# Avusturya cumhuriyeti bulgaristan cumhuriyeti macaristan cumhuriyeti romanya ve türkiye cumhuriyeti arasında nabucco projesi hakkında anlaşmanın onaylanması (s.s.447)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mart 2010
- **Gündem:** AVUSTURYA CUMHURİYETİ BULGARİSTAN CUMHURİYETİ MACARİSTAN CUMHURİYETİ ROMANYA VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARASINDA NABUCCO PROJESİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASI (S.S.447)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2010-03-04-avusturya-cumhuriyeti-bulgaristan-cumhuriyeti-macaristan-cumhuriyeti-r

> Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti), 4 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVUSTURYA CUMHURİYETİ BULGARİSTAN CUMHURİYETİ MACARİSTAN CUMHURİYETİ ROMANYA VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARASINDA NABUCCO PROJESİ HAKKINDA ANLAŞMANIN ONAYLANMASI (S.S.447)); konuşma 1.115 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 447 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili olarak geneli üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, benden önce gerek Sayın Demirkıran gerek Sayın Bakanım birçok konuda açıklamalarda bulundu ama teknik konularla ilgili, onların içerisinde zikredilmemiş konuları gündeme getirmek, olayın biraz daha objektif olarak uzun vadeli projeksiyonda Türkiye’ye neler kazandırıp kazandıramayacağı konularındaki fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum ancak buna başlamadan önce bir yanlış anlaşılmayı veya ismin nereden nüfuz ettiği konusuyla ilgili bir eksikliği de ortadan kaldırmak için Nabucco’nun nasıl isimlendirildiğini de size anlatmakta fayda görüyorum.

Nabucco Projesi, ilk önce 2003 yılında Almanya’yla Avusturya’nın, iki ülkenin gelecekteki doğal gaz veya enerji ihtiyaçlarını nazarıitibara alarak prensipte İran ve Irak’la ortak geliştirilebileceği ve Babil bölgesinden taşıtılması düşünülen doğal gaz çalışmasıyla başlamış ve dolayısıyla, Babil bölgesinin de tarihe nüfuz etmiş en önemli kralı “Nabukodonosor” ismindeki bir şahıs. Hatta Verdi’nin operasında, özellikle onunla ilgili bir opera da bestelenmiş. Dolayısıyla, “Nabucco” ismi, sonu “corporation” olan kısımdaki, baştaki “Nabuc” kısmı “Nabukodonosor” isminden kaynaklandığı için en azından bu düzeltmeyi ve bilgilendirmeyi yapmakta da fayda görüyorum.

O zaman dikkat ederseniz Almanya ve Avusturya ilk önce bu işe başlıyor, yine aynı 31 milyar metreküplük bir taleple başlıyor fakat bunun yanına özellikle hattın geçecek olduğu ülkelerin, işte Türkiye gibi, Romanya gibi, Macaristan gibi ülkelerin bu işe mutlaka dâhil edilmesi gerekliliği ön plana çıktığı için arkasından gelişmeler, görüşmeler birçok noktalara kadar taşınıyor. Bunun içerisine Rusya dâhil olmak istiyor, İran projenin içerisinde yer almaya devam etmek istiyor, vesaire -ona girersem çok uzun bir tarihî hikâyesi var- ama temel nitelikte, en sonunda altı ortaklı beş ana ülkeyi doğal gaz tüketimi olarak ilgilendiren bir Nabucco Projesi son hâline gelmiş oluyor. Şimdi, bu noktada -Sayın Demirkıran da açıkladı- işte, toplam yatırım miktarının yaklaşık 8 milyar euro civarında olacağını, Türkiye’den geçen kısmının da 2 bin kilometre yani toplam yatırım miktarının üçte 2’sinin Türkiye sınırları içerisinde olacağını söyledi. Tamamen doğru, 5 ile 5,5 milyar euro arasında çok ciddi bir altyapı yatırımı ve malzeme yatırımıyla birlikte oluşturulacak bir proje ama burada unutulmaması gereken bir nokta: Bugün kabul edecek olduğumuz bu kanun da elli yıllık bir kanun yani sistem devreye girdikten sonraki süre içerisinde, Türkiye, aynı zamanda bu sistemin geçişinden dolayı elli yıl süreyle kira gelirini almaya devam edecek bir ülke. Dolayısıyla, olayı sadece bugün itibarıyla değerlendirmek bu anlamda yanlış olur. Birinci nokta bu.

İkincisi, bence dikkat etmemiz gereken en önemli konulardan bir tanesi, Avrupa’nın gelecekteki ciddi miktardaki doğal gaz ihtiyacının ne olduğu konusudur. Sayın Bakanım da az evvel söyledi, 2030 yılı itibarıyla, bugünden 2030 yılına, yani yirmi yıl sonrasına, Avrupa ülkelerinin minimum doğal gaz ihtiyacı yaklaşık 150 milyar metreküp yani bugünden itibaren 150 milyar metreküp daha ihtiyaçları var. Bu, şu demek: Mevcut, şu anda Türkiye'nin bugün itibarıyla kullandığı miktarın 4 katına daha 2030 yılında ihtiyaçları var. Peki, mevcut, bu imzalanan anlaşmayla Avrupa’ya transfer edilebilecek doğal gaz miktarı ne kadar? 31 milyar metreküpün yarısı yani Türkiye isterse yüzde 50’lik kısmını alabiliyor yani 15 milyar metreküp ancak transfer edebiliyoruz. Dolayısıyla, önümüzdeki süreç açısından baktığımızda, Avrupa’nın ihtiyacı olan doğal gaz miktarının, şu imzalayacağımız anlaşma sadece yüzde 10’luk kısmını telafi edebiliyor. Yani dolayısıyla, Rusya’nın Ukrayna bacağıyla yapacak olduğu yeni çalışmalar veya Nabucco Projesi’nin önümüzdeki yıllarda katma değer olarak oluşturacağı 2015, 2020, 2025 yıllarındaki getirilerini hesap ettiğimizde, bazı anlaşmalar vardır; hani tarihe güzel güzel imzalanarak, nakışlarla imza atılmış olur anlaşmalar, bu anlaşma öyle bir anlaşmadır yani bir şeylerin en önemli başlangıcı noktasıdır.

Arkadaşlarımız haklı olarak “Bu anlaşma bize neler getiriyor, neler sağlıyor, taraf mıyız, değil miyiz, Avusturya isterse bunu yapabilir, yapamaz mı?” gibi ifadelerde bulundular. Bu çok yanlış ve eksik bir ifade. Özellikle bürokrat arkadaşlarla da o maddeye tekrar, yerinde, bizatihi bakmak istedim.

Şimdi, biliyorsunuz, biz bir anlaşmayı Parlamentodan geçiriyoruz. Bir de bu işin içerisinde altı tane şirketin kendi arasındaki, konsorsiyum ortaklığı statüsünde imza ettiği anlaşma var. Bu anlaşmanın ana hükmü, hangi konuda olursa olsun, oy birliği olmadan hiçbir konuda karar alınmayacağıdır. Yani hangi konuda olursa olsun, “ortak” sıfatıyla BOTAŞ’ın “Ben bunu kabul etmiyorum.” veya “Onay vermiyorum.” dediği hiçbir anlaşmanın hükmü yoktur. O zaman, başka bir tarafın sizin hakkınızda hüküm koyması veya sizin aleyhinize herhangi bir uygulamayı gündeme getirmesi diye bir şey söz konusu değildir.

Aynı zamanda, unutmayın ki bütün sistemin ilk çıkacağı merkez, Azerbaycan’dan sonraki ana nakil hattı tamamıyla Türkiye’dedir. Yani eninde sonunda, tavuk mu yumurta mı hikâyesi, meselesi gündeme geldiğinde, Türkiye, buradaki, hangi şartta olursa olsun, hem jeopolitik konum açısından hem coğrafi konum açısından hem de gelecekteki ihtiyaçlar açısından baktığımızda, en kritik ülkedir.

Ama, tabii, kritik ülke olmak demek işi bitirmiyor. Yani öbür ülkeler de aynı zamanda tüketici ve market. Yarın, bunun içerisinde, dikkat edin… Ben Sayın Bakanım konuşurken anlatacak diye düşünüyordum, hatırlarsanız, Sayın Putin ile Başbakanımızın görüşmesi yine doğal gaz görüşmeleri çerçevesinde yapılırken, özellikle İtalya’dan Sayın Başbakan Berlusconi, bu anlaşmaya dâhil olmak suretiyle, aslında bu projenin içerisine İtalya’nın da dâhil edilmesini ısrarla istemiştir. Niye? Çünkü geçen sene yaşanmış doğal gaz krizi meselesi, İtalya’yı gelecekle ilgili son derece ciddi problemlerin yaşanabileceği noktasında uyarmış bir gelişme olarak değerlendirilir.

Slovakya’nın, aynı zamanda Sırbistan’ın -bakın, bu anlaşmaların içerisinde olmayan ülkeleri söylüyorum size- Hırvatistan’ın geçen seneki kış döneminde yaşamış oldukları problemleri şöyle bir düşünürseniz, Nabucco Anlaşması’nın önümüzdeki süreç içerisinde Türkiye’ye sağlayacağı avantajların, mevcut, şu konuştuğumuz konuların en az 5 kat-10 kat daha önemli konular olduğunu, bu anlamda oluşturacak olduğu istihdam katkısını, kira geliri katkısını, teknolojiye, katma değer olarak kullanılacak malzemelere getirecek olduğu katkıyı, az evvel gündeme getirilen binlerce kaynakçı istihdamını da düşünürsek, son derece önemli bir proje olduğunu unutmamamız gerekir.

Bir diğer konu da bu olayın kredilendirme konusudur. Ben, kredilendirme konusunda, şu anda bankaların, çeşitli fonların uluslararası arenada kaynak dağıtmak için yatırım aradığı bir noktada, en önemli girdi kalemi dediğimiz enerji, su, telefon ve doğal gaz gibi, yani gelir getiren, sürekli akarı olan sistemlere her türlü kaynağı vermek için aslında sıraya gireceklerini ve hatta, rakamların, maliyet rakamlarının son derece minimize rakamlar olacağını da söylemekte fayda görüyorum.

Bunun yanında, özellikle burada bir stratejik önemi de vurgulamakta fayda görüyorum. Şimdi biz ne yapıyoruz? Bazı milletvekili arkadaşlarımız “Türkiye ciddi bir terminal olmalıdır, köprü olmamalıdır.” diyor. Buna katılmak hiçbir şekilde mümkün değil çünkü Boğazları aşmanız için bir köprüye ihtiyacınız vardır. Köprü de önemlidir ama köprülerin yanlarında istediğiniz gibi terminal yapabilirsiniz. Yani, terminal olmak demek köprü olmama anlamına gelmez ve üstelik, bütün sistemi de kendiniz tüketemeyeceğiniz için, bu sistemin bir yerlere naklini öyle veya böyle uygulamaya koymak zorundasınız.

İşte bu noktada, Doğu’yu Batı’ya bağlayan, Doğu’yu Batı’yla bütünleştiren ve aynı zamanda Türkiye'nin her iki tarafta da, hem Avrupa Birliğine tam üyelik noktasındaki ilişkilerinde ve görüşmelerinde hem de doğunun ekonomik kalkınması ve doğuya yönelik yaptırımlar konusunda Türkiye’ye son derece kritik bir önem ve misyon da bu anlaşmalarla yüklenmiş olmaktadır. Bunu unutmamamız lazım. Nabucco’yu sadece bir doğal gaz projesi olarak düşünürsek çok büyük hata ederiz. Nabucco, Doğu-Batı arasındaki ilişkilerde Türkiye’nin önemini vurgulayan ve bu önemi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize). “Avusturya cumhuriyeti bulgaristan cumhuriyeti macaristan cumhuriyeti romanya ve türkiye cumhuriyeti arasında nabucco projesi hakkında anlaşmanın onaylanması (s.s.447)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2010-03-04-avusturya-cumhuriyeti-bulgaristan-cumhuriyeti-macaristan-cumhuriyeti-r (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
