# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Behiç Çelik (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 15 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2009-12-15-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Behiç Çelik (MHP), 15 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 819 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 yılı bütçesinin Anayasa Mahkemesi ve Sayıştaya ilişkin bölümleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi hürmetlerimle selamlıyorum.

1961 Anayasası ile anayasal bir organ olarak yerini alan ve 1962 yılında kuruluşu tamamlanan Anayasa Mahkemesi kısmi değişikliklerle 1982 Anayasası’nın 146’ncı maddesiyle de yerini korumuştur. Burada, özellikle Anayasa Mahkemesi hakkında birkaç söz etmek isterim. Bilinmelidir ki Anayasa Mahkemesi Türkiye Büyük Millet Meclisinin üstünde değildir. Kanunların Anayasa’ya uygunluğunun denetimi sağlanırken zorlama yorumlarla kanun koyucunun yerine geçme teşebbüsleri bizatihi millet nezdinde yargı erkini maşerî vicdan mahkûm etmekte ve mahkemeye olan güven duygusu da bu suretle sarsılmaktadır. Bu sebeple, özellikle Anayasa değişikliklerinin esas yönünden ele alınarak hüküm verilmesi yine Anayasa’nın 148’inci maddesine açıkça aykırıdır. Bu hususa dikkat edilmelidir.

Diğer bir husus, başkan ve üyelerin seçimlerinde görevi hakkıyla yapacak bilgi, birikim, liyakat ve olgunlukta olmaları gereğidir. Temel hukuk nosyonundan yoksun olan kişilerin üyeliğe seçilmeleri Mahkemenin yıpranmasının temel nedenlerinden birini teşkil etmektedir. Önyargılar, siyasal düşünceler, güncel gelişmelerden etkilenmeyecek sağlam idrak ve iradeye sahip olmaları da şarttır. Yüksek Mahkemenin Değerli Başkan ve üyeleri özel hayatlarına dikkat etmek zorundadırlar. Bulundukları ortam, diyalog kurdukları şahıslar ve çevreler Mahkemeye bakışı doğal olarak etkileyecektir.

Şimdi, bakınız, Kurban Bayramı münasebetiyle Sayın Başkan, 3 üyesiyle birlikte, yanlarında Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la birlikte Hatay’a gidiyorlar. Hatay Ottoman Otel’de, yanılmıyorsam iki gün kalıyorlar. Konu İnternet’e düşüyor, gazeteler yazıyor. Böyle bir tablonun sonunda spekülasyon yapılmaması mümkün mü? Ne işiniz var sizin iktidar partisinin adamlarıyla? Diğer yandan, geçen yıl yaşanan Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt’ün dinlenme olayı kamuoyunu günlerce meşgul etti ama ortam dinlemesi yapabilen bir araçla dinleme yapıldığı meydanda iken bu da gündemden düşürüldü. Bu araçlardan on üç adet olduğu, teknik donanımlarının yüksek olduğu, doğrudan Başbakana bağlı olarak servis yaptıkları ifade ediliyor. Anayasa Mahkemesi üzerine bir karabasan gibi abanan iktidara karşı kendi itibar ve şerefini korumak öncelikle Anayasa Mahkemesinin değerli üyelerine düşmektedir. Yoksa, otellerde iktidarın bakanlarıyla iyi niyetli dahi olsa görüntü vermek, öyle zannediyorum ki sonuçta Anayasa hukukunun katli olarak algılanacaktır, mahkeme başkan ve üyeleri üzerinde de kuşkular artacaktır.

Değerli milletvekilleri, hazır, dinleme ya da telekulak demişken Anayasa’nın 20, 21, 22’nci maddelerinin çizdiği çerçeve içerisinde, Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun belirttiği suçlarla ilgili dinleme veya izleme yapılabileceği açıktır. Bu hukuki sınır her zaman aşılıyor. Siyasi ve ekonomik dinlemeler yapılıyor, muhalifleri sindirme amaçlı dinlemeler yapılıyor, sermayenin el değiştirmesine yönelik dinlemeler yapılıyor, ekonomik sömürgeleştirme, medyada karartma amaçlı dinlemeler yapılıyor ve mağduriyet edebiyatının gittikçe yerleştirilmesi amaçlı dinlemeler yapılıyor ve bunu besleyen inanç hortumculuğu takviyesiyle marazi bir ruh hâli birleşiyor ve korku diktatörlüğüne Türkiye götürülüyor. Şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu durum ne yazık ki böyledir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, anayasal organları hedef alan taciz kampanyalarıyla, gayrimeşru yollarla yaratılan baskı ortamlarıyla ve devletin bazı birimlerindeki kadrolaşmanın çeteleşmeye dönüşmesiyle devleti ve toplumu kuşatma altına alarak siyasi iktidarını sürdürme gafletine düşen AKP, Türkiye’yi bir kaos ortamına sürüklemiştir diyoruz. Nitekim bu açıklamalardan sonra, Yargıtayın dinlenmesi, bazı hâkim ve savcıların dinlenmesi korku diktatörlüğüne giden yolda mesafe alındığını kanıtlamaktadır. Üstelik tüm dinleme faaliyetlerinin tek bir merciye inhisar ettiği yönünde kuşkular ifade edilmektedir. Bu durum Hükûmetçe aydınlatılmalıdır. Dinlemeler hakkında Adalet Bakanlığına yönelttiğim soru önergesine neredeyse iki ay geçmiş olmasına rağmen hâlâ cevap verilmemiştir. Demek ki Anayasa Mahkemesi kendini her ortamda töhmet altına alacak fiil ve davranışlardan, özellikle AKP’nin yarattığı kaotik ortamdan daha fazla kaçınmak zorundadır diyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1864 yılında Divanı Muhasebat olarak ilk defa Türk kamu yönetimi içinde tebarüz eden Sayıştay, yüz kırk beş yıllık geçmişiyle bugün yüksek mali yargı mercisi olarak ve anayasal bir kurum olarak mevcudiyetini devam ettirmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi adına mali denetim ve kesin hüküm mercisi olan Sayıştay, görevlerini hakkıyla yerine getirememektedir. Somut örnekler verebileceğimiz gibi, denetimlerde personel eksikliği nedeniyle uzun süreli gecikmeler yaşanmakta, zaman aşımına yol açılmaktadır. AKP, kamu mali denetimini denetimsizliğe dönüştürmüş, bakanlıkların teftiş kurullarına alenen savaş açmıştır. Hâlbuki Sayıştaya en büyük destek teftiş kurulları idi. Kalifiye denetim elemanları yetkisizleştirilmiş, Sayıştay Kanunu da 5018’e uyumlu hâlde çıkarılmamıştır. Denetimsizlikler nedeniyle kamuda art niyetlilere âdeta gün doğmuştur. Bu boşluk derhâl giderilmeli, kamu mali yönetimi zapturapt altına alınmalıdır.

Sayıştay Birinci Başkanı ile Başkan ve üyeleri hakkında da, yine Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri hakkında ifade etmiş olduğum görüşlerimi tekrar burada ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, biraz önce dinlemeden söz etmişken bir hususu burada belirtmekte fayda görüyorum: MİT, Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığındaki dinleme kayıtlarına el koyma kararına itiraz ederek Ağır Ceza Mahkemesini ziyarete gitmelerinin ardından bu ziyaretin baskı anlamı taşıdığını Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının açıklamasından sonra zor durumda kalmıştır. Ardından, Erzincan MİT Bölge Müdürü ve bir elemanının Erzurum’da tutuklanması da bu rahatsızlığı daha fazla artırmıştır. Bu da gösteriyor ki ciddi devlet kurumları -sadece yargı değil- örtülü bir savaşın içindedir. İktidar, acaba bu savaşın neresindedir? Tabloya bakınız: Yargı, polis, MİT vesaire. Hepsini saymaya gerek yok. Devletin bu saygın kurumlarını derhâl hukuki zemine oturtmak gerektiği aşikârdır. Aksi hâlde, toz duman içinde kavgalarla, gerilimlerle kimin başına ne geleceği belli olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Behiç Çelik (MHP, Mersin). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2009-12-15-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
