# Ek bütçe

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Aziz Akgül (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim
- **Tarih:** 26 Aralık 2002
- **Gündem:** EK BÜTÇE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/aziz-akgul-22-2002-12-26-ek-butce

> Aziz Akgül (AK Parti), 26 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EK BÜTÇE); konuşma 1.936 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA AZİZ AKGÜL (Diyarbakır) - Yüce Meclisimizin Saygıdeğer Başkanı ve sayın milletvekilleri; 2003 Yılı Geçici Bütçe Kanun Tasarısının tümü üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bu vesileyle, vefatlarının yıldönümünde, cumhuriyetin İkinci Cumhurbaşkanı Sayın İsmet İnönü ile İstiklal Marşımızın yazarı Millî Şair Mehmet Âkif Ersoy'a Allah'tan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, 3 Kasım seçimleriyle ülkemizde yeni dönem başlamıştır. Bu yeni dönem, bundan böyle her alanda kendini göstereceği için, alışılagelmiş siyaset anlayışı ve uygulanışı da geride kalmıştır. Artık, sadece, Meclis zabıtlarında hatırat olarak yer alacak anlayış da, tamamen terk edilmiştir. Bütün bunlar artık geride kaldı. Ne söylerse onu, hatta fazlasını yapacak güçlü bir iktidarımız var. Sadece söylemeyi değil, halkın bütün isteklerini ve sıkıntılarını da çözebilecek, istikrarlı ve güçlü bir Parlamento ve hükümet yapısı mevcuttur. Daha, ilk icraat olarak yönetimde bilimsel yaklaşım olan değişim mühendisliğinin bir örneği olarak, bakanlık sayılarının azaltılması gibi, radikal bir kararla başlayan 58 inci hükümeti kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, 3 Kasım, bu ülkede yaşayan herkesin umudu olmuş ve millet, umudunu gerçeğe dönüştürmüştür. Millet, çözümü kendi iradesinde bulmuştur. Bizler milletvekilleri olarak bu büyük sorumluluğu çok iyi biliyor ve bu konuda kendimize güveniyoruz. Artık siyasî istikrar sağlanmıştır. Bozulan tüm dengeleri onarmak ve yeniden sağlamak durumundayız.

Muhterem milletvekilleri, 3 Kasım 2002 seçimleri sonrasında kurulan 58 inci hükümetin kendi programıyla uyumlu bir bütçeyi hazırlaması ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayından geçirmesi için yeterli süre yoktu. Bunu dikkate alan AK Parti hükümeti, devlet hizmetlerinde sürekliliğin gereği olarak kamu harcamalarının yapılması ve devlet gelirlerinin tahsil edilmesi amacıyla, 2003 yılının ilk üç ayını kapsayan geçici bütçe uygulamasına karar vermiştir.

Türkiye'de son yirmi yıllık dönemde, 1988, 1992, 1996 ve 1999 yıllarında geçici bütçeler çıkarılmıştır.

Kamu yönetiminin sürekliliğini sağlamak maksadıyla geçici bütçe tasarına konulan en önemli maddelerden birisinin 1 inci madde olduğu görülmektedir. Söz konusu maddeyle, genel ve katma bütçeli dairelere, 2002 Malî Yılı Bütçe Kanununda yer alan başlangıç ödenekleri dikkate alınmak suretiyle, 31 Mart 2003 tarihine kadar belirli oranlarda harcama yapma yetkisi verilmektedir.

2003 yılının ilk üç aylık dönemine ilişkin geçici konsolide bütçe ödeneği toplamı, 34 katrilyon 229 trilyon liradır. Bu meblağın yaklaşık 31,8 katrilyonunun harcamaya dönüşmesi beklenmektedir.

Buna göre, personel giderleri için 7,2 katrilyon lira, diğer cari giderler için 2,2 katrilyon lira, yatırım giderleri için 744 trilyon lira, transfer giderleri için 24 katrilyon lira ayrılırken, bunun 16,7 katrilyonu faiz giderlerine tahsis edilmiştir.

Bütçede yer alan gelirlerin, çok büyük oranda borç faiz ödemelerine ayrılmak zorunda olduğu görülmektedir. Yatırımlara ayrılabilecek kaynaklar, maalesef, kısıtlı kalmış ise de, bu durum, 2003 yılı bütçesinde mutlaka iyileştirilecektir.

Değerli milletvekilleri, geçici bütçe aciliyettir. Bu sebeple, geçici bütçenin, hükümetimizin asıl hedeflerine tam uyumlu olması beklenmemelidir; ancak, önümüzdeki yıldan itibaren hedef, bu durumu tersine çevirmek olacaktır. Bu aciliyet durumuna rağmen, geçici bütçede, halen sıkıntıda olan hayvancılık ve tarım sektörümüze, ihtiyaç duydukları kaynak sağlanmaya çalışılacaktır. Bu sebeple, geçici bütçede, çiftçiye, doğrudan gelir desteği olarak, tarım için 853 trilyon, hayvancılık için 19,2 trilyon ödenek ayrılacaktır.

Biraz evvel Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan değerli konuşmacının ifadesine dikkat ettiğimizde, bu ödeneklerin sınırlı tutulduğu; dolayısıyla, Adalet ve Kalkınma Partisinin, gerek memur ve işçilere gerekse esnaf, sanatkâr ve çiftçilere ayırdığı kaynaklar itibariyle çok sınırlı bir meblağ ayrıldığını söylüyordu; ama, ben, buradan bir belgeyi huzurlarınızda açıklamak istiyorum.

Bakın, Cumhuriyet Halk Partisinin haber bülteninde, "ekonomide son bir hafta" diye sunulan belgede aynen şöyle deniliyor: "Kemal Derviş ve hükümet, kendi çiftçimizi yabancıların insafına terk ediyor." "Destekleme için en çok 200 trilyon vereceğiz" deniliyordu. Biz, geçici bütçeyle, sadece üç ay için 853 trilyon ayırırken, 2001 yılı için, geçmiş hükümette, Sayın Kemal Derviş'in bulunduğu hükümette, sadece 200 trilyon doğrudan destek sağlanması mümkün olabiliyordu.

Bununla ilgili bir diğer hususu daha bilgilerinize sunmak istiyorum. Açıkçası, geçici bütçe düzenlenirken, esas itibariyle, 2002 bütçesi esas alınarak belli oranlarla bu noktaya gelinmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi, hedeflerini, seçim beyannamesindeki sözlerini ve programında belirttiği hiçbir hususu hazırlayacak şekilde bir ortamı zaten henüz eline geçirememiş durumdadır; çünkü, zaten, takdir edersiniz ki, 24 Kasımda güvenoyu almış olan bir hükümet, yaklaşık bir ay evvel kurulmuş olan bir hükümet, şu anda bütçe hazırlanmasıyla ilgili yeterli bir süre olmadığı için, zaten, bu geçici bütçeyi hazırlıyor.

CHP'nin haber bülteninden bir bilgiyi daha arz etmek istiyorum. Yine "ekonomide son bir hafta" ile ilgili dosyada aynen şöyle deniliyor...

AHMET ERSİN (İzmir) - Geç onları geç!.. Sen neredesin; onu söyle!..

AZİZ AKGÜL (Devamla) - Efendim, onları da arz edeceğim.. Bizim nerede olduğumuz önemli de, sizlerin şu anda neye hizmet ettiğinizi açıklamak için söylüyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bakın "IMF'ye ve Derviş'e teslim eden hükümet şaşkın; istikrar programı yaz boz şeklinde" diye ekonomi yönetimiyle ilgili söylenen hususlar burada. Onun için, ben, bu hususları fazla ileri götürmeye ve açıklamaya gerek duymuyorum. Geçici bütçede ifade edilen bu hususlarla, Adalet ve Kalkınma Partisi, tekrar ediyorum, hem seçim beyannamesinde hem hükümet programında ifade edilen hiçbir hususu, Meclisin önüne getirebilecek bir bütçeyi hazırlama fırsatını henüz elde edememiştir; ancak, ocak ayından itibaren hazırlıklarına süratle başlayacağımız ve huzurlarınıza getireceğimiz 2003 yılı bütçesinde, gerçekten, bizim hedeflediğimiz, fakir fukaraya hizmet edecek, çiftçimize, esnafımıza, köylümüze destek sağlayacak bütün tedbirlerimizi, tek tek kalemler halinde göreceksiniz.(AK Parti sıralarından alkışlar)

AHMET ERSİN (İzmir) - Göreceğiz sizin halinizi...

OĞUZ OYAN (İzmir) - Niye göremiyoruz peki?!

AZİZ AKGÜL (Devamla) - Muhterem milletvekilleri, bütün ülkenin ümidi olan 58 inci hükümetimizi düşünce hızında bir çalışma temposu beklemektedir. Seçim çalışmalarında gördüğümüz manzaralar, aslında milletimizin içinde bulunduğu durum, izahın da çok ötesindedir. Yoksulluk, fakirliğin de ötesinde, açık haline dönüşmüş sosyal bir yara durumundadır.

3 Kasım seçimleri öncesine bakınız: Hiç kimse hayatından memnun değildi; işsizlik vardı, piyasalarda durgunluk vardı, kredi maliyeti taşınmayacak kadar artmış, faizi kabul edilse bile kredi imkânı ortadan kalkmıştı; kapasite kullanım oranları tehlike seviyelerine düşmüştü; tekstil sektörü, demir-çelik sektörü, imalat sanayii krizi yaşanmaktaydı; esnaf, hayatından bezmiş ve geleceğinden kuşkuluydu; işçi, memur ve emekli, umutsuzluk içindeydi; özel sektör ve devlet yatırımları âdeta durmuştu; dış piyasalardan kredi bulmak zorlaşmış ve kredi faizleri de dünya piyasalarının 3 ya da 4 misline yaklaşmıştı; Hazine, ancak, çok yüksek faizlerle borçlanabilmekteydi; özelleştirme durmuştu; yabancı sermaye yatırım yapmak için çekinmekteydi; sermaye ürkmüş, kaçmış ve gelecekle ilgili karar aşamasındaydı; devlet, bankalara ve piyasalara borçlu, devlet bankalarının verdiği görevlerin maliyetlerini karşılayamayacak durumdaydı.

Değerli milletvekilleri, ne olmuştur, neden olmuştur, kim yapmıştır; biz, bunları, artık, sorgulamıyoruz; geleceğe bakıyoruz. Dolayısıyla, AK Parti olarak, yepyeni bir ak sayfa açtık.

İnsanımız, onurlu ve gururludur; derdini başkasıyla dahi paylaşamayacak kadar da duygusaldır. Bizler, aç kalmış, muhtaç olmuş; ama, gururundan kimseye bir şey söylememiş bu insanların oylarıyla, onların umudu olarak bu sıralara geldik; bunu, hiçbir zaman unutmayacağız. Onun için, her sorunla uğraşırken öncelikli konumuz yoksulluğun giderilmesi olacaktır. Bu konuda, sivil toplum örgütlerinin, devletin ve bütün herkesin topyekûn bir seferberlik halinde olması gerekmektedir. Bu maksatla, üzerinde çalıştığımız ve fakirlerin işadamı yapılması esasına dayanan mikro krediyle ilgili çalışmalarımız da son aşamaya gelmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; güçlü bir ekonominin güçlü ayaklarından birisi, güçlü bir kamu maliyesine sahip olmaktır. Ekonomik programların, siyasal tercihleri yansıtan çok önemli belgeler olduğunu biliyoruz. 58 inci hükümetin önünde duran sorunlar, ülkemizin yeni bir yol açılımına olan ihtiyacını zaruret haline getirmişti. Program stratejimizi ve acil eylem planımızı bu zaruret üzerine kurduk. Stratejik düşünce ve planlarımızı bu zaruretin icaplarıyla dokuduk, sorumluluk aldık, halkımızdan fedakârlık istedik. Ülkemizin gücü ve fırsatları hepimize sorumluluk yüklemektedir. Gencimiz, yaşlımız var, işsizimiz var, memurumuz, esnafımız var; hepsinin sorunları var; ancak, halk, sorumluluk alana güvenirse, sorumluluk, halkla paylaşılır hale gelir. Bu bütçe uygulamasının en önemli lokomotifi, halkımızın hükümete duyduğu güvendir; zorlukları yenmede en değerli anahtar budur. Bu anahtar, artık, büyük amaçlara açılmamızı sağlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, milletin bize verdiği güçten başka bir güce hiçbir şekilde ihtiyacımız yok. Yeni bin yıl Türkiye'ye çok şey vaat ediyor; çünkü, Türkiye, kayda değer çok önemli bir dönemden geçiyor. Doğru tercihler yaparak ve disiplinli yaklaşımlarımızı sürdürerek hedeflerimize varacağız. Dün bir yol haritamız vardı, bugün ise elimizde sahip olduğumuz ilk somut sonuçlar var. İyiyi ve doğruyu bulmak için, gerçekten çok şansımız var. Büyük hedeflere adım adım ulaşacağımız inancımızın tanığı, insanlık tarihidir. Bizler, bugünleri bu yolun sadece ilk adımları olarak görelim ve inançla yürüyelim. Hükmeden değil, hizmet veren, vatandaşın gönülsüz itaatini değil, memnuniyetini ve gönülden katılımını gözeten bir kamu kültürü anlayışını getiriyoruz. Artık, geçmiş, bizim için, ders çıkaracağımız bir aynadır. Siyasî çalışmalarda insan unsuru sürekli ihmal edilmiştir. Önce milleti kurtarmadan devleti kurtarmanın mümkün olmadığı anlaşılamamıştır. Mevcut kamu yönetimi sistemimizin vatandaşı bunaltma, onun önünü kesme, vatandaşın girişimlerini dumura uğratma bakımından fevkalade etkin olduğu da bir gerçektir. Bu durumu görmek için, vatandaşımızın emniyet, adliye, eğitim, sağlık, maliye ve diğer kuruluşlarla münasebetlerinde yaşadıklarına bakmak yeterlidir. Asırlardır "Allah devlete zeval vermesin" diyen milletimiz, sonunda "Allah devlet kapısına düşürmesin" deme noktasına gelmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi, bu vahim mantık hatasını süratle düzeltecek ve kamu yönetimi sisteminin DNA'sını, özünü, işleyişini ve mantığını değiştirerek halka dönük bir yönetim anlayışını mutlaka gerçekleştirecektir.

Değerli milletvekilleri, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet, insanımızı temel hak ve hürriyetlerle donatma projesiydi; biz, bunu böyle algılıyoruz. Kamu yönetimi sisteminin asıl görevi vatandaşı korumaktır, onun huzur, refah ve mutluluğunu sağlamaktır. Halbuki, kamu yönetimi bizde, kendi vatandaşını neredeyse tehlike olarak görme eğilimindedir.

Devlet-vatandaş ilişkileri çerçevesinde dikkatinize getirmek istediğim bir diğer konu da kötü muameledir. Devletin görevi, hak ve özgürlükleri yasalarla güvence altına almak ve korumaktır. İnsanımızın inanış, düşünüş ve yaşayışındaki farklılıkları sonuçlarıyla birlikte kabul etmenin, insanımızı birbirine ve devletine yaklaştıracağını bilmeliyiz. İnsanların hassasiyetlerini dikkate almalı, başkalarının uğradığı haksızlığa tepki göstermeyi engellemek yerine teşvik etmeliyiz. İçeride bir bütün olarak, tüm insanlarımızla barışmalı ve kucaklaşmalıyız. Tarihimizle barışmalı, onu ne inkâr etmeli ne de ondan korkmalıyız. Tüm komşularımızla ilişkilerimizi geliştirmeli, sorunlarımızı barışçı yollarla çözmeliyiz. 58 inci hükümet olarak, gücümüzü milletimizden alarak geliyoruz. Bizim milletimizin desteğinden başka bir dayanağa ihtiyacımız yoktur. Bu çerçevede, son günlerde tartışılmakta olan muhtemel Irak gelişmelerinde bakış açımızın da, yine, milletimizin menfaatları istikametinde olacağından hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın. Komşumuz olan Irak'ta barışçı bir çözümün gerçekleştirilmesi temel önceliğimizdir.

Değerli milletvekilleri, Kopenhag Zirvesinde, başta Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Sayın Abdullah Gül'ün mükemmel performanslarıyla, yine, başta Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal ve Cumhuriyet Halk Partisi ile sivil toplum kuruluşlarının işbirliği sonucu, ilk defa somut bir hedef ve tarih belirlenmiştir. Bu somut hedefe ulaşmak için önümüzde kısa bir zaman vardır. Bu maksatla, düşünce hızında çalışmalıyız. Diğer taraftan, Avrupa Birliği kriterlerinin, cumhuriyetimizin, Anayasada tespit edilen temel niteliklerine ters düşmeyip, onları güçlendiren esaslar olduğunu görmeliyiz.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; dünyadaki ekonomik durum: Avrupa Birliği, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Alanı ve Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği, bölgesel entegrasyonların en büyükleri ve dünya ticaretinde en çok söz sahibi olanlarıdır.

İnsanlarımızın bu refah artışından hak ettikleri payı alabilmeleri bakımından, gelir dağılımında da adil olunması gerekmektedir. Millî gelirdeki büyüme istikrarsız ve dalgalı bir yapıda seyretmektedir. Büyümenin istikrarlı, paylaşımın daha adil olduğu durumlarda sosyal sorunlar azalmakta, bu da gelişme için daha uygun bir ortam hazırlamaktadır. Sürdürülebilir hızlı bir büyümenin sağlanması, toplumun refah seviyesinin yükseltilmesi, gelir dağılımının iyileştirilmesi ve istihdamın artırılması, ekonomideki kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasıyla mümkündür. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçişi sağlayacak politikalara mutlaka öncelik verilecektir.

Üretimin ve istihdamın artırılması, ihracatın canlandırılması, bölgelerarası kalkınmışlık farkının azaltılması ve gelir dağılımının bozulmasına sebep olan faktörlerin elimine edilmesiyle ilgili çalışmalar devam ettirilmelidir.

Bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmalardan da anlaşılacağı üzere, ülke kaynaklarının ekonomiye kazandırılması, hükümetin en önemli ve öncelikli hedefi olmuştur. Kaynakların geliştirilmesi ve üretim seferberliğinin oluşturacağı gelir artışları yanında, kamu maliyesinde israfın önlenmesi, malî disiplinin sağlanması yoluyla oluşturulacak ilave kaynaklarla, kamu yatırımlarını arzulanan düzeye çıkarmak istiyoruz. Yatırımlar için gerekli kaynakların ayrılması kadar önemli olan bir diğer husus da, bu kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasıdır. Hükümetimiz, yatırım hamlesini, özel ve kamu kesimiyle birlikte, el ele ve birlikte gerçekleştirecektir. Bu çerçevede, üretim ve istihdam açısından büyük bir potansiyele sahip olan KOBİ'leri, ekonomideki ağırlıklarıyla orantılı olarak teşvik etmek için çalışmalarımız devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, esnaf ve sanatkârlar ile KOBİ'ler, ülkemizde üretimin yüzde 37'sini, istihdamın yüzde 45'ini, ihracatın yüzde 8'ini sağlarken, toplam kredilerden sadece yüzde 3 oranında pay almaktadır. Bu sebeple, öncelikle, mevcut teşvik sistemi değiştirilerek, esnaf ve KOBİ'lerimize yönelik, gelişmiş Batı ülkelerindeki çağdaş destekleme modelleri hükümetimizce uygulamaya konulacaktır.

---

**Kaynak gösterme:** Aziz Akgül (AK Parti, Diyarbakır). “Ek bütçe”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/aziz-akgul-22-2002-12-26-ek-butce (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
