# Ankara'nın başkent oluşu hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ayşe Gülsün Bilgehan (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim
- **Tarih:** 14 Ekim 2003
- **Gündem:** ANKARA'NIN BAŞKENT OLUŞU HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ayse-gulsun-bilgehan-22-2003-10-14-ankara-nin-baskent-olusu-hk

> Ayşe Gülsün Bilgehan (CHP), 14 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANKARA'NIN BAŞKENT OLUŞU HK.); konuşma 529 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AYŞE GÜLSÜN BİLGEHAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; yeni yasama yılının ulusumuz ve insanlık için yararlı olması dileğiyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bu yıl, cumhuriyetimiz için önemli tarihlerin 80 inci yıldönümlerini kutluyor ve o günleri anıyoruz. Üç ay kadar önce, aynı dönemde imzalanan antlaşmaların arasında bu kadar yıldır geçerliliğini koruyan tek örnek olan ve Türkiye Devletinin kuruluş belgesi sayılan Lozan Antlaşmasını yeniden hatırladık ve değerlendirdik. Dün de cumhuriyetin ilanı sürecinde esaslı bir adım olan Ankara'nın başkent oluşunun 80 inci yıldönümünü çeşitli etkinliklerle kutladık.

Milletlerin tarihlerinde başkentlerin önemli yerleri vardır ve değiştirilmelerine sık rastlanmaz. Hele, bin yıl Bizans'a beşyüz yıl da Osmanlı'ya başkentlik etmiş muhteşem imparatorluklar diyarı İstanbul'un yerine orta halli bir Anadolu kasabasının seçilmesi başlı başına bir tarihî olaydır.

1920'lerde, Ankara, keçisi ve armudundan başka bilinen değeri olmayan, sıtmanın kol gezdiği tozlu bir yerdi; ancak, daha millî mücadelenin ilk yıllarından itibaren ulusal kurtuluş hareketine destek vermiş, Atatürk ve arkadaşlarını kucaklamıştı. 27 Aralık 1919 günü Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki Heyeti Temsiliyenin Ankara'yı karargâh yapmasıyla, 20 000-25 000 nüfuslu bozkırdaki kasabanın kaderi değişmiş, dünyanın gözü üzerine çevrilmişti.

Dış dünya Ankara'yı çok zor kabul etti; o günlerde, bir Fransız gazeteci şehri şöyle anlatıyordu: "Şimdilik Ankara'nın başkente benzer bir yanı yok; burası basit ve konforsuz evlerden oluşan bir kasaba. Kışın termometre eksi 20-25 dereceye düşüyor. Ankara'da, insan, dünyadan kopuyor; ne eğlence ne tiyatro ne sinema var. Henüz elektriği tanımayan bu kent, akşam saat 7'de ölü gibidir. Evine geciken bir kimse, lamba almayı da unutmuşsa, karanlık sokaklarda yolunu zor bulur." Ancak ekliyor: "Yine de kimsenin sızlandığı yok. Saray yavrularında oturan İstanbullu Türklerin Ankara'da birer valizden başka bagajları yok. Çoğunlukla bir odada 2'şer, 3'er milletvekili kalıyor. Bana gösterilen bir yerde 17 milletvekili barınıyordu. Değerli arkadaşlarım, bakın, nerelerden gelmişiz.

Zafer ve Lozan Antlaşmasının ardından, beklenen karar çıktı. Dışişleri Bakanı İsmet Paşa ve 13 arkadaşının Meclise sundukları yasa tasarısı, 13 Ekim 1923'te kabul edildi. "Türkiye Devletinin başkenti Ankara'dır." Bunu gerektiren nedenler, yurdun güç ve gelişme kaynaklarını Anadolu'nun ortasında kurma iradesi, iç ve dış güvenlik, coğrafî durum ve strateji, özellikle de iç ve dış kararsızlıklara bir son verme olarak açıklanıyordu.

Genç Türkiye Cumhuriyetinin ömrünün fazla olmadığını sanan yabancı devletler, Ankara'ya da yıllar sonra büyükelçiliklerini taşıdılar. Beklentileri gerçekleşmemiş, cumhuriyet de, yeni başkenti de kalıcı olacaklarını göstermişlerdi.

1927 sayımında 400 000 kadar kişiyi barındıran Ankara, bugün 4 000 000'u aşan nüfusuyla, ülkedeki ikinci en büyük kent oldu. Ekonomik verileriyle de önemli bir merkez konumunda bulunuyor. Türkiye'nin, dünya çapındaki işadamlarından Vehbi Koç'u da yetiştiren Ankara'nın, fert başına gayri safî yurtiçi hâsılası 2 000 000 000 liraya ulaşmakta, bu rakamın yüzde 84'lük oranı özel sektöre, yüzde 14'ü de kamu sektörüne ait bulunmaktadır.

Tarımsal amaçlarla kullanılan arazinin toplam arazi içindeki oranı yüzde 50 olduğundan, aynı zamanda bir tarım bölgesidir ve bu sektörün sıkıntılarını derinden hissetmektedir. Zira, Ankara da, Türkiye'nin diğer bölgeleri gibi, seksen yıl sonra bir çelişkiler kentidir. Bir taraftan üniversiteleri, operası, müzeleriyle bir kültür ve eğitim merkezi olma özelliğini sürdürürken, diğer yandan gecekondu bölgelerinde yaşayan her 5 kadından 1'inin okuma yazma bilmediği bilinmektedir. Ödenek eksikliğinden, merkez ilçelerde yeterli sağlık ocağı yoktur; kadro eksiktir.

İlde, su teminine ve su havzalarının korunmasına ilişkin sorunlar sürmektedir. Halen işletmeye açılmış tesislerle, Ankara'nın ancak 2004 yılına kadar olan su ihtiyacı karşılanabilecektir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ayşe Gülsün Bilgehan (CHP, Ankara). “Ankara'nın başkent oluşu hk”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ayse-gulsun-bilgehan-22-2003-10-14-ankara-nin-baskent-olusu-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
