# Çanakkale zaferi münasebetiyle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Azmi Ateş (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim
- **Tarih:** 15 Mart 2007
- **Gündem:** ÇANAKKALE ZAFERİ MÜNASEBETİYLE İLGİLİ
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c150/b076/tbmm221500760136.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/azmi-ates-22-2007-03-15-canakkale-zaferi-munasebetiyle-ilgili

> Azmi Ateş (AK Parti), 15 Mart 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇANAKKALE ZAFERİ MÜNASEBETİYLE İLGİLİ); konuşma 790 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AZMİ ATEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 18 Mart Pazar günü, Çanakkale Zaferi'nin 92'nci yıl dönümü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünya tarihinde eşi, benzeri olmayan bu zaferi bize yaşatanları şükranla, rahmetle ve minnetle anıyoruz, ruhları şad olsun.

Değerli milletvekilleri, konuşmamı daha ziyade 18 Mart 1915 tarihinde vuku bulan şanlı Çanakkale Zaferi'nin altında yatan ruha ve bu ruhun günümüze tuttuğu ışığa yoğunlaştırmak istiyorum. Ecdadımız bu zaferi, son derece mütevazı imkânlarıyla, kendisininkiyle mukayese edilemeyecek kadar güçlü ve çağın en modern silahlarıyla donanımlı olan emperyalistleri denize dökerek kazanmıştır. Mehmetçik, komutanlarıyla birlikte, vatanı için, dini için, namusu için, istiklali için hayatını hiçe sayarak gül bahçesine girercesine "Ya zafer, ya ölüm!" parolasıyla gülerek şehadete koşmuştur.

Değerli milletvekilleri, Mehmetçiğin gülerek şehadete koşmasını, Atatürk şu veciz cümlelerle ifade ediyor: "Karşılıklı siperler arasındaki mesafemiz sekiz metre, yani, ölüm muhakkak. Birinci siperdeki 1 erin hiçbiri kurtulamamacasına tamamen şehit oluyorlar. İkinci siperdekiler onların yerine gidiyor. Fakat, ne kadar özenilecek bir sükûnet ve inançla biliyor musunuz. Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir korku bile göstermiyor, sarsılmak yok. Okuma bilenler, ellerinde Kur'an-ı Kerim cennete girmeye hazırlanıyorlar, bilmeyenler, kelimeişehadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, hayran olunacak ve tebrik edilecek bir örnektir." (AK Parti sıralarından alkışlar) "Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesi'ni kazandıran bu yüksek ruhtur."

Değerli milletvekilleri, bakın, bu yüksek ruhu İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy dizelerinde nasıl dile getiriyor:

"Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.

Bu yol ki Hakk yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;

Düşer mi tek taşı sandın harimi namusun,

Meğer ki harbe giden son nefer şehit olsun.

Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,

Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa, Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar

Taşıp da kaplasa afaki bir kızıl sarsar,

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;

Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi sinede birdir vuran yürek... Yılmaz!

Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!" (Alkışlar)

Değerli milletvekilleri, aziz milletimiz bu mücadeleyi tek vücut hâlinde, düşmanla göğüs göğse çarpışarak, itilaf devletlerini tarihte görülmemiş büyük bir hezimete uğratarak kazanmıştır. Konuşmamın bu noktasında, Balıkesir-Havranlı Koca Seyit'ten bahsetmeden geçemeyeceğim: İngilizlere ait Ocean isimli zırhlı gemi, mayınlardan kurtularak, Boğaz'ı ateşe vererek İstanbul'a doğru seyrediyordu. Seyit Onbaşı, Rumeli Mecidiye Tabyasındaki ayakta kalan vinci kırılmış tek topun namlusuna 276 kilogram ağırlığındaki mermiyi bütün varlığıyla Allah'a sığınarak insanüstü bir gayretle sürmüş ve ancak üçüncü atışında Ocean gemisini batırmasıyla savaşın seyrini değiştirmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çanakkale Savaşlarında Mehmetçik olağanüstü kahramanlıklarının yanında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ateş.

AZMİ ATEŞ (Devamla) - ...savaşta yaralanan, yardıma muhtaç düşman askerlerinin bile yardımına koşmuş, yaralarını sarmış, ateş çemberi altında onları sırtında emin yerlere taşımış ve hatta, kıt kanaat hayatını sürdürdüğü yiyeceğini, içeceğini onlarla paylaşmıştır ve böylece, herkese insanlık dersi vererek dünyayı kendisine hayran bırakmıştır. Aynı zamanda, bu durum, Mehmetçiğin, savaş meydanlarında bile, Osmanlı'nın kuruluş felsefesinin temelini oluşturan "insanı yaşat ki, devlet yaşasın" anlayışına sahip çıkmasının da bir göstergesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, Mehmetçiğin bu davranışını Avustralya Genel Valisi ve eski Anzak askeri Lord Casey, nasıl dile getiriyor: "Savaşın sonunda bizler, o yarımadadan, kahraman Türk milletine duyduğumuz derin takdirle ayrıldık. Gerçekte biz kaybettik, siz kazandınız. Fakat, sonucun böyle olması, bizlerde Türk milletine olan hayranlığı artırmaktan başka bir etki meydana getirmiş değildir. Bir gün yaralılarımızı Türk siperlerine yakın ve açık bir araziden geçirerek taşıma durumunda kalmıştık. Beş altı kişilik bir müfreze bu işe giriştiği zaman Türk siperlerinden hiçbir müdahaleye ya da atışa maruz kalmadı. Türk askerleri başlarını siperlerinden çıkarmış ve tam bir insanlık anlayışı içinde onları izlemişlerdi. Sizler kahraman olduğu kadar insan ve uygar bir milletin evlatlarısınız."

Değerli milletvekilleri, Çanakkale Savaşlarında Türkler 250 binin üzerinde, düşman kuvvetleri de bundan daha fazla insan zayiatı vermişlerdir.

Değerli milletvekilleri, Çanakkale Zaferi'nin dünya ve Türkiye tarihi açısından sayısız etkileri olmuştur. Burada Türkiye'ye dönük çok önemli birkaçını ifade ederek konuşmamı tamamlamak istiyorum.

Her şeyden önce, bu zaferden dolayı Birinci Dünya Savaşı üç yıl daha fazla sürmüştür. Vatan, millet, istiklal gibi kutsallarımızı perçinleyerek Millî Mücadele'sinin kadrosunu meydana getirmiştir. Unutulmamalıdır ki, Türk milleti, İstiklal Savaşı'nı Çanakkale'nin yüksek morali ve tecrübesiyle kazanmıştır. Çanakkale cumhuriyetimizin mukaddimesidir. Evet, sevgili milletvekilleri, Çanakkale cumhuriyetimizin mukaddimesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, dost, düşman...

GÜROL ERGİN (Muğla) - "Sonuç olarak"tan önce Atatürk'e de bir gel, bir de Atatürk'ün adını an.

AZMİ ATEŞ (Devamla) - ...herkesin, önünde saygıyla, sevgiyle ve takdirle eğildiği...

GÜROL ERGİN (Muğla) - Atatürk'ün adını bir an.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Bırak Hoca ya, konuşmanın başını dinlemedin mi?

AZMİ ATEŞ (Devamla) - . . .cumhuriyetimizi kuran ve bizlere hediye eden bu yüksek ruhu daha da yüceltmeliyiz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Ayıp, yakışmıyor size ya; ayıp yakışmıyor ya, konuşmayı dinlemiyorsunuz.

GÜROL ERGİN (Muğla) - Hangimize yakışmıyor? Atatürk'ü ağzına almayanlara yakışmıyor.

BAŞKAN - Sayın Milletvekilleri, lütfen arkadaşlar... Çanakkale şehitlerimizi anıyoruz, lütfen...

GÜROL ERGİN (Muğla) - Ama, bir kere "Atatürk" diyemiyorsunuz.

AZMİ ATEŞ (Devamla) - Bunun için...

---

**Kaynak gösterme:** Azmi Ateş (AK Parti, İstanbul). “Çanakkale zaferi münasebetiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 15 Mart 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/azmi-ates-22-2007-03-15-canakkale-zaferi-munasebetiyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c150/b076/tbmm221500760136.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
