# Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Behiç Çelik (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mart 2008
- **Gündem:** BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.117)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2008-03-05-buyuksehir-belediyesi-sinirlari-icerisinde-ilce-kurulmasi-ve-bazi-kanu

> Behiç Çelik (MHP), 5 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.117)); konuşma 828 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 117 sıra sayılı Yasa Tasarısı üzerinde konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu konuda birçok eleştiriler oldu. Dün hep birlikte Genel Kurul salonunda yaşadığımız gerginlikler oldu. Ama, bunun yanında belirtmek durumundayım ki, özellikle ben Mersin Milletvekili olarak yaşadığımız iki güzellik oldu. Birincisi, Mezitli’mizin, yaklaşık, çevresiyle birlikte 120 bini geçen Mezitli’nin, yani Mersin kentinin batısının bir ilçe hüviyetine kavuşmuş olmasından sonsuz haz duyduk ve ikinci konu da Arpaçsakarlar ve Yalınayak beldelerimizin bağlılıkları değişti ve kurulmakta olan Toroslar ilçesine bağlandı. Bu ikisi Mersin için gerçekten önemliydi. Bundan dolayı Genel Kurula ve katkıda bulunanlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, tasarının 3’üncü maddesinin altıncı fıkrası, benden önceki konuşmacının da ifade ettiği gibi, 2380 sayılı Yasa’nın nüfus kıstasına ilişkin hükümlerini değiştiriyor. Burada, tabii İçişleri Bakanlığının İller Bankasına ve Maliye Bakanlığına bunu bildireceği, yıl sonunda ve takip eden yılbaşından itibaren de bunun uygulanacağına ilişkin bir amir hüküm getiriyor ki bunun yapılması zaten yeni nüfus tespiti açısından lüzumlu bir düzenleme.

Şimdi, Türkiye’de belediyeciliğin, aslında birçok ülkenin daha ulus olarak tarih sahnesine çıkmazdan önce var olduğunu görüyoruz. Daha 1848’li yıllarda İstanbul Şehremaneti’ni, Dersaadet Şehremaneti’ni görüyoruz. 1856’da Fransa’dan getirilen bir heyetin İstanbul’da yaptığı bir çalışma var. “İntizamı Şehir Komisyonu” diye adlandırılan, “La commission municipale” adıyla Fransızca, Fransız heyetinin çalıştığı yapı üzerinde İstanbul altı daire-i belediyeye ayrılıyor ki, 6. Daire-i Belediye olan Pera, şimdiki Beyoğlu Türkiye’de ilk belediye adını alan kent olarak veya şehrin bölümü olarak önümüze çıkıyor. Demek ki 1848’lerden başlayan bu hareket 1864 Vilayat Nizamnamesi, takip eden yıllarda, 1911’de çıkan bir kanunu muvakkatle güçlendirilmiş ve cumhuriyete bu hâliyle intikal etmiştir.

Aslında erken cumhuriyet dönemi Türkiye’de gerek genel idarenin yeniden yapılanması gerekse Türk belediyeciliğinin veya Türk yerel yönetimciliğinin ilk güzel uygulamalarını içermektedir. Erken cumhuriyet dediğimiz dönem, daha cumhuriyeti yeni kurduk, birinci yılında, 21’inci yüzyılda dahi köylerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde -birkaç düzenleme yapmak kaydıyla- 442 sayılı Köy Kanunu var 1924 tarihli, harika bir kanundur ve 1924’lü yılları aşan bir kanundur. Büyük Atatürk’ün Türk toplumuna en büyük armağanlarından biridir. Bu, maalesef hep gözden kaçan bir husustur. Bunu uzmanları çok iyi bilir. 1930 tarihli ve 1580 sayılı Belediye Yasası var. O Yasa’nın 1’inci maddesi belediyenin ne anlama geldiğini çok iyi tanımlar. Der ki: “Belde halkının mahallî ve müşterek ihtiyaçlarını tanzim ve tesviye ile mükellef hükmi bir şahsiyettir.” Aynen böyle tanımlar.

Yeni Belediye Yasası’nda bu hususlar korunmakla birlikte, organlarının seçimle geleceği ve idari ve mali özerkliğe sahip olacağı da bu tanımın içine ilave edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1928 yılında Umuru Belediyeye Müteallik Ahkâmı Cezaiye Kanunu çıkarılmıştı, bu belediyelere ilişkin suç işleyenlerin cezalandırılmasına ilişkin. Bu Yasa hâlâ duruyor, bunun yeniden düzenlenmesi gerekiyor bir yerel yönetim anlamında. Fakat, arz ettiğim gibi, Özel İdare Yasası daha uzun yıllar eski hâlinde devam etmekle birlikte en son, yanılmıyorsam, 2004 yılında yürürlüğe girdi ve bu yasa aslında geçmişte uygulamalar ve Danıştay kararlarıyla çizilen yolun dışında birtakım dışarıdan dayatmalardan da esinlenen ve Türk milletinin millî ihtiyaçlarının dışında birtakım odaklara da hizmet eden bir özel idare yasası olarak karşımıza çıkıyor. Yani 1920’li, 30’lu, 40’lı yıllarda yapılan yerel yönetim düzenlemeleri, 2000’li yılların başında yapılan yerel yönetim düzenlemelerinin çok önünde olduğunu, burada bir yerel yönetimci olarak da vurgulamak isterim.

Sayın milletvekilleri, Atatürk zamanında, mesela 1930’lu yıllarda özel idarelerin genel bütçeden almış olduğu pay yüzde 20 düzeyindeydi, belediyelerin aldığı pay da -ki 400 civarında belediye vardı- yüzde 16’ydı, topladığınız zaman yüzde 36 yapar. Yani bütçenin yüzde 36’sını yerel yönetimler kullanıyordu. Şimdi yüzde 6’lara düşen bir durum var belediyeler açısından ve özel idarelere verilen pay hâlâ yüzde 1,12. Bununla mı biz yerele hizmet edeceğiz, halkımıza hizmet edeceğiz? Yerel ihtiyaçları, medeni ihtiyaçları yüzde 1,12 ile mi karşılayacağız? Yüzde 6’yla mı kanalizasyon, altyapı hizmetlerini yapacağız, şehircilik hizmetlerini yapacağız? O zaman önce gelirimizi güçlendirelim. Toplanan vergilere bakıyorsunuz, dolaylı vergiler maalesef gelir ve kurumlar vergisinin katbekat önünde; neredeyse toplanan, tahsil edilen verginin yüzde 70’ten fazlası dolaylı vergi konumuna gelmiş. Şimdi, siz bu topladığınız verginin yüzde 6’sını belediyeye verdiğiniz zaman bu belediyeler nasıl yapacak? Ankara Büyükşehir Belediyesi ortada. Dikmen Caddesi’nin dahi bakımını yapamayan, Atatürk Bulvarı’nın bakımını yapamayan bir belediye anlayışıyla karşı karşıyayız. O hâlde bunların hepsini bir bütün olarak ele almak ve ona göre çözüm üretmek durumundayız. Biz birbirimize lazımız. Bütün insanlarımız, Türk milleti birbirine muhtaçtır. Milletvekilleri olarak da biz, başkaları ne der, şu odak veya şu grup ne der diye değil, bütün milletin ihtiyaçlarına dönük, mahallî ihtiyaçlarına dönük bir belediyecilik, yerel yönetimcilik anlayışını oturtmak zorundayız.

Sayın milletvekilleri, 27 Şubat 2008 tarihinde İçişleri Komisyonunda ben konuşma yapamadım. Söz istedim. Sayın Kart acil bir işi olması nedeniyle benim yerime konuştu. Ondan sonra ben konuşacaktım, Sayın Başkan nedense söz vermedi. Orada aslında bu çalışmaların, elimizdeki kanun tasarısının nasıl yapılması gerektiği konusunda kendilerini aydınlatıcı kısa bir görüşümü arz etmek istiyordum. Buna engel olundu. Biz şunu arzu ediyoruz: Genel Kurulda olsun, komisyonlarda olsun, çalışmalarımızda iktidarın tasallutu veya ceberut tutumu altında çalışmak istemiyoruz. Herkesin burada milletvekili sıfatıyla eşit olarak katkıda bulunmasını istiyoruz. Onun için, Sayın Komisyon Başkanının bu tutumunu da huzurlarınızda arz etmek istiyorum.

Tasarının hazırlanmasında usul yönünden hatalar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 5 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2008-03-05-buyuksehir-belediyesi-sinirlari-icerisinde-ilce-kurulmasi-ve-bazi-kanu (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
