# İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Behiç Çelik (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim
- **Tarih:** 26 Haziran 2008
- **Gündem:** İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2008-06-26-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa

> Behiç Çelik (MHP), 26 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 818 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan 248 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimizi bildirmek için söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından belediyelere ve özel idarelere pay verilmesi hususu, Türkiye’de neredeyse yüz elli yıldır konuşulmaktadır. Belediyelere kaynak yaratan Belediye Gelirleri Kanunu, vergi, resim ve harçlar ile katılım payları ve ücretler oldukça önem arz etmektedir. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu bunu düzenlemektedir. Bütçeden ayrılan pay ise bir transfer hükmündedir.

3’üncü madde kapsamında transfere ilişkin hükümler ne getirmektedir, ona baktığımızda: Birincisi, paylar Maliye Bakanlığınca aylık olarak hesaplanacak. Bakanlık büyükşehir belediye paylarını doğrudan gönderecek. Yine Bakanlık özel idare ve diğer belediye paylarını ise tahsilatı takip eden ayın sonuna kadar İller Bankasına gönderecek. Ve dördüncü olarak, İller Bankası da müteakip ayın onuncu günü akşamına kadar gönderecek. Böylece payları süresinde göndermeyen kamu görevlileri hakkında da aylıktan kesme cezasını öngörmektedir.

Bu düzenlemeye biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak belediyelere kaynak aktarması yönüyle olumlu bakmakla birlikte, bu yasanın yetersiz olduğunu düşünüyoruz.

Sayın milletvekilleri, Türkiye’de ta Osmanlı döneminde, özellikle mahallî müşterek ihtiyaçların çağın şartlarına uygun olarak karmaşıklaşması ve artması nedeniyle belediyeler kurulması yönünde birtakım toplumsal ve diğer ihtiyaçlardan kaynaklanan bir istem ortaya çıktı. Özellikle Osmanlının denize kıyısı olan kentlerinde belediyecilik anlayışı yaygınlaşmaya başladı. Bilhassa, İstanbul’da ilk belediyecilik deneyimini görüyoruz, 1855 yılında İstanbul Şehremaneti olarak, bugünkü “büyükşehir” karşılığı. Bunun yanında 1858’de ilk defa “belediye” ismi geçen İstanbul Altıncı Daire-i Belediyenin kurulduğunu görüyoruz. İşte, 1855’lerden günümüze kadar geçen sürede belediyecilik Türkiye’de sürekli olarak terakki etmekle birlikte, maalesef, yerel yönetim hizmetlerinin sukut ettiği, yavaşladığı, kendisini yenileyemediği, geliştiremediği dönemlere de hepimiz tanık oluyoruz.

Kurtuluş Savaşı’nı yaptığımız ve cumhuriyetimizi kurduğumuz 1923 yılında Türkiye’de 374 belediye vardı. Bu 374 belediye… En son, biliyorsunuz, 5747 sayılı Yasa çıkıncaya kadar 3.200’ün üzerinde belediye mevcuttu ve tüzel kişiliğe sahipti. Ancak çıkarılan bu yasayla belediyelerin 1.120 adedi söndürüldü. Şimdi, bu belediyeleri söndürmekle aslında orada kültürü söndürdük, oradaki sosyal ilişkileri söndürdük, oradaki insanların kendi ilinin dışında başka kentlere göç etmesine ortam ve zemin hazırladık. Böylece özellikle “kırsal belediye” dediğimiz 863 belediyenin kapatılması Türkiye için gerçekten şu anda bir handikaptır ve “Terakki” dediğimiz 1855’ten günümüze gelen yerel yönetim sürecini ne yazık ki bu yasayla AKP İktidarı maalesef durdurmuş oldu. Aslında buna şaşmamak gerekiyor. Çünkü AKP İktidarının yerel yönetim anlayışı ilmî değil palyatif, kentleşme bilimine göre değil arabesk, tarafsız değil, adil değil, akli değil kayırmacı, tehditkâr, sosyal politikacı, istihdamcı değil sadakacı ve bunu daha da çoğaltabiliriz. İşte bu belediyecilik anlayışı Türkiye’yi âdeta kıskaca alıyor. Biz mahallî müşterek ihtiyaçlarımızı AKP’nin bu maalesef subjektif, kayırmacı anlayışı yüzünden geliştiremiyoruz ve insanlarımızın ortak ihtiyaçlarını karşılamaktan gittikçe uzaklaşıyoruz.

Ve yine hatiplerin ifade ettiği gibi, Ankara’daki uygulamalar ortada, İstanbul’daki ortada. Biz istiyoruz ki, belediyecilik kent bilimine uygun olarak yapılsın her yerde, Türkiye’mizde. Ama bu yapılmıyor. Tek uğraşılan konu, ihaleler, alt geçit, üst geçit, karpuz dağıtma, gıda dağıtma, top dağıtma gibi çok basit ve kent insanına bir şey vermeyen uygulamalar. Ama sosyal politikaların hepsine biz MHP olarak yürekten katılıyoruz. Bu konuda en ufak bir gelişmeyi de maalesef görmüş değiliz.

Ve sonuçta bu yapılan işlemlerin getirisi olarak oyu görüyorlar. Bu, kurnaz esnaf mantığının bir göstergesidir, ilmî değildir.

Ve sonuçta mahallî idarelerden başlayarak merkezî idareye doğru devam eden bu mantık silsilesi devleti âdeta yok ediyor ve millî devletimiz bir anlamda aşiret devletine, süfli devlete doğru gidiyor ve hukuk devletinden de uzaklaşarak ne yazık ki dayatmacı bir devlet anlayışına doğru yol alıyor.

Evet, kent biliminden nasibini alamamış iktidar, belediyeleri de kendisine benzetiyor. Tedricen gerileyen, köyleşen büyükşehirlerle ve il, ilçe belediyeleriyle acziyet ve vahamet kapımıza dayanıyor.

Şunu belirtmek lazım: Kentleri biyolojik varlık olarak gören bilim adamları, kentsel evreleri polis, metropolis, megalopolis, tiranapolis gibi aşamalara ayırırlar ve son aşama ise nekropolistir. Bu, kentin bir bakımdan madden ve manen çöküşünü ve harabeleşmesini anlatır. AKP’nin yerel yönetim başarısı olsa olsa nekropolistir. .

Sayın milletvekilleri, tekrar konuya dönersek, cumhuriyet tarihinde özellikle 1950’lerden itibaren belediyelerin yoğun bir borç batağına saplandığına tanıklık ediyoruz.

2380 sayılı belediye ve özel idarelere pay verilmesi hakkında Yasa’da ifade edilen rakam genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamının brüt olarak yüzde 9,25’iydi ve ilerleyen yıllarda, Kanun yüzde 12’ye kadar çıkmayı öngörüyordu, şimdi bu uygulanmadı. Bakınız, özel idarelere yüzde 1,20 verilmesi öngörülüyordu, bu da maalesef uygulanmadı ve gittikçe azaltıldı ve net olarak özel idarelere yüzde 0,80’e düşürüldü, belediyeler yüzde 9,25’lik brütün içinden yüzde 4,5’lara kadar inen oranda pay aldılar.

Bu yeni, şu anda gelen kanun teklifiyle belediyelere verilecek olan pay, aslında sadece matraha ÖTV’nin dâhil edilmesiyle sağlanan bir avantaj. Bunun dışında hiçbir avantaj getirmiyor. Böyle bir yasayı niye Genel Kurula getiriyorsunuz? Belediyelere ne gibi katkıda bulunacak? Sadece ÖTV matrahından dolayı katkıda bulunacak, başka hiçbir şey değil.

1992’de Tahkim Yasası çıktı, belediyelerin 5 milyar dolarlık borcu silindi ve takip eden süreçte yine, 4769 sayılı Yasa çıkarıldı ve belediyelerin dış borçlanması donduruldu. Şimdi, belediyeler 40 katrilyon TL kadar bir borçlanma içine girebilmektedir. Dolayısıyla, bu yasanın belediyelere gerçek anlamda bir avantaj sağlamayacağı ortada ama mantık olarak biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Behiç Çelik (MHP, Mersin). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim tutanağı, 26 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2008-06-26-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
