# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Behiç Çelik (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 22 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2

> Behiç Çelik (MHP), 22 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 835 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 497 sıra sayılı AKP anayasasının değişiklik teklifinin çerçeve 10’uncu maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşünü ifade etmek üzere söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, değişiklik, Anayasa Komisyonunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak görüşümüzü arz etmemize rağmen dikkate alınmadan, olgunlaşmamış bir zihniyetin ürünü olarak Genel Kurula kadar geldi.

Anayasa Komisyonunda zorlu bir maratondan sonra görüldü ki AKP kendi dökülen boyalarını tamir etmek için suni bir gündem oluşturmayı tercih etmiştir; AKP, iflasını gizlemek için kafa karıştırmayı tercih etmiştir, bölünmüş Türkiye’yi sağlamak için böyle bir yolu tercih etmiştir. Kamplaşma yaratmak istiyor, çıkış yolunu da burada arıyor.

Komisyonda 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun teklif hâlinde görüşülürken biz, iktidara “Acaba elinizde hazırladığınız gizli Anayasa değişikliği metinleri var mı? Acaba muhalefeti sindirerek tek parti diktasına giden düzenlemeler mi düşünüyor?” diye sormuştuk. Bu sorulara cevap yok, cevap verilmedi, ama Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz bunu bir kenara yazdık, not ettik.

Başbakanın 19 Nisan 2010’da basına yansıyan açıklamaları dikkat çekici, diyor ki: “2012 yılına kadar başkanlık sistemine geçebiliriz.” Hiç şaşırmadık. 2003 yılında “Başkanlık sistemi benim arzumdur.” diyen Sayın Erdoğan, Türkiye’de Hüsnü Mübarek rejimi kurmak için daha baştan kararlı olduğunu, her şeyi buna göre düzenlediğini, dış destek alarak kendini en güçlü gördüğü bugünlerde bu niyetini itiraf etmiştir. Bu itirafıyla aslında, Erdoğan’ın meşruiyeti de tartışmaya açılmalıdır.

Bu zihniyete sormak lazım: Başkanlık sistemi isterken federal sisteme geçiş mi istiyorsunuz? Madem başkanlık sistemi, niçin yargı bağımsızlığı veya hâkim teminatı ayaklar altına alınıyor? Türk Silahlı Kuvvetlerini adı başkanlık olan dikta rejiminize engel mi görüyorsunuz? Güçlü sivil toplum kuruluşlarının oluşmasını niçin engelliyorsunuz ya da olanları niçin bastırıyorsunuz? Toplum çıkarlarını değil, sivil dikta heveslilerinin çıkarlarını gözeten medyayı niye oluşturdunuz; üstelik suç işleyerek?

Aslında bu yapılanları biz biliyoruz, ibretle izliyoruz. Yüce Divan korkusu, hesap sorma ihtimali malum çevreyi rahatsız etmiş, tükenişlerinin işaretlerini vermeye başlamıştır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, AKP’ye bir nasihatte de bulunmak isteriz: Bakın, gelin bu çıkmaz yoldan geri dönün. En güçlü anınız en zayıf anınızdır. Mağdur olmayın, mağrur olmayın, sizden büyük Allah var. Böbürlenmeyin, tövbe edin. Bilin ki, sivil darbe heveslilerinin sonu hüsrandır.

Değerli milletvekilleri, içinde bulunduğumuz durum, siyasi iktidarın bu menfi girişimi, siyasal sistemi dönüştürme çabalarında kendisine engel gördüğü tüm anayasal kurumları ve organları bertaraf etme, değiştirme ve nihayet tahakküm altına alma girişimidir. Cümle âlem bilmektedir ki, esasen üç konuya önem verilmektedir. Böylece, suiniyet iyot gibi ortaya çıkmaktadır. Diğer keyfekeder maddeler, tabii ki, bu da onun yanında güzel gösterilerek sunulmak istenmektedir. Aslında, topluma sunulan ölüm övücülüğüdür; ölüm övücülüğü özendiriliyor.

2007 yılında gündeme gelen sivil anayasa tartışmaları tepkiler üzerine, yeterince olgunlaşmadığı düşünülerek soğumaya terk edilmiştir. Ancak iktidarın tepetaklak gitmekte olduğu bir süreçte yargı bağımsızlığından anladığı nedir? Yargı bağımsızlığı mı, adaletin iyi yönetimi mi, hâkim teminatı mı? Bu prensiplerin hepsi iktidarın tahakküm uygulamalarına feda edilmek istenmektedir. Tıpkı yandaş bürokrasi, yandaş medya, yandaş polis, yandaş iş adamında olduğu gibi yandaş yargı getirilmek isteniyor.

Değerli milletvekilleri, kuvvetler ayrımı devlet organları arasında üstünlük sıralaması olmayıp belirli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibarettir. Bununla bu da sınırlı ve medeni bir iş bölümüdür. İktidar Anayasa değişikliği ile buna aykırı bir davranış sergilemektedir. Bu tutum ve davranış dahi mevcut Anayasa hükümlerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir diğer husus da “dolanma” tabiridir. Yani “kanuna karşı hile” de diyebileceğimiz bu faaliyet, iktidarın suçüstü yakalandığının en önemli kanıtıdır. Mevcut kurulu rejimin, temel kıymet hükümlerimizin, siyasi müktesebatımızın, atalarımızdan bize miras kalan varlıklarımızın hile ile iktidar elitince gasbedilmek istenmesi asla kabul edilemez. Kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti, millî devlet, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü gibi, rejimimizi oluşturan temel üstün değerlerle oynamak doğal olarak kanuna karşı hiledir, kanunu ya da Anayasa’yı dolanmadır.

Tabiidir ki bu değişiklik açıkça Anayasa’ya aykırıdır. 20’nci yüzyılda, dolanma ile nice diktatöryel rejimler kurulduğu bilinmektedir. Bu sebeple bizde, Anayasa koyucu başlangıç ile ilk dört maddeyi mutlak koruma altına almıştır. Dolayısıyla kimliğini bulamamış bir iktidar fitne tohumlarını bin yıllık kardeşliğe ekerek Anayasa değişikliği yapmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, Anayasa değişikliği üzerinden gerilim siyaseti sürdürülmemelidir. Uzlaşma kültürü egemen kılınmalıdır, bu uzlaşmayla netice alınması tüm milletin hayrına olacaktır ama görüyoruz ki bu istenmiyor.

Değerli arkadaşlar, “Anayasa değişiklik teklifi” olarak sunulan metnin bir tasarı olduğunu da unutmamamız gerekir. Anayasa’nın açık hükmüne rağmen ve bir imza skandalından sonra tasarı içerikli bir teklif olarak komisyona havale edilmesi dikkat çekicidir.

Bas bas bağırıyorlar: “Hâkimlerin yönetimi var Türkiye’de, jüritokrasi var.” diye ama biz bakıyoruz, partizan bir yönetim ve baskıcı bir yönetim, kirlenmişliklerle bu mevcut düzenin adı “jüritokrasi” değil, olsa olsa plütokrasidir, oligarşidir, nepotizmdir.

Değerli arkadaşlar, dayatılan metin, hiçbir hukuki değer taşımamaktadır, Türk milletinin ihtiyacına değildir, tam bir AKP anayasasıdır. Bu dayatmalar karşısında diyoruz ki: Toplumu gerseniz de gidicisiniz, mağduriyet edebiyatı yapsanız da gidicisiniz, dikta heveslisisiniz, zaten gidicisiniz. Biz Türkiye’yi yıktırmayacağız, dimdik ayaktayız, milliyetçiyiz ve demokratız. Temiz toplum ve dürüst yönetim istiyoruz.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, dürüst yönetim için kuvvetli vurgu yapmıştır. Dokunulmazlıkların kaldırılmasını talep etmiştir. Parti kapatmalarında, şiddet ve terör unsuru dışında, yasak getirilmesini savunmuştur ve vekillerin bireysel sorumluluğunu dile getirmiştir. Siyasi ahlak yasasının çıkarılmasını talep etmiştir. YÖK Kanunu’nun değiştirilmesini istemiştir ve Alevi kökenli kardeşlerimizin taleplerinin karşılanmasına işaret etmiştir ama bunlar maalesef kale alınmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
