'ya kadar ve Orhan Pamuk, bu fondan, TEDA projesinden Orhan Pamuk'un eserlerini tercüme etmek isteyen dünyanın yedi ayrı ülkesinde yedi eseri bizim desteklerimizle yayınlanmıştır. Ha, bugün, Orhan Pamuk'un buna ihtiyacı var mı? Yok. Dün akşam İsveç'te öğrendiğime göre, kırk dokuz dile eserleri çevrilmiş. Bu, bizim için, hepimiz için iftihar vesilesidir.

Bakanlığım sırasında, ilk kez, hem Kültür Bakanlığı hem Turizm Bakanlığında söylenip söylenip gelen bir mesele var: Efendim, Turizmin master planı yok. Yalnız, Turizmin master planı yok, Kültürün de envanteri yok ve iki senede, eksik olmasın, kendi bürokrat arkadaşlarım ve konunun uzmanlarıyla beraber çalışarak stratejik planı hazırladık. Stratejik plan da böyle sıkı bir plan değil, değişiklikler yapılır, revizyonlar yapılabilir, ama, bundan sonra gelecek her bakanın elinde bir ufuktur, bir destinasyondur. Onun için, önemsiyorum. Zannediyorum, Hanımefendi, siz de önemseyeceksiniz.

Bir diğer husus da envanter. Türkiye'nin ne kadar maddi ve gayrimaddi kültür varlıklarına sahip olduğu bilinmiyordu. Mesela, ben geldiğimde hep söylenen şey, 3.600 tane höyük var deniyordu. Höyükle antik kent karıştırılıyordu, ama, yaptığımız araştırmalar şunu gösterdi: Türkiye'de 20 bin höyük, 3 bin tane de antik kent varmış.

Yine, ben geldiğimde, hep bildiğimiz rakamlarla, Türkiye de antik tiyatro açısından çok zengin, İtalya ve Yunanistan'la kıyaslanmayacak kadar zenginliktedir ve 125 tane antik kentimiz olduğunu söylerler. İşte, Aydın'da 10-15 tanesi var, Kaş'ın içinde, küçücük Kaş'ta 2 tane var, ama, yaptığımız son araştırmalar gösterdi ki, Türkiye'de tam 225 tane antik kent var.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Tiyatro, tiyatro...

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) - Antik tiyatro var, affedersiniz. Hep, benim, böyle dilim sürçüyor, sonra da "gaf yaptı" diye bağırıyorlar. Bunu da bilgilerinize arz etmek isterim.

Envanter çalışmaları bitmek üzeredir. İftihar ediyorum, daha kazılanlar... 80'i yerli ve 40'ı yabancı kazı ekipleriyle kazılar yapılmaktadır ve Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk defa benim devrimde her bir kazı heyetine lOO'er milyar lira para ayrılmıştır. Şimdiye kadar bu paralar 10'la 20 milyar arasında çay, kahve parası olarak ayrılıyordu, ama, bütün bunları yapabilmek için, hem İktidarımızın gayreti, ama, daha da önemlisi, artık, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniversitelerinin 30'unda arkeoloji uzmanları ve sanat tarihi uzmanları yetişiyor. Ben onlardan faydalanarak bunları yapıyorum. O sebepten, bu, yalnız benim bir başarım değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin başarısıdır. Bununla da, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı olarak iftihar ediyorum.

Evet, maalesef, 2006'da turist azalması söz konusu oldu ve ben, bu 2006'ya çok iyi hazırlanmıştık bütün ekibimizle ve bütün sektör temsilcileriyle. "2006'ya -biraz da kafiye merakım- 2006'da 26" dedim. Demez olaydım. Böyle bir netice olmadı, maalesef yüzde 5'lik bir eksilme söz konusu. Hiçbir şeye dayanmayacağım, ama tek bir şeyi söyleyeceğim: Kuş gribi, arkasından karikatür (cartoon) krizi, arkasından Trabzon'da bir İtalyan papazın öldürülmesi. Bütün bunlardan sonra en önemlisi -ama eski bir Emniyetçi, eski bir vali olarak söylemeyi istemiyorum- Marmaris'teki ve Antalya'daki terör hadisesi. Ağustos ayında yükselişe geçen ve geçen seneyi aşma durumumu- zu getiren rakamları eylül ayında -ki bizim eylül ayımız çok önemlidir- yüzde 18, ekim ayında yüzde 26'hk bir düşüşe sahip oldu. Bu sene için de çok ümitliyim. Her gün bütün ekibimle Avrupa'dayım, hatta Çin'de ve Hindistan'dayım, Güney Afrika'dayım. Çok iyi olacağı, ilk belirtilerin çok iyi olacağı kanaatindeyim, ama artık, sütten ağzım yandı ayranı üfleyerek içiyorum. Rakam vermeyeceğim, ama tekrar sizi temin ederim ki, istisnai şeyler olmazsa 2006 bir istisna olacaktır azalma hususunda. Yedi dakikam kalmış.

Tekrar teşekkür ediyorum. Hasan Bey'e de teşekkür ediyorum. Yalnız, Hasan Bey bir şey söyledi: "Efendim Kültürün planlaması olmaz, kültür politikası olmaz, kültür programı olur." dedi. Evet, hep biz onu söylüyoruz. Eksik olmasın İsmail Bey travmadan bahsederken o da aynı şeyi söyledi. Ben öyle yaptığım kanaatindeyim. Siz, aksine, nereden vardınız o kanaate? Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti'nin kültür politikası cumhuriyetinin kurucusu tarafından çizilmiştir, bizlere yapmak gereken, kültür programlarını çağdaş bir anlayışla yapmaktır. Biz de onu yapıyoruz, onu yapmaya başlayacağız. Sizin Genel Başkanınız da zaten öyle yapmadığı için gitti galiba.

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Genel Başkanımızın zamanındaki turizm gelirleri ile bugünkü turizm gelirlerini mukayese et.

BİHLUN TAMAYLIGÎL (İstanbul) - Yedikule Zindanları, Bomonti, Maliye Bakanıyla ne olacak?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) - İzah edeyim. Âdet değil, ama, izah edeyim, yani, izah edeyim. Evet, ben Maliye Bakanlığından Bomonti için "kültür ve turizm meselesinde kullanılabilir" diye yazıyı aldım, ondan sonra ihaleye çıktım, fakat, o yazıya rağmen, en son gelen yazı, evet, Maliye Bakanlığımızın imzasıyla bana geldi, ama, o yazının sahibi Özelleştirme İdaresi. Özelleştirme İdaresi diyor ki: Maliye Bakanlığı böyle bir izin veremez. Bu yazı geldi, bu yazıdan sonra, ben meseleyi tekrar Sayın Maliye Bakanımızla görüşeceğiz, ama, bir tek şey benim için çok önemli: Ne olursa olsun, kanun değişmedikten sonra, kanunlar ne emrediyorsa ben onu yaparım. Eğer geri dönmem gerekiyorsa, geri dönerim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İsterseniz, bu kadar bitireyim, ama, söyleyecek lafım çok, yapılan işler de çok.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Devam edin Sayın Bakanım, devam edin.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) - 2007 yılı için proje, hizmet ve faaliyetlerimizin programını sunmak istiyorum. Ayrıntıya girmiyorum, kültür ve turizm alanlarındaki genel perspektifimizi sizlere tekrar takdim etmek isterim:

Bakanlığım, iki bakanlığın birleşmesiyle meydana gelmiş ve birleşme, Hükümetimizin daha önce öngördüğü bir vizyon çerçevesinde oluşturulduğu için, 2004 yılı büyük ölçüde, konuyla ilgili kanunların çıkarılması için geçmiştir. Mevzuat uygulandığı zaman bir netice alınabilir. 2004 ve 2005, önce kanun, sonra da yönetmeliklerin çıkarılmasıyla bir ivme kazanır. Bunun için, 2007'ye bir seferberlik hâlinde giriyoruz ve bu arada, bu 2004 ve 2005'te çıkan kanun ve yönetmeliklerin eksikliklerini gördüğümüz bazı hususlarda, hem turizm sektöründe hem de kültür adamlarımızın ihtiyaç duydukları hususlarda, 30 maddelik, tam bir seferberlik yapabilme maksadıyla kanun hazırladık. Hükümetten geçti; Meclisten geçti, her iki komisyonda, Kültür Komisyonunda ve Turizm Komisyonunda, her iki komisyonda, muhalefet partili arkadaşlarımın büyük destekleri oldu. Zannediyorum, muhalefet partilerimizin, özellikle ana muhalefet partimizin desteğiyle de hemen bütçeden sonra bu kanun da geldiği zaman, 30 maddelik kanun, birçok eksikliklerimiz, kültür ve turizm alanında eksikliklerimiz ortadan kalkmış olup tam bir seferberliğe başlayabileceğiz.

Yaptığımız bu çalışmalar neticesinde şunu söyleyebilirim ki, Hakkâri'den Ağrı'ya kadar, Anı Harabelerinden... Anı Harabeleri demiyoruz artık, "harabe" kelimesini sevmediğim için... Anı Ören Yeri'nden Kaş'a kadar, Türkiye'nin her tarafında, artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı var ve her tarafında bir hizmet yapılmaktadır ve...

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Sayın Bakan, "Ani Harabeleri", "Ani", "Anı" değil.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - "Ani" dedi zaten.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) - Hayır, "Anı" dedim, ankastin (en conscient) dedim.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Ani.. Ani..

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) - "Ani" demedim, "Anı" diyorum.

İzah edeyim: Ani, bir başka şeyi çağrıştırdığı için, sosyolojik olarak Anı Ören Yerleri demeyi tercih ediyorum, ama...

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Öyle bir kompleksimiz olamaz Sayın Bakan.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) - Bir dakika... Sizin kompleksiniz olamaz, ama, bu mevzuda, benim ülkemin insanlarının hassasiyeti vardı. Ben, o hassasiyete dikkat etmek mecburiyetindeyim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İzah edeceğim kıymetli arkadaşlarım. Eksik olmayın, destek verdiniz, izah edeceğim. Ama, ayın 23'ünde, Anı Ören Yeri'ndeki kiliseyi, Ermeni kilisesini -işte benim kompleksim yok- orada Türklerin yaptığı camiyi, her ikisini beraber onarmaya başlıyorum ve 24 Nisanda da Akdamar Kilisesi 'ni, dünyanın bütün önde gelen sanatçılarının, önde gelen sanat tarihçilerinin huzurunda ve o harabeleri Ermeni uzmanların danışmanlığında bitirdik, orada açacağız. Yani, benim, bu hususta bir şeyim yok, ülkemin de yok, ama, benim ülkemin başka bir hassasiyeti var, o hassasiyeti sevdiğim için Anı Harabeleri diyorum. O hassasiyet şudur: Türk insanı Sangaryos'u Sakarya yapmıştır, İkon- yum'u Konya yapmıştır, Smyrna'yı İzmir yapmıştır, Sagalassos'u da Ağlasun yapmıştır. Gelin, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kültür Bakanı da "Ani"yi "Anı" yapsın. Bunu da bana müsaade edin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Her bakan isim değiştirirse, işimiz zor.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - O söyledikleriniz Kurtuluş Savaşı'ndan sonra yapıldı.

BAŞKAN - Lütfen, sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım.

Sayın Bakan, Genel Kurula hitap eder misiniz. Zaten, süreniz tamamlandı. Lütfen...

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) - Cevap vermiyorum, ama cevap vereyim. Niye "Sagalassos" demiyorsunuz da "Ağlasun" diyorsunuz Burdur'un ilçesine? Evet, cevabınız yok. Peki, teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; bu Bakanlığın mevzuat çalışmaları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakan, lütfen, toparlar mısınız.

Teşekkür için açıyorum Sayın Bakan.

Buyurun.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) - Toparlayayım, peki.

Kıymetli milletvekili arkadaşlarım, muhalefetiyle iktidarıyla hepinize çok teşekkür ediyorum. Bende laf ordusu kışlak kurmuştur, bitmez askerlerim, ama vaktim kısa, anlatacak zamanım olur inşallah, ama, anlatmaktan ziyade, yapmaktan yanayım.

Hepinize hürmetler ederim. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Atilla Koç (AK Parti, Aydın). “2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı (kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, gümrük müsteşarlığı, dış ticaret müsteşarlığı, ihracatı geliştirme etüd merkezi )”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-koc-22-2006-12-17-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-kultur-ve-turizm-de (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b035/tbmm221410350174.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
