# Grup önerisi hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim
- **Tarih:** 20 Temmuz 2010
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2010-07-20-grup-onerisi-hk

> Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti), 20 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 1.156 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu grup önerisinin aleyhine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Ben de konuşmama başlamadan önce, özellikle, Hakkâri’de şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine ve tüm ülkemize de başsağlığı diliyorum.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nin hakikaten son derece önemli geçim kaynaklarından bir tanesi çay ürünü. Az evvel, benden evvel konuşma yapan Sayın Grup Başkan Vekilinin de söylediği gibi Doğu Karadeniz’in tarım açısından iki tane önemli ürünü var, bunlardan bir tanesi fındık, bir tanesi çay.

Yalnız bilgileri tazelemek ve gerçek anlamda çay sektörünün nerede olduğunu bilmek açısından bazı yanlış bilgileri düzelterek ilk önce sözlerime başlamakta fayda görüyorum. Sizlerce de bilindiği gibi, Türkiye, 1984 senesine kadar çay sektörünü sadece Tekel bünyesinde, yani ÇAYKUR bünyesinde hem üretim hem de imalat kısmını yürütmüş, ilk defa 1984 senesinde, çay, özelleştirilmek suretiyle özel sektöre açılmıştır. ÇAYKUR’un toplam günlük kapasitesi 6.500 ton yaş çay işleme kapasitesidir. Bunun yanında, o zamanki gerekli düzenlemeler zamanında yapılmadığı için, özel sektör olarak Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin vilayetlerinde olmak üzere 360’a yakın irili ufaklı özel sektör fabrikası, yaklaşık 10 bin ton kapasiteli özel sektör fabrikası kurulmuş, maalesef bu fabrikaların şu anda yarısından çoğu çalışmıyor, çalışanların da belirli bir kısmı yüzde 100 kapasiteleriyle çalışmıyor.

Son beş yıllık sürece baktığımız zaman “toplam yaş yaprak alımı” dediğimiz miktar yaklaşık 1,2 milyon ton civarında. Bu, 1 milyon 210 bin, 1 milyon 220 bin, 1 milyon 190 bin tonlar civarında seyrediyor, geçtiğimiz yıl da 1 milyon 200 bin ton civarında oldu. İlk söz alan MHP sözcüsü Süleyman Bey’in söylediği gibi bu sene rekoltede herhangi bir düşüklük söz konusu değil. Birinci sürgünde şu anda toplanan, yani mayıs ve haziran ayında toplanan çay 396 bin ton -ki birinci sürgün bu- yaklaşık 3,5 sürgün ürün alındığı için bu seneki beklenen rekolte de yine 1,2 milyon ton civarında gerçekleşmiş olacak.

Aslında, burada, öncelikle üzerinde durmamız gereken ana konulardan bir tanesi şu: “Çay sektörü yaş yaprak olarak gerçekten çay çiftçisini geçindirebilecek bir ürün müdür değil midir?” konusunu netleştirmemiz lazım. Benden önce de söylendi, toplam 210 bin aile çay sektörüyle ilgileniyor. Yaklaşık 1 milyon 200 bin tonluk rekolteyi 210 bine bölerseniz, yılda 5,6 ton çay verebilir her aile. 5,6 ton çayın bugünkü fiyatları, desteklemeleriyle beraber 5.600 lira. İşte gübrelemelerini, vesairelerini çıkartırsanız diyelim ki 4.800 lira olsa aylık girdisi 400 liraya tekabül ediyor. Peki, bunun fiyatını mevcut hâliyle değil de 2 katına çıkarmış olsak, 1 lira değil de 2 lira yapmış olsak bir geçim kaynağı olabilir mi? Yine olamaz, o zaman da 800 lira almış olur. İşte, çay sektörünün yalnız başına bir geçim kaynağı olmadığını ve dolaylı olarak sektörden, özel sektör marifetiyle ve ÇAYKUR’da çalışan, emekli olan insanlar vasıtasıyla bir gayrisafi millî hasıla oluşturduğunu öncelikle iyi bilmemiz lazım.

İkinci nokta: Bölgemizde yaşayan nüfusun, özellikle yaşlı nüfus vefat ettikten sonraki tarımsal alanların sistematik olarak bölünmesinin getirdiği sonuç da maalesef çaylık alanlarını heba etmiş durumda. 300 metrekare, 500 metrekare, 600 metrekare, 800 metrekare gibi alanlar bölündükten sonra bir geçim kaynağı olmadığı için bakımsızlık ürünü hâline gelebilmişlerdir.

İşte, bu noktada verilen önergenin içerisinde “çay üreticilerinin sorunlarının araştırılarak” yerine “çay sektörünün sorunlarının araştırılması” gibi bir ifade kullanılmış olsaydı bence çok daha doğru bir araştırma önergesi olabilirdi, çünkü çay sektörünün problemi sadece üreticiden kaynaklanmıyor. ÇAYKUR’un kendi bünyesinde problemi var, özel sektörün kendi bünyesinde problemi var. Bu ve benzeri problemlerin çözümüne yönelik de yapılmış bir dizi çalışmalar var.

Bakın, Sayın Akif Hamzaçebi’nin az evvel söylediği Ulusal Çay Konseyi Başkanı benim ve 2008 senesinde, özellikle Resmî Gazete’de, bütün konseyleri bir araya getirmek suretiyle ve özellikle de konseyleri daha aktif hâle getirebilmek için, Başbakanlıkla, Tarım Bakanlığında yaptığımız bir çalışmadan sonra son derece önemli bir konsey konsepti ortaya koyduk ve bu Konsey, diğer kurulmuş konseylere ve bizden sonra kurulan konseylere de örnek teşkil etti. Yani, bir manada sadece konsey statüsünde değil, aynı zamanda üst kurul statüsünde gibi çalışabilecek özelliklere haiz hâle getirdik.

Yine Sayın Hamzaçebi’nin söylemiş olduğu, şu andaki gıda kodeksi dâhil olmak üzere her konuda, Ulusal Çay Konseyi, bu meseleleri anında Tarım Bakanlığına ve ilgili birimlerin tamamına göndermiştir ve onlarla ilgili bütün bilgileri ve dokümanları da her an size sunmaya hazırım. Ancak buradaki yanlış anlaşılan nokta şudur: Bir paketin üzerine, hangi tesiste üretildiği ibaresini yazmak çok kolay bir şey değildir çay sektöründe. Sektörü bilirseniz öyledir. Çünkü neden? Bir firma paketlemecidir, on tane ayrı üreticiden mal alır. On tane üreticinin hangisinin pakete koyulduğu meselesi bilinebilir özelliğe sahip bir özellik değildir. Ya bunları tek tek harmanlama yapacaksınız, ki o zaman lezzet problemi yaşarsınız, sürgünlerin lezzet farklılıklarından kaynaklanan problemler yaşarsınız… O nedenle, paketleme ve kodeks konusuyla ilgili biz Ulusal Çay Konseyi olarak ayrıca bir fikir geliştirerek bunu, zaten, ilgili birimlere de ulaştırdık. Ancak bundan çok daha önemli bir konuyu hazır yeri gelmişken sizlerle paylaşmak istiyorum.

Geçtiğimiz senenin başında olmak üzere, çay sektörüyle ilgili ne kadar sivil toplum kuruluşu var ise, buna siyasi partiler de dâhil olmak üzere, Ulusal Çay Konseyi ve Rize Ticaret Borsası, Trabzon Ticaret Borsası dâhil olmak üzere, yaklaşık yüz seksen saatlik bir çay kanunu taslağı çalışması yaptık. Bunun içerisine özel sektör problemleri, üretici problemleri, tekel olarak ÇAYKUR’un problemleri, markalaşma problemleri, uluslararası arenadaki gelişmelerin problemleri, hepsini masaya yatırdık ve bir kanun taslağını ortaya çıkardık. Bu kanun taslağını, Türkiye genelinde toplam 800 tane kuruma görüş sunmaları üzere gönderdik, buna siyasi partiler dâhil, yani Karadeniz Bölgesi’yle ilgili olan vilayetlerdeki bütün partiler de dâhil, sivil toplumlar da dâhil. 800 tane görüşe sunduğumuz kurumdan 112 tane görüş geldi bize, cevap. Bu gelen 112 tane cevabın içerisinde ortak özellikleri ayırdık ve 65 tane kurumu, görüş veren bütün kurumların hepsini tekrar topladık. Bu görüşlerinizi hangi gayeyle veriyorsunuz, bunlardaki beklentileriniz nelerdir, çözüm önerileriniz nelerdir konusuyla ilgili görüşlerini tek tek bütün herkese sorduk. Onlardan gelen nihai görüşleri, tekrar, yine Ulusal Çay Konseyi, Rize Ticaret Borsası ve Trabzon Ticaret Borsası olarak, en son nihai kanun taslağı hâline getirmek suretiyle ilgili kurumların yine görüşüne açtık. Ancak, ilk günden son güne kadar olayı hiçbir zaman siyasallaştırma düşüncesinde olmadığımız için, bir sivil toplum çalışması olarak yürüttüğümüz için, özellikle hem borsalar hem de Ulusal Çay Konseyi olarak gündeme getirdiğimiz çalışmayı, hatta ki hatta, bu konuyla ilgili dünyadaki tecrübeli olan ülkeler dediğimiz Sri Lanka, Hindistan, Kenya, Çin, Endonezya gibi ülkelerin bir kısmını yerinde ziyaret etmek suretiyle ve partilerin il başkanları da dahil olmak üzere, yerinde ziyaret etmek suretiyle değerlendirmelerini yaptık. Ama iş ne zaman ki siyasi cenaha çekilmeye başlandı, bir sivil toplum çalışmasından öteye çıktı, biz de bu ana kadar yapılmış olan çalışmayı, bir sivil toplum çalışmasından çıkartılmaması için geçici bir süreyle geriye çektik.

Ama, ben inanıyorum ki, er veya geç, çay sektörünün -sadece üretici açısından değil- bu problemini çözecek olan bu kanun, sadece çay sektörüne hizmet etmeyecek, fındığa da hizmet edecek, kayısıya da hizmet edecek, pamuğa da, üzüme de, hepsine de hizmet edecek ve siyasetin etkisinden tamamen tarımı çekebilecek bir mekanizmadır. Eğer bu konuyla ilgili araştırma merakınız varsa, Rize Ticaret Borsasının sitesine girebilirsiniz, yoksa taslağı benden istiyorsanız hepinize bunu mail yoluyla da gönderebilirim.

Şuna inanıyoruz ki, bu çalışmanın sonucu Türkiye’nin tarımını kurtaracak önemli çalışmalardan bir tanesidir. Velev ki bunun içerisinde kurulmasını hedef olarak göstermiş olduğumuz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim tutanağı, 20 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2010-07-20-grup-onerisi-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
