# Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2008
- **Gündem:** ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:249)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2008-07-08-elektrik-piyasasi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai

> Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti), 8 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:249)); konuşma 1.024 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları doğrultusunda şahsım adına geneli üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İnsanoğlunun kısa dönemli de olsa olmazsa olmaz iki tane şeye ihtiyacı vardır. Bunlardan bir tanesi havadır, bir tanesi de sudur. Ancak gelişen teknoloji, yaşama standartlarındaki son dönemlerdeki ihtiyaçlarımızın çeşitli yerlerden karşılanıyor olması bu olmazsa olmazlarımıza bir tane daha kelimeyi ilave etmiş, bu da hepimizce malum olan “enerji” kelimesi.

20’nci yüzyılın, tarım, sanayi, teknoloji ve iletişimle beraber son bulduğu ve 21’inci yüzyıla geçiş yaptığı dönem içerisinde genel olarak 21’inci yüzyıla bir baktığımızda “Acaba, 21’inci yüzyıl nasıl bir yüzyıl olarak geçecek, gündemimizi neler meşgul edecek?” diye baktığımızda burada da üç tane önemli kavramla karşı karşıya kaldığımız muhakkak. Bunların en başında yine, olmazsa olmaz, enerji, arkasından, önümüzdeki süreç içerisinde bizi son derece etkileyecek olduğuna inandığım tarım ve üçüncü olarak da güvenlik sektörleri gelecek. Ama bu üç tane kavramı genel olarak değerlendirdiğinizde “Hangisinin hangisine ihtiyacı vardır, ikisi birbiriyle uyumlu mudur uyumsuz mudur?” dediğinizde tarım ve güvenliğin yine enerjiyle iç içe olduğu, enerji olmadığında tarımın olamayacağı, enerji olmadığında güvenliğin olamayacağı bir yüzyılın yaşanacağı da muhakkaktır, hatta hepinizin çok yakinen hatırlayacağı bir konuyu tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum: Biliyorsunuz geçtiğimiz yıllarda Kanada’nın Toronto eyaletinde dokuz saat süreyle elektrik kesintisi olmuştu. Bu dokuz saatlik elektrik kesintisi olduğunda bütün insanlar feryadı figan etti ve hatta arkasından yapılan istatistiklerde bazı insanların “Toronto’da yaşamanın artık uygun olmayacağı” bir başka yere ikamet olarak göç etmelerinin düşüncelerini paylaştıklarını görüyoruz kamuoyuyla.

Yine çok yakinen hatırlayacağınız -yine birkaç sene önce- New York şehrinde üç dört saatlik bir enerji santralinin elektrik kesintisinin getirdiği rakamsal boyut hâlâ hesaplanabilmiş değil. Ne tip sıkıntı getirmiş? Kapkaçlar anında artmış, bütün dükkânlarda yağmalamalar başlamış, arkasından, hastanelerde insanlara müdahale edilemediği için bu kadar kısa süreç içerisinde ciddi derecede ölüm vakalarıyla karşılaşılmış, trafikteki yaşanan keşmekeşten dolayı kalp hastaları trafik içerisinde vefat etmek durumuyla karşı karşıya kalmış, okullarda eğitime birkaç gün ara verilmiş, hepsinden önemlisi, New York bir finans merkezi olduğu için finansal piyasalar bir haftada kendisine gelememiş.

Şimdi, bugün konuşmuş olduğumuz bu konu, özellikle dikkat etmemiz gereken nokta şuradakidir ki bu iş siyasi bir konu olmaktan çıkmıştır. Şu anda kendisi burada yok, partiler adına ilk görüşmeyi DTP adına Hasip Kaplan yapmıştı, çok güzel bir cümle kullandı, aynı cümleye ben de katıldığım için aynı ifadelerle söylemek istiyorum: “Enerji politikası partiler üstü bir politika olarak ele alınmalıdır.”

Doğrudur, muhalefet olarak iktidarın yaptıklarını tenkit etmek çok doğal hakkınızdır. Hatta geçen hafta burada bir kanun görüşülürken bizim bir milletvekili arkadaşımızla MHP’den bir milletvekili arkadaşımız -halef selef olanlar- rakamlarla, birbirleriyle burada güzel konuşmalar yaptılar. Ben de bütün rakamlara aynen katılıyorum ancak yaptığımız nokta şu: Biz iktidar olarak her şeyi tozpembe göstermek durumunda kalmamalıyız, muhalefet de yapılmış olanları “hiç” sayarak bütün her şeyi tenkit etmemeli.

Dolayısıyla, gündemimize aldığımız konularda, enerji politikasında yapmamız gerekenlerde her şeyi çok doğru yapabildik mi? Belki yapamadık ama ben bu konunun, kanunun çalışmasına baştan beri katılan bir arkadaşınız olarak şunu söyleyebilirim: Dünyadaki bütün ülkelerin enerji politikalarını incelerken özellikle petrol fiyatlarında yaşanan son yıllardaki anormal artışın bir öngörü olarak hiç kimse tarafından değerlendirmeye alınamadığı için bütün ülkeler aynı krizi bizimle beraber yaşıyorlar maalesef. Dolayısıyla, “enerji” dediğiniz, enerji…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Biz ultra yaşıyoruz, ultra!

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) – Yani bizim gibi ultra yaşayanlar, hatta ultra lüks yaşayanlar da var, ama mesele şudur: Bu hadise hakikaten son derece önem arz eden bir hadisedir.

Yine size bir örnek vereceğim: Biliyorsunuz, 22’nci Dönemde çıkartılan ve en önemli kanunlardan bir tanesi olduğuna inandığım Yenilenebilir Enerji Kanunu var, özellikle, rüzgâr, jeotermal ve küçük HES’lerle ilgili hakikaten çok ciddi ivme kazandırmış bir kanun. Arkasından Jeotermal Yasası var ve şu anda bu kanunu takip eden yenilenebilir enerjiyle ilgili tekrar üzerine düşeceğimiz ve çok önemsediğimiz, başta güneş olmak üzere, güneş enerjisinden istifade etmek üzere, diğer yenilenebilir kaynakların da çok daha aktif hâle gelebileceği kaynak çalışmalarını bir taraftan yapacağız.

Ancak, 1990’lı yıllarda -sizler de gittiğinizde görmüşsünüzdür Almanya’da, Hollanda’da, Danimarka’da, rüzgâr enerji santrallerini- rüzgâr santrallerini üreten firmaların tamamı, Almanya’da, çok yüksek maliyetli fiyatlarla ürettikleri için, pazar bulamadıklarından dolayı iflas etmek durumuyla karşı karşıya kalmıştır ve bütün rüzgâr enerji santrallerini, o türbinleri üreten firmalar da kapatmıştır ve rüzgâr enerji yatırımları da 90’lı yılların başında birden durmuştur. Fakat, 95’li yılları takip eden dönemde, özellikle Avrupa’nın kendi yer altı kaynakları, petrol rezervleri olmadığı için “yenilenebilir”e yönelik olarak yeniden bütün hadiseler masaya yatırılmış, iflas eden firmalar Almanya Hükûmeti tarafından yeniden canlandırılmış ve rüzgâr enerjisi özel teşvik kapsamı içerisine alınarak rüzgâr enerjisi yatırımı yapanlar ve mekaniklerini üretenlere özel kanunla yetki verilmiştir ve bakın, o hâliyle iflas etmiş diye gözüken sektör aradan geçen çok kısa zaman zarfında, 2007’li yıllara geldiğimizde, 28 bin megavat enerjiyi sadece rüzgârdan üretebilecek konuma gelebilmiştir.

Şimdi, bizim bunlardan ders almamız gerekiyor. İşte güzel örnekler önümüzde var: Mesela, biz hükûmete gelmeden önce 22’nci Dönemde –başında- toplam rüzgâr enerjisi olarak kurulu gücümüz 17 megavattı, bu yıl itibarıyla 333 megavata çıkmışız, yıl sonu itibarıyla 450 megavata tamamlayacağız. Ancak geçen yıl itibarıyla yapılan müracaatları eğer nazarıitibara alırsak da rakama baktığımız zaman, hakikaten şaşırtıcı ve ürkütücü bir rakamla karşı karşıyayız. Her ne kadar çakışan bütün müracaatları nazarıitibara alsakda toplam 74 bin megavat rüzgâr santraliyle ilgili müracaat yapılmış. Şimdi bunların eliminasyonunu yaptığımız zaman bile geldiğimiz noktada şunu görebiliyoruz ki en az 10’la 12 bin megavatlık, önümüzdeki on-on beş yıllık periyotta, sadece rüzgâr enerjisinden enerji üretme imkânımız olacaktır.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ali Bey, bunları siz yapmıyorsunuz, iktidar yapmıyor, kamu yapmıyor!

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) – Aynı şekilde, kömüre dayalı termik santraller konusuyla ilgili yerli kaynakların yeniden hayata geçirilmesi ve bu termik santraller için özel teşvik sistemleri getirerek dışa bağımlılığı minimize edecek çalışmalar da, özellikle önümüzdeki çok kısa süre içerisinde gündeme gelecek Yenilenebilir Enerji Kanunu içerisinde, az evvel söylediğim Yenilenebilir Enerji Kanunu’yla ilgili tekrar gündemimize taşınacaktır.

Ancak özellikle şunu vesile bilerek, başta siz değerli milletvekillerine ve halkımıza özellikle seslenmek istediğim bir konu vardır. Türkiye’de iki tane önemli konuyu gündemimize taşımamız lazım. Bunlardan bir tanesi, kayıp kaçak konusu. Kayıp kaçak konusunda, yanı başımızdaki komşumuz veya bir başka sanayici veya bir başka ev halkı eğer kasıtlı olarak enerjiyi kabloyu bir başka yerden çevirerek tüketiyor ise ve biz de buna vâkıf isek ve ilgili mercileri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize). “Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)”. TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2008-07-08-elektrik-piyasasi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
