# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ayla Akat Ata (Batman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim
- **Tarih:** 28 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ayla-akat-ata-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Ayla Akat Ata, 28 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.148 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA AYLA AKAT ATA (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gecenin ilerleyen saatlerine girdik. Gerginliğin de tırmandığını görüyoruz ama sanırım bu teklifin görüşmeleri sırasında bu Meclis çatısı altından kamuoyuna yansıyanlar, bizleri kamuoyu önünde çok da takdir görecek bir manzaraya layık kılmamıştır. Bu noktada ben özellikle bu Meclis çatısı altındaki erkek arkadaşlarımdan… Bu çatıdan geçen hafta da çocukların bayramını kutladık, onların da bizleri izlediğini ve bir ders çıkardığını bilerek tartışma açalım. Tabii ki tartışalım, tabii ki düşüncelerimizi ifade edelim. O tartışmalardan sonuç çıkacağını ve -Sayın Namık Kemal’in dediği gibi- ışığın da o çatışan düşüncelerden çıkacağını bilerek davranalım diyerek sözlerime başlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik öngören yasa teklifinin son maddesi üzerine Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu Meclis çatısı altından sanırım her söz alan milletvekilimiz en az bir defa cumhuriyetin kuruluş yıllarına, kuruluş felsefesine atıfta bulunmuştur. O yıllarda yaşanan kahramanlıklara, gösterilen fedakârlıklara atıfta bulunmuş, saygıyla anmıştır ama ben, şu noktada, bir belirleme yapmak istiyorum ki, artık o yıllara atıfta bulunma zamanı çoktan geçmiştir çünkü 1923’te kurulan cumhuriyetin artık demokratikleşme zamanı gelmiştir. Biz demokratikleşme adımlarını da bu çatı altında yapacağımız için, artık saygın tartışmaları da halkımızla buluşturmak durumundayız.

Bu tartışmalara nereden başlayabiliriz? O yıllarda göze alınan risklerden ve gösterilen cesaretten başlayabiliriz. Hepiniz takdir edersiniz, hilafeti kaldırıp yerine cumhuriyeti kurmak çok zor bir işti ya da fesi çıkartıp yerine şapkayı takmak yine çok zor bir işti, kaldı ki Arap alfabesini bırakıp yerine Latin alfabesini kullanmak çok çok daha zor bir işti ama cumhuriyet kurulurken bunlar gerçekleşti ve insanlar o değişim ve dönüşümü risk alarak yaptılar; uzun zaman canları tehlikedeydi ve suikastlara maruz kaldılar. Ama bugün, geldik, cumhuriyetin demokratikleşmesinden, sıradan vatandaştan tutalım, seçilmiş bürokratlara kadar birçok insan tartışıyor ama biz bunun somut koşullarını oluşturamıyoruz.

Anayasa, yeni, demokratik, sivil, çoğulcu bir Anayasa ihtiyacı ortadayken, kaldı ki iktidar partisinin sayın hukukçu kurmayları da bu kürsüden, yeni bir Anayasa yapamamanın, bunu gündeme getirememenin bir özeleştirisini vermişken, mevcut düzenlemeye baktığımızda, bu teklifin görüşmeleri sırasında, milletvekillerimizin, yine muhalefet partisi milletvekillerinin ortaya koymuş oldukları eleştiriler de, partimizin -her ne kadar iktidar partisi tarafından yok sayılsa da- ortaya koymuş olduğu, vermiş olduğu öneriler, ortaya koymuş olduğu görüşler yok sayılmıştır ve bu, bir AKP tasarısı olarak kalmıştır. Tabii ki değişiklikler yapılabilir. Bugün diyebilirsiniz ki: “Bu Meclis çatısı altında -her ne kadar dönemin en çoğulcu yapısına sahipse de- bu Mecliste biz yeni bir Anayasa’yı gündeme alamıyoruz.” Peki, yeni bir Anayasa’yı yapacak Meclis için, neden partimizin, seçim barajının düşürülmesi noktasındaki teklifine “hayır” dediniz?

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Sizin bütün derdiniz o!

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Bizim derdimiz emin olun sizin derdinizden, sizin halk adına temsil ettiğiniz bu Parlamentoda, hani emin olun, ondan az değil. Sizin derdinizin bizim derdimiz, bizim derdimizin de sizin derdiniz olması gerektiği günleri tartışıyoruz burada. O yüzden hiç laf atmayalım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Onların derdi yok, onların derdi yok.

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Şimdi, sonuç itibarıyla daha farklı gelemez miydi? Gelebilirdi. Biz seçim barajını aşamadık ama bu koltuklarda oturuyoruz. 20 milletvekili var burada. Seçim barajı… Eğer bağımsız aday olarak girmeseydik, bu 20 milletvekilliği buradaki partiler arasında bölüşülecekti. Demek ki buraya bizi gönderen halkın iradesi yok sayılacaktı. O zaman, bu Parlamento, halkın iradesini yok saymaktan vazgeçecek, bağımsız milletvekili olarak seçilip bu Parlamentoda grup kurma iradesini görecek, parti kapatmaktan vazgeçecek. Sonuçta bu kadar zamandır partiler kapatılmış ama hâlâ bağımsız adaylarla bu Parlamentoda grup kuracak kadar bir sosyolojik gerçekliğe hitap ediyor, bir sosyolojik tabanı var bu siyasal hareketin; bu görülecek.

E, seçim barajı düşürülmedi, ki bizim yüzde 3’e düşürülmesi noktasında talebimiz vardı. Yüzde 3’e düşürülse ne olurdu? Belki toplumun çok daha değişik kesimleri bu Parlamento çatısı altında bulaşabilirlerdi, tartışabilirlerdi, bu halkın ihtiyaçları noktasında politika yapıp politika üretebilirlerdi. Baraj düşürülmeyerek bunun önü kapatılmıştır. Baraj düşürülmeyerek partimizin önü kapatılamamıştır. Bugün burada bir grubun olması, partimizin 91’den beri var olan baskılara rağmen hâlâ bir grup kurabiliyor olması bu politikaların iflas ettiğinin zaten bir göstergesidir. Ama bunu halkımıza ve Türkiye halklarına anlatalım. Buradaki 20 milletvekili eğer bağımsız olarak gelmemiş olsaydı, bu oylar diğer siyasi partiler tarafından paylaşılacaktı ve bu koltuklarda diğer siyasi partilerin milletvekilleri oturacaktı. O zaman çoğulculuktan korkmayacağız. Bu kürsüden ifade edilen farklı düşüncelerden de korkmayacağız. Barajı da düşüreceğiz, demokratikleşmenin önünü açacak daha ciddi adımlar da atabileceğiz. Tabii, bunun için -başta da bahsettim- cumhuriyetin kuruluş döneminde nasıl bir cesaret ve kararlılık gerekiyorsa bu dönemde de öyle bir cesaret ve kararlılık gerekiyor; bunu göstermek lazım. Yoksa bir siyasi partimiz hakkında kapatma davası açıldı diyerek oturmakla bu işler olmuyor. Gerekirse kapatılacağız.

Bu kürsüden, türban konusundaki, baş örtüsü konusundaki düzenleme yapıldığında da ifade etmiştim, bu bir kayadır, seksen yedi yıllık cumhuriyet tarihinin ağır yüküdür. Tabii ki elini altına koyduğunuzda üzerinize de devrilebilir ama önemli olan değişimi, o dönüşümü Türkiye halklarıyla buluşturabilecek politikayı üretebilmektir.

Şimdi, yeni bir anayasa Türkiye halklarının ihtiyacı değil mi? İhtiyacı. Anayasa’ya gerek olmadan bir kamu reformu yasa tasarısı ihtiyacımız değil mi? İhtiyacımız. Yine “yargı reformu” adı altında yaptık bunu, bu ihtiyacımız değil miydi? İhtiyacımızdı. Peki, bu ihtiyaçları niye halkla, halkın talepleriyle buluşturamadık? Niye buradaki siyasi partilerle uzlaşma zemini aramadık? Bunun bir tanımı olabilir mi? Buradaki temsiliyetlere rağmen biz bu ihtiyaçları giderebiliriz der misiniz, diyebilir misiniz, ki dediniz ve bu ihtiyaçlar toplumun ihtiyacı olmaktan çıktı, AKP’nin ihtiyacı olmakla kaldı.

Ve değerli milletvekilleri, bu madde de tabii ki, mevcut Anayasa’mızda… Bir darbe ürünü olduğu, bir cunta ürünü olduğu bilinen ama buna rağmen Anayasa’nın, hani dünya değişiyor, dönüşüyor, cumhuriyetin demokratikleşmesi ihtiyacı var, buna rağmen Anayasa’nın 90’ıncı maddesi, bizim de bugün girmeye uğraştığımız Avrupa Birliği ve yine o değişen, dönüşen dünyanın ihtiyaçları doğrultusunda birçok uluslarüstü sözleşme kaleme alıyor ve bunların birçoğuna biz de imza atmışız -çekince koyduğumuz ulusalüstü sözleşmeler de var, inşallah o çekinceleri de kaldırarak belki tekrar gündemimize alacağız- ama Anayasa’nın 90’ıncı maddesini niye bu Hükûmet hiç işletmedi? Bu 90’ıncı madde çerçevesinde, altına imza koyduğunuz, usule göre onaylamış olduğunuz ulusalüstü metinler bizim iç hukukumuz hükmünde değil miydi ya da eğer konu temel hak ve özgürlüklerse iç hukukun da üstünde değil miydi? Niye hiç uygulamadık 90’ıncı maddeyi?

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) – Yargı uygulayacak.

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Bunu uygulayabilirdik ama hiç uygulamadık, önünü de açmadık. Buna yer verecek, bunun önünü açabilecek bir kaygımız da ne yazık ki, ne yazık ki olmadı.

Ve bugün bu tasarı içerisinde kamuoyunun hassasiyetle tartışmış olduğu maddeler yok mu? Var. Bunlardan birisi, az önce de belirttim, tabii ki parti kapatma. Parti kapatma konusunda, evet, belki Mecliste koltuklarına ve oranlarına bağlı kalmaksızın beşer kişiden oluşan bir kurul oluşacak, bu dinleyecek, ona göre belirleyecek ama daha önce de hukukçularla tartıştık. Peki, biz bu parti kapatmanın konusu olabilecek yasal düzenlemeleri, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmadıktan sonra, bu sıralarda oturan milletvekilleri olarak, eşitlik ve özgürlük dediğimiz her noktada hakkımızda davalar açıldığı sürece ve biz hep odak olarak kabul edildiğimiz sürece nasıl parti kapatma engellenmiş oluyor? Önce odak olabilmenin koşullarını ortadan kaldırmak gerekmiyor muydu? Düşünceyi ifade etme özgürlüğü temel hak ve özgürlüklerden değil midir? Niye biz bunun önündeki engelleri kaldıramıyoruz? Niye Türk Ceza Kanunu’nun, Terörle Mücadele Kanunu’nun birçok maddesinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ayla Akat Ata (Batman). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ayla-akat-ata-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
