# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ayşe Türkmenoğlu (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 6 Şubat 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ayse-turkmenoglu-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas

> Ayşe Türkmenoğlu (AK Parti), 6 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)); konuşma 1.176 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 101 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hukuk insan davranışlarını değerlendiren, çıkar çatışmalarına çözüm getiren kurallardan, normlardan meydana gelen bir sitem, bir bütündür. İdesi ve ideali adalet olan hukuk, adalete yönelmiş toplumsal bir yaşama düzenidir. Bu anlamda, hukuk, üç ayrı fonksiyonu yerine getirmeyi amaçlar. Bu fonksiyonlar: Düzen, pratik yarar ve adalettir. Bir düzen içerisinde bireylerin menfaatlerini koruyarak adaleti tesis etmek, tüm hukuk sistemlerinin temelidir.

Devletin amaç ve görevlerinden biri de kişinin temel hak ve hürriyetlerini hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaktır. Çağdaş medeniyetlerin en önemli ögesi, insan haklarına saygı ile siyasi ve hukuki sistemlerin, insan haklarının azami ölçüde yaşanmasına imkân verecek şekilde tesis edilmesidir. En önemli insan hakları, hayat, hürriyet ve mülkiyet haklarıdır. Kanun önünde eşitlik, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerinden biridir. Bu ilkeyle birlikte devlete çeşitli yükümlülükler yüklenir. Devlet organları ve idari makamlar, hiçbir sebeple bireyler arasında ayrımcılık yapamayacağı gibi, bu yöndeki ayrımcılığı da önlemekle yükümlüdür. Devlet, bu temel görevini yerine getirirken herkesin kamu hizmetlerinden eşit bir şekilde yararlanmasını sağlamaya yönelik her türlü tedbiri almak zorundadır.

Temel hak ve özgürlükler, Anayasa’nın 12’nci maddesinde “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.” denilmek suretiyle güvence altına alınmış; 13’üncü maddesinde de temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceğini hükme bağlamıştır.

Anayasa’nın 10’uncu maddesi, herkesi yasa önünde eşit kılmıştır. İnsanlar arasında dil, din, mezhep, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç ve benzeri nedenlerle ayrım yapılamayacağı da hüküm altına alınmıştır. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye ya da sınıfa ayrıcalık tanınamayacağı da belirtilmiştir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” ibaresiyle de devletin yükümlülükleri belirtilmiştir.

Görüşülmekte olan teklif ile “bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra “her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenerek, anayasal sistemin temel ilkesi olan eşitlik ilkesinin kanunlarda ve gerçek hayatta ve uygulamada anlamını bulması amaçlanmış ve idarenin yükümlülüğü de açıklanmıştır.

Yine, eğitim ve öğretim hakkı kişilerin en temel ve en vazgeçilmez haklarından birini teşkil eder. Bu hakkın sınırlandırılabilmesi, ancak kanunun açıkça belirttiği istisnai durumlarda söz konusu olabilir. Anayasa’nın 13’üncü maddesinde de temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın, yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği belirtilmektedir. Kanunun açıkça yasaklamadığı bir fiil, tutum veya davranıştan dolayı idare, hiç kimseyi eğitim ve öğretim hakkından mahrum bırakamaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; parti programımızda da belirtildiği gibi, temel insan hak ve özgürlükleri, insanlığın yüzyıllar boyu mücadeleleri sonucu elde edilmiş kazanımıdır. Bu özgürlüklerin düzeyi medeni bir toplum olmanın göstergesidir. Medeni dünyanın bir parçası olan Türkiye'nin temel hak ve özgürlükler açısından da hak ettiği konuma getirilmesi toplumumuzun da beklentisidir. Özgürlükler demokrasinin temelini oluşturur. Hiçbir bireysel ve kurumsal baskı kabul edilemez. Bir toplumdaki en önemli güven unsuru, toplum içinde yaşayan bireylerin kendi hak ve özgürlüklerine saygı duyulduğuna olan inançlarıdır. Bu inanç, tüm sosyal ve iktisadi dinamikleri harekete geçiren temel güçtür. Ayrıca, bireylerin hak ve özgürlüklerine saygı, demokratik bir siyasi rejimin toplum tarafından benimsenmesinin, toplumsal barış ve huzurun temel şartıdır.

Evrensel hukuk kurallarının gereğini yerine getirmeden, hukuk devletinin temellerini güçlendirmeden, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvenceye almadan sosyal ve ekonomik kalkınmayı da yeterli düzeyde sağlayamazsınız. Hukuk, adaletin bütün insanlarımızı kuşatmasını sağlamadan, Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlarımızın aidiyetini, mensubiyetini güçlendirmeden sosyal barışı da temin edemeyiz. Türkiye için gerekli olan, kabuk bağlayan ön yargılardan kurtulmaktır. Vehim üretmeden, niyet okumadan, problemlerimizi hukukun içinde, iyi niyetle çözelim, milletimizin talep ve ihtiyaçlarına cevap bulalım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim yapmaya çalıştığımız, sadece, evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda, eğitim özgürlüğü kapsamında, yükseköğretimde eğitim hakkına yönelik bir düzenlemedir. Temel hak ve özgürlükler içerisinde değerlendirilmesi gerekli olan bu konuyu farklı yerlere götürmek, sadece götürenlerin sorumluluğundadır. Adalet ve Kalkınma Partisi olarak bizim fikrimiz de budur, niyetimiz de budur. Amacımız, yükseköğretimde eğitim hakkının kullanımına yönelik temel hak ve özgürlükler çerçevesinde bir düzenlemedir.

Tabiatıyla, bu düzenlemelerle ilgili kaygılar ortaya çıkabilir, “Ya bu hak kötüye kullanılırsa.” gibi bazı tereddütler oluşabilir. Ancak, her hak kötüye kullanıldığı zaman ceza kanunları ortaya çıkar, diğer yasalar devreye girer. Bir hak kötüye kullanılacak diye o hak ve özgürlüğü ortadan kaldırırsanız buna hukuk izin vermez. Bu sebeple, en temel haklardan biri olan eğitim hakkı her birey için önem arz etmektedir. Hele hele kadınlarımız, kızlarımız için daha fazla önem arz etmektedir. Kızlarımızın eğitim düzeyini artırmak için çeşitli kampanyalar yaparken genç kızlarımızın eğitim hakkının kısıtlanmaması, tam tersine okuryazarlık ve eğitim düzeylerinin daha da artırılması yönündeki çabalara destek verilmesi ve önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir. Hiçbir Avrupa Konseyi üyesi ülkesinde olmayan bu uygulamanın Türkiye’de uygulanıyor olması, gerçekten hukuk adına, temel hak ve özgürlükler adına üzüntü vericidir. Aynı konu Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komisyonunda da ele alınmış ve Birleşmiş Milletler raporlarında Türkiye’de üniversite öğrenimi aşamasındaki genç kızların eğitim hakkının önündeki engellerin giderilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, hukuk çerçevesinde toplumsal sorunları çözmeye çalışıyoruz, bu sorunları temel hak ve özgürlükler açısından değerlendiriyoruz. Bunun dışındaki düşünceler, yapılan yorumlar, atfedilmeye çalışılan beyanlar tabii ki bizi ilgilendirmiyor. En temel haklardan olan eğitim hakkıyla ilgili toplumda yaşanan bir sıkıntıdan dolayı, bir hakkın kullanılamaması nedeniyle bu teklifi görüşüyoruz. Doğal olarak bir hakkın kullanılamaması nedeniyle toplumda bir sıkıntı yaşanıyorsa onun da çözüm yeri burası, yani Parlamentodur. Her türlü sorunun tartışılacağı, müzakere edileceği ve karara bağlanacağı yer burasıdır. Bu sorunları burada çözemezsek, var olduğu bilinen bir sorunu ertelersek sorunu daha da büyütür, kötü niyetli odakların eline malzeme yaparız. Başımızı kuma gömmeden, sorunları hukuk çerçevesinde samimiyetle çözmek hepimizin asıl görevi olmalıdır. Vatandaşın da toplumun da beklentisi bu yöndedir.

Siyaset, toplumsal sorunları mümkünse sorun hâline gelmeden, gelmişse büyümeden ve büyütmeden çözmeyi gerektirir. Kuşkusuz, Türk milleti, bütün ilke ve kurumlarıyla cumhuriyetimizin ve demokrasimizin en temel güvencesidir. Hepimiz cumhuriyetimizin temel niteliklerini benimsemiş, laiklik gibi demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesini de en büyük değerler olarak kabul etmişizdir. Bu ilkeler milletimizin ortak paydalarıdır.

Cumhuriyetimizin temel değerlerini benimsemiş ve özümsemiş bir parti olarak, bu konudaki samimiyetimizi geçen beş yıl içerisinde gösterdik. Aynı şekilde, o zaman da, bugün bu konuda olduğu gibi AK Partiye tereddütle bakanlar mahcup oldular. İktidara geldiğimiz ilk günden bu yana cumhuriyetimizin temel değerlerine, milletimizin beklenti ve taleplerine yönelik hassasiyetlerimizi her zeminde ortaya koyduk. Bu anlamda AK Parti, hukukun, demokrasinin, laikliğin çerçevesi dışında hiçbir adım atmamış ve atmayacaktır. Bunun böyle bilinmesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, özgürlüklerin doğal yaşam alanı olan üniversitelerimizin evrensel bilginin üretim merkezleri olarak toplumsal aydınlanma sürecinde etkin bir rol alması gerektiğini düşünüyorsak, buraların üretim, evrensel bilgi, aydınlanma ve insan üzerine yapılandırılmış bir üniversite geleneğine kavuşturulmasının gerektiği ortadadır. Diyalogsuz, iletişimsiz, eleştirel bakış açısının reddedildiği, karşılıklı ve hep birlikte bilgi üretiminin olmadığı geleneksel eğitim anlayışının üniversite kavramıyla uzlaştırılması çabası, üniversellik ile bağdaştırılması mümkün olmayan bir yaklaşım tarzıdır.

Bilgi, insanların dünyayla, birbirleriyle durmak bilmeden sürekli umut dolu araştırmaları ve ideallerinin peşinden koşmaları sayesinde oluşur. Üniversiteler, evrensel bilginin üretim merkezi oldukları sürece üniversite kimliğini kazanacaklardır. Üniversite kavramının belirtilen içeriği sebebiyle bilginin aktarım yoluyla üretilip evrensel kılınması ve bu yöndeki eğitim sürecinin öğrencilerin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ayşe Türkmenoğlu (AK Parti, Konya). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ayse-turkmenoglu-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
