# Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Behiç Çelik (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 6 Ocak 2011
- **Gündem:** RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta

> Behiç Çelik (MHP), 6 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)); konuşma 837 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 568 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına konuşmak için söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bu hususta iktidar partisi şu görüşleri ifade etti alt komisyonda ve Komisyonda: “3984 sayılı Kanun eskimiştir.” dedi. Bugüne kadar 20 kez değiştirildiğine ilişkin ifade edildi. “Avrupa Birliği ‘Bilgi Toplumu ve Medya’ başlığıyla uyum için yeni bir kanun istemini belirtmektedir.” dedi. Frekans tahsisi meselesi çözülememiştir ve tahsis karşılığı tahsisat yapılamamıştır, bunu ifade ettiler. “Medya sahipliği objektif kriterlere kavuşturulamamıştır.“ ifadesini söylediler. “Rating ölçümleri meselesi çözülememiştir.” dediler. Kapalı devre televizyon yayıncılığı konusunun, ortada olduğunu ifade ettiler. Medya sahipliğinde yabancı sermaye payı hususunda atıfta bulunuldu, yayınlarda kapsama alanının coğrafya mı, nüfus mu olduğu konusu tartışmaya açıldı. Ceza sisteminin işletilmesi, RTÜK’e payların nasıl ayrılacağı, “Avrupa eserleri” kavramı, çevre, eğitim, kültür alanlarına daha fazla yönelme hususları, karasal yayın lisanslarının hâlâ verilememesi hususu, millî eğitimle ilgili payın kaldırılması, müeyyidelerde zaman aşımı meselesi, kamusal yayınların denetim dışılığı, reklamlarda düzensizliklerin ve istismarın giderilmesi, siyasi reklamların düzenlenmesi ve diğer hususlar. Bu hükümler, sekiz yıllık AKP İktidarının her alanda olduğu gibi radyo ve televizyon yayıncılığında da başarısızlığının birer örneğidir, kanıtıdır.

Şimdi, Genel Kurula sunulan yasa teklif ve tasarılarına, amaçlarına bir göz atalım. Göreceğiz ki iktidar tarafından devlet tüm kurumlarıyla tahrip ve yok edilmeye devam edilmektedir. Böyle bir anlayış olabilir mi? Bu Hükûmet Türk milletinin Hükûmeti olabilir mi? Rutubette çürütülmüş bir kumaş misali, devletin neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Düğmeye basılıyor, RTÜK kanunu isteniyor, bir sektör daha tahribat noktasına getiriliyor.

Değerli arkadaşlar, biz burada iyi niyet ararız. Mademki böyle bir tasarıya ihtiyaç vardı, sekiz yıldır bugüne kadar niye herhangi bir çaba gösterilmedi?

Değerli milletvekilleri, medya sektöründe habercilik doğal olarak en önemli daldır, uğraştır ama habercilik yapılırken burada halkın doğru bilgilendirilmesi asıl önemli olandır. Ama bunun tersi yapılırsa, habercilikte manipülasyona yol açacak uygulamalara girişilirse o zaman habercilik değerini yitirir ve uygar bir toplum olmamız asla manipülasyonlardan dolayı da mümkün olmaz.

Yayıncılıkta diğer bir önemli husus da, toplumsallaştırmadır; insanları birbirine kaynaştırma, sosyal ilişkileri kuvvetlendirmedir ve insanlarımıza umut vermek lazım. Umudu olmayan toplumlar her zaman çökmeye daha hazırdır. Onun için, motive etmek gerekir toplumu. Tartışma ve diyaloglarda farklı görüşlerden ve doğru insanları, toplumda saygınlığı kanıtlanmış insanlarla bu işi yapmayı hedef ve ilke almak lazım.

Elbette, eğitime çok önem vermek gerekir. Millî kültürün işlenmesi, geliştirilmesi oldukça önemlidir ama bunu yaparken eğer biz toplumda argoyu, basit olmayı ve insanları daha kültürlü, daha ulusal ve uluslararası normlarla donatılmanın dışında daha iptidai konuma çekecek bir kültürsüzleştirme ameliyesine tabi tutarsak yayıncılıkla, bu da çok tehlikelidir.

Ama bunun yanında diğer bir husus da, çok kültürlülük kavramıdır. Türkiye’de millî kültürü mutlaka en öncelikli olarak vermek zorundayız. Çok kültürlülük bir toplumun parçalanmasına giden yolda atılan bir adım olarak değerlendirilmelidir. Elbette yayıncılıkta eğlendirme amaç olmalıdır ama bunun yanında bütünleştirmeyi de önemsememiz gerekir. Bütün sayısal, istatistiki, ekonomik verilerin mutlaka doğru, anlaşılır ve açık olarak verilmesi iktiza eder ama bu hassasiyet ne yazık ki özellikle medyamızda gözükmüyor, çoğunlukla gözükmüyor ve bu, Türk milletinin doğru bilgilenmesi ve eğitimi açısından büyük noksanlık olarak karşımıza çıkıyor.

Doğal olarak medya sahipliğine ben vurgu yapmak isterim bu konuda. Egemen holding medyası, yabancıların yayıncılıkta daha fazla ağırlığını hisseder olmamız ve dışa bağımlılığın gittikçe artıyor olması, millî çıkarlar yerine zümre çıkarlarının, kişisel çıkarların ya da dış bazı güç odaklarının çıkarlarının yayıncılık yoluyla ön plana çıkartılması da yayıncılıkta diğer bir handikabımız olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülke güvenliği göz ardı edilmemelidir değerli arkadaşlar. Kurumlar tahrip edilmemelidir. Kurumlara yapılan saldırıları, nasıl iştihayla saldırıyorlar, nasıl geliyorlar, nasıl çekim yapıyorlar, bunları yakın birkaç yıllık geçmişte çok açık bir şekilde gördük. Kurumlar arası çatışma ve hatta kurum içi çatışmaları âdeta özendiren bir yayıncılık da günümüzde görünmeye başladı.

Dinleme ve izleme faaliyetleri âdeta kameraların, bazı kameraların, bazı yayın kuruluşlarının bu konudaki art niyetini de ortaya çıkarmış oluyor. Doğal olarak milletin bekası göz ardı ediliyor, genel ahlak göz ardı ediliyor, temel ahlaki değerler yıpranıyor, aile yapısı, aile kurumu aşınıyor ve genel sağlık böyle bir kötü ve yanlı yayıncılıkla tahrip ediliyor.

Sonuç olarak, Türkiye’de yayıncılık bir müstemleke medyası ve yayıncılığı hâline dönüşüyor, doğrudan ya da dolaylı ağır sansürü izleyebiliyoruz ve sonuçta yaratılan bir cinnet toplumu, psikolojisi bozulmuş yığınlar, katliamlar ve birbirlerine karşı hoşgörüsüz insanlar, ruh sağlığı bozulmuş kitleler ve sefahata özendirilen gençlik, fuhşiyatın ve pornonun vaka-i adiye hâline getirilmesi ve sönen ocaklar. Medya sektörü, bir kara delik gibi milletimizin tüm değer ve kaynaklarını bu şekilde yok etmekte, bize düşen ise medyayı kara delik olmaktan çıkarmaktır.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı, RTÜK’ü tarafsızlıktan uzaklaştırmaktadır, İktidarın âdeta sopası ve gücü hâline getirmektedir. RTÜK, kendi kurallarını kendi koyacak konuma getirilmektedir ve böylece yandaş medya yaratmada aracı kurum hâline getirilmektedir. 2011 seçimlerinde, bu tasarı yasalaştığı zaman, İktidarın, medyayı RTÜK kanalıyla kötü kullanmamasını özellikle buradan ikaz ediyorum. Toplumsal duyarlılıklara önem verilmesini ve RTÜK’ün, AKP’nin arka bahçesi olmamasını diliyorum ve RTÜK personelinin de diğer bazı kurumlarda olduğu gibi partizan memur konumuna getirilmemesi gerektiğini özellikle vurguluyorum. Takip edilecek.

Bundan sonra görüşeceğimiz diğer maddelerde sırasıyla değerli konuşmacılarımız ifade edecek, RTÜK’ün kendi yapısıyla ilgili hususlar var. Ben, bunlara değinmeden bu duygularla Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
