# Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 11 Haziran 2008
- **Gündem:** TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2008-06-11-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223

> Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti), 11 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK); konuşma 1.042 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 223 sıra sayılı Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın geneli üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle konu hakkında daha teknik bir konuşma yapmayı planlamıştım -olayın ekonomik boyutunun, uluslararası boyutunun üzerine fikirlerimi sizlerle paylaşacağım- ancak benden önce konuşma yapan arkadaşlarımın özellikle mütekabiliyet konusuyla ilgili gündeme getirdiği konulardan dolayı 35’inci maddenin birinci paragrafını yani değişmemiş birinci paragrafını tekrar sizlere okumakta fayda görüyorum: “Yabancı uyruklu gerçek kişiler, karşılıklı olmak ve kanunî sınırlamalara uyulmak kaydıyla, Türkiye’de işyeri veya mesken olarak kullanmak üzere, uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde bu amaçlarla ayrılıp tescil edilen taşınmazları edinebilirler. Sınırlı aynî hak tesis edilmesinde de aynı koşullar aranır. Yabancı uyruklu bir gerçek kişinin ülke genelinde edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı aynî hakların toplam yüzölçümü iki buçuk hektarı geçemez.”

Şimdi, mütekabiliyet konusundaki sınırlama zaten kanunla belli. Özellikle toprakların satılması konusunun burada gündeme getirilmiş olması hakikaten şaşırtıcı. Çünkü, onları da size bir başka verilerle ve rakamlarla anlatmakta fayda görüyorum.

Bakın, 1920 senesinden bugün 2008 senesi 29 Nisanına kadar yabancıların Türkiye’de edindiği toplam mülk 65.162 adet, bunların yüz ölçümü olarak gündeme getirdiğimiz toplam alanı da 39 kilometrekare. Çünkü Türkiye'nin yüz ölçümüyle bunları anlatacağım için kilometrekare bazlı rakamları veriyorum. Bu da Türkiye'nin toplam yirmi binde 1’ine tekabül ediyor, bırakın binde 5’leri, imara açılmış yüzde 10’lu rakamları.

Dolayısıyla, bugün için sadece ve sadece mevzi imar planlı alanların yabancıların mülk edinmesine açılması konusunda ise size söyleyeceğim çok net rakam şudur: Türkiye'nin imarlı alanı, toplam yüz ölçümünün binde 3’ü kadardır. Biz binde 3’ün içerisinde yüzde 10’luk alanlık bir sınırlamayı zaten getirdiğimizde Türkiye'nin genelinde edinilebilecek taban alanlı mülkün sayısı ve sınırı bellidir. Velev ki metrekare açısından rakamları gündeme getirdiğimizde de bu konu çok açık ve net bir şekilde kanunun içerisinde zikredilmiştir. Sayın Büyükkaya okudu, ben de ısrarla bu paragrafı tekrar okumakta fayda görüyorum: “Yabancı uyruklu gerçek kişiler merkez ilçe ve ilçeler bazında, uygulama imar planı ve mevzi imar plan sınırları içerisinde kalan toplam alanların yüz ölçümünün yüzde onuna kadar…” Bakın, bu da yüzde 10’unu alacak demek değil.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Kamuya ait yerleri çıkartın.

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) - “…yüzde onuna kadar kısmında taşınmaz ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı aynî hak edinebilirler.”

Şimdi, olayın bir gayrimenkul geliştirme sistemi olduğu konusunu gündeme getirmez isek bunun bir gayrimenkul sektörü olarak değerlendirmesini yapmaz isek olayı bambaşka bir yere çekeriz. Ama ben şimdi teknik konulara biraz daha girmekte fayda görüyorum, o da şudur: Bakın, ülkemiz 2002 yılına kadar, temelde, öncelikli tarım amaçlı büyümeyi edinmiş, yanına, 1983’ten sonra, rahmetli Özal dönemiyle birlikte sanayileşme ile tarımsal alanın büyümesini birlikte koymuş bir ülkedir. Ama sanayileşmede istediğimiz verimi, istediğimiz büyüme hızını yakalayabildik mi? Maalesef yakalayamadık. Yakalayamamamızın temel sebebi iki tanedir: Bunun birincisi, yapısal reformları zamanında ve zemininde gündeme getirip o kararları almamamız, ikincisi de ülkemizi iyi idare edemememizde yatmaktadır.

2003’lü yıllardan sonra başta otomotiv sektörü olmak üzere, bunun yanında demir çelik, gemi inşa, tekne imalatları, beyaz eşya, tekstil, konfeksiyon gibi sektörlerin de büyümesi ve sektörlere yönelik ilgi ve alakanın oluşması, Türkiye'nin, ortalama yüzde 6,7 gibi büyüme rakamlarını ortaya koymuştur. Ama yeterli olmuş mudur? Maalesef yeterli olamamıştır. Sanayileşmede yeteri kadar hızı yakalamamız yeterli olmadığı gibi, dünyadaki enerji fiyatlarının beklenenden çok çok daha yukarıya çıkmış olması, Türkiye’de ciddi bir cari açık sıkıntısıyla bizi karşı karşıya bırakmıştır. Peki, bu cari açık içerisinde oturup her gün ağlayacak mıyız, yoksa buna alternatif yeni ekonomik enstrümanlar mı oluşturacağız? Esas cevabını vermemiz gereken konu burası. Petrol rezervimiz yok. İnşallah yapılan araştırmalarla yeni kaynaklar bulabiliriz. Umarım, inşallah, ülkemizde de birçok petrol kaynağını yakalayabiliriz. Ama, bana göre -bir iş adamı kimliğiyle bunu özellikle söylüyorum- petrolün yerine Türkiye’de ikame edebileceğimiz ve cari açığımızı ortadan kaldırabilecek en önemli ekonomik enstrüman inşaat sektörü ve sanayinin yanında büyüme hızını artırabileceğimiz yabancılara mülk edindirme hakkı meselesidir. Bakın size birkaç tane rakam vereyim: Özellikle burada gündeme getirildiği için söylemekte fayda görüyorum; İspanya örneği verildi, ama İspanya turizm örneği olarak verildi. Ben size İspanya’nın Avrupa Birliği üyesi insanlarının, o ülke insanlarının kurduğu Ciudadanos Europas’a göre verilen rakamlarını söylüyorum: 2008 yılına kadar İspanya’da, ağırlığı Avrupa Birliği üyesi vatandaşlar olmak üzere, toplam mülk edinilen miktar 2,5 milyon adettir. Mülk bu, arazi değil, yazlık ve daire. Peki, ortalama ödenen rakam ne kadardır beher mülke? 250 bin euro, beheri 250 bin euro. Yani, İspanya ekonomisine Avrupa Birliği ülkeleri vatandaşlarının sadece gayrimenkul geliştirme sektörüyle sokmuş olduğu para miktarı 600 milyar eurodur. Peki, bununla sınırlı mıdır bu? Hayır. Bu 2,5 milyon insan her yıl gayrisafi millî hasılasına destek olmak üzere ortalama, yine Ciudadanos Europas’ın rakamlarına göre, yılda 20 bin euro gayrisafi hasılalarına harcama desteği vermektedir. Bu ne demek? Yılda 50 milyar euro, ekonomik olarak, İspanya’nın ekonomisine katkıyı yabancı insanlar sağlıyor demek.

Peki, Türkiye’de bu kadar ortalığı velveleye verdik; en başta, ağırlıklı Ege bölgeleri olmak üzere toplam vermiş olduğumuz, satmış olduğumuz mülk miktarı ne kadar? 64.709 tane, o bölgede. Peki, bunda da birçok yapısal reform hatamız var, kanunlarımızda eksiklikler var, işte, imar planlarımızda eksiklikler var, bunların yenilenmesi lazım ve yeniden imara açılmış olması lazım.

Bir ikinci örnek daha vereceğim size. Gezi amaçlı veya iş amaçlı mutlaka bir çoğunuz gitmişsinizdir. Bir spot örnek vereceğim size: Dubai. Bakın, 2002 senesine, 2003 senesine kadar Dubai’nin iki tane ekonomik büyüme trendi vardır: Birisi, hizmet sektörü olarak lojistik ve uluslararası dış ticarettir, re-export ticaretidir. İkincisi de turizm sektörüdür. Yani otelciliği geliştirme planlaması yapmıştır. Fakat 2003’ten sonra petrol fiyatlarının artışıyla ülkeye gelen kaynaklarla sadece Dubai… Dubai dediğimiz, bir ülke değil arkadaşlar; Dubai dediğimiz, bir şehir, bir çöl. Sadece çölü topraklaştırmak, yeşillendirmek gayesiyle planladıkları gayrimenkul sayısı yılda ortalama 150 bindir. 2003-2008 arası Dubai’de yabancılara satılmış olan toplam mülk miktarı 930 bin adettir. Kim aldı bunları? İranlı aldı. Kim aldı? Amerikalı aldı. Kim aldı? Avrupalı aldı. Belki de birçok Türk kişi de aldı. Ne yaptı? Bir de oturum yetkisi verdi. Şimdi oturum yetkiniz var, bir de mülkünüz var, gidiyorsunuz oraya, harcama yapıyorsunuz. İşte, ben bu noktada, özellikle Avrupa Birliğinin tam üyeliği sürecini yaşadığımız bir noktada elimizde iki tane güzel imkân olduğunu sizlere hatırlatmakta fayda görüyorum.

Bunun bir tanesi turizmdir. En çok Avrupa’dan insan Türkiye’ye geliyor. Bizim en güzel reklamımız, Türkiye’de güzel hizmet verdiğimiz, güzel yemekleri yediği, güneşi, kumsalı vesairesi ve güzel de ilgi, alaka gören kişinin kendi ülkesine döndüğünde o ülkesinde yapacak olduğu PR çalışmasıdır.

İkincisi de, yine Avrupa Birliği ülkelerinin -özellikle altını kalın kalemle çiziyorum- “soğuk iklim ülkeleri” dediğimiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2008-06-11-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
