# 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** Behçet Yıldırım (Halkların Demokratik Partisi, Adıyaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2017
- **Gündem:** 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=64814
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/behcet-yildirim-26-2017-12-17-2018-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2016-yili-merkezi

> Behçet Yıldırım (Halkların Demokratik Partisi), 17 Aralık 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 897 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HDP GRUBU ADINA BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler, sağ olun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben bugün sağlık bütçesi üzerindeki konuşmamı haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde rehin tutulan Grup Başkan Vekilim, meslektaşım Doktor İdris Baluken’e adıyorum. (HDP sıralarından alkışlar) Bu vesileyle, tutuklu eş genel başkanlarımı, milletvekili arkadaşlarımı buradan yürekten selamlıyorum, onlar günbegün yükselen değerlerimizdir. Aynı şekilde, bizleri ekranları başında izleyen değerli halkımı, meslektaşlarımı, sağlık emekçilerini saygıyla selamlıyorum.

Evet arkadaşlar, sağlık üzerine konuşuyoruz. Sağlık, Dünya Sağlık Örgütüne göre ruhen, bedenen ve sosyal olarak tam iyilik hâlidir. Peki, ülke olarak, toplum olarak sağlıklı mıyız? Tereddütsüz hayır. Bedenen iyi olabiliriz, ruhen ve sosyal olarak iyi hâlde olmadığımızı iddia ediyorum. Bu düşünceme çoğunuzun katıldığını da rahatlıkla söyleyebilirim.

7 Haziranda tek başına iktidar olamayan, özellikle 15 Temmuz darbe girişimini “Allah’ın lütfu” olarak değerlendiren AKP ve saray iktidarı OHAL ve kanun hükmünde kararnamelerle toplumu germiş, kutuplaştırmış, kendisi gibi düşünmeyenleri ötekileştirmiş, ülkeyi âdeta barut fıçısına döndürmüştür. Bu kutuplaşmış ve gergin ortamdan bir tek iktidar karşıtları değil, iktidar yanlıları da mutsuz, dolayısıyla sağlıksızdır.

Bir toplumun bir kesimi mutsuzsa diğer kesimin mutlu olması düşünülemez. Bu ortamdan saray da etkileniyor, kentler de etkileniyor, köyler de etkileniyor, sokak da etkileniyor. TÜSİAD bile son açıklamasında “Bize para puldan ziyade güvenlik lazım, barış lazım.” diyerek OHAL’in kaldırılması gerektiğini söyledi. Bu gergin, kutuplaşmış ortamdan kurtulmanın çaresini Meclis yazmalı, biz hekimler yazmalıyız.

İki buçuk yıldır Meclisteyim ve bugüne kadar Sağlık Komisyonu bir gün bile toplanmadı. Önceki Sağlık Bakanı verdiğimiz bir gensoruda kendisini “savaş bakanı” olarak tanımlamıştı, onu geçiyorum zaten ama yeni Sağlık Bakanımız zamanında da bu Komisyon hiç toplanmadı. Eğer komisyonlarımız çalışıyor olmuş olsaydı maddi konulardan ziyade toplumsal barışı nasıl sağlayabilirizi tartışırdık, atanamayan sağlıkçıları tartışırdık diyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün ülke resmen tekçi zihniyetle saraydan yönetilmektedir. Cumhurbaşkanını çok kutsuyor olabilirsiniz, buna saygı duyuyorum ama onu gerçekten seviyorsanız onun yanlışlarını, branşı olmadığı konularda yanlış demeçlerini düzeltmelisiniz. AKP Grubu içerisinde hiç doktor yok mu? Özellikle sağlık konusunda verdiği yanlış demeçlerini birinizin eleştirdiğine şahit olmadım.

Aile planlaması üzerine gaf üstüne gaf yapıyor; kürtaja karışıyor, çocuk sayısına karışıyor. Aile planlamasının nüfus planlaması olmadığını söyleyin kendisine bir zahmet. Geçenlerde “Terörist aileler 10-15 çocuk doğuruyor, siz niye doğurmuyorsunuz?” mealinde bir şeyler söyledi. Bir annenin 10-15 çocuk doğurmasının hem anne için hem bebek için dünya kadar riskler taşıdığını bir hekim kendisine hatırlatmalıydı. Yok, 10-15 çocuk için çok eşliliği savunuyorsa o daha da büyük bir garabettir.

MEHMET ALTAY (Uşak) – Kaç kardeşsin?

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) – Cumhurbaşkanına şunu sormadan geçemeyeceğim: Siz jinekolog musunuz, siz profesör müsünüz, bilmediğimiz bir akademik kariyeriniz mi var? Ama suç Sayın Cumhurbaşkanında değil, suç sizlerde arkadaşlar, suç sizlerde, size bu konularda bilgi sunmayan veya sunma cesareti göstermeyen danışmanlarınızdadır, doktorlarınızdadır.

Toplum ve ülkenin sağlığı için buradan bir öneride bulunuyorum: Sayın Cumhurbaşkanım, saraya başta muhtarlar olmak üzere herkesi, her kesimi davet ediyorsunuz; genişletin, olabilir, genişletin. Sizin söylediğiniz her sözü, cümleyi alkışlayanlardan, sizi pohpohlayanlardan ne size ne de ülkeye hiçbir hayır gelmez. Bir fetva çıkarın diyorum, sizi gerçekten eleştirebilecek, yanlışlarınızı yüzünüze karşı söyleyebilecek birilerini davet edin. Eleştiriye, öz eleştiriye açık olun; bu hem size kazandırır hem de ülkeye kazandırır düşüncesindeyim.

Değerli milletvekilleri, sağlık sadece hastanede başlayan ve hastanede biten bir süreç değildir. “Bilmem Sağlık Bakanlığına şu kadar bütçe ayırdık, bu kadar bütçe ayırdık, bütçenin şu kadarını personel giderine, şu kadarını genel harcamalara ayırdık.”la bu işi çözemezsiniz. Niye çözemezsiniz? Çünkü sağlıklı birey, sağlıklı toplum sadece bütçeden Sağlık Bakanlığına ayrılan payla, sadece rakamlarla izah edilecek bir durum değildir. Bütçenin hepsini Sağlık Bakanlığına ayırsanız dahi bu politikalarla toplumun sağlığını düzeltemezsiniz. Yürüttüğünüz politikalarla toplumun sağlığını bozuyorsunuz. “İstikrar, istikrar” dediniz, bütün istikrarsızlığınızla, yarının belirsizliğiyle halkın sağlığını bozdunuz, bozmaya devam ediyorsunuz.

Asgari ücretin 1.400 TL olduğu bir ülkede işçinin, emekçinin sağlıklı olmasını nasıl beklersiniz? Kamudan haksız, hukuksuz bir şekilde ihraç ettiğiniz bir insanın sağlıklı olmasını nasıl beklersiniz? “Her an kanun hükmünde kararnameyle işimden, aşımdan olabilirim.” hâletiruhiyesiyle yaşayan bir insandan sağlıklı olmasını nasıl beklersiniz? Başına her hâlin gelebileceği OHAL yönetimindeki bir ülkenin sağlıklı olmasını nasıl beklersiniz? Şiddet ve savaş sarmalına sürüklediğiniz siyasi iklimden bu ortamda can veren insanlar olduğu sürece sağlıklı bir toplumsal yapı nasıl beklersiniz? HES’lerle, maden ocaklarıyla çevresini kirlettiğiniz, yaşam alanlarını bozduğunuz insanlardan sağlıklı olmasını nasıl beklersiniz? Barış isteyen, başta akademisyenler olmak üzere herkesi işten atarsanız, sınavda 90 puan alanı eleyip 50 puan alanları mülakatla işe yerleştirirseniz, bugün Parlamentonun 3’üncü büyük partisi olan HDP’nin eş genel başkanlarını, milletvekillerini cezaevinde rehin tutarsanız, her gün vekillerin vekilliğini düşürmeye kalkarsanız ve halkın yüzde 80, yüzde 90 oylarla seçtiği belediyeye el koyarak, eş başkanlarını içeri atıp yerlerine kayyum atayarak; kayyum olarak vali, kaymakamlar atayarak sağlıklı bir ortam yaratamazsınız. Yüz yıllık Kürt sorununu “kürdistan” “Kürt illeri” “Amed” “Dersim” kelimelerini kullanan milletvekillerini Meclisten atarak, cezalar vererek sağlıklı bir ülke yaratamazsınız. Kürt düşmanlığı üzerinden içeride çete kalıntılarıyla, mafya bozuntularıyla, faşist çevrelerle; dışarıda dün “katil” dediğin, Orta Doğu’yu kana bulamakla suçladığın Esad’la iş birliğine hazır olduğunu deklare ederek toplumsal barışı ve sağlığı sağlayamazsınız. Kısaca, yürüttüğünüz yanlış politikalarınızla toplum sağlığını bozdunuz, toplumu hasta, hastanelik ettiniz.

Sağlıklı bir birey, sağlıklı bir toplumdan bahsetmek isterseniz bunun ön adımı barış ve huzur ortamının sağlanmasına yönelik politikaların bir an önce yürürlüğe girmesidir. Savaş ve şiddet ortamında ne sağlıklı bir birey olur ne de sağlıklı bir toplum. Savaş bütçesi hazırladığınız zaman işin doğası gereği eğitime, sağlığa, adalete yeterli imkân ve zaman ayıramazsınız.

Bütçeye bakıyoruz: Sağlığa 37 milyar, güvenliğe 90 milyar ayrılmış bir bütçeyle karşı karşıyayız. Bakın, bugün atama bekleyen, çoğu açıkta 450 bin sağlık çalışanı var, 450 bin. Güvenlik soruşturması nedeniyle bekletilen binlerce doktor, hemşire, ATT, tıbbi sekreter, teknisyen vesaire sağlık emekçisi var. “Paramız var.” diyorsunuz. Maliye Bakanı nerede?

---

**Kaynak gösterme:** Behçet Yıldırım (Halkların Demokratik Partisi, Adıyaman). “2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behcet-yildirim-26-2017-12-17-2018-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2016-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=64814

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
