# Çek kanunu tasarısı hakkında (s.s.445)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 10 Aralık 2009
- **Gündem:** ÇEK KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.445)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2009-12-10-cek-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-445-2

> Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti), 10 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEK KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.445)); konuşma 625 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında kanunun geneli üzerine söz aldığımda eksik kalan konularımı bu maddelerin arasında paylaşmak istiyordum sizinle, fakat daha sonraki süreler içerisinde konuşma yapan değerli milletvekili arkadaşlarımızın söyledikleri ifadelerin birçoğuna cevap verme gereği hasıl olduğu için onları kısaca değerlendirmekte fayda görüyorum. Sonraki maddelerde, inşallah, eksik kalan kısımları da tamamlamaya çalışacağım.

Söz söylemek çok güzel bir şeydir, sözün nereye gittiği önemlidir ve söylenen sözlerin içerisinde somut delillerin yanında çözüm önerilerinin de beraberinde gelmiş olması hem bizler açısından hem ülke açısından hem de vatandaşlarımız açısından önemlidir.

Arkadaşlarımız, burada, gelip konuşma yaparken “Bu işi çok önemsiz bir olaymış gibi gösteriyorsunuz. Dolayısıyla, ülke yanıyor, yangın var. Bu yangının içerisinde, siz bu kadar işi önemsiz hâle getirerek işi çok egzajere ediyorsunuz.” gibi ifadeler kullandı. Burada, hiç kimse bu işin önemsiz bir şey olduğunu söylemedi. Önemsiz bir işin zaten burada kanun olarak yeri de yok. Geldi, görüşüyoruz, bir ihtiyaçtır; ihtiyaca göre gereken konuları masaya yatırıyoruz ve çözümlerini arıyoruz. Ama, burada öyle ifadeler dinledim ki, sanki bu ülkede öyle bir ekonomik model olmalı veya ekonominin çok çok güzel olduğu bir dönemde sanki hiç karşılıksız çek olmayacakmış veya çek kesip de bunu ödemeyecek insan var olmayacakmış gibi hava da estirildi. Dünyanın ekonomik düzeninin en iyi olduğu dönemlerde bütün ülkelerde karşılıksız çekler vardır, ama bunun rakamı yüzde 1’dir, yüzde 3’tür, 5’tir, 15’tir ama vardır. Dolayısıyla, bunu ortadan kaldırabilmeye yönelik ekonomik tedbirler de mutlaka onunla beraber gelecek olan şeylerdir. Ama, ekonominin iyi olması karşılıksız çek olmayacağı anlamına gelmez. Dolayısıyla, iki şeyi bu anlamda birbirinden mutlaka ayırt etmemiz lazım.

Sayın Mehmet Ali Susam “Sana cevap vereceğim.” dedi. Sevdiğim bir arkadaşım, komisyon arkadaşım. “Dışarıya çıkma, ben buradayım.” dedim, ama benim hakkımda konuştu ve kendisini göremiyorum. İlk önce benim rakamlarla ne kadar iyi haşır neşir olduğumu çok iyi bilir. Ben, Rize’de ne kadar esnaf olduğunu çok iyi bilirim. Söylediğim rakamların da çok arkasındayım. Benim söylediğim rakam esnaf odalarına kayıtlı esnaf sayısıdır ve şu andaki aktif sayı ayrı şeydir, kayıtlı sayı ayrı şeydir.

Bunun yanında, Sayın Susam’ın “Çek Yasası’nın buraya getirilmesinin hiçbir anlamı yok. Sadece, hapishanelerde yer kalmadı. Onun için buraya böyle bir kanun maddesini getirdiniz.” dediğini tekrar hatırlatıyorum. Bu kanun dört ana içerik olarak buraya gelmiştir:

Birincisi, Ceza Yasası’na uyumdur.

İkincisi, bankalara özel sorumluluk yüklemeye yöneliktir.

Üçüncüsü, kayıt dışılığı ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerdir.

Dördüncüsü de, şu anda hukuki açıdan içeride bulunan ve 2.172 kişi olduğu söylenen insanlara yeni bir çıkış kapısının hazırlanmasıdır.

Ne demek, hiçbir gayesi yok da bu kanun buraya geldi? Üstelik hapishanelerde yer olmadı dediğiniz, 117 bin tane şu anda tutuklu ve hükümlü var. Bunun içerisinde 2.172 kişi yüzde 1,85’idir. Yani yüzde 1,85’ten dolayı hapishanelerde yer kalmadı, onları çıkartalım, yeni tutuklu alacağız anlamında bir ifadenin gündeme gelmesi de hakikaten çok doğru bir ifade tarzı değildir.

Ben hukukçuluğuna gerçekten inandığım, güvendiğim, buradaki ifadelerinden dolayı kendisini takdir ettiğim Sayın Ali Rıza Öztürk’e de bir iki tane ifadede bulunmak istiyorum.

Bize çok güzel, bir kambiyo ve bono rejimi ve çek açısından hukuki olarak neyin ne manaya geldiğini anlattı. Doğru, bütün altına ben de imza atıyorum söylediği ifadelerle. Ancak, kendisi de hukukçu, ben şimdi bir çek mudisi olarak onun hukuk bürosuna gidiyorum; hukuk bürosu olarak, borçlu bir insanın çekini mi almayı arzu eder, yoksa alacaklı bir kişinin çekini mi almayı tercih eder?

İkincisi, alacaklı kişi geldiğinde, elinde çek mi olmasını arzu eder, bono mu olmasını arzu eder?

Üçüncüsü, çekini alacak için tahsile veya icraya gittiğinde, insanın o borçlu olan kişiye “Ben seni hapse falan attırmayacağım ha, sakın hiç öyle bir derdin olmasın. Ben sadece bu paramı almaya geldim, keyfin nasıl bilirse böyle yaşa.” mı der?

Dolayısıyla, bono ve çek meselesi gündeme geldiğinde unutmamamız gereken en önemli işlerden bir tanesi piyasa teamülleridir ve piyasa teamülü de hukukun en önemli ifadesidir. Piyasa teamüllerinde çek, ibraz edildiğinde itibarlı bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize). “Çek kanunu tasarısı hakkında (s.s.445)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2009-12-10-cek-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-445-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
