# Devlet yardımlarının izlenmesi ve denetlenmesi hakkında kanun (s.s.:523)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Behiç Çelik (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim
- **Tarih:** 13 Ekim 2010
- **Gündem:** DEVLET YARDIMLARININ İZLENMESİ VE DENETLENMESİ HAKKINDA KANUN (S.S.:523)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2010-10-13-devlet-yardimlarinin-izlenmesi-ve-denetlenmesi-hakkinda-kanun-s-s-52

> Behiç Çelik (MHP), 13 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET YARDIMLARININ İZLENMESİ VE DENETLENMESİ HAKKINDA KANUN (S.S.:523)); konuşma 505 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 523 sıra sayılı Tasarı’nın ikinci bölümü üzerinde şahsım adına konuşma yapmak üzere söz aldım. Hepinizi bu vesileyle saygılarımla selamlıyorum.

Bu bölüm, Devlet Yardımlarını İzleme ve Denetleme Kurulu tarafından hazırlanacak yıllık rapor bölümü, ilgili yönetmelik, Devlet Yardımları Genel Müdürlüğünün kurulmasına ilişkin hüküm, anılan genel müdürlüğün görevlerine ilişkin hüküm, kadro düzenlemeleri ve diğer uygulamalardan ibaret.

Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye bu hususa dikkat çekerken Hükûmet kanalıyla, aslında Avrupa Birliği adaylık sürecinde olan Türkiye'nin şu anda nasıl bir ekonomik ve sosyal tablo içerisinde olduğunu hatırlamakta yarar var. Türkiye, 2007-2010 döneminde tarihinin en dramatik daralmasını yaşamıştır ve bu daralmanın faturasını geniş halk kitleleri ödemiştir ve karanlık bir dönemi idrak etmiştir. Her ne kadar son bir yılda makroekonomik verilerde iyileşme görülse de bu durum geçici ve yanıltıcıdır. Türkiye'nin daha da bağımlılaşmasına yol açan kararlar, bu dönemin en önemli kanıtlarıdır. Kısaca, Türkiye, uygulanan politikalarla bağımlılaştırılmaktadır, diz çöktürülmektedir ve Türkiye pazarlanmaktadır. Bu ekonomik politikaların devamının dış politikaya, güvenliğe, millî savunmaya, velhasıl her alana menfi etkiler bırakacağı açıktır. O zaman şunu rahatlıkla diyebiliriz: Bir bütün olarak Türkiye, cumhuriyet tarihinin en karanlık yolunda hedefsiz, çaresiz, ezbere yürümeye devam ediyor.

Bir an için düşünelim: Türkiye’de her çocuk 6.700 dolar borçla doğuyor. Son sekiz yılda özelleştirmeden sağlanan gelir 44 milyar 300 milyon TL, bugünkü parayla 66 milyar 450 bin TL’ye tekabül ediyor. Bu tutarın nerelere harcandığına dair bir belge, bir tablo, bir cetvel sunulabilmiş değil.

Kamuda istihdam oranı yüzde 13,52’ye geriledi. Bu tutarın da nasıl yapıldığını, istihdam oranının nasıl düşürüldüğünü açıklayamıyorlar. Ama gelişmiş ülkelere baktığımız zaman bu oranlar yüzde 20 ila 40 aralığında cereyan etmektedir. Türkiye'de iş gücü sekiz yıllık AKP İktidarında olağanüstü ucuzlamıştır, saat başına -imalat sektöründe- 2,5 dolara gelmektedir.

Demek ki AKP İktidarı bir taraftan dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olarak Türkiye'yi överken bir taraftan ülkemizin 17’nci büyük pazar hâline getirildiğini ifade etmiyor ve açık veren, düşük kur politikası uygulayan, dayatmalara boyun eğen bir ülkede, aynı zamanda ihracat ithalatın altında kalmaya mahkûmdur.

Aslında burada önemli olan, ekonominin büyüklüğünü gösteren, küresel rekabet edebilirliktir. Buna baktığımızda Türkiye'nin çok gerilerde olduğunu da müşahede ediyoruz. O zaman, halk nasıl geçiniyor, buna bakmamız gerekiyor. Tüketici kredileri borcu Türkiye'de yüzde 225 artmış, takibe düşen tüketici kredilerinde artış yüzde 951’e çıkmış ve AKP’nin TÜİK’inin düzenlemiş verilerine rağmen işsizlik hâlâ en büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor ve çalışanların yüzde 43,3’ü kayıt dışı, bütçe açığı ilk altı ay içerisinde 15,5 milyar dolar ve kredi kartı borçları ise karşımıza 38,8 milyar TL olarak çıkmakta.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Çelik.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Bu, Türkiye’nin ekonomik, sosyal tablosu. Daha fazla rakam verebilirim ama süre yetersizliğinden veremiyorum. Böyle bir tablo içerisinde devlet yardımlarına ilişkin bir tasarı önümüze geliyor ve bunu konuşuyoruz. Burada, Avrupa Birliğinin bir dayatmasını yine görüyoruz. O hâlde burada şunu söyleyebiliriz: Avrupa Birliği, demek ki, bu tasarı yasalaştığı zaman devlet yardımlarını denetleyebilecek, yönlendirebilecek ve yeni bir bağımlılaşma koridorunu kendi ellerimizle açmış olacağız. Onun için, siz değerli milletvekilleri, Türkiye’nin her anlamda bağımsız olmasını sağlayıcı mevzuat çalışmalarını yapmanızı yürekten diliyorum.

Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Devlet yardımlarının izlenmesi ve denetlenmesi hakkında kanun (s.s.:523)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 13 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2010-10-13-devlet-yardimlarinin-izlenmesi-ve-denetlenmesi-hakkinda-kanun-s-s-52 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
