# Gündem dışı konuşmalar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Aysu Bankoğlu (CHP, Bartın)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim
- **Tarih:** 14 Ekim 2026
- **Gündem:** GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=148829
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/aysu-bankoglu-2026-10-14-gundem-disi-konusmalar

> Aysu Bankoğlu (CHP), 14 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR); konuşma 578 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, dört yıl önce bugün Amasra'da yerin yüzlerce metre altında hayatını kaybeden 43 maden şehidimizi saygı ve rahmetle anıyorum.

14 Ekim 2022 akşamında o 43 evde zaman durdu. O akşamdan sonra babalar geri gelemedi, eşlerin telefonları açılmadı, annelerin, babaların, kardeşlerin yüreğindeki yangın sönmedi ve hiçbir resmî açıklama, hiçbir taziye mesajı da bu acıyı dindirmedi; dindiremez de zaten. Bu insanlar sadece adalet istediler ama adalet de maalesef göçük altında kaldı. Buradan maden şehitlerimizin ardından hayata tutunmaya çalışan eşleri, çocukları, anneleri, babaları, bütün maden şehit ailelerimizi saygıyla selamlıyorum. Acınızı unutmadık, sorularınızı unutmadık, adalet talebinizi unutmadık. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, peki, bu 43 madencimiz neden hayattan koparıldı? Amasra'da yaşananlar doğal bir felaket değildi, maden işinin fıtratıysa hiç değildi çünkü bir işte riskin varlığını bilmek o riski yönetme sorumluluğunu da beraberinde getirir. Tehlikeyi öngörmek, önlem almak, uyarıları duymak zorundasınız ve gereğini yapmak durumundasınız, denetlemek, eksiklikleri gidermek zorundasınız ama siz ne yaptınız; soruyorum. Yıllarca uyarılar yapıldı, raporlar hazırlandı, maden facialarının nedenleri araştırıldı, komisyonlarda hangi önlemlerin alınması gerektiği anlatıldı. Ancak bu ülkede Soma'nın ardından Kozlu'yu, Ermenek'i, Amasra'yı yaşadık. 1 Ekimde Soma'da 5 madencimizi kaybettik. Madencilerimiz hayatlarını kaybetmeye devam ediyor. Amasra'da da raporlar çekmecede bekletildi, uyarılara kulak kapatıldı, işçiye üretim baskısı yaptırıldı; önlem alınması gerekirken hiçbir şey yapılmadı. Maden ocağı liyakatsiz, iş bilmez kadrolara emanet edildi ve sonrası malum, 43 canımızı, maden işçimizi şehit verdik. Bakın, bir hükûmetin görevi işçiler öldükten sonra taziye mesajı yayınlamak değildir değerli milletvekilleri ya da Erdoğan'ın yaptığı gibi, bir insanın ölümünü "kader, fıtrat" diyerek iki kelimeye sığdırmak değildir, atanmış bakanların koltuklarına zeval gelmesin diye krizleri yönetip açıklama yapmak da değildir; bir hükûmetin görevi, o ölümlere giden yolu kapatmaktır değerli arkadaşlar.

Amasra'da facianın acısı yetmezmiş gibi bir de sorumluluk tartışması başladı: "Bakanlık mı sorumlu, Teftiş Kurulu mu sorumlu, yoksa Türkiye Taş Kömürü mü sorumlu, Amasra Müessesesi mi sorumlu, yöneticiler mi, yoksa hayatını kaybeden işçiler mi kusurlu?" diye utanmadan aranızda top çevirdiniz. Dava başladı, resmî devlet raporlarına rağmen asıl sorumlular davada korunup kollandı, üç beş bürokrat göstermelik mahkemeye çıkarıldı, ödül gibi cezalarla uğurlandılar.

Bizim isteğimiz, intikam değil adalettir değerli arkadaşlar. Bizim isteğimiz gerçeklerin ortaya çıkarılmasıdır. Bizim isteğimiz bu ülkede artık hiçbir maden işçisinin evinden helalleşerek çıkmak zorunda kalmamasıdır. Bizim isteğimiz bu cezasızlık ikliminin artık sona ermesidir çünkü adalet tüm sorumlular hesap vermeden gerçekleşmez. Hiç kimsenin de makamı, ünvanı, siyasi yakınlığı adaletin önüne geçmemelidir ve geçemez. En önemlisi, bir madencinin hayatı bir AKP'li bürokratın kariyerinden daha değersiz olamaz ve değildir de. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, Amasra'yı anlamak için aslında mahkeme dosyasına bakmak tek başına yetmez. Madencilerimizin ardında kalan çocuklarımız babalarını fotoğraflarından tanıyorlar, mezar başında toprağı öperek babalarını arıyorlar. Bizler bu ülkenin emekçilerine, maden işçilerine, onların çocuklarına en azından adalet borçluyuz ve bu borç afili mesajlarla ya da yılda bir kez taziye törenlerine katılmakla ödenemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen.

AYSU BANKOĞLU (Devamla) - Bu borç gerçeği ortaya çıkarmakla, sorumluları hesap vermeye zorlamakla ve çalışma koşullarını değiştirmekle ve aynı acının bir daha yaşanmaması için gereğini yapmakla ödenir. Bugün Amasra'nın 4'üncü yıl dönümünde hâlâ aynı soruların peşinden gidiyoruz maalesef; bu bir yönetim sorunudur değerli arkadaşlar ve siz işçinin sesini duymaz, uyarıları dikkate almaz, liyakatli olmazsanız, bilançoyu insan hayatından önemli görmeye devam ederseniz benzer acıları davet etmekten başka hiçbir şey yapamazsınız; kurduğunuz düzen bu ve biz bu düzeni kabul etmiyoruz. Bu kürsüden bir kez daha söylüyorum: Amasra'da yaşananların hesabı sorulacaktır. Sadece doğrudan sorumlular değil, tüm sorumlular, ihmaller zincirindeki tüm sorumlular ortaya çıkacak ve bu baretler artık toprak altına kalmayacak. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Aysu Bankoğlu (CHP, Bartın). “Gündem dışı konuşmalar”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/aysu-bankoglu-2026-10-14-gundem-disi-konusmalar (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=148829

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
